July 30, 2008
'Gerçek Nedir?' ve de 'Hangisi Daha Gerçektir?'
Her gece uykuya dalmadan önce başka bir dünyaya gitmekte olduğumu fark ediyorum. Buradan uzaklaşırken, sabahleyin ayrıldığım yere geri dönüyorum. Sanki bir dizi film izler gibi, uyanmadan önce nerede kimlerle neler yapıyorsam o ortama geri dönüyor ve kaldığım yerden devam etmeye başlıyorum. Ancak çoğu zaman sadece bu geçiş anlarını hatırlayabildiğimden, diğer hayatımın detaylarından habersizim. Ama pek bir numara da yok gibi açıkçası. Aynı buradaki gibi orada da bir başka sıradan hayat iyi kötü akıp gidiyor.
Brain in a Vat konsepti ile izah edildiği gibi, varlığa dair bütün algılarımız beyne ulaşan belli sinyallerden ibaret olduğundan, aslında bu iki hayatın hangisinin ne derece gerçek olduğu konusunda kesin bir şey söylemek de mümkün değil. Dahası, ortada ciddi bir kapasite ve akıl yürütme (reasoning) farkı da var. Mesela rüyada iken uyanık hale göre çok daha ileri seviyede bir zihni aktivitede bulunabilmek mümkün. Diğer yandan, rüya esnasında çok orijinal gelen, heyecan verici bir düşünce, uyandıktan sonra hiçbir anlam ifade etmeyebiliyor. Bu durum ise, hangi akıl yürütme sisteminin (ya da mantık kurallarının) (daha) "gerçek" olduğu sorusunu ortaya çıkarıyor.
En azından bu iki farklı ortamı karşılaştırmalı olarak sorgulayabildiğime göre, herhalde ben de varım diyebilirim. Ama neyin nesisin bilmedikten sonra varolmuşsun olmamışsın ne fark ediyor?
Okuyucu Yorumları (7)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Bence hayati tanimlama cabasinin icinde butunu parcalara bolme, daha sonra da sanki bu butunden bagimsiz varolabiliyorlarmis gibi bir algilamaya girmek cok olasi. Bu kisisel gozlemininizde de bence bir butunu iki bagimsiz fenomen biciminde algiliyorsunuz.
Su sekilde degerlendirilebilir mi bilmiyorum. Bu anda algiladiginiz hayata birinci gerceklik, ruyada yasadiginiza da ikinci gerceklik diyelim. Birinci gerceklikteki kurulu dunyanizda dorduncu boyut zaman ile sinirlandirilirsiniz. Bir "continium" icinde yasamak durumundasiniz. Isleriniz ardisik yapilir ve bazen bir olusun gerceklesmesi icin beklemek gerekebilir. Ama ikinci gercekliginizde, beyninize zaman kisitlamasi uygulanmaz. Bir saniye icinde hem ayaginizi bir kopegin dislerinden kurtarmaya calisabilir hem de bir japon geysa ile uzay aracinda saki icebilirsiniz.
Diger bir ayrim ise su sekilde olabilir. Dogdugunuz sene gordugunuz ruyalar da genellikle dogdugunuzdan beri bes duyu organiniza yapilan etkilerle ilgili olmali. Ruyanizda Yuri Gagarin'i gormeniz mumkun olmasa gerek. Gorebileceginiz seyler, bir gogus ucu, bir ilik sut, annenizin sesi ve evdeki cesitli gurultu ve fiziksel etkenlerin bir corbasi olmali. Ancak beyinsel gelisim (beynin fiziksel gelisimini kastediyorum) ile birlikte tecrubeleriniz hafizaniza belli bir kodda kaydedildiginden ruyalarinizda da cesitlenme, gelisme olmali. Bence burada ikinci gercekliginizin birinci gerceklikle ne kadar yakin oldugu beliriyor.
Baska farklar da olmali tabii. Ornegin birinci gercekliginizde beyin bir disiplin altinda calismaya zorlaniyor. Bir takim normlarimiz var. Mesela bu blogda birine cevap yazarken "ama" demekten kacin, "farkli baglaclar koy" gibi bir emir verebilirsiniz kendinize. Ikinci gercekliginizde boyle dertleriniz olmadigi gibi, yaptiklarinizin sonuclarina katlanmak gibi de bir kaygi duymazsiniz saniyorum. Ozgurlugunuzu kisitlayabilecek tek sey de beyninizin kapasitesi olmali. Ozgurlugunuz "baskalarinin ozgurgurlugunun basladigi yerde" bitmez.
"Neyin nesisin bilmek" derken ne demek istiyorsunuz tam anlamadim. "Dunyada varsak bir anlami olmali" gibi emprical bir degerin disa vurumu mu? Yoksa Eco'nun "Faucault Sarkaci"nda oldugu gibi evrende tek bir sabit nokta bulup herseyi onun uzerine insa etmeye calisma endisesi mi?
Ben rüya görmeye başladığımda "bu gördüklerim gerçek değil, bu bir rüya" deyip uyanırım.Ama geçenlerde gördüğüm bir rüya hem korkuttu hem de şaşırttı beni. Rüyamda kendimi, gördüklerimin bir rüya olmadığına inandırıp, "Aa evet rüya değil, gerçek" dedim. Uyandığımda çok şaşırmıştım.
Bilmem bu yazdığım "topsecret" formatına uydu mu?
Levent Bey:
"Ben varım" diyen bir insan şayet "ben"in ne olduğunu bilmiyorsa, o zaman neyin varolduğunu da tam olarak bilmiyor demek değil midir? Bu da varolmanın ifade ettiği anlamın tek başına bir değere sahip olamayabileceğini ima eder.
Besim Bey'in dedigi bana da olur nadiren. Cok hos bence. (Korkutucu olsa da).
Ben'in, sen'in ve biz'in farkinda olmayan bircok insan var zaten Serdar Bey. Insanlar baglaminda dediginize katiliyorum ve bunun sosyallesmis bir yaratik olmamizla iliskilendiriyorum.
Sizin son cumlenizi ben daha genel anlamda okudum. Mesela bir hayvanin ben bilinci yoksa varligi ve yoklugu farketmez diyebilir miyiz? Bence biz (insanlar) herseyi kendimize endeksledigimiz icin kendi bilincimizi hiyerarsik yapida yukariya koyuyoruz. Bununla beraber bizim belki de hic farkinda olamayacagimiz yasam algilari da olabilir.
Bize gore egosunun farkinda olmayan bir bira mayasi ornegin, tomurcuklanip kendi neslini devam ettirme yoluna girdiginde kendini anlamli kilmis olmuyor mu?
Belki de Descartes'in "dusunuyorum oyleyse varim" cumlesinden dusunmeyenin yok olacagini cikaramayiz. Felsefedeki her seyin zittiyla bulunmasi zorunlulugu belki de bir ipucu verebilir. Varligin tamamlayicisi yokluksa, varlik yoklukla beraber anlamlidir. Kendimizi kendimizle tanimlamaya calistikca kendimizi diger varliklardan daha anlamli gormemiz kacinilmaz olmali.
"Mesela bir hayvanin ben bilinci yoksa varligi ve yoklugu farketmez diyebilir miyiz?"
Hayvanın "Ben varım" demekte olup olmamasına göre değişir.
Bu konuda bir de rüya ile uyanıklığın (bakın gerçeklik demedim) iç içe geçebilmesi var. Mesela eskiden uzun yolda çok araba kullanırdım. Geceleri uyuklayarak araba kullandığım da çok olurdu. Bu konuda özellikle iki şeyin beni hayatta tuttuğunu söyleyebilirim: Birincisi, ABD'de yolların kenarlarında (çizgilerden sonra) tırtıklı bir asfalt bölüm bulunuyor olması. Tekerlek bu kısma geldiğinde fark edilmemesi pek kolay olmayan bir vızıltı sesi çıkarıyor ve araç da bir parça titriyor.
İkinci olarak da, rüyaları belirtebilirim. Birkaç kez rüyamda yapmakta olduğum kazayı gördüm. Örneğin, arkadan tırın birine hızla yaklaşmakta olduğumu görüp korkuyla uyandığımda, gerçekten de bir tıra hızla yaklaşmakta olduğumu görüp ani bir fren yaptığımı hatırlıyorum.
Tavşan deliği isimli belgeselde esasında yaşanılan dünyada gerçegin ne oldugu, gördüklerimiz ve algıladıklarımız arasındaki farkı gösteriyordu bizlere. Ülke TV'de geçenlerde yayınlandı belki tekrar yayınlanabilir.
Ayrıca gerçek nedir derken insan sorgulamaya başladı mı bazen kader konusuna geliyor. Gerçekten biz neden yaşıyoruz bu dünya gerçek mi gibi sorularla boguşurken yoldan dahi çıkabiliyor insan. Zaten kader konusu ile herkesin ilgilenmemesi gerektiği minvalinde birkaç söz duymuştum.
Gerçeklik nedir derken asıl gerçeklikten uzaklaşıyor muyuz ona bakmak lazım sanki.