June 1, 2008
Türk Filmleri (circa 2006-2008)
Son Türkiye gezisinde edindiğim VCD tedarikini yeni bitirdim.
Düşüncelerim şöyle:
Ata Demirer (Tek Kişilik Dev Kadro): Ata Demirer hoş, sempatik biri. Bu kadar yetenekli bir mukallit olduğunu daha önce bilmiyordum. (Avrupa Yakası gibi dizileri izlemiyorum.) Ancak Tek Kişilik Dev Kadro'daki esprileri pek tutmadım. ("Profesör alıştırdı" iyiydi ama.)
Duvara Karşı: Fatih Akın hikayesini çok iyi bir şekilde anlatabilen bir yönetmen. Duvara Karşı (özellikle bu açıdan) çok iyi bir film olmuş. Duvara Karşı'nın Türkiye'deki sinemaseverler adına en büyük talihsizliği, zannediyorum ki, basının günlerce Sibel Kekilli üzerinden yaptığı anlamsız yayınlar oldu. Bu yayınlar nedeniyle Duvara Karşı hala Türkiye'deki pek çok insanın zihninde (gerçekte hiç de öyle olmadığı halde) bir tür porno filmi imajına sahip.
Eve Giden Yol: Filmin ne başı belli ne de sonu. Hikaye nedir, ne anlatılmak isteniyor, hiçbir şey anlamadım. (Bkz.: Filmde plot yok.)
Haybeden Gerçeküstü Aşk: Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ'ın boşanma ile sonuçlanan evliliklerin tipik seyrini canlandırdıkları bir oyun. Hiçbir orijinallik göremedim. Benzerleri daha önce yapılmıştı, hem de birden çok daha fazla kez.
Kabuslar Evi, 2. Hikaye - Son Dans: Çağan Irmak'ın Kabuslar Evi serisinin ikinci hikayesi. Fena değil. Ama ilki sanki daha iyiydi.
Kısık Ateşte 15 Dakika: Çok beğendim. Bütün film sadece 15 dakikalık bir zaman dilimini anlatıyor olsa bile izleyicinin ilgisi herhalde sürekli canlı kalıyor. Hele Haluk Bilginer'in canlandırdığı karakter çok nadir rastlanabilen bir harikalığa sahip. Böyle dakikalarca gülmeyeli iki yıl olmuştu. Sırf Haluk Bilginerli dakikalar için tekrar izlemeyi düşünüyorum. Sahiden böyle bir şey olamaz. Dünyadaki tek örnek!
Kutsal Damacana: Şafak Sezerli bir Türk işi komedi. Başroldeki Fikret karakteri ile Cem Yılmaz'ın G.O.R.A.'sındaki Arif arasında çok fazla benzerlikler var. Film bütün olarak olmasa da tekil sahneler bazında değerlendirildiğinde fena sayılmaz.
Maskeli Beşler Kıbrıs: Ocean's 11 bozması 10 para etmez bir Türk filmi. Maskeli Beşler'in ilk filmini de izlemiş, onu da beğenmemiştim. Bir de Maskeli Beşler Irak varmış. Herhalde onu da izleyip onu da beğenmeyeceğim. (Türkiye'ye geldiğimde altı salonlu bir sinemanın müdürlüğünü yapan bir arkadaşımla görüşmüştüm. Bana ciddi filmlerin hiç tutmadığını, bu nedenle daha çok komedi filmlerini gösterime sokmak durumunda kaldığını söylemişti. Yani 'piyasa' daha çok bu "Ha ha ha hi hi hi" tarzını talep etmeye devam ettiği müddetçe daha çok Maskeli Beşler filmleri çekilecek gibi duruyor.)
Mavi Gözlü Dev: Nazım Hikmet'in 1941 sonrasında hapiste geçen yıllarını konu alan bir film. Filmle ilgili birkaç sorun var. Birincisi, filmin 1941 senesinden başlaması, "Acaba burada siyasi bir strateji mi var?" sorusunu akla getiriyor. Zira Nazım Hikmet ilk kez 1925 yılında, yani Mustafa Kemal'in tek parti iktidarını kurduğu yıl hapse atılmıştı. Bu gerçek mümkün olduğunca gündeme getirilmemeye çalışılsa da, Mustafa Kemal'in yakın çevresinin anılarında kendisinin Nazım Hikmet'in içeride olduğunu çok iyi bildiği ve sırf "Şimdi çıkarırsak olmaz ki, şöyle yapar, böyle yapar" şeklinde özetlenecek nedenlerle tutukluluk halini sürdürdüğü görülebilir. Keyfi (arbitrary) bir hukuk anlayışına da işaret eden bu tip sözlere Nazım Hikmet'in hapis hayatını konu alan bir filmde hiç yer verilmemesi önemli bir eksiklik. Filmle ilgili bir diğer problem ise, Nazım Hikmet'in bir insandan çok şair olarak yansıtılması. Zira iki saatlik (hiç de akıcı olmayan) filmin çok önemli bir kısmı boyunca Nazım Hikmet her ağzını açtığında şiirlerini okuyor! Yani sanki Nazım Hikmet'in bütün şiirleri böyle gün içerisinde ağzından dökülerek ortaya çıkmış gibi bir hava var. Böyle bir insana juke-box muamelesi yapmanın ne alemi vardı anlayamadım.
Mutluluk: Planlanan namus cinayetini işlemekle görevlendirilen erkek bu işe eli varmayınca, öldürmek durumunda olduğu kuzeniyle birlikte akrabalarından kaçar ve nihayetinde de 'bu sahte hayattan kaçarak yatina sığınmış olan' bir profesörün yanına gelerek kuzeniyle birlikte orada yaşamaya başlar. Yatta geçen günler boyunca da olaylar şekillenir. Filmdeki profesör karakteri bana biraz fazla gerçekten uzakmış gibi geldi, ama belki de gerçek hayatta öyle insanlar da sahiden vardır, bilemiyorum.
Sis ve Gece: Drama ve polisiye karışımı bir film. Orta karar.
Şaşkın: Tam bir vakit kaybı olarak nitelendirilebilecek bir 'gençlik filmi'. Radyodaki programa telefon bağlantısıyla katılan bir kıza aşık olarak hayatının aşkını bulma adına yollara düşüp Antalya'ya gelen sivilceli bir oğlanın başından geçenler. Çok romantik çok...
Yaşamın Kıyısında: Çok iyi bir Fatih Akın filmi daha. Mutlaka izlenmeli.
Okuyucu Yorumları (1)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Duvara Karsi ile ilgili yorumunuza tamamen katiliyorum. Maskeli Besler Irak'i da ben izledim, Maskeli Besler veya onun kadrosuyla herhangi bir isim kalmadi artik. Agizlariyla kus falan tutarlarsa dusunurum.
Nazim Hikmet'i suya sabuna dokunmadan destanlastirmak istiyorlar. Mustafa Kemal ile ilgili problemine dokunmazlarsa arada problem yokmus gibi gorunuyor. Burada da kasit oldugu gercek.
Yasamin Kiyisinda'yi almam gerekli. Turkiye'ye giden olsa da ismarlasak :)