June 4, 2008
Cevher Özden
Keşke Kadıköy'de bir ofiste çalıştığından, kötü günler geçirdiğinden falan haberim olsaydı da İstanbul'dayken uğrasaydım, "Üzme kendini Cevher Amca," deseydim, "Değmez keyfini bozmana, takma kafana" deseydim. Eski günlerden anlattırsaydım biraz. O konuşurken de hayranlıkla izleseydim onu.
Küçümsemek ve alay etmek, hayran olmaktan daha kolay ve sıradandır.
Okuyucu Yorumları (4)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Rastgele bir hayranlik mi, yoksa bir ozelliginden dolayi mi? Ben pek tanimadigim icin soruyorum.
Oray Egin'in konuyla ilgili yazisi oldukca hos olmus. Kucumsemek, alay etmek veya hayran olmak disinda bir bakis. Oldukca "isik tutucu" buldum.
Cevher Özden'e karşı topyekün bir hayranlığım yok. Sadece böyle sıradışı insanları ilginç buluyor ve hayata bakışlarını, yaşadıkları tecrübeleri ciddiye alıyorum. Yani kimilerinin "Sürmeneli deliliği" gibi sataşmalarla ifade ettikleri şeyi bir tür yerel hazine olarak görüyorum. Hatta hayatı güzel ve anlamlı kılan insanların bu tür renkli karakterlerin olduğunu dahi söyleyebilirim. Bu nedenle hiçbir özelliği olmayan pasif-agresif tipler herhangi bir empati kurma çabasına girmeden Cevher Özden gibi kişilere saldırdıklarında bir parça koruma psikolojisi ile hareket ediyor da olabilirim.
Benzeri bir hissi daha önce Özal öldüğünde de yaşamıştım. Çünkü o günlerde etrafımdaki pek çok insan, "Geberdiğini duyunca çok sevindim" gibi laflar ediyordu. Kimse elbette Özal'ı sevmek zorunda değil. Ancak herhangi bir kişi ya da düşünceye "karşı olmak" da aslında o kadar basit bir şey değildir. Çünkü karşı olmak bir birikim gerektirir. Yani karşı çıkmadan önce karşınızdaki kişiyi, o kişinin oyun alanını, o oyun alanındaki diğer aktörleri, oyunun görünen ve görünmeyen kurallarını ve söz konusu kişinin bu şartlar altında kendine belirlediği pozisyonu anlayabilecek hale geleceksiniz ki, bir alternatif ortaya koyma adına ona karşı durabilesiniz. Yok eğer çapınız buna müsait değilse, herşeyi sevgi-nefret boyutunda ele alır, kimi insanları tanrılaştıracak boyutta ulularken, kimi diğerlerinin ise ölümüyle dahi tatmin olmaz, ardlarından nefret kusmaya devam edersiniz. Bunun da sağlıklı insanlara mahsus bir tavır dahi olmadığı epey açık.
Yerinde bir aciklama. Ben de sizinle hemfikirim bu konuda.
Bazen ugrasiyorum, yine de bir Ozdemir Ince'ye veya Deniz Baykal'a empati kuramiyorum. Kurulmaz demiyorum ama beni asiyor oyle tipler.