June 25, 2008
Black Book ve Chungking Express
Black Book: Gerçekte de yaşanmış olan kimi hikayelerden yola çıkılarak yazılmış olan 2006 Hollanda yapımı bir II. Dünya Savaşı filmi. Hollandalı Yahudi bir kadının başından geçenlere odaklanan film, Schindler's List gibi genel bir soykırım hikayesi sunmaktan ziyade, bir kişinin hikayesi ekseninde Hollanda'daki küçük çaplı Yahudi direnişini ele alıyor.
Filmde, ülke dışına kaçmaya çalışırken yakalanan varlıklı Yahudilerin gözlerden uzak yerlerde öldürüldüklerini, yanlarına aldıkları para ve altınların cesetlerinin soyularak ve bavullarının açılarak çalındığını görünce akla 1915'in gelmemesi imkansız gibi. Ancak bir Türk yönetmenin, Nazi Almanyasıyla ittifak eden ülkesinde gerçekleşen ırkçı uygulamaları eleştiren Hollandalı yönetmen Paul Verhoeven gibi davranmasını ve 1915 yılında Anadolu'da yaşanan trajedileri ve katliamların ardından yaşanan son derece geniş çaplı servet değişimini ele almasını beklemek yakın gelecek için pek de makul değil gibi. Bir sanatçının herşeyden önce canını ortaya koyması anlamına gelecek olan böyle bir girişimin nasıl tepkiler doğurabileceği, aslında gayet makul bir yaklaşım ortaya koyan Ararat filmine gösterilen reaksiyonlara bakarak da tahmin edilebilir.
Chungking Express: 1994 Hong Kong yapımı bir film. Filmde birbirinden bağımsız iki hikaye yer alıyor. Ancak filmin her iki bölümünde anlatılan hikaye de, ümitsizce aşk arayan (farklı) bir polis ile igili.
İran filmleri nasıl ülkenin Türkiye ile kültürel bağının ne denli güçlü olduğunu akla getiriyorsa, Çin filmlerinde benzeri türden bir durum tersi yönden geçerli oluyor. Çinlilerin aşka bakışları, romantizmden beklentileri (ve hatta erkekleri) bizim bulunduğumuz kültürel noktadan bakınca son derece çocukça görünüyor. Ama tabii bunun her sosyolojik çıkarsama gibi toplumun genel eğilimini yansıttığı ve bütün bireylere genellenemeyeceğini de belirtmek gerekli.
Örnek:
Mr. Sular: Nasıl yani ya?? Hah! :))
Ms. Sular: Niye onların gözünden bakmayı denemiyorsun? Aslında ne kadar da masumca.
[Mr. Sular did not respond to that. But he thinks that Ms. Sular should consider herself fortunate for being able to tutoyer such a man who created the small mountains, and probably some of the big ones as well.]
Okuyucu Yorumları (1)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Clint Eastwood'un Flags of our Fathers ve Letters From Iwo Jima filmleri bir savasa iki farkli acidan bakiyor. Eserlerin ayni yonetmenden olmasi da farkli bir lezzet katiyor olmali. Izleyecegim.
Ararat filmini izlemeden yapilan yargisiz infazlar bir zamanlar Salman Rushdie'ye yapilanlarla ortusuyor. Ancak Rushdie'ye saldiranlari elestiren grubun Ararat'a ayni duzlemde saldirmasi da olayin traji-komik boyutu.