April 30, 2008
Türk Polisinin Nezaketi
Bugün bir devlet binasının ve binanın yanındaki Atatürk heykelinin fotoğrafını çekerken, içeriden çıkan bir polis bana gazeteci olup olmadığımı sordu. Olmadığımı söylemem üzerine de beni içeriye alarak komiserin birazdan benimle görüşeceğini söyledi. Kısa bir süre sonra gelen komiser, kim olduğumu, neden fotoğraf çektiğimi sordu. Sonra da makinenin hafızasında kayıtlı olan diğer resimlere bakarak şüpheli bir durum olup olmadığını anlamaya çalıştı. Daha sonra kimliğimi görmek istediğinde "Tabii" dedim. Ancak elimi cebime attıktan kısa bir süre sonra dışarı çıkmadan önce kimliğimi yanıma almayı unuttuğumu fark ettim. Bunu 'Şimdi ne olacak?' gibisinden küçük bir gülümsemeyle komisere söylediğimde aramızda bir iki saniyelik sessiz bir bakışma oldu. Ardından da, kimliğimi ispat adına faydası olabileceği düşüncesiyle o çevrede beni tanıyan birkaç kişinin ismini vermeye başladım. Neyse ki, odadaki polislerden biri ile bir ortak tanıdık tespit edebildik. Daha sonra bir telefon görüşmesi yaparak verdiğim bilgileri teyit ettiler.
Bütün bunları, basit bir fotoğraf çekiminden ötürü polis sorgusuna maruz kaldığımı belirtmek için anlatmadım. Benim asıl dikkatimi çeken, emniyet mensuplarının herhangi bir kabalık sergilemeden, nazik bir tavır içerisinde konuşmalarıydı. Gerek beni içeri alan polis memuru, gerekse komiser, ülkemizin bir süredir daha da hassaslaşmış bulunan ortamında kendilerini yeni provokasyon ve şiddet içerikli eylem olasılıklarına karşı daha dikkatli olmak zorunda hissettiklerini belirtmeyi unutmadılar. Bu çerçevedeki ifadelerle de, bu tür uygulamaları herkesin güvenliği için gerçekleştirdiklerini hissettirmiş oldular. Beni salıvermeden önce de, bir dahaki sefere fotoğraf çekmeye başlamadan önce izin almamın daha iyi olacağını belirttiler.
Türkiye'de bu sorgulamalar bundan sonra da hep böyle olacaksa varsın olsun, bence hiç mahzuru yok. İyi huylu bir vatandaş olarak ne zaman isterseler gidip aslanlar gibi veririm ifademi.
Okuyucu Yorumları (12)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Eger uzeri yirtik pirtik vatandasa, dogudaki Kurt'e, cop toplayan cingeneye, malini satmaya calisan isportaciya da ayni davranacaksa okey. Pankart tasiyan gostericiye, sucluya ve sucsuza esit mesafede duracak. Sizin gibi adama iyi davranmak kolay.
Haklısınız. Sonuçta benimki münferid bir tecrübe/hadise. Yani 'small-n case study' bile değil.
Aslında polis herkese size davrandığı kadar yumuşak davranmıyor. Bir arkadaşım İstanbul'dan İzmit'e trenle dönerken, istasyonda polislerin Kartal-Kocaeli maçına girememiş (sonra da olay çıkartmış) Kocaeli taraftarını 30 dakika durmaksızın dövdüğünü bugün anlattı. Trenin içine kaçan taraftarlara da herkesin önünde coplu, tekmeli muamele devam ediyormuş. Arkadaşım polisleri uyarmak isterken az kalsın bir cop da kendisi yiyecekmiş ki, bir teyzenin baygınlık geçirmesi "sayesinde" kıl payı kurtulmuş.
Merak ettiğim şu ki, kendisini halka sevdirmeye, halkla barışmaya çalışan, yakın zamanda bayramını kutlayan emniyet teşkilatı neden toplu olaylarda kendini asker, karşısındakini düşman olarak görüyor.
Tam polis yazinizin ustune denk geldi 1 Mayis olaylari. Haberleri okumaya bile gerek yok fotograflar anlatiyor herseyi. TIpik ucuncu dunya ulkesi manzaralari.
Bu durumda AKP'nin tavri da ilgi cekici. Fazla ozgurlukcu durdugu soylenemez. Ancak klasik olarak ulusalci gazeteler AKP yi ve Erdogan'i yerden yere vururken, AKP taraftari gazeteler de sucu sendikalara atmaya calisiyor. Gunah kecisi modunda yazilan yazilarda da cozume ulasilmasi guc.
Bu konuda objektif olmayi yakalayabilen en dikkat cekici isim yine Ali Bayramoglu olmus bence.
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=01.05.2008&y=AliBayramoglu
Fehmi Koru'da AKP'nin hatasi oldugunu ima edip asil topu sendikalara atmayi ihmal etmiyor.
Bir Mayis olaylari bir Turkiye repetesi olmaya aday.
Türkiye pek çok yönü itibariyle üçüncü dünya ülkelerine has özelliklere sahip ama 1 Mayıs konusu biraz farklı olabilir. Zaten Hamburg'dan da benzeri görüntüler geldi.
Belki bu konuyu daha sonra ayrıca değerlendiririm, bilemiyorum. Ama şu aşamada Haber Türk, Kanaltürk ve Sky Türk kanallarının bugün son derece yanlı haber yaptıklarını söyleyebilirim.
Almanya'daki goruntuler cok benzeri gibi gorunmuyor. Tekmelerle intikam alir gibi dovulenleri gordunuz mu siz o goruntulerde. Yoksa sadece tazyikli su ve gostericilerin tas atisi mi?
Cogu gazete de yanli yapiyor. Nalinci keseri misali. Polislerin dovmesine yogunlasmak yerine DISK yuzunden oldu gibi haberler de hedef saptirma-gunah kecisi bulma icin yapilmiyor mu? Gazetelerin-hangi parti olursa olsun- partizanlik yapmasi sasilasi bir durum.
Serdar Bey,
Tekme yiyen kadının görüntülerini yayınlamak yanlı haber vermek mi?
Objektif habercilik böyle görüntüleri yayımlamamak mıdır?
MrNo:
Genel bir yorumu, bütünün içindeki tekil bir hadiseye indirgiyorsunuz. Yerde oturan bir kızın kafasının tekmelenmesi ya da bir hastanenin acil servisine sis bombası atılması kabul edilebilir bir olaydır denebilir mi?
Serdar Bey,
Tek bir hadiseye indirgediğimin farkındayım, tarafım ben.Böyle bir olaya enflasyon verilerine bakar gibi bakamam. Yukarıdaki kanalların da Emek kesimini çok destekledikleri için böyle haber yaptıklarını anmıyorum.Onların amacı başka, mevcud hükumeti vurmak için yapıyorlar.
Yansız haber veren kanal yoktur, ben en azından Türkiye'de bilmiyorum. Bir yayın organı ister kamuya ait olsun, ister özel olsun belli çıkarları savunur,ve yanlı yayın yapar.
"Yerde oturan bir kızın kafasının tekmelenmesi ya da bir hastanenin acil servisine sis bombası atılması kabul edilebilir bir olaydır denebilir mi?"
Bunlar olduğuna göre gerisi teferruattır. Kanalların yanlı haber vermesi, provakatör gruplar vs artık teferruattır. Teferruata takılırken özü kaçırıyorsunuz.
Tamam insanlar dayak yedi, ama habertürk de yanlı yayın yapıyor demek komik bir "ama".
Ben araya "ama" değil, "ve" bağlacını koymayı tercih ediyorum. Böyle olunca, iki olay arasında zorunlu bir bağlantı (ya da gerekçelendirme) kurma riski ortadan kalkıyor.
Bu yazıyı 1 Mayıs'tan önce yayına aldığım çok iyi olmuş. Aksi takdirde, kimi okurların herhangi bir siyasi kaygı gütmediğime inanmaları epey zor olabilirdi.