April 25, 2008
Gavur Padişah'ın Huzurunda
Beyazıt'tan Çemberlitaş'a doğru yürürken Bab-ı Ali ile Yeniçeriler Caddesi'nin kesiştiği yerdeki mezarlığa girdim. Daha çok II. Mahmud ve II. Abdülhamid'in kabirlerinin de yer aldığı türbeyi de içinde bulunduruyor olması nedeniyle meşhur olan bu mezarlıkta, Ziya Gökalp gibi son dönem Osmanlı'nın kimi renkli simaları da medfun bulunuyor.
Bu mezarlığın içlerine doğru bir parça yüründüğünde, İstanbul'un bunaltıcı hayatından sıyrılarak ayrı bir coğrafyaya adım atılabildiğini söylemek mümkün. Türbenin içine girildiğinde ise, söz konusu farklı atmosfer daha da belirginleşiyor. Bu nedenle de, türbenin Yeniçeriler Caddesi'ne bakan camlarından koşuşturmakta olan insanları görmek, ister istemez insanda caddeyi sanki bir tür zaman koridorunun ötesinden izlediği hissini uyarıyor.

Türbenin içine girdiğimde, iki genç II. Abdülhamid'in mezarını işaret eden sandukanın önünde ellerini açmış dua ediyorlardı. Belli ki, II. Abdülhamid'i Kızıl Sultan değil, Ulu Hakan olarak gören kesimin mensuplarıydılar. Türbenin fotoğraflarını çektikten sonra kapıya yöneldiğimde, bu iki genci bu sefer de türbenin tam ortasında bulunan ve diğerlerinden daha büyük ve heybetli görünen sandukanın yanında gördüm. Yüzlerinde bir şeylere anlam veremiyormuş gibi bir ifade vardı. İhtimal, II. Abdülhamid türbenin kenarında nısbeten küçük bir sandukanın altında yatarken, bu pek ismi duyulmamış padişaha bu denli merkezi bir önem atfedilmiş olmasını bir parça tuhaf bulmuşlardı. Bir başka deyişle, II. Abdülhamid'e saygı duymalarına rağmen, birkaç metre ötesinde yatan dedesini tanımıyor gibiydiler.

Türbeden çıkmak üzere iken böyle bir tablo ile karşılaşınca ister istemez parmağımla sandukaya dokunarak, "Buna dua etmeseniz belki daha iyi olur" dedim. Sonuçta gavur padişah diye iştihar etmiş, ne olur ne olmaz, başlarına iş alsınlar istemedim. Ama bu iki genç benden bu sözleri duyunca kulaklarına inanamıyomuşçasına gözlerini kocaman kocaman açarak bana baktılar. Sonra da hiçbir şey söylemeyip II. Mahmud'un sandukanın kenarına iliştirilmiş olan hayat hikayesini okumaya başladılar. Ama tabii oradan dişe dokunur bir şey öğrenmeleri mümkün değildi.

Ben aslında II. Mahmud'u severim. Zaten sevmesem belki de türbede kendimi o denli huzurlu hissetmeyecektim. Hatta memleketten ayrılmadan evvel III. Mahmud'u da ziyaret etmezsem kesinlikle gözüm arkada kalacak.
Okuyucu Yorumları (1)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

III. Mahmud!?