derinsular.com
Derin Sular: Top Secret
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

August 7, 2008

Hayatın Dışından Diyaloglar (5)

[A long time ago.]

Mr. Sular: If I stab this knife in you, what will happen?

M: I will die, just like anybody else would.

Mr. Sular: Do you really mean that?

| Yorumlar (0)

August 5, 2008

Mr. Sular Endorses Nokia 5310

Son bir senedir, ikinci elden 20 dolara aldığım eski nesil bir Samsung cep telefonu kullanıyordum. Bugün yeni bir kontrat imzalarken çok ucuza yeni bir telefon alma fırsatı da doğduğundan, alışveriş merkezindeki standın vitrinindeki telefonlara birkaç saniyeliğine alıcı gözle baktım. Sonra da hemen kararımı verip 49 doları basarak mavi renkli ince telefonu alıverdim. Şimdi yazıyı girerken model numarasına da baktım; Nokia 5310 imiş.

Cep Telefonu

| Yorumlar (5)

July 31, 2008

Ayı Hiç Durup Dururken Sana Ateş Ediyor Mu?

Bu akşam, benimle doğrudan ilgisi olmayan bir nedenden ötürü, bir Malezya restoranında bir iki yıldır tanıdığım 8-10 kişiyle yuvarlak bir masada yemek yemek zorunda kaldım. Daha doğrusu onlar yediler, ben daha çok baktım. Ben etnik yemek sevmem. Batı ve Ortadoğu mutfaklarının dışında kalan herhangi bir şeyi kolay kolay ağzıma sürmem. Zaten başıma gelecekleri bildiğim için, bu akşam karnımı doyurup öyle gitmiştim restorana.

Menüye bakınca da son derece isabetli davranmış olduğumu gördüm ve doğrudan dondurma söyleyeyim olsun bitsin dedim. Tatlılar bölümünde, Ice-Cream and Fried Banana diye bir şey vardı. Zararsız bir şeydir herhalde diyerek ondan söyledim. Kurutulmuş muz cipsini pek bir severim. Bu da belki ona benziyordur diye düşündüm. Ama maalesef alakası bile yoktu. Dondurma da zaten diyet dondurma gibi tatsız tuzsuz bir şeydi. 5 küsür dolara koya koya da ancak iki top koymuşlar cimri adamlar.

İçecek olarak da Green Bean Breeze diye bir şey söyledim. Maksat oraya kadar gitmişken en azından bir şey denemiş olmak. Sorduğumda garson kızın anlattıklarına bakılırsa çok fena bir şey de olamaz gibi duruyordu. Uzun bir kadehte, tepesine kürdandan şemsiye falan konmuş vaziyette servis ettiler. İçine fasulye atılmış şekerli milk shake gibi bir şeydi. Yavaş yavaş içtim. İş olsun...

Yemek üç saat sürdü. Son iki saatte genelde ben konuştum, masadakiler de gülerek beni dinlediler. Bir ara masadaki bir kız, geçenlerde uçakta yanında oturan bir adamın, Alaska'da ayı avından gelmekte olduğunu söylediğini, buna çok şaşırdığını aktardı. Açıkçası buna ben de şaşırdım. "Adam ayıyı öldürdükten sonra yiyor mu?" diye sordum. Yemiyormuş. Zevkine öldürüyormuş pis herif.

Ben bu işi biraz kurcalayınca, masadaki diğer birkaç kişi de söze katılarak, Alaska'da kocaman ayılar olduğunu, o yüzden orada ayı avına çıkmanın daha fazla cesaret istediğini ve daha çok rağbet gördüğünü söylediler. Benim yine bu işe aklım ermedi. "Adam silahla öldürüyor, ayıyla güreşmiyor ki, cesaret bunun neresinde" dedim. Sonra da, kabaca Türkçe'ye çevirecek olursam, böyle zevk için ayı, balina falan öldüren adamların son derece adi insanlar olduklarını, sırf birkaç hayvan öldürmek için uçağa binip onca yol gitmenin sağlıklı bir duruma işaret etmediğini, bugüne kadar hiçbir ayının Alaska'dan uçağa binip Minnesota'da birkaç adam vurduktan sonra geri döndüğünü duymadığımı falan söyledim.

Ayı durup dururken sana ateş ediyor mu Allah'ın vahşisi, sen ondan ne istiyorsun?

| Yorumlar (3)

July 31, 2008

Hayatın İçinden Diyaloglar (19)

[In a Malaysian restaurant.]

Mr. Sular: So you're from Malaysia?

L: Yes.

Mr. Sular: From Kuala Lumpur?

L: Yes.

Mr. Sular: Very well... We're Turkish, and we want to be just like you guys in a very near future!

Ms. Sular: Don't mind him, he's referring to Turkish politics. He's in political science. He's always like that.

Mr. Sular: She means "crazy."

| Yorumlar (4)

July 30, 2008

'Gerçek Nedir?' ve de 'Hangisi Daha Gerçektir?'

Her gece uykuya dalmadan önce başka bir dünyaya gitmekte olduğumu fark ediyorum. Buradan uzaklaşırken, sabahleyin ayrıldığım yere geri dönüyorum. Sanki bir dizi film izler gibi, uyanmadan önce nerede kimlerle neler yapıyorsam o ortama geri dönüyor ve kaldığım yerden devam etmeye başlıyorum. Ancak çoğu zaman sadece bu geçiş anlarını hatırlayabildiğimden, diğer hayatımın detaylarından habersizim. Ama pek bir numara da yok gibi açıkçası. Aynı buradaki gibi orada da bir başka sıradan hayat iyi kötü akıp gidiyor.

Brain in a Vat konsepti ile izah edildiği gibi, varlığa dair bütün algılarımız beyne ulaşan belli sinyallerden ibaret olduğundan, aslında bu iki hayatın hangisinin ne derece gerçek olduğu konusunda kesin bir şey söylemek de mümkün değil. Dahası, ortada ciddi bir kapasite ve akıl yürütme (reasoning) farkı da var. Mesela rüyada iken uyanık hale göre çok daha ileri seviyede bir zihni aktivitede bulunabilmek mümkün. Diğer yandan, rüya esnasında çok orijinal gelen, heyecan verici bir düşünce, uyandıktan sonra hiçbir anlam ifade etmeyebiliyor. Bu durum ise, hangi akıl yürütme sisteminin (ya da mantık kurallarının) (daha) "gerçek" olduğu sorusunu ortaya çıkarıyor.

En azından bu iki farklı ortamı karşılaştırmalı olarak sorgulayabildiğime göre, herhalde ben de varım diyebilirim. Ama neyin nesisin bilmedikten sonra varolmuşsun olmamışsın ne fark ediyor?

| Yorumlar (6)

July 25, 2008

Hayatın İçinden Diyaloglar (18)

[Mr. Sular goes to the bank.]

Mr. Sular: Can you please retrieve my account information from my ATM card?

Bank Associate: Sure. Do you have an ID with you?

Mr. Sular: Here... (presents his ID)

Bank Associate: Thanks. So what can I do for you today?

Mr. Sular: I would like to close the account.

Bank Associate: All right. ... I need a signature here.

Mr. Sular: Sure... (signs) ... And I would like my balance in hundred-dollar bills, please.

Bank Associate: Hah-haaa... I don't think so!!!

Mr. Sular: Why would you say that??

Bank Associate: Because $3.84 do not translate into hundreds.

Mr. Sular: Yea, you have a point there.

| Yorumlar (3)

July 24, 2008

The Mist

Frank Darabont, Stephen King'in 'Sis' (The Mist) adlı kısa öyküsünü sinemaya uyarlamış; fena da olmamış. Ancak The Mist, yine de, konusu ve formatı gereği, (yine Darabont tarafından sinemaya uyarlanan diğer King yapıtları olan) The Shawshank Redemption ya da The Green Mile ayarında bir film sayılmaz.

| Yorumlar (0)

July 24, 2008

Dark Blue World

Dark Blue World, 2001 yılı Çek yapımı bir film. Ya da, aşk içerikli bir II. Dünya Savaşı filmi.

Çekoslovakya Alman işgaline uğrayınca, kimi Çekoslovak pilotlar İngiltere'ye giderek İngiliz ordusu bünyesinde "özgürlük için" savaşıyorlar (ve sevişiyorlar).

| Yorumlar (0)

July 21, 2008

Z

1969 yılı yapımı Z adlı filmde, 60'lı yılların başlarında askeri idare tarafından yönetilmekte olan Yunanistan'da, devlet görevlilerinin milliyetçi ve otoriter örgütler aracılığıyla giriştikleri bir siyasi suikastin ardından cesur bir savcının olayın üzerine giderek asker ve sivil suçluların yargılanıp cezalandırılmalarını sağlaması çerçevesinde yaşanan olaylar konu alınıyor.

Filme konu olan gerçek olaylar, Türkiye'de Ergenekon davası ile şaşırtıcı seviyede benzerliklere sahip. Bu nedenle de, Z, bu konulara ilgili olan Türk seyircisi için detaylara da odaklanarak dikkatle izlenmesi gereken bir yapım durumunda.

| Yorumlar (2)

July 21, 2008

La Ceremonie

1995 yılı yapımı, ilk yarısı sıkıcı, ikinci yarısı sinir bozucu bir Fransız filmi.

| Yorumlar (0)

Son Yorumlar | Önceki Yazılar »

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca