July 19, 2008
Sivillerin Askerlere "Komutanım" Demeleri
Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun, "Askerler" başlıklı yazısında Anadolu'daki sivil halkın bütün rütbeli askerlere "Komutanım" diye hitap ettiklerini ifade ettikten sonra, bu durumu Türklerin askerlerini sevmelerine bağlıyor:
DOKTORUNA "doktor", mühendisine "mühendis", polise "memur bey", müdüre "sayın müdür", öğretmene "hoca" der halkımız.Ama asker gördü mü...
Tüm rütbelilere "komutanım" derler Anadolu’da.
Çünkü Türkler askerlerini severler.
Bekir Coşkun'un bu ifadeleri, Türk olmakla asker sevmek arasında zorunlu bir ilişki olduğunu ima ediyor. Ancak Coşkun'un sunduğu bu önermeyi, daha çok negatif yollu tanım yapma çabası olarak değerlendirmek gerekli. Zira Türk olmayı eksiksiz vatandaşlığın önkoşulu olarak gören bir resmi ideolojinin hakim olduğu bir ülkede "Türkler askerlerini severler" demek, "Bakın bunlar sevmiyor, anlarsınız ya..." şeklinde bir hedef göstermenin gerekçelendirilmeye çalışılmasından başka bir anlama gelmez. Zaten Coşkun da hemen bir sonraki cümlede bu niyetini belli ediyor:
Ama yobaz sevmez...İslam ülkeleri arasında, Batı uygarlığına yakın tek devlet asker eliyle kurulduğu için...
Aynen böyle... "Türkler askerlerini severler. / Ama yobaz[lar] sevmez"...
Sözü edilen sevginin sivillerin askerlere "Komutanım" diye hitap etmelerinde ifade bulduğu iddiası ise daha da problemli. Çavuş rütbeli üniforma giydiğim günlerde, bir Anadolu kasabasında dedem yaşında adamlar bana da "Komutanım" diye hitap ettiler. İlk duyduğumda çok şaşırmıştım. Zaten hiçbir zaman da alışamadım ve her seferinde çok rahatsız oldum. Dahası, bana "Komutanım" diye hitap eden dedem yaşındaki adamların gözlerinde sevgi değil, bir tür çekingenlik görüyordum. Bu noktada, muvazzaf görev yapan uzman çavuş ve astsubayların sivillerden gördükleri bu "itibar"dan hiç de rahatsız olmadıklarını da belirtmek gerek.
Bütün bunlar karşısında ister istemez insanın aklına sorular hücum ediyor: İnsanların çocukları ya da torunları yaşlarındaki vatandaşlarına sırf üniforma altında oldukları için "Komutanım" demelerinin nesi bu kadar güzel? Türkiye'de hala böyle şeylerin yaşanmakta olması bazı insanları neden bu kadar sevindiriyor? Bir rejimin kurulduğu günden bu yana ısrarla halkına kendini sevdirmeye çalışması normal bir şey mi? Şayet halkın önemli bir yüzdeye tekabül eden kısmı bu sevgi beklentisine (en azından içinden) olumlu yanıt veremiyorsa ve devletten, sivil olan olmayan devlet adamlarından çekiniyor, korkuyorsa, o rejime Cumhuriyet (res publica) denebilir mi? Sevgi beklentisine olumlu yanıt vermeyen vatandaşlarını cezalandırmaya kalkan bir rejimin halk egemenliğiyle bir ilgisi olabilir mi? Dünyada sivillerin askerlere "Komutanım" dediği bir tane bile özgür (ve hatta 'düzgün') ülke var mı? Böyle şeylerin sadece otoriter/militer/monarşik rejimlerde görülüyor olması bir tesadüf mü? Yoksa onlara gelince baskı rejimi oluyor da, bize gelince yine "Türkiye'nin özel şartları" mı söz konusu?
Okuyucu Yorumları (8)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Son paragrafta sorulan soruların her biri kendi başına bir makale konusu olabilir aslında.
Derin Sular'ı açınca karşılaşmak istediğim bu tür yazılar. Uzun zamandır yarım kalan yazı dizilerinin tamamlanmasını ve yeni konularda derinlemesine aydınlatıcı makalelerin yayınlanmasını bekliyorum.
Salatalarla geçiştirmek değil, güzel yemeklerle doymak istiyorum. :)
Askere gittigimde beni de bu tur seyler carpmisti dogrusu. Her yerde duvarlarda yaziyordu zaten: "Her Turk Asker Dogar". Turk olmayi askerlikle es tutan bir zihniyet. Apacik militarist bir toplum yaratilmak istenmis ve epey de sonuc alinmis.
Askerligin ilginc bir yonu vardir. Oraya gittiginiz gunden itibaren kisiliginiz yok edilmeye calisilir. Isminizin yerini rutbeniz, yaptiginiz isin yerini ne kadar itaatkar oldugunuz alir. Orada her sey cok muhimdir. Elinizi cebinize sokup gezmek suctur. Saclarinizi tarayacak uzunluga getirmek de, hatta kazitmak da suctur. Nobette kaykilmak, ceketinin bir dugmesini acmak, tekmil vermemek hepsi suctur. Suclarla orulu bir yasam duzeninde insanlar "survival" moduna gecmek zorundadir.
Beni en cok yaralayan olaylardan bir tanesi, bizim yan taburdan bir binbasinin evini tasimak zorunda birakilmak olmustu. Bir pazar sabahi ictimadan sonra carsi izni almak icin sira beklerken bize izni veren astsubayin yaninda gelen binbasi, amele pazarindan adam secer gibi "Sen gel, sen gel..." diyerek bizi eski evine goturmus, askeri kamyona esyalari yukleyerek yeni evine tasimistik. "Her Turk Hamal Dogar" sloganini o zaman ortaya atmistim. (Tasinirken binbasinin karisinin ve annesinin de bize komutan edasiyla emretmesi cabasi).
Bu durumu yillar sonra albay emeklisi dayima anlattigimda cok normal karsiladigini belirteyim. "Baska caremiz mi vardi?" gibisinden bir seyler soylemisti. Evet bir ogretmen veya banka memuru hamal parasini dusunurken ondan fazla maas alan subayin baska caresi olmamasi cok ilgincti.
Cocukken birkac kez bir akrabamiz veya bir dostumuzun davetiyle "Askeri Gazino"ya gitmek zorunda birakildim. Bu tur oxymoron'lari cok fazla duymazsiniz hayatinizda. Duyan askerin eglenmeye gittigi yer olarak falan algilar ama sanki uzay filmlerinde yaratiklarla kurulan ilk iletisimi andiran bir goruntu vardir orada. Normal hayata dair tek sey cocuklardir. Onlar masalarin aralarinda kosturup oynarlar. Gazino gibi gayriresmi olmasi gereken yerde bile rutbelere gore oturmak durumundasinizdir. Havuz kenarinda genellikle bir kameriye icerisinde, o gun gelmeyecek bile olsa, oranin en yuksek rutbelilerine ayrilmis bir masa durur. Ayrica asker esleri de kocalarinin rutbelerine uygun kadinlarla arkadaslik ederler.
Asker olan dayimin esi, yeni tayin olduklari bir sehirde kendisine "Hosgeldin" demeye gelen diger subay eslerine cay kahve ikram etmek istemis. Herkese ne istedigini sormus, ve sonra sirayla dagitmis. Megerse subay esleri siraya gore otururmus. Bizimki de cay vermeye en dusuk rutbeliden baslamis. Tabii ki eve gidince kiyamet kopmus. Dayim ertesi gun komutanindan bir firca yemis.
Kendini "bu egitimsiz, cahil" toplumun "adam" edilmesine adamis insanlar olarak goren ve yontemlerini guc kullanarak uygulayan askerlere ulkemizde siviller "komutanim" derler. 12 Eylul Darbesi'ni animsayanlar, akrabalari, komsulari sorguya goturulurken rutbesiz erlere bile "komutanim" dedigini bilirler. Kenan Evren'in bir gecede uniformasini cikarip yerine sivil uniformalarini giydigi, silah golgesinde yapilmis secimde yuzde 90'larin uzerinde "evet" oyu ciktigini da animsarsiniz. Tesaduftur ya, oy zarflari oyle inceydi ki, verdiginiz oyun rengini sandik basinda duran askerler gorebiliyordu. Yuzde 10'un altinda "hayir" oyu verenlere de cesaretinden dolayi madalya takilabilir. (Bence %100 olmasin diye 90'li bir rakam bulundu).
Kenan Evren'in ardindan yasanan travmatik yillarda, Turgut Ozal sortuyla denize girdiginde, ve yazlik kiyafetle askerleri selamladiginda bircok kisi Ozal'i "edepsiz" bulmustu.
Bir gun hic unutmam, tatile gitmeden once babam sacini kisa kestirmisti. Tatil yerine varinca babami utulu pantolon, kisa kollu ve yakali gomlek ile goren tatil yerinin muduru de tatil boyunca babami "komutanim" diye cagirmisti. Babam da bu kulkedisi oyununu bozmamis, arabamiz balkabagina donusunceye kadar surdurmustu. Eh ne de olsa bizim toplum "askerini sever", carsaflarimiz her gun degismisti.
Emekli olduktan sonra kot pantolonlarina cizgi utu yapan, apartmanlara yonetici olan degerli subaylarimiz, ellerinde kalan tek asker kapiciyla beraber hizmet verir. Kimileri de der ki, "kaybettikleri onemi bulamadiklarindan bunalima girer, prozac'a baslarlar".
Yalan! Kulliyen yalan! Bizim millet sever "komutanini".
Nuriye Akman'in bir "pasamiz" ile ilgili roportaji. Ilginc buldum:
http://www.nuriyeakman.net/node/1699
Halkımızın askerlere "komutanım" demesiyle ağasına "ağam" demesinin bir farkı yok. Mecbur diyecek. Hani adama "Köprüde niye öküze yol verdin" diye sormuşlar da, onun boynuzları var demiş, öyle bir şey...
Binbaşının askerleri hamal olarak kullanması çok feci bir durum.
Askerini sevdiği kadar Bekir Coşkun'unu da sever bizim millet
Askerde dayak yediği çavuşa "Ben seni sivil hayatta yakalarım" diye iç geçiren acemi asker sevgisi hem de!
Milletimiz öğretmene ve imama hocam der, polise bazen amirim der. Diğer tür memurlara da memur bey der. Bunu da not düşmekte fayda var.
70'li yillarda bugun "imtiyazli" durumda olan batida bile jandarma koylerde sira sopasi uygulardi. Yerse "komutanim" deme.