July 8, 2008
Aslında Gerçekten De Dün Dün, Bugün Bugündür
Süleyman Demirel'in aşağı yukarı 30 yıl kadar tipik bir siyasetçi edasıyla sarf ettiği "Dün dündür, bugün bugündür" sözü, değişim ve gelişim ile izah edilebilecek tavırları döneklik olarak algılamaya fazlasıyla müsait olan hakim zihniyetin pekiştirilmesine epey katkıda bulundu. Bu söz, nihayetinde, dün başka, bugün başka konuşan insanlara referans vermekte kullanılan bir hiciv ifadesi halini aldı.
Halbuki Demirel tarafından sarf edilmiş olma talihsizliğine maruz kalan bu söz, Aristo mantığının tipik bir yansıması olduğu gibi, yanlış da sayılmaz. Zira dün gerçekten dün olduğu gibi, bugün de gerçekten bugündür. (A is A, B is B.) İnsanin zaman içerisinde değişebilen bir varlık olması nedeniyle, dün söylenmiş olanların bugün söylenmekte olanlarla zaman zaman uyum içerisinde olmaması da gayet doğal karşılanmalı. Yeter ki söz konusu farklılığın nedeni fırsatçılık değil, değişen bakış açısı olsun.
Bu memorandumun yazılmasına yardımcı oldukları için:
1. Teşekkür: 30 yıl önceki Demirel anekdotunu aktaran Fethi Sipahi Tan.
2. Teşekkür: No Mirror, No Shadow adlı şarkıyı yazan New Model Army. (It seems so simple but they just don't get it / I meant what I said at the time that I said it.)
· Ek 1: Şarkıda anlatılan konuyu izah eden kısa bir Justin Sullivan röportajı.· Ek 2: No Mirror, No Shadow adlı şarkının kendisi - brought to you by derinsular dot com with state-of-the-art compression standards.
Okuyucu Yorumları (4)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Serdar Bey;
Sizin gibi düşünmüyorum.
Canınız sağolsun Rüştü Bey. Zaten yukarıda da anlattım, bazen ben de benim gibi düşünmüyorum, ziyanı yok.
Teşekkür ederim; artık ben de sizin gibi düşünüyorum.
Dünün, dün oluşu ile bugünün, bugün oluşu 6 açıdan incelenmeli. Dünü dün yapan ama bugüne gelemeyen ne? Bugünü bugün yapan ama yarına gidemeyecek olan ne? Dün biz onu taşırken; bugün taşımaktan vazgeçip dün de bırakmak zorunda olduğumuz ve bugün dünde bıraktığımızdan farklı olarak taşıyıp, bugün dün olunca bırakacağımız ne? Bir de, dünden bugüne taşınmak zorunda olup, hem dün hem bugün hem yarın olacak olup; dün, bugün ve yarın üçgeninin nesnesi ama konusu olmayan ne?
Tarihselciliğin sloganı bu olmalı:dün dündür, bugün de bugün, yarın olursa bugün, olmazsa yarın: zamansalcılık! Bağlamcıları, özcüler karşısında 1-0 öne geçiren şey bu işte. Özcüler de bu durumda değişmeyeni ararken mekansalcılar mı oluyorlar? Yarın da bugün olmadığı sürece yarındırsa, üç adet birbirine katılmayıp geride bırakan ben, kendimin eskisiyle aynı düşünceleri paylaşamazken, elalemin yenisine nasıl katılabiliyorum, ilk bakışta inanılmaz doğrusu. Bu durumda bendeniz özcü olduğum için size katılamamış ve sizin gibi düşünememiştim Serdar Bey! Ama farketmez dedim, mekansalcı olarak zaman nasılsa üstümüzden geçip gidecek ve bu geçiş esnasında zamansalcılarla teğet geçişlerimiz birbirimize katılıp taşıdıklarımızı paylaşacağız ve bu yüzden devamında sizin bazen katılmadığınız sizle ben o noktada teğettik ki yanlış anlaşılma olmasın istiyorum aynı şeyleri aynı mekan ve zaman içinde taşırken aynı olmayanlarımızın ihmale gelmemesi içindi tüm vurgu; hani sizin gibi düşünmediğim noktada, tabi şu an ben o mekandayım hala ama siz çoktan akıp gitmiş olmalı ve bana bıraktıklarınızı terk etmiş olarak. Bir de tözcüler var, bunları hiç anlamadım; çünkü zaman ve mekan olarak dünya algım iki boyutlu benim. Sanırım tözcüler üçüncü boyutun adamları; tozcular da beşinci boyut mu? engin olmasa bile, sizinle ''dün dündür; bugün de bugün '' gerçeğinin izini ayrı ayrı ve zaman zaman beraberce sürebileceğimiz ufuklarımızın olması ne güzel değil mi? Saygılar ve içten hürmetler...