derinsular.com
Derin Sular
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
memorandum
medya defteri
alt beyin
deep waters

March 2, 2008

Bülent Ersoy

Bülent Ersoy'un askerlik ile ilgili yorumlarına eleştiri getirenlerin gerek açıktan, gerekse ima ile Sayın Ersoy'un transseksüel kimliğini bu işin içine karıştırmalarını çok çirkin buluyorum. Bu türden bayağılıklarda gülünecek bir yan da göremiyorum. Buradaki kastım transseksüellerin haklarına sahip çıkmak falan değil - zira başka insanların doğuştan gelen özellikleriyle alay etmek her ne kadar çirkin bir davranış olsa da, bunun toplum-birey ya da devlet-birey ilişkileriyle ilgili olduğunu zannetmiyorum. Dolayısıyla ortada herhangi bir hak ihlali değil, hukuki çerçevenin dışında ele alınması gereken sivil bir sorun var. Bu nedenle de, burada odaklanılması gereken asıl nokta, insanların doğuştan gelen kimi özelliklerini alay etme vesilesi yapmanın hakim kültürün bir parçası haline gelebilmiş olması olmalı.

Hiçbirimiz genlerimizi kendimiz seçmedik. Bir başka deyişle, her birimiz pekala Bülent Ersoy ile benzer genlere de sahip olabilirdik. Böyle düşünüldüğünde, "Bülent Bey mi desem Bülent Hanım mı?" ya da "Erkek adammış" türünden dokundurmalarla, veya "Alay alay yürüyüşe geçtiler ... Önde; Bülent Ersoy..." gibi terbiyesizliklerle bir sanatçıyla alay etmenin, nisbeten daha nadir görülen herhangi bir rahatsızlık nedeniyle bıçak altına yatmış bulunan herhangi bir insanla alay etmekten bir farkı kalmıyor.

Başkaları hakkında bu kadar acımasız ve düşüncesiz olmadan önce, herkesin, kendisinin "bugünkü ruhi şartları ile karşı cinsin bedeni içine hapsolması" durumunda neler hissedeceğini düşünmesi çok mu zor? Bu türden bir ruh-beden çelişkisi içerisine düşen insanların kaçı kendileriyle alay edilmesi durumunda mutlu olurdu? Bu konuda gerçekleştirilecek 30 saniyelik bir empati, hakkında ileri geri konuşulan bu insanları anlamaya çalışma adına yapılabilecek en küçük şey olsa gerek. Tabii dünyada olup bitenlerin sadece bizim penceremizden göründüğü şekilde cereyan etmediğini fark etmek istiyorsak.


| Yorumlar (2)

Okuyucu Yorumları (2)

Ayni sekilde dusunuyorum. Insanlari ozel hayatlariyla vurmak en asagilik davranislardan biri. Bu laflari edenlerin coklugu, isin vehametinin ne kadar buyuk oldugunu gosteriyor.

Politika zaten tam da boyle bir sey degil mi? ilkeler mi konusur, yoksa guc mu? Ben en kucuk orgutlerde bile bu islevselligin ilkesellikten onde oldugunu gordum. Yahu sen zaten uc kisilik bir yapisin, bari sen ilkelerine sahip cik degil mi! Ama yok...

Mesela (tamamen keyfi sectigim bir konu) beyzadeler sozum ona devrim yapacakmis ama sosyalist mi devrim yapsalarmis, yoksa simdilik demokratik devrim mi yapsalarmis... Adam bunu tartisirken ne diyor bakalim? Diyor ki Lenin'in kitabinda oyle yazdiydi, Cayan'in makalesinde boyle dendiydi (tartismanin her iki tarafi da ayni). Neden? Cunku o kisilerin prestijinden faydalanarak rakibini alt edecek aklinca. Bir sonraki arguman ise soyle: "Siz zaten cuntada silahlari birakiip kacmistiniz, sosyalist devrim boyle olsa gerek."

Yani bence asagilik olan sadece ozel hayatlardan vurmak; bel altindan vurmak degil. Konuyla iliskisi olmayan herhangi bir yerden vurmak yeterince asagilik.

Bir gazete yazisi: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=109125,10,6

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca