Zihniyet / Paradigma Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar
July 9, 2008
Şalcı Bacı ve Şapka Kanunu
Sitenin Kitap bölümünde yayınlanan Şalcı Bacı ile ilgili bir alıntı, okuyanları epey şaşırtmışa benziyor. Görünüşe bakılırsa, Tek Parti Dönemi iktidarının Şapka Kanunu'na muhalefete karşı koyma adına hızını alamayıp erkeklerin yanı sıra bir kadını da asmış olduğunu pek kimse bilmiyormuş.
Ancak bu gerçekten de önemsenmesi gereken bir durum mu? Şapka Kanunu'na muhalefetten ötürü bir erkeğin idam edilmesi, kanun kadınları kapsamıyor olsa da, şapka giymedi diye bir kadının asılmış olmasından daha mı az canice? Şayet yarın bir başka despot rejim gelir de (sözgelimi) kahvesini şekerli içmeyen erkeklere idam cezası getirirse, bu kararın bir seferliğine bir kadına da uygulanması durumunda ekstra bir şaşkınlık mı duymamız gerekir?
July 1, 2008
İnsan Merkezli ve Ulusçu Algıların Karşılaştırılmasında Göçmenlik Örneği
ABD'de 11 Eylül'den sonra artan güvenlik kaygısı, büyük ölçüde korumasız olan güney sınırını da gündeme getirdi. 3000 kilometreyi aşan ve dağlık San Diego bölgesi haricinde çok önemli bir kısmı çölden ibaret olan güney sınırını kontrol altına alabilme amacıyla federal sınır polislerinin sayısı artırılırken, kimi gönüllüler de sınır ihlali ile mücadele adına (çölde insan avına çıkmayı da içeren) kimi sivil projeler geliştirdiler.
Ancak göçmenlik konusunda ABD'de genel bir uzlaşı mevcut değil. Zira kimi insanlar gerek güvenlik, gerekse de ekonomi merkezli kaygılarla bu konuda daha sıkı düzenlemelere gidilmesi gerektiğini savunurken, kimi diğerleri de göçmenliğe insani kaygılarla yaklaşarak, daha iyi bir hayat kurma düşüncesiyle ABD'ye gelen insanlara kolaylık gösterilmesi gerektiğini düşünüyorlar.
Bu konuyu ilginç ve incelemeye değer kılan üç durum var:
1. Katılımcılık: Amerikalılar, belli politik konulardaki tavırlarını sadece düşünsel seviyede tutmayıp, eyleme de dökme eğilimindeler. The Minuteman Project çerçevesinde faaliyet gösteren çöl avcıları bu durumun en belirgin örneklerinden biri. Ancak göçmenlik konusuna daha farklı bakan Border Angels grubu üyeleri da aynı şekilde sahaya iniyor ve yürüyerek dağı ya da çölü geçen insanlara su ve yemek vererek yardımcı olmaya çalışıyorlar.
2. Çokseslilik: Farklı düşünen gruplar arasında kimi zaman küçük çaplı şiddet de içeren protesto gösterileri yaşansa da, aynı sınır bölgelerinde gerek insan avcılarının gerekse göçmen dostlarının eşzamanlı olarak gönüllü faaliyette bulunabiliyor olmaları, farklı düşünceleri ve bu düşüncelerden doğan farklı davranış şekillerini kabullenmeyi (en azından ulusal seviyede) içselleştirebilmiş bir zihniyetin hakim olduğuna işaret ediyor.
3. Zihniyet: Farklılıkların varlığını kabullenmeyi içselleştirebilmiş olan söz konusu zihniyet bu noktada ortak bir kültür üretebilmiş olmasına rağmen, göçmenlik söz konusu olduğunda biri insan merkezli diğeri ise teritoryal ulusçu bir paradigma ile şekillenen iki farklı anlayışın daha geniş bir uzlaşı alanı oluşturmasının ise kolay olmadığı ortaya çıkıyor.
Reason.tv tarafından hazırlanan ve Drew Carey tarafından sunulan 11 dakikalık bir özel haber videosunda hem bölgeden ilginç görüntüleri, hem de farklı grupların temsilcileri ile yapılan röportajları izlemek mümkün:
March 22, 2008
Birlik ve Kimlik
ABD'yi sevmeyen kimi Türklerin, Türkiye'nin toplumsal yapısının ABD'ninkine üstünlüğünü vurgulama amacıyla, Amerikalıları bir arada tutan şeyin para olduğunu ve ülkenin ileride ekonomik gücünü kaybetmesi durumunda bu birleştirici unsurun ortadan kalkacağını ifade ettiklerine sıklıkla şahit oluyorum. Bu elbette belli ölçüde doğruluk payı bulunan ve araştırmaya değer bir konu. Ancak böyle bir mukayeseli yaklaşım doğal olarak Türkleri bir arada tutan şeyin ne olduğu sorusunu da akla getiriyor. Bu da, hem ulus-devlet düşüncesi, hem de kimlik politikaları ile ilgili olan son derece ilginç bir soru.
Kaldı ki, dayatmalı bir başkalaşım süreci yaşamış bir toplum olarak kendimize özellikle sormamız gereken bir soru bu. Bizi bir arada tutan şey nedir? Irk mı? Dil mi? İnanç mı? Kültür mü? Yoksa hepsinin yoğrulmasıyla ortaya çıkan ulusal bir kimlik mi söz konusu? Eğer öyleyse, bu ulusal kimliğin içerisindeki baskın unsurlar nelerdir? Daha da önemlisi, bu unsurlar, ortaya yeni ve kuşatıcı bir kimlik çıkarabilme adına ne kadar başarılı olmuştur? Yani biz gerçekten de zannettiğimiz gibi bir arada durabiliyor muyuz? Ya da başa dönersek, bu unsurların hangisi ortadan kalkarsa Türk toplumunu bir arada tutmak imkansız hale gelir? Bu sorular üzerine kafa yormanın 'Biz kimiz?' ve 'Ben kimim?' sorularını da işin içine katacak olması itibariyle son derece ufuk açıcı olacağı muhakkaktır.
Söz konusu unsurların normatif bir yaklaşımla sorgulanmaları da mümkün. "Irk birliği düşüncesiyle bir arada duran bir toplumun maddi refah kaygısıyla bir araya gelenlerden daha rasyonel bir tavır içinde olup olmaları" sorusu gibi.
March 12, 2008
Gerçek Eğitim
Yurtdışında eğitim alma imkanı bulan öğrenciler bunu çoğu zaman yabancı dillerini geliştirme ya da Türkiye'ye döndüklerinde çok daha kolay iş bulabilme gibi kaygılarla gerçekleştiriyorlar. Yurtdışına gidenlerin daha çok işletme ve benzeri bölümleri tercih ediyor olmaları da zannediyorum yine bu pragmatik yaklaşımın bir sonucu.
March 10, 2008
"Keşke Doğmasaydılar"
Taha Akyol'un bugünkü yazısında, "Türkiye’de aşırı doğurganlığın sağlık politikalarıyla azaltılması gerekiyor. Sokaklarda evsiz, bakımsız, tinerci, kapkaççı, çaresiz çocukları görüp de “Keşke doğmasaydılar” diye düşünmeyecek bir vicdan var mıdır?" şeklinde bir ifade var.
Taha Akyol gibi birinin ağzından böylesine korkunç bir cümlenin çıkmış olmasına hala inanamıyorum.
GÜNCELLEME:
Konunun bir yönüyle ilgili bir ipucu:
Injured Kitty Wont Give Up - Watch more free videos
March 2, 2008
Bülent Ersoy
Bülent Ersoy'un askerlik ile ilgili yorumlarına eleştiri getirenlerin gerek açıktan, gerekse ima ile Sayın Ersoy'un transseksüel kimliğini bu işin içine karıştırmalarını çok çirkin buluyorum. Bu türden bayağılıklarda gülünecek bir yan da göremiyorum. Buradaki kastım transseksüellerin haklarına sahip çıkmak falan değil - zira başka insanların doğuştan gelen özellikleriyle alay etmek her ne kadar çirkin bir davranış olsa da, bunun toplum-birey ya da devlet-birey ilişkileriyle ilgili olduğunu zannetmiyorum. Dolayısıyla ortada herhangi bir hak ihlali değil, hukuki çerçevenin dışında ele alınması gereken sivil bir zihniyet sorunu var. Bu nedenle de, burada odaklanılması gereken asıl nokta, insanların doğuştan gelen kimi özelliklerini alay etme vesilesi yapmanın hakim kültürün bir parçası haline gelebilmiş olması olmalı.
February 24, 2008
Family Guy ve Birleşik Krallık
Bugün bir yıla yakın bir zamandan sonra ilk kez televizyon izledim. Önce Family Guy diye bir çizgi filme biraz baktım. South Park ile Simpsons arası bir şey sanırım. Simpson'ın sick, twisted, perverted versiyonu da denebilir. Reklam aralarından sonra bile uyarı anonsu yapıyorlar: "Aman ha, çoluk çocuğunuz varsa bir bahane bulup ekran başından uzaklaştırın, sonra oturup bir başınıza kendiniz izleyin" gibi bir şey. Ara ara epey sağlam espriler de olmuyor değil. Ama genel yapının benim 'sick sense of humor'ım ile son derece uyumlu olduğunu söyleyebilirim.
Family Guy bitince ara ara Obama ile Hillary'nin tartışmasını biraz izledim. Sonra başka bir kanalda Birleşik Krallık parlamentosundan yapılan yayını görünce derhal kumandayı elimden bıraktım. Eskiden beri oranın tarzını çok severim. Onca kişinin küçük denecek bir yerde oturması, kısa aralıklarla pek çok kişinin söz alması, yapılan yorumlara yüksek sesle olumlu ya da olumsuz tepkiler verilmesi, ancak her iki durumda da bunun belli davranış kodları çerçevesinde ve ölçü kaçırılmadan yapılması bence takdire şayandır. Zira başta bir kralın bulunup bulunmamasından daha önemli olan bir şey varsa, o da, düşüncenin ifade edilmesini ve sonrasında da karar alma sürecini işlevsel kılabilen bir kültür ve geleneğin varlığıdır. Eğer böyle bir şeye sahip değilsen, bütün gün TBMM'den canlı yayın yap dur, kime ne fayda? Padişahın başında olsaydı, ama hiç olmazsa adam gibi oturup kalkmasını bilseydin; fena mı olurdu?
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
