derinsular.com
Derin Sular: Memorandum
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Hayatın İçinden Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

February 24, 2008

Kanada Parlamentosu

Bugün Kanada Parlamentosu'nu gezdim. Görkemli bir mimari yapıya sahip olsa da, Temsilciler Meclisi ve Senato'nun oturum salonlarının bizim Ankara'daki ilk meclisin biraz hallicesi oldukları söylenebilir. Hem dış görünüşü hem de oturum düzeni itibariyle de Birleşik Krallık parlamentosunu epey andırıyor. Kendi adıma epey beğendiğimi söyleyebilirim.

Arada bana, "İleride politikaya atılmayı düşünüyor musunuz?" gibi sorular geliyor. Bu soruları soranlara böyle bir şeyi hiç düşünmediğimi söylüyorum. Ama ne yalan söyleyeyim, bugün Kanada Parlamentosu'nu gezerken içimden, "Burada çalışmak aslında hiç de fena olmazdı" diye geçirdim. Tabii ki siyasete girmeme yönündeki kararımı değiştirmiş değilim. Ama halkımız bana böyle bir görev verirse neden olmasın?

Kanada Parlamentosu

Kanada Temsilciler Meclisi

Kanada Senatosu

| Yorumlar (4)

February 18, 2008

İki Karikatür

ABD ve Kanada'da pek çok akademisyen, ofisinin kapısına ilgisini çeken konularla ilgili çeşitli küpür, afiş ve benzeri şeyler yapıştırıyor. Geçtiğimiz günlerde bir siyasal bilimler (political science) bölümünde birbirine komşu iki kapıda yer alan iki karikatür ilgimi çekince fotoğraflarını çekmiştim, paylaşıyorum:

Karikatür 1

Karikatür 2

| Yorumlar (0)

February 14, 2008

Atatürk Kızları Foucault Okumaz!

Geçtiğimiz günlerde Türk siyasetiyle ilgili sohbet etmekte olduğum bir profesör, bana bölümlerinde yüksek lisans yapan bir Türk öğrencinin bulunduğundan bahsetmiş ve tanışmamız konusunda bir parça ısrarlı davranarak bana bu öğrencinin email adresini vermişti. Ben de profesör hanımın ricasını kırmayarak ilgili öğrenciye bir mesaj göndermiş, durumu kısaca özetleyerek bir iki gün daha şehirde olacağımı söylemiştim. Birkaç saat sonra yanıt aldığımda ertesi gün gerçekleşecek olan Jalal Barzangi söyleşisine onun da katılacağını öğrendim ve orada buluşmaya karar verdik.

| Yorumlar (8)

February 14, 2008

Jalal Barzangi

Dün Iraklı Kürt şair/yazar Jalal Barzangi ile gerçekleştirilen bir saatlik bir söyleşiye katıldım. Jalal Barzangi'nin kim olduğu konusunda özet bilgi sunabilme adına, programın duyuru metnini aşağıya alıntılıyorum (Zahmet edip Türkçe'ye çevirebilecek biri çıkarsa onu da buraya eklerim):

Dear Friends and Colleagues,

Do please join us on Wednesday, February 13th, from 12.00 till 1.00 in the Canadian Literature Centre (#8917 HUB Mall) for our 3rd brown bag event of the semester: a reading and discussion session with noted Kurdish poet and memoirist, Jalal Barzangi.

Jalal Barzangi is a noted Kurdish literary figure­ a writer of poetry, fiction, essays, and journalism ­ who was imprisoned for his writing between 1986 and 1989 and then came to Canada as a United Nations-sponsored refugee in 1998. He is now Edmonton’s first Writer in Exile, and during this period of intense literary writing he is producing new, original poetry and a memoir of his years of imprisonment. Jalal will read and discuss his literary work ­ both old and new­ in English.

As always: we’ll provide cookies, coffee, and a door-prize! Feel free to bring your lunch. Everyone welcome.

Barzangi, söyleşide Kuzey Irak'ta geçen çocukluk yıllarını ve sonrasında da yazmış olduğu iki kitap nedeniyle Saddam rejimi tarafından tutuklanmasını anlattı. Saddam rejimi, Barzangi'nin yaşadığı şehirdeki kütüphaneyi hapishaneye çevirmiş ve tutuklanmasının ardından onu da oraya hapsetmiş. Barzangi'nin Kanada'ya gelişi ise, Türkiye'ye gelerek Birleşmiş Milletler kanalıyla Kanada'ya iltica etmesiyle gerçekleşmiş. Barzangi yaklaşık 10 yıldır Kanada'ya yaşıyor ve bugünlerde hapishane hatıralarını kitaplaştırmakla meşgul.

Jalal Barzangi

Barzangi'nin konuşması takriben 40 dakika kadar sürdü. Ardından da soru-cevap bölümüne geçildi. Barzangi'ye yöneltilen sorulardan ikisi ilginçti. Bir profesör, kütüphanenin hapishaneye dönüştürülmesinin ardından kitaplara ne yapıldığını sordu. Barzangi bu soruya cevaben tehlikeli gördükleri kimi kitapları ayırıp götürdüklerini, diğerlerini de yüklük tarzında kötü bir yere istiflediklerini söyledi.

İlginç bulduğum diğer bir soru/istek ise, Barzangi'nin şiirlerini (zannediyorum şiirinin müziğini değerlendirebilme adına) Kürtçe orijinalinden dinlemek isteyen bir Kanadalıdan geldi. Barzangi bunun üzerine Kanada'da bir dergide (İngilizce çeviirisiyle birlikte) yayınlanan bir şiirini Kürtçe okudu. Yukarıdaki resmi o esnada çektim.

| Yorumlar (2)

February 12, 2008

Sivas'ı Özlemek

Dün Kanada'da 'Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde milliyetçilik' üzerinde çalışan doktora öğrencisi bir kızla tanışma imkanı buldum. Ermeni olduğunu ve Beyrut'ta büyüdüğünü söyledi. Tabii, tehcirden sonra gitmişler oralara. Bu tür şeylerle daha önce de karşılaşmıştım, ancak Anadolu'nun neresinden olduğunu sorduğumda 'Sivas' demesi beni çok etkiledi. Yani Ağrı, Kars falan değil de, Anadolu'nun bağrındaki Sivas.

Sivas dendiğinde bizlerin aklına bugüne kadar gördüğümüz Sivaslı Türkler geliyor. Ancak tarihle ilgili kimi gerçekleri bilsek bile, Sivas'ın bize anlatılmayan ve yok sayılan insanlarından biriyle karşi karşıya gelmek yine de çok yaralayıcı olabiliyor. Sivas (ve kültürel anlamda 'sadece' bizim olduğunu zannettiğimiz onca başka şehir) için beslenen özlem, acı ve merakla harmanlanan duyguların farkına varmak bir tür soğuk duş etkisi yapabiliyor.

Ona "Sivas'ı hiç gördün mü?" dediğimde, hiç görmedigini, ama bir gün görmeyi çok istediğini söyledi. Bunu söylerken yüzünde oluşan ifade, bana Ararat adlı filmde hiç görmediği Ağrı'nın özlemini çeken gencin hassasiyetini anımsattı. Filmi izleyip izlemediğini sorduğumda yüzünde oluşan "Elbette" der gibi bir ifadeyle "Evet" dedi. Ancak bütün bunlara karşın bana yönelik herhangi bir düşmanlık sergilemek şöyle dursun, son derece sıcak kanlı davrandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii bunun boyle olmasında, tanışmamız esnasında "I am Turkish" dedikten sonra, cümlemi "... and I am sorry" diyerek tamamlamış olmamın da bir payı olabilir. Yine de Sivas'tan bahsederken yüzünün aldığı ifadeyi hatırladıkça kendimi hala kötü hissediyorum.

| Yorumlar (8)

February 7, 2008

"This Man"

Birkaç saat evvel Kanada'nın en iyi üniversitelerinden birinin siyasal bilimler bölümünün direktörüyle görüştüm. Görüşmenin bir bölümünde Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlükleri ile ilgili yaşanan problemlerden de söz ettim. Türkiye'nin resmi ideolojisinden söz ederken (ister istemez) aklıma gelmesi üzerine Atilla Yayla'nın başına gelenlere de değinmeden edemedim. "Very recently, one of our distinguished political science professors has been charged and convicted for referring to our 'Great Leader' as 'this man'" dedim. Bunu ciddi bir tonla söylemiş olmama rağmen, bunu duyan profesör hanım duyduklarına inanamaz bir ifadeyle elini başına götürerek gayriihtiyari bir şekilde güldü ve "Türkiye'deki rejimin otoriteryen yapısı gerçekten de çok ciddi boyuttaymış" dedi.

| Yorumlar (10)

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca