March 8, 2008
Dünya Kadınlar Günü ve Türkiye
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Çağlayan ve Kadıköy'de mitingler düzenlenmiş. Komutanlar da Anıtkabir'e çıkmışlar - tabii günün anlam ve önemi nedeniyle bu sefer eşleriyle birlikte. Hürriyet'in konu ile ilgili haberine göre, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt bu vesileyle bir 'laiklik mesajı' da vermiş.

Anlaşılan o ki, Kadınlar Günü gibi tamamen sivil bir niteliğe sahip olan bir günde bile yine 'aynı adam'ların gündemde olmaları ve aynı üniformalı görüntüler eşliğinde bir yerlere mesajlar yetiştirmeye çalışmaları gerekiyor.
Acaba bu konu, böyle bir günde bile sabredip kışlasında oturamayan askerler çerçevesinde mi değerlendirilmeli, yoksa verilmek istenen mesajı misyon edinmiş olan herhangi bir sivil toplum örgütünün bulunup bulunmadığı mı sorgulanmalı?
Okuyucu Yorumları (6)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

"Hayatim degisti" demistiniz halbuki, anlasilan dikkatli dinlememissiniz sarkiyi:
Ataturk'un sayesinde
Ozgurlugun adimiyim
Turk anasi payesinde
Aydin bir Turk kadiniyim
Bu aydin Turk kadinlari Atamiza gitmeyip kime gitselerdi?
Bu aydin Türk kadinlari neden "aydin" oluyorlar, birilerini "aydin" olmakla vasiflandiranlar, baskalarini onun karsiti ile (karanlik) itham etmis olmuyorlar mi? Büyük ihtimalle siz de gönül rahatligi ile "elbette" diyeceksiniz, ama en azindan nice Mevlanalari nice Yunus'lari yetistirmis bir medeniyetin mensublarina hakaret etmek "vicdansizlik" olmuyor mu? Biraz insaf.
Benim tuylerimi diken diken eden bir goruntu bu. Asker eslerinde cok dikkatimi cekmistir, kocalarinin rutbelerine gore siralanirlar. En buyuk rutbelinin karisinin fikirleri neyse digerleri ona uymak zorundadir. Arkadaki ikinci sirayi olusturan kuvvet komutanlarinin karilarindan tutun en gerideki albaylarin karilarina kadar oraya kendi istegiyle gelen cok azdir. Birbirlerine ev gezmesine gittiklerinde bile kocalarinin rutbe sirasina gore oturduklarina kendim bircok kereler sahit olmusumdur. Uzerlerine giydikleri tayyorler bir cesit uniformadir. Elestirdikleri carsaf kadar tektiplestirici bir kiyafettir. Bu Anitkabir toplu ibadeti nasil gerceklestirilmis olabilir bir dusunun. Kadinlar birbirlerine telefonla mi haber vermisler? Ben kocalarina Buyukanit'in yaverinden bir emir ulastigina oldukca eminim. Yerse gitmesinler.
Askerliğim sırasında tugay komutanının villasında tadilat işleri yapmıştım. Tugay komutanının karısı bize komutan edasıyla davranıyordu, "Oğlum şunu yap, oğlum bunu getir...". Elektrik mühendisi bir arkadaşıma ampül taktırtmıştı mesela. Komutanın "karısı" ya, kendinde bir mühendise, avukata, komisere (onun için hepsi asker, yani köle) iş buyurma imtiyazı var. Sonra Türkler asker millettir diye övünüyoruz, askerin merkep manasında kullanıldığını çakozlamadan...
S. Mahmud:
Komutan esi olmalari basli basina 'aydin' olmalari icin yeterliyken nasil aydin oluyorlar sorunuzu pek manasiz buldum. Yine de aciklamamiz gerekirse; once kiyafetlerine bakin tam bir aydin Turk kadini gibi giyinmisler. Cumhuriyet balosunu izlemediniz herhalde, tam da Ataturk'un aydin Turk kadini tarifine uygun olarak bati muzikleri esliginde bati tarzinda dans ediyorlardi. Bir kadin Batililar gibi giyinir, Batililar gibi dansederse aydindir. Digerleri elbette karanliktir. Bosuna 'kara' carsaf demiyoruz herhalde.
Daha iyi anlasilmak adina size bahsi gecen sarkinin linkini vereyim, apaydin bir Turk kadini yazmis, bestelemis ve soyluyor:
http://www.youtube.com/watch?v=YDlQaUFHZjs
Ne bileyim dostlar sinir damarimiz gergin herhalde, ama Diyarbakir karpuzu gibi "cat" diye catlamamak da mümkün mü? Bilmiyorum, aglasak mi gülsek mi diye sormuyorum artik. Bu halde sorulacak soru "Ölsek mi yasasak mi" olur. Saygilarimla, Allah'a emanet olun.