February 7, 2008
"This Man"
Birkaç saat evvel Kanada'nın en iyi üniversitelerinden birinin siyasal bilimler bölümünün direktörüyle görüştüm. Görüşmenin bir bölümünde Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlükleri ile ilgili yaşanan problemlerden de söz ettim. Türkiye'nin resmi ideolojisinden söz ederken (ister istemez) aklıma gelmesi üzerine Atilla Yayla'nın başına gelenlere de değinmeden edemedim. "Very recently, one of our distinguished political science professors has been charged and convicted for referring to our 'Great Leader' as 'this man'" dedim. Bunu ciddi bir tonla söylemiş olmama rağmen, bunu duyan profesör hanım duyduklarına inanamaz bir ifadeyle elini başına götürerek gayriihtiyari bir şekilde güldü ve "Türkiye'deki rejimin otoriteryen yapısı gerçekten de çok ciddi boyuttaymış" dedi.
Okuyucu Yorumları (10)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Burada 3h hareketinden arkadaşlarımız bir video çekmişler:
http://www.3hhareketi.org/index.php?option=com_content&task=view&id=462&Itemid=3#usercomments
Trajikomik bir durum Yayla'nın başına gelenler.
"One of our distinguished political science professors"
Burada bir mübalaa gördüm. Atilla Yayla bir ifade mağdurudur, ancak bu onun akademisyen olarak "distinguished" olduğu anlamına gelmez, mağdur olmak başka, o branşta dinstinguished olmak başkadır.
Atilla Yayla, ülkemizde alanında seçkin/sivrilmiş bir akademisyendir diye düşünüyorum. Bu nedenle o ifadeyi kullandım. Abartı olduğunu zannetmiyorum. Ancak benim subjektif yargıma tabii ki katılmayanlar olabilir.
Yillar once 3 gunluk Kalite-Guvence sistemi uzerine bir egitime katilmistim. Sirket icinde musteri odakli davranisin kaliteyle iliskilendirilmesi uzerine bir egitimdi genel olarak. Orneklere dayali, psikoloji ve sosyoloji bulgulariyla sentezlenmis hos bir egitimdi.
Bu egitim sirasinda bir arkadasim kalkip fabrikasinda musterisiyle olan bir sorununu ifade ederken musterisinden "bu adam" diye bahsedince egitmen gulumsedi. "Insanin kullandigi dil kendini ele verir" dedi.
Su anda varmak istedigim nokta elbette bir profesorun yargilanmasi ve hukum giymesi degil. Bu olay basli basina bir fiyasko. Bunu yapanlari ben, tarih ve insanlik affetmemelidir.
Ama dikkat cekmek istedigim nokta farkli. Burada Atilla Yayla'nin kullandigi ifade bicimi "otekilestirme" mesaji iceriyor bence. Ben Kemalizme en az Serdar bey kadar aykiri biri olsam da, Mustafa Kemal'in en az bugunun politikacilari kadar Turkiye gercegi oldugunu, onu otekilestirmenin de temel sorunlardan biri oldugunu dusunuyorum. Bunun altinda dogal olarak Kemalist grubun ve Mustafa Kemal'in kendisinin, dindar gruba olan tutum ve yaptirimlari rol oynuyor. Diger taraftan da bu cift tarafli alienation islemi adim atmayi engelliyor.
Atilla Yayla'nin bilimsel kisiligi ise, bu konunun uzmanlariyla alakali. Saniyorum Serdar Bey'in egitimi bunu degerlendirebilecek konuda hayli yetkin.
Levent bey,
Ben Atilla Hoca'nın ifadesinde hiçbir ötekileştirme görmüyorum. Türk dili açısından, kullandığı cümlenin nasıl bir alternatifi olabilir bunu da bilmiyorum. Mesela şöyle mi denmeli:
Yabancılar soracaklar : "Neden her yerde bu ulu önderin resimi, heykeli var?".
Yani herhalde bu cümlenin herhangi bir dilde kurulumunda kaçınılmaz ifade "bu adam" veya "o adam" dan birisi olacaktır.
Atilla Hoca hiç öyle cümlelerinde kişilerine öfkesini yansıtacak bir insan değil.
Zaten hocanın konuşmasında Atatürk değil, dogmalaşmış Kemalizm eleştiriliyor. Zaten çekememezliğin sebebi de bu. Hangi sosyologtu rejimlerin çökme safhasında saldırganlaştığını, bağnazlaştığını ve tahammülsüzleştiğini söyleyen?
Levent Bey,
"Atilla Yayla'nin bilimsel kisiligi ise, bu konunun uzmanlariyla alakali. Saniyorum Serdar Bey'in egitimi bunu degerlendirebilecek konuda hayli yetkin."
Muhakak ki Serdar Bey bu konuda yetkindir. Bir akademisyenin blimsel liyakatı somut verilere dayalıdır. Makale sayısı, atıf sayısı gibi. Atilla Yayla'nın performansı hakkımda elimde bir veri yok. Benim subjektif yargım ise şu şekilde Yayla ürettikleri ve verimliliği ile değil, siyasi kimliğiyle öne çıkan bir isim.
Mister No:
"Son günlerde bu şekilde gündeme gelmek Atilla Yayla'nın tercihi değildi" dersem herhalde bana hak verirsiniz. Ancak işin önemli yanı bu da değil. Zira Atilla Yayla Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlükleri konusunda sadece aktivist tavırlarla konuşmalar yapan biri değil. Aynı zamanda bu konuda pek çok kitabın da yazarı.
Benim anlamakta zorlandığım nokta, Atilla Yayla hakkında elinizde bilgi olmadığını söylemiş olmanız. Eğer bu konuda bilgiye sahip değilseniz, kendisi hakkında yapılan bir değerlendirmeyi neye dayanarak eleştiriyorsunuz? Atilla Yayla elbette eleştirilemez biri değil, (yanlış hatırlamıyorsam) geçmişte bir iki ifadesini ben de eleştirmiştim. Ama eleştiri böyle olmamalı.
Serdar Bey,
Bugun sitenizde Medya Defteri'nde Bekir Coskun'un yazisini gorunce sasirdim. Vatan sevgisini, bu vatanin kurdunu bocegini sevmek olarak algilayan fakat bu memleketin insanini kucuk goren ve bidon kafali diye hitap eden hatta memleketim insanini hic sevmeyen bir sahis Bekir Coskun. Tabii bu Bekir Coskun'un varsa fikri zikri ondan faydalanmayacagimiz manasina gelmez... Gunaydin gece baslikli yazinin icerigine baktim. bi fikir bile yok hatta bu sitenin savundugu bireysel hak ve ozgurluklere karsi cikmis. Sitenin felsefesine ters. Serdar Bey gercekten merak ettim ... Hangi hikmete binaen bu yaziyi sitenize aldiniz...Baslik mi hosunuza gitti...
Saygilarimi sunuyorum.
Serdar Bey,
Benim kastettiğim şey Yayla'nın akademik sivrilmişliği konusunda elimde veri olmamasıydı. Yayla hakkında bunun dışında bir bilgi setine sahibim.
Türkiye'nin en iyi ekonomistleri hakkında Murat Çokgezen'in bir çalışması var. Siyaset bilimciler hakkında böyle bir çalışma yok. YÖK'te veya başka yerde enim bulduğum bir veri yok. Benim bildiklerim basının ve blogların bize yansıttığı kadar. Bu kadarıyla politik niteliği daha önde.
Kitaplar yayınlaması önemli değil. Benim bildiğim bir çok vasat akademisyenin, bir sürü kitabı var.
Melek Hanım,
Medya Defteri bölümünde Türk medyasında yayınlanan makale ve haberler derleniyor. Bu bölümde herhangi bir yazının alıntılanmış olması, (kim tarafından yazılmış olursa olsun) benim bu yazının içeriği ile aynı doğrultuda düşündüğüm anlamına gelmiyor. Önemli olan bazı şeylerin kaydını düşmektir. Bu nedenle zaman zaman buna 'ibretlik' yazıları da dahil ediyorum.