derinsular.com
Derin Sular: Memorandum
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

October 29, 2007

Siteye Destek (2): Google Reklamları

Derin Sular üç yıla yakın bir süredir yayınına devam ediyor. Bu süre zarfında siteye ulaşan pek çok insan takdir duygularını ileterek siteyi desteklemek istediği söyledi. Bu tür talepler karşısında ya sessiz kaldım, ya da yanıtlarımı bir cümlelik teşekkür mesajlarıyla sınırladım. Destek olmak isteyenler nihayetinde bunu ya (siteleri varsa) link vererek, ya da siteyi başka insanlara tanıtarak yaptılar. Ancak siteye destek olma söz konusu olduğunda pek çok okurun ağız birliği edilmişçesine (bana göre) utanmadan söylediği bir şey de vardı: 'Sitenizi desteklemek için her girişimde reklamlara tıklıyorum.'

Bana bu tür mesajlar ulaştığında ısrarla bunu yapmamalarını istedim insanlardan. Beni şahsen tanıyan insanlar kimi zaman bunu yüzüme söylediklerinde de onları kırma pahasına bir parça sert yanıtlar verdim. İnsanların doğruluğuna inandıkları bir düşünceye destek olmak istemeleri elbette güzel, ama bunu sahtekarlık yaparak gerçekleştirmeleri çok üzücü. Ben hayatım boyunca bana ait olmayan hiçbir şeyi alıp da cebime koymadım. Bunu bir başkasının benim adıma yapmaya ne hakkı var? Reklamlar, herkes için olduğu gibi sizin için de aynı nedenle orada duruyor. Eğer ilginizi çeken bir şey görürseniz, girer bakarsınız. Ama bunu sırf bir başkasının cebindeki parayı alıp da benim cebime atmak için yapıyorsanız bunun hırsızlıktan farkı kalır mı? (Bu konunun bir diğer yönü de, bana bunu - marifetmiş gibi - söyleyen bazı okurların kimi dini hassasiyetlere de sahip olmaları. İnsanları anlayabilmek bazen çok güç.)

Derin Sular fazlasıyla politik ve muhalif bir platform. Bu nedenle, kimi okurların sitede ifade edilen düşüncelere bağlanmaları ya da bu düşünceleri kendi bakışlarıyla örtüştürmeleri mümkün. Yine aynı nedenle, (dünyada bu türden başka ortamlarda da sıklıkla rastlandığı gibi) sitede az ya da çok sayıda kimi destekçilerin bulunması ve bu insanların bir şeylerin ucundan tutmak istemeleri de çok doğal. Çünkü sosyal içerikli söylemler, ancak bir taban bulup geniş kitlelere ulaştıkları zaman gerçekten etkili olabilirler. Sitenin duruşunu ve misyonunu takdir eden kimi okurlar da bu nedenle destek olmak istiyor olabilirler. Bu elbette çok güzel bir şey. Dahası, Derin Sular da bu konuda fazlasıyla desteğe ihtiyacı olan bir site. Ama bireysel 'HAK'lardan söz eden bir siteye destek olma adına reklam verenlerin paralarını gasp etmeye kalkıyorsanız, ortada üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir çelişki var demektir.

Amazon istek listesinin yayına girmiş olmasının bu sorunu da (en azından kısmen) çözmesini umuyorum. Listede fiyatları 5 ila 10 dolar arasında çok sayıda kitap bulmak mümkün. Hediye çeki için gerekli olan minimum miktar ise sadece 5 dolar. Yani şayet kimi okurlar siteye destek olmak istiyorlarsa, bunu bundan böyle başkalarının cebinden değil, kendi küçük imkanlarıyla yapabilirler. Bu tabii sadece bir opsiyon. Yoksa Amazon listesini site kullanımı için bir tür ücret gibi görüyor olmam elbette söz konusu değil. Site yazılarının ifade ettiği değer, benim için parayla ölçülebilecek ya da sadece para karşılığında takas edilebilecek bir şey değil. Ama siteye her uğradığında reklam verenleri soymayı alışkanlık haline getirmiş olan kimi ziyaretçiler böylelikle bu alışkanlıklarını bırakacaklarsa, siteyle ilgili beni rahatsız eden bir diğer sorun da bu vesileyle çözülmüş olur. Aynı şekilde davranmaya devam etmeyi düşünenler varsa, çok rica ediyorum, ne bir daha bu siteye gelsinler, ne de yazılarımı okusunlar. Bana akılları sıra el kesesinden cömertlikte bulunan böyle asalak tiplerle değil birlikte yol almak, site dolayımıyla dahi en küçük bir irtibatım olsun istemiyorum.



Not 1: Bugüne kadar sitede herhangi bir yardım çağrısında bulunulmamış ya da destek olmak isteyenlere herhangi bir alternatif sunulmamış olması da bu noktada eleştirilebilir.

Tabii bu konuda aklıma hiçbir şey gelmedi de değil. Mesela siteye PayPal destekli bir bağış (donation) butonu koyup, elde edilen gelirin sitenin reklamının yapılmasında kullanılmasını düşündüm. Ama Derin Sular bir dernek değil, o türden bir kurumsal görüntüye sahip olmasını da istemiyorum. Bu site sadece kişisel bir proje ve öyle de kalması iyi olur zannediyorum. Bu nedenle, şu an için, daha kişisel bir uygulama olan Amazon Wish List'te karar kıldım. İstek listesine de sadece kitaplar (ve bir de hediye çeki) koydum. Bu içerik seçiminin de bir nedeni yok değildi elbette.

Kitaplar bu gibi ortamların hammaddesi durumundadır. İnsanların düşünce dünyası ile ilişkileri büyük ölçüde süreli yayınlar ve yazılı eserler vasıtasıyla olur. Yeni eserler ise, yapılan okumalar ve kişisel gözlemler yazarın değer yargılarının süzgecinde prosesledikten sonra ancak ortaya çıkabilirler. 'Hammadde' ifadesinden kastım bu.

Not 2: Elimde olsa, bir de malum 'kuş ve yangın' menkıbesine göndermede bulunarak listeye 1¢'lik hediye çekleri koyardım. (Bu miktar, sitenin İngilizce kısmında ise, bir Amerikan deyimi gereği 2¢ olabilirdi.)

| Yorumlar (12)

Okuyucu Yorumları (12)

"Bana akılları sıra el kesesinden cömertlikte bulunan böyle asalak tiplerle değil birlikte yol almak, site dolayımıyla dahi en küçük bir irtibatım olsun istemiyorum."

Bu kadar sert bir cümleden sonra ilk söz olarak şimdiye kadar hiç google reklamlarına tıklamadığımı söyleyerek kendimi temize çıkarmam lazım :)

ilk defa az önce tıkladım, nereye bağlanıyor diye baktım (google'a mı?)- inşallah bu niyetle tıklamak caizdir - Reklamı veren siteye bağlanıyormuş. Şimdiye kadar bu reklamlar pek dikkatimi çekmemişti.

insanların size destek olmak amacıyla reklamlara tıklamaları ne kadar gayri-ahlaki bilemiyorum ama bunu size söylemeleri ayıp olmuş.

Şöyle bir yönü de olabilir olayın:

Google da, reklam verenler de herhalde bu tür "fake" tıkların farkındadır. Bunlar toplam tıkların % kaçıdır bilemiyorum tabi, ama pekala reklamverenlerin bu durumdan (en azından bir dereceye kadar) memnun olmaları da olası. Bir ara masaüstünde sürekli reklam yayını yapan programlar vardı, programı belli bir süre açık bırakınca hesabınıza para yatırılıyordu. Yani adamlar reklamlarını görmeniz için size para veriyordu. Google reklamlarına fake tık olayınında böyle bir yönü olabilir mi?

Eğer böyleyse, size destek olmak için kendini saçmasapan reklamlara maruz bırakan insanlara haksızlık etmiş olabilirsiniz.

Google reklamları reklam verenlerle reklam yayıncılarını bir araya getirme prensibiyle çalışıyor. Web üzerinde yayınlanan reklama her tıklandığında, google sistemi reklam verenin hesabından yayıncının hesabına (reklam ucreti eksi kendi komisyonu kadar) para aktarıyor. Bu sistemin çalışma prensibini bilen kimileri de rastgele reklamlara tıklayarak yayıncıya 'para kazandırmaya' çalışıyorlar. Yapılan bu işin endüstrideki adı 'fraud click' ve bu açık, sistemin en büyük eksisi durumunda. Zira bu yapılan işin reklam veren o noktaya bakmamaktayken birisinin onun cebinden bozuk para çalıp bir başkasının cebine atmasından hiçbir farkı yok. Ben de bu nedenle, tam da alıntılamış olduğunuz cümlede dendiği gibi, bana 'el kesesinden cömertlik' yapmaya kalkan insanlara tepki gösteriyorum.

İşin bir diğer acı yanı, bu tavrın ülkemizde hakim olan 'fiktif uygulamalarla kısa sürede zengin olmaya çalışan köşe dönmeci zihniyet' ile bire bir örtüşüyor olması. Reel olarak bir şeyler üretmek ya da elini taşın altına koymak yerine şark kurnazlığına başvuran, o da yetmedi, sanki çok matah bir şey yapmış gibi merd-i kıpti misali övüne övüne hırsızlığını anlatan ve takdir bekleyen(!) bir zihniyet bu.

Böyle sefil bir zihniyete ne dense azdır diye düşünüyorum.

Bu sistemin carkinin nasil dondugu konusunda yukaridaki her iki yorum da epey ipucu veriyor. 7 yil once internette gezerken bir reklam gormustum. Aynen Volkan bey'in anlattigi gibi reklam uzerine bir site idi. En basina yazmislardi zaten, kesinlikle tiklamanizi istiyoruz, bu sadece urun asinaligi icindir gibisinden. Her gun 10 tiklama yaparak belli bir puan kazaniyordunuz. Sonunda yaklasik 3 ay suren tiklamalar sonunda bir televizyon kazandim. Sonra da hesabimi sildim oradan.

Dusundugum zaman bu programin amacinin gercekten televizyon reklami gibi urunu kafaniza kazimak icin yapilmis bir sistem oldugunu gordum. Her yani flasli yazilarla bir tur yavas beyin yikama oyunuydu ve Amerikan halkinin genel egilimlerine gore hazirlanmisti. Eminim odullerin 100-200 dolar arasinda degistigi bu sitede, elde edilen kazanc bunun en az bir kac mislidir. Hatta reklam veren firmalardan biri, iyi bir elektronik firmasiydi, ben ilk dijital kamerami onlardan alarak belki de bu reklamlarda amaclanan seyi gerceklestirdim. Aldigim makinenin orijinal ve faturali, ve fiyatinin herhangi bir magazadan 45-50 dolar daha dusuk oldugunu da belirtmeliyim.

Bu noktada Serdar Bey'e hak vermeden edemeyecegim, cunku sevdiginiz siteyi, sirf Serdar bey'e destek olalim diye baskalarinin cebinden iyilik yapmak anlasilacak bir davranis degil. Serdar bey bu reklamlari sizden destek bekledigi icin koymamis. Bu reklamlari Ingilizce'de "exposure" tabir edilen bir yaklasimla koymus ki eger yukarida anlattigim gibi siteyi gezerken birinin gozune carpar, yahu bu nedir diye tiklayan bir kesime hitab ediyor. Bunlarin site ziyaret sayisina orani bellidir. Mesela ziyaretcilerin binde 5'i tiklar diye ortalama bir rakam vardir. Ziyaretcilerin %25'i 10'ar kez tiklarsa bu tabii ki haksiz bir kazanc sistemine girer.

2000 yilinda hatirlarsaniz Time dergisinin anketinde yuzyila sekil veren adamlar vardi. Churchill basta gidiyordu. Derken bizimkiler bir sekilde gaza gelip Ataturk'u bir bilgisayardan 1000 lerce oy verecek sekilde robotlar programlayip ilk siralara cikardilar. Bazi tipler Fenasi isimli argo karakteri yaratip ona da oy verdiler. Boylece Time dergisinin bu anketi koymaktaki amacini rezil ettiler, binlerce kez oy vererek haksiz bir sekilde Ataturk'u oraya cikardilar, hem de igrenc bir argo karakteri dunyaya tasiyip gulunecek hallerine kendileri gulduler.

Sanal alemdeki destek rezaletleri bununla kalmiyor. Ornegin dunyanin 7 harikasi anketi. Kisiler dunyanin 7 harikasini oylayacaklari yere kendi memleketlerindeki en guzel yapiyi oylayarak oylamanin amacinin cok daha uzagina, sovenist tuzaklara dusuyorlar. Ertugrul Ozkok'un gazetesi gibi gazeteler de ayni ayiba canak tutuyorlar.

Buradaki amaci ve bakis acisini gormemiz lazim. Iclerindeki biz kavrami aile, mahalle, kasaba, sehir, bolge, millet, ummet gibi alt duzeylerde kalmis insanlar kendilerinden birilerini desteklemek uzere abuk sabuk yollara basvuruyorlar. Bir de bununla ovunuyorlar. Ancak "Turkun Turkten baska dostu olmaz" gibi sloganlarin icinde bogulur giderler.

Bazen paralel evrenler birbiriyle garip sekilde kesisiyorlar. Bu sitede yapilan duzen elestirisi, ayni duzeni baska amacla, bir takim dusunce fakirlerinin de isine geldigi icin desteklemeye calisiyorlar. Ama butun resmi gormeye ya gozleri ya da akillari yetmiyor. Bence sorun burada.

Ben de Bilişim Kulübü'ne Google reklamlarını koyduğumda aynı problemle karşılaşmıştım. Bazı arkadaşlar kıyak yapıyormuş gibi bir tavırla reklamlara tıkladıklarını söylüyorlardı. Ben de bu yaptıklarının doğru olmadığını, reklamını yapmaya çalışan gariban esnafın cebinden çıkan paranın büyük bir kısmını Google'ın cebine, çok az bir kısmını da benim cebime yolladıklarını anlatıyordum. Bunu söyleyince hatasını anlayan arkadaşların aslında bunu hiç düşünmemiş olduklarını farkettim. Sanki o para havadan geliyormuş gibi...

Bilmeden (ya da düşünmeden) yaptıkları için çok fazla tepki vermeye gerek yok diye düşünüyorum. Çünkü insanın mayasında nihayet iyilik vardır, ortalama bir insan durduk yere hak yemeye çalışmaz.

Sonuçta bu durum o reklam sisteminin açığı. Reklam verenler bunu biliyorlar ve razılar demek ki. Ama tabi bunun doğru olmadığını açıklamak da bizim boynumuzun borcu. Reklam gelirinin az da olsa bir kısmı bizim cebimize giriyor.

Sizi anlıyorum. Ama söylediklerinizden ikisi hatalı:

1- Reklam verenler bu durumdan kesinlikle razı değiller. Mesela ben diğer sitelerim için Google Adwords aracılığıyla zaman zaman reklam da veriyorum. Kendim böyle bir şeyden razı olmadığım gibi, razı olan bir başka site sahibi de duymadım.

2- Google'ın gelirin çoğunu aldığı doğru değil. 50/50 civarında bir oranla gayet cömert bir şekilde paylaştırıyor geliri. Ama Google'ın gelirin ne kadarını paylaştığı konusu bu noktada hiç önemli değil. Çünkü 1/99 yada 99/1 şeklinde de paylaştırsa, hiçbir şey değişmezdi. Yani 'Google kendi az alıyor, bana iyi kazandırıyor, o zaman reklam sistemini kötüye kullalanabiliriz' gibi bir şey söylemenin pek de makul olmayacağını herhalde siz de kabul edersiniz.

Razı olmaktan ne anladığınıza göre değişir. Eğer siz Google'a reklam verirken gereksiz tıklamaların olacağını bilmenize rağmen gene de reklam veriyorsanız, bu olumsuz sonuca katlanıyorsunuz demektir. Razı olmaktan bu katlanmayı kastetmiştim. Ama tabii sırf bize para kazandırmak için reklamlara tıklayanlar hak yiyorlar. Bunun aksini düşünmüyorum.

Google'ın daha fazla gelir elde ettiğini bu işi yapan bir tanıdığımdan öğrenmiştim. Google Adwords Qualified Professional denilen türden biriydi bu. Bilmiyorum, belki yanılıyordur. Ama Google'dan daha az para alıyoruz, o halde reklamlara tıklayabiliriz demek elbette anlamsız.

Fizikci:

Iyilik kelimesinin sozluk anlamina baktiginizda "karsilik beklemeden yapilan yardim" oldugunu gorursunuz. "Insanin mayasinda iyilik vardir - ortalama insan baskasinin hakkini yemege calismaz durduk yerde" diyorsaniz, bunu sadece dini gerekcelerle aciklamis olursunuz. Ortalama insan derken bahsettiginiz insan istatistik bir ortalama degil sizin aklinizda ortalama olandir.

Bugun Turkiye'de yasayan insanlarin bircogu firsat bulduklarinda adam kayirmakta, rusvet vermekte, devletin imkanlarini kendi cikarlarina kullanmakta. Istatistik ariyorsaniz, elektrik sirketlerinin evlerdeki kacak elektrik kullanimina bakiniz. Devlet dairelerine bocek gibi dolusan dunun CHP'li bugun de AKP'lilerinin akrabalarina/dostlarina bakiniz.

Baska bir nokta da, dusunmeden yapilmaya calisilan eylemin iyilik gibi gosterilmesi. Insanin beyni varsa dusunecek. Hem buradaki iyilik sozluk tanimina da uymuyor. Karsiliksiz degil. Ya size, ya Allah'a ya da ikinize birden yaranmaya calisiliyor. Orada duran reklamlara yaranmak amaciyla tiklayanlar kul hakki yemis olunca en buyuk gunahi islemis olmuyorlar mi? Ama niyet mi onemli burada? Kanunlari bilmemek mazeret degil de cahilce iyi niyet beslemek mi mazeret?

Cemal Bey,

Yazdıklarımı dikkatle okursanız hiç bir şekilde o yapılanı meşru görmediğimi anlayacaksınız.

İnsanın mayasında iyilik olduğu konusundaki düşüncemin dini gerekçelerle ne ilgisi var? Eğer insanın mayasında iyilik değil de kötülük olsaydı dünya yaşanmaz bir yer olurdu. Siz bugün yolda rastgele gördüğünüz birine adres sorduğunuzda karşınızdaki insan canla başla size yardımcı olmaya çalışıyorsa bunun nedeni mayasındaki iyiliktir. Ha maya kelimesi size yaradılışı çağrıştırıyorsa bilemem. Öyle ya, moleküllerin çarpışmasıyla tesadüfen hayat sahnesine çıkmış anlamsız ve amaçsız bir insan kompozisyonunun mayasında niye iyilik olsun?

Ahlaki çöküşün evet hepimiz farkındayız. Uyanıklığın olumlu bir özellik sayıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Ticari ahlak iflas etmiş durumda. İyisini serginin önüne koyup, arkadaki çürüğü mümkünse kazıklayarak satmak marifet! En ahlakçı gördüğümüz insanlar bile söz gelimi torpil sözkonusu olduğunda bütün ilkelerini unutabiliyor. Bütün bunlar insanı ümitsizliğe düşürse de, ben bunların geçici hastalıklar olduğunu düşünüyorum. Eğitimle ve daha iyi hayat standartlarıyla hepsinin düzeleceğine inanıyorum.

Allah'a yaranmak? Herkes kendisine muhtaç iken kimseye muhtaç olmayan Allah'a insan nasıl yaranabilir ki? Böyle düşünen bir insanın herhalde din adına hiç bir şey bilmiyor olması gerekir.

Her neyse ne demek istediğimi özetleyeyim: Serdar Bey bu yazısında reklamlara tıklayanlara çok sert tepki vermiş. Bir daha uğramasınlar siteye demiş. Ben de dedim ki; evet yapılan iş çirkindir, uyarmak gerekir ama bilmedikleri için bu kadar sert tepkiye gerek yoktur. Mevzu bundan ibaret. Siz "ne demek bilmiyorlar beyinlerini kullansınlar canım" diyebilirsiniz. Ama ben gerçekten bilmeyenlere rastladım. Anlattığımda yaptıklarının yanlış olduğunu anladılar. Bu tecrübemi paylaştım sadece.

Selametle..

Katılmıyorum. Google'ın siteye yerleştirdiği reklamlar genelde site içeriğiyle uyumlu oluyor. Ve reklamın amacı sadece direkt satış yapmak değildir. Asıl amaç markanın belleğe yerleştirilmesidir. Siz sitenizi reklamlara açarak zaten bir hizmet veriyorsunuz; şirketlere bir platform sağlıyorsunuz. Bunu markalara raf sağlayan hipermarketler gibi düşünün. Zaten reklamcıyla alıcı arasında bir buluşmaya vesile oluyorsunuz. Asıl ahlaksız olan bunun ücretsiz olmasıdır. Sadece tıklandığında para ödenmesi Google'ın kurnazlığıdır. Bunun yanında tıkladığım her google reklamıyla benim hafızamdan (hem beynim, hem de hard diskim)küçük de olsa bir bölge absürd bir reklama ayrılıyor ve zamanım harcanıyor. Elbette bunun cüz'i de olsa bir karşılığı olacak. Ve kimse ilgi alanıma girmese de tıkladığım sitede bana cazip gelecek bir şey olamayacağını söyleyemez.
Velhasıl, ben o asalak tabir ettiklerinizdenim. Ve bu kadar değerli bilgiyi bedava dağıtan bir yazara vefa borcumu ödemek bence en kötü ihtimalle Robin Hood'luk olarak tavsif edilmeli.

İnternette tık (click) başına ödeme yapan reklam hizmetleri olduğu gibi, görüntülemeyi (impression) esas alanlar da var. Arada da elbette önemli bir ücret farkı var. Yani bu argümanınız temelsiz.

Kaldı ki, Google kimseyi kendi reklam hizmetini kullanmaya zorlamıyor. Şartları belli, hizmeti kullanmaya başlamadan önce bu şartları kabul ettiğinizi ifade etmenizin de sadece hukuki değil, etik olarak da bir bağlayıcılığı var. Beğenmiyorsanız kullanmazsınız. Ama "Bana az para veriyor, daha fazla vermeli" diyerek anlaşma şartlarını ihlal ederseniz, 'tek taraflı akit' yapmış olursunuz. Tek taraflı akit de olmaz. Dahası, bu yaptığınızın 'Bana burada az para veriyorlar' diye çalıştığı şirketin kasasından (az ya da çok) para çalan birinin yaptığı işten farkı yok.

Serdar Bey,

Siz nasıl Türksünüz yahu :)

Kontratın tek taraflı olmasının sebebi, çift taraflı olmasına bir imkan olmaması yalnız. Google sana iki seçenek sunuyor "Accept" ve "Decline". Üçüncü bir seçenek yok. Ve kendisi internet alemindeki reklamların tekelini elinde bulunduruyor. Tiranlık yapıyor.
Her neyse prensiplerinize saygı duyuyorum. Sizi ikna edemeyeceğim açık. Wish List'i kullanırız artık.

Türklükle neyi kast ettiğinizi bilmiyorum, ancak bütün anlaşmalar sadece 'Kabul' ve 'Red' opsiyonludur. Sizin sözünü ettiğiniz şey, anlaşmanın değil, sunulan hizmetin az opsiyonlu olması ile ilgili. Google Adsense'in hizmet skalasının arzu ettiğiniz kadar geniş olmadığını söylüyor, buradan da kimi hizmetlerin sunulmuyor olmasından ötürü kurulu yapıyı manipüle etme hakkınızın doğduğunu ima ediyorsunuz. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bir giyim mağazasında uzun kollu gömlek satılmıyor diye, raftan kısa kolluları çalmak gibi bir şey. (Tabii Google'a kızıp reklamvereni cezalandırıyor olmanız da ayrı bir çelişki.)

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca