August 2, 2007
Minneapolis - St. Paul Köprü Faciası
1 Ağustos 2007 günü akşam üzeri, yürüyüş yapmak ve ardından bir şeyler yemek üzere Minnesota Üniversitesi'ni Mississippi Nehri üzerinden Minneapolis şehir merkezine bağlayan yaya köprüsünde yürümeye başladım. Güzel, güneşli ve bir parça sıcak bir gündü.
Köprünün üzerinde çok az sayıda insan vardı. Fotoğraf çeke çeke yürümeye devam ettim.

Yukarıdaki resimde söz konusu köprüyü görüyorsunuz. Köprünün alt tarafı motorlu taşıtlar, üst kısmı ise yaya ve bisikletliler için. (Köprünün sol yanındaki bina ise Weisman Sanat Müzesi.)
Aşağıdaki resim ise köprünün üzerinde çekildi. Fotoğrafın sağ üst köşesinde Minneapolis şehir merkezinin silüeti görünüyor.

Köprünün ortasında geldiğimde, Mississippi Nehri'nin resimlerini çektim. Ancak aşağıdaki resmi çekmemden tam 5 dakika önce şehirde bir facia yaşandığından haberim yoktu. Dahası, facianın izleri net olmasa da fotoğraf karesine yansımıştı.
Resimde iki tane köprü görüyorsunuz. Yakın olan birinci köprü, bir demiryolu köprüsü. Onun ardındaki ikinci köprü ise Cedar Bulvarı Köprüsü.

Fotoğrafın orijinal boyutundan sol üst köşeyi keserek bir parça daha net bir görüntü sunmak mümkün:

Normalde Cedar Bulvarı Köprüsü'nün hemen arkasında 35W karayolu bulunuyor. Ancak fotoğrafta bunu görmek mümkün değil. Çünkü bu köprü, fotoğrafın çekilmesinden 5 dakika önce çökmüş. Fotoğrafı çektiğimde bundan haberim yoktu. Ancak sonradan olayı öğrendiğimde fotoğraf makinesinin kaydettiği bilgilere bakarak bunu tespit ettim.
'Fotoğrafın çekildiği yer, 'Cedar Bulvarı Köprüsü' ve 'çöken 35W'nun konumlarını daha iyi görebilmek için Google Maps'e bakılabilir:

Yukarıdaki haritada Cedar Bulvarı Köprüsü işaretli. Üstteki fotoğraf ise, biraz güneydeki 122 numaralı köprünün ortasından çekildi. (Google Maps'in ilgili sayfasındaki zoom özelliğini kullanarak daha yakın görüntü elde edebilirsiniz.)
Fotoğrafı çektikten kısa bir süre sonra çok sayıda polis ve itfaiye arabasının birbirine karışan siren sesleriyle köprünün altından geçerek kuzeye doğru gittiklerini gördüm. Bir parça önemli bir şey olduğu belli olsa da, ABD şehirlerinde siren sesi son derece olağan olduğundan çok da üzerinde durmadım. Bu nedenle de köprüyü geçtikten sonra 35W'nun çok yakınındaki Quizno's restoranına girip bir sandviç aldım. Sonra da pencere kenarında bir yere oturarak etrafı izlemeye başladım.

Gerçi ben Quiznos'a girmeden önce de bir tuhaflık olduğu belliydi. Polis arabaları her zamankine göre fazlasıyla tıkanmış olan trafiğin içinde aşırı riskli manevralar yapa yapa ilerliyor, etrafta tuhaf bir koşuşturma yaşanıyordu. Ama ben her zaman kendi işine bakan bir insan olduğumdan, düşüncelerime dalmış bir şekilde yürümeye devam ediyordum. Bu karmaşa içerisinde tek dikkate değer bulduğum şey, Quizno's'un önüne park edilmiş olan bir Toyota MR2 Spyder oldu.
Gerçekten de müthiş bir sanat eseri, öyle değil mi?

İç tasarımı da fena sayılmaz:

Ama ikinci el bir Toyota MR2 Spyder için bile en az bir 10,000 doları gözden çıkarmak gerekiyor.
Her neyse... Konuya dönelim...
Ben Quizno's'ta cam kenarında oturmuş kapitalizmin güzel ve lezzetli nimetlerinden istifade ederek caddeyi izlerken, tahmin ettiğimden daha büyük bir olay yaşanmış olabileceğini fark etmeye başladım. Zira hemen önümdeki ve karşı taraftaki kaldırımdaki insanların hepsi cep telefonuyla konuşuyor ve herkes tek istikamete, kuzeye doğru yürüyordu. Yanımdaki kişiye bu gözlemimi aktarıp, 'Herhalde ciddi bir şey yaşandı' dediğimde, 'Ben de sana deminden beri bunu anlatmaya çalışıyorum ya!' şeklinde bir yanıt aldım. O sırada restoran çalışanlarından biri de şaşırmış bir yüz ifadesiyle cep telefonuyla konuşmaktaydı. Kendisine ne olduğunu sorduğumda, bana çok yakındaki bir köprünün çökmüş olduğunu söyledi. Bu noktada, bana refakat eden kişi her ne kadar hemen o noktaya gitmemizi istese de, ben önce Mountain Dew'un üstüne bir de Raspberry Lemonade devirmek istedim.
Nihayet paşa keyfim olup da restorandan çıktığımızda, restoran çalışanları arkamızdan kapıyı kilitlediler ve diğer herkes gibi kuzeye yürümeye başladılar. O esnada, kibarlık edip bizden (ve bizim haricimizdeki tek müşteriden) çıkmamızı istemediklerini fark ettim. (Hayatta gerçekten de her an yeni bir şey öğrenebiliyorsunuz...)
Köprüye yaklaşırken etrafta bir toz bulutu olduğunu, zaman zaman da (ihtimal, yangın söndürme çalışmaları nedeniyle) gökyüzüne siyah dumanlar yükseldiğini gördüm. (Daha sonra yıkılan köprünün Mississippi üzerindeki çok sayıdaki köprüden herhangi biri değil, şehrin en büyük karayollarından biri olan 35W olduğunu öğrenecektik.)
Olayın ilk anlarında yayına giren Fox News'deki görüntüler facianın boyutları hakkında bir fikir verebilir:
Köprünün güney ucuna yaklaştığımda polislerin köprü kıyısına çıkan bütün yollara 'Geçilmez' yazılı sarı bant çektiklerini ve daha önceden ileri noktalara gitmiş olanları geri gönderdiklerini gördüm. ABD'de bir facia yaşandığı zaman polisler olay noktasının önce çevresini karantina altına alıyor, ardından da oluşturdukları karantina çemberinin çapını makul ölçülere ulaşana kadar genişletiyorlar. Bu nedenle, geçen her dakikayla birlikte olay yerinden yakın görüntü almak zorlaşıyor. Bu nedenle, köprüden aldığım ilk görüntüler aynı zamanda en yakın olanlar oldu.
Zoomsuz örnek:

Zoomlu örnek:

Daha uzaktan bir görüntü:

Yıkılan köprünün diğer yanı:

Kısa bir süre sonra yukarıdaki sarı şeridi de 100 metre daha uzağa aldılar. Net görüntü alabilmek giderek daha da zorlaştığı için nehrin kuzey yakasındaki diğer yaya köprüsüne çıkmaya karar verdik. Söz konusu köprü (3. Bulvar Köprüsü) aşağıdaki Google haritasının sol üst köşesinde görülebilir (ilgili sayfa):

Köprüye doğru ilerlerken, kimi insanların tepelere çıkarak olayı izlemekte olduklarını gördük:

Çok sayıda insan aynı şeyi düşünerek 3. Bulvar Köprüsü'ne yönelmişti:




Cedar Bulvari Köprüsü ile 3. Bulvar Köprüsü arasında bulunan 35W artık görünmüyordu:


Köprünün kuzey yakasında da güneydekine benzer bir görüntü vardı:

Ancak polis o noktada da çemberi genişletmeye devam ettiğinden kısa bir süre sonra o alan da boşaltıldı:

Köprünün yıkılış nedeni hala bilinmiyor. Ancak yetkililer, köprünün tamamının 'tıpkı düşen kimi uçaklara yapıldığı gibi' parçalarından tekrar inşa edileceğini, böylelikle de çöküşün nedeninin tespit edilmeye çalışılacağını açıkladılar.
Bu arada CNN'de, köprünün çöküş anının görüntülendiği bir video kaydı yayınlandı. Çöküş anında köprüye bu kadar yakın bir mesafedeyken nasıl olup da hiçbir şey duyamadığımı halen anlamış değilim.
Şu ana dek dört ölüm vakası tespit edildi. Çok sayıda yaralının bulunduğu da ifade ediliyor. Ölü ve yaralı sayısının nisbeten düşük olmasının en büyük nedeni, köprüde çalışma yapılıyor olması nedeniyle her iki yöndeki dörder şeritin ikisinin kapalı olması. Minneapolis kışları soğuk geçen bir şehir olduğu için bu tür çalışmalar genelde yazın yapılıyor. Bu nedenle de, yerel halk yaz mevsimine şaka yollu olarak 'inşaat mevsimi' (construction season) diyor.
Minneapolis, ABD'nin kuzeyinde yer alan Minnesota eyaletinde, Kanada sınırına yaklaşık 600 kilometre uzaklıkta bir şehir. Minnesota'nın başkenti St. Paul, Minneapolis'in sadece 15 km doğusunda. İki şehir birbirine bu denli yakın olduğu için birlikte 'İkiz Şehirler' (Twin Cities) olarak isimlendiriliyorlar.

Minneapolis aynı zamanda ABD'de müslüman nüfusun en yoğun olduğu şehirlerden biri. Havaalanından alışveriş merkezlerine kadar her yerde başörtülü/sakallı müslümanlara rastlamak mümkün. Hatta kısa bir süre önce havaalanındaki müslüman taksi şoförlerinin alkollü içecek taşıyan yolculara hizmet sunmayı reddetmiş olmaları ABD'de gündem olmuştu.
Şehirde çok uzun bir süre yaşamadığım ve kısa bir süre sonra buradan ayrılacak olduğum için çok da detaylı bilgiye sahip değilim. Ama son bir iki ayda çektiğim fotoğrafları bir fikir verebileceğini düşüncesiyle yayınlıyorum - yediğim içtiğim benim olsun, gördüklerim özetle bunlardır:
Minneapolis










St. Paul







(Serdar Kaya, Derin Sular Haber / Minneapolis)
Okuyucu Yorumları (3)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Vay be, ordaydiniz ha. (Serdar Kaya, Derin Sular Haber / Minneapolis) ifadesi de muthis olmus :) Muhabir olsaniz bu kadari olmaz vallahi.
Felaketler eksantrik hislerle doldurur hep icimi. Bu son kopru faciasinda da arabasi kopruden nehre dustukten sonra, suyun icinde gecirilen inanilmaz hayat mucadelesinden sonra arabadan cikmayi basarip hayata artik tamamen farkli bakacak olan insanlar geldi aklima. Felaketler biraz da butun kurallarin yok oldugu, onem verilen birsuru sacma sapan seyin onemsizlestigi, insanlarin tespih taneleri gibi esitlendigi bir resetlenme anini ifade ediyor.
Tampona hadis yazmak da acayipmiş :)
Minneapolise kadar geldiniz demek. Ben uzun zamandir internete pek giremiyordum. Eger musait zamaniniz da olsaydi tanismak gorusmek isterdim. Garip bir tesaduf, ben de o olaylar oldugunda cok yakinlarda bir yerlerdeydim.