February 2, 2007
Hrant Dink'in Ardından
Türkiye'de farklı ve hatta kışkırtıcı düşünceler duymanın olağan algılandığı bir fikir hayatından ne yazık ki çok uzağız. 'Hepimiz Ermeniyiz' diyerek bir cinayete karşı tavır alan insanları dahi anlayamayacak denli empati yoksunu insanların sayısı hiç de az değil içimizde. Bunlar içinde zamanında artık geçmişimizi terk ederek 'Batılı olmamız' gerektiğini usanmadan yazmış olanlar da var yıllarca. Bunlar tabii eli kalem tutanları. Bir de eline boya alıp bir Ermeni kilisesinin duvarına 'Nice Hrantlara' yazan neanderthaller var. Geçen gün de Samsun'da bir kilisenin camları indirilmiş aynı güruh tarafından. Milliyetçilik virüsü öldürücü ve bulaşıcıdır. Sadece doğuştan gelen özelliklere odaklanan her yaklaşım gibi düşünceyi öldürür ve etrafa bulaşır. Türkler olarak Avrupa'ya karşı çıkma adına Avrupa'da doğmuş bir düşünce akımının arkasında toplanmak! Ne büyük cahillik!
Günümüz basınının hiç şüphesiz en büyük entelektüeli olan Etyen Mahçupyan, yakın arkadaşı Hrant Dink'in ardından çok anlamlı yazılar yazdı. (1,2,3,4,5) Hepsinin her kelimesine katılıyorum. Özellikle eleştirilere hedef olan 'Türkler' başlıklı yazısının üzerinde çokça düşünmek gerekir diye düşünüyorum.
Kendisini eleştiren Alev Alatlı'nın tavrı hiç de makul değil. Ancak Zaman okurları daha çok Alatlı'nın yanında yer almayı tercih etmişler.
Zaman gazetesinin artık Etyen Mahçupyan'ı taşımakta zorlandığını söylesem Zaman okurları bana çok mu kızarlar acaba? Ya da bu gerçeğe rağmen Türkiye'de Etyen Mahçupyan'ı en iyi taşıyabilen gazetenin yine Zaman olduğunu söylesem ve Hürriyet ile Zaman gazetelerindeki okuyucu yorumlarının karşılaştırılmasını söylesem kimler neler derler acaba? Ya da hepsini bir kenara bıraksam ve desem ki 'Bugüne kadar öğrendiğiniz herşeyi unutun!'. Tarihi ve tarihinizi okuyun. Düşüncelerinizi ve inançlarınızı sorgulayın. Mesela Aşure alışverişinde çıkmadan önce, geçmişte aşure gününün şiilere inat 10 Muharrem olarak belirlenmiş olabileceğini, dahası bunun dini alt yapısını oturtabilmek için (Nuh Tufanı gibi) bazı dini dayanakların uydurulmuş olabileceğinden şüphelenin. Şüphelenin ki, peygamberin torununun ve diğer yakınlarının katledildiği gün aşure yiyip bayram yapmakta bir tuhaflık olabileceği gelsin aklınıza. Şüphe edin ki, konu ne olursa olsun neyi niçin yaptığınızın farkına varın.
Okuyucu Yorumları (2)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Memorandum
- Medya Defteri
- Alt Beyin
- Deep Waters

İlginç.
Sanıyorum esas sorunumuz karşılıklı algılama ve algılatma noktasına gelip de çatıyor. İmparatorluk mirasını lafzi olarak reddeden ancak gelenekle bunu yaşatan bir devletimiz var. Olan biten temel itibarla ortadaki ekmeğin paylaşılamaması iken, dışarıda ekseni bulunan gudik bir meritokrasi ile dışarıdan destekli olarak uygun görülen alanlarda "yontuluyoruz". Tüm bu çerçevede yürek yakan olayı değerlendirdiğimiz ifrat tefrit dönüşümü oluyor. Hepimiz Ermeniyiz diyenlerin basitçe bir arada, saygıyla yaşamak gibi mikro düzeyde uzun süredir yaptığımız ancak makro seviyede (yönetsel bağlamda) yöneten yönetilen ilişkisinden öteye götüremediğimiz bir ilişkinin tümden aynı düzeye getirilmesini savunuyorlar (zannımca)
Ancak, olaya müdahil 3. şahısların (diğer devletler seviyesinde) eşitliğin sağlanması hukukun üstünlüğünün hakim olması adına girişimleri "değiliz" diyenlerin korkusu olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda baktığımızda Türk-Ermeni ilişkileri de olması gereken eksenini yitiriyor. Tanzimat fermanı ve müteakip dönemdeki bu neviden müdahalelerin sonuçları hayati bir referans niteliğinde.
Saygıdeğer Dink'in de reddedeceğini düşündüğüm yukarıda ifade etmeye çalıştığım "dış desteğin" amacı üzümden ziyade bağcıyla ilgilenmektedir ve her hal ve karda reddedilmelidir. Kol kırılır yen içinde kalır cinsinden bir düstur önermiyorum. Naçizane önerim bu ülkenin kendi dinamikleri ve kendi insanı ile kendi kendine eşitlik sorununu çözmesidir, hep beraber...