March 2, 2006
28 Şubat
Yeni Şafak gazetesi yazarı Taha Kıvanç, İsmet İnönü'nün, hoşuna gitmeyen bir soruyla karşılaşması durumunda, soruyu soran gazetecinin (fiilen) 'kulağını çektiğini' söylüyor dünkü yazısında! Tabii hemen, 'Bu ne despotluk böyle!', 'Bu kadarını da yapmış olamazlar!' dememek lazım. Zira, Sayın İnönü'nün bu davranışı 'sevgisinden' ileri gelirmiş. Bir başka deyişle, sevmediği gazetecilerin kulağını kat'iyyen çekmezmiş. Bu nedenle de, kulağı çekilen gazeteciler, bu durumdan hoşnut dahi olurlarmış. Sayın Kıvanç'ın belirttiğine göre, görüşmeden istediği sonucu alan bir gazetecinin 'Kulağımın acısına değdi' dediği dahi vakiymiş.
Daha da yakın tarihimize gelince...
28 Şubat 'müdahelesi' döneminde Sabah gazetesinin yazı işleri müdürü olan Can Ataklı, Zaman gazetesine verdiği bir röportajda, söz konusu dönemde gazetelerin manşetlerini generallerin attığını, hatta 'Bu dediklerimi yayınlarsanız en az 3 milletvekili daha istifa eder' türünden diyalogların yaşandığını ifade ediyor. Röportajda, 'Aczmendilerin ceplerine para konarak İstanbul'a getirilmesi' gibi çok daha ilginç başka ayrıntılar da var.
İnönü örneğinde de olduğu gibi, 'Bu kadar da olamaz' denilebilecek bir ülke değil burası. Burada herşey olabilir. Herkes de bunu bilir. Ama buna rağmen, yine de herkes kendi inanmak istediğine inanır. Çünkü; ailenin, okulun veya çevrenin koyduğu 'ilerici tabuları', 'faşist refleksleri', 'sahte kahramanları' silip atmak herkesin harcı değildir.
Ama zor olsa da, denemeye değer:
Yalandan okumuştum herşeyi,
Ne kadarda boşlarmış oysa...
Sahiplendiğin ne varsa,
Savur hepsini okyanusa...Vazgeçemediğim herşeyimi,
Çöpe attım, üstüne bastım.
Anlatmakla olmuyor, yaşamak lazım...Demin ne söylemiştim sana,
Sen de yap güzel oluyor
Demin ne söylemiştim sana,
Güzel oluyor...(Athena)
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Yorum Gönder