September 16, 2005
Türkiye'de Yaşanan Ayrımcılıklar ve 12 Eylül
Yeni Aktüel dergisinin haberine göre, darbe sonrası kapatılan DİSK'in bir daha açılmayacağını düşünen İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, sıkıyönetim arşivinin bir bölümünü sendika binasında depolamış ve ardından bu unutulmuş! Haberde, unutulan çuvallar dolusu belge içinde 'çok gizli' damgalı istihbarat raporları, ihbarlar ve yazışmaların da bulunduğu belirtiliyor. Bu belgelerin içinde yer alan ve darbeden hemen sonra Sıkıyönetim Komutanlığı'nca hazırlanan 'çok gizli' damgalı bir raporda, İstanbul'da yaşayan Ermeni ve Rumlar'ın isim, adres ve telefon numaralarıyla mesleklerinin bulunuyor olması özellikle ilgi çekici.
Böyle bir raporun varlığı, bu listenin ne amaçla hazırlandığı konusunda akla soru işaretleri getiriyor. Malum, azınlık hakları söz konusu olduğunda hep aynı şeyler söylenir durur.
Mesela, Kürtler söz konusu olduğunda, bir Kürtün bir Türk ile aynı haklara sahip olduğu söylenir. Ama bunun ancak Kürtlerin kendi kimliklerine ait değerleri yok sayarak Türk gibi davrandıkları şartlar altında geçerli olduğu konusuna değinilmez. Örneğin, kamu kurumlarında Kürtçe konuşmanın yasaklanmasının savunulabilir bir yanı yoktur. İslami kesim söz konusu olduğunda, 'İsteyen orucunu tutup camiye gidemiyor mu?' gibi boş sözler sarf edilir. Halbuki bir Kürt gibi, dindar bir müslüman da, ancak kamu alanında kendisini inançlarından soyutladığı ölçüde özgür olabilir. Gayrimüslim azınlıklar için de benzeri şeyler geçerlidir. Vatandaşlarımızın kimi kamu görevlerine kabul edilmelerinden önce, hala nüfus dairelerinde haklarında 'dönme olup olmadıklarına dair' soruşturma yapılır.
Her kesim için yukarıdakilere ek olarak benzeri 'yüzlerce' örnek verilebilir. Kısacası, başka kimliklere sahip insanların özgürlükleri hakkında atıp tutmadan önce, bilgi sahibi olmakta yarar var. Zira herkes kendi çektiğini bilir. Bunları bizzat yaşamamış olan insanlara da, davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Türkiye bir darbe anayasasıyla yönetiliyor. Ve aynı anayasa, darbecileri yargılamayı imkansız hale getirirerek onları hukukun üzerinde bir yere oturtuyor. Yeni Aktüel dergisinin 12 Eylül ile ilgili olarak aktardığı bilanço şöyle:
650 bin kişi gözaltına alındı
1 milyon 683 bin kişi fişlendi
210 bin davada 230 bin kişi yargılandı
7 bin kişi idamla yargılandı
517 kişiye idam cezası verildi
50 kişi asılarak idam edildi
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi
Cezaevlerinde toplma 299 kişi yaşamını yitirdi
43 kişinin intihar ettiği açıklandı
71 bin kişi TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi
40 ton gazete ve dergi yakıldı
Her yıl Eylül ayında bütün bunlar gündeme gelir. Büyük Birlik Partisi İstanbul İl Teşkilatı da, bu yıl, darbenin 25. yıldönümü nedeniyle '12 Eylül’ü anla(ma)' adlı bir program düzenlemiş. Programda konuşan BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu 12 Eylül hatıralarını anlatmış. Zaman gazetesinin haberinde Sayın Yazıcıoğlu'nun yaşadığı tecrübeler şöyle aktarılıyor:
BBP lideri, 26 günlük sorgu ve Mamak Askeri Cezaevi’nde kendisine yapılan işkenceleri ise şöyle anlattı: “İlk elektrik verdiklerinde fazla etkilenmedim. Sonra bunu görünce beni tamamen soydular. ‘İmanımdan, utanma duygumdan, bari bunu yapmayın’ dedim. En büyük hatayı burada yapmışım. Bundan sonraki bütün sorgularda beni çırılçıplak soydular. Sandalyenin üzerine çıkartıp omzuma kalas koyuyorlar ve yukarıda bir çengele asıyorlardı. Daha sonra sandalyeyi ayağımdan çekip, parmak uçlarımdan ve diğer uzuvlarımdan elektrik veriyorlardı. Dayanmak için mutlaka çığlık atmak zorundaydınız. Kimi Allah diye bağırırdı, kimi de karşısındakine hakaret ederdi. Artık hücreleri değil Türkiye sevdasını paylaşalım.”
Okuyucu Yorumları (1)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Eğitim
- Ekonomi
- Göze Çarpanlar
- Kısa Kısa
- Politika
- Resmi İdeoloji
- Röportaj
- Medya Defteri
- Alt Beyin
- Deep Waters

bozuk düzenin dogruluğunu onlarca insanı katletmekle doğrulayanları kimler yargıladı acaba?