derinsular.com
Derin Sular: Medya Defteri
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
memorandum
medya defteri
alt beyin
deep waters

May 5, 2008

Ali Kemal linç mi edilmişti? [Mehmet Altan]

Ali Kemal linç mi edilmişti?, Mehmet Altan / Star

Can Dündar, 2 Mart 2002 tarihli ‘peki sonra ne oldu Ali Kemal’e?’ başlıklı yazısında, olup bitenin ‘gerçek yüzü’ ile ‘resmi tarih yalanları’ arasındaki farkı belgelere dayanarak yazmıştı:

‘Zaferden sonra Ankara hükümeti, İstanbul polisinden Ali Kemal’in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara’ya gönderilmesini istedi.

4 polis, 6 Kasım 1922 günü onu Beyoğlu’nda tıraş olduğu berberde kıstırdılar, kaçmaya çalışırken yakalayıp İzmit’e götürdüler.

Sonra neler olduğunu, emekli Kurmay Albay Rahmi Apak’ın anılarından (‘Yetmişlik Bir Subayın Hatıraları’, TTK, 1988) öğrendik.

O dönem Haberalma Şubesi Başkanı olan Rahmi Bey, ifadesini aldırdıktan sonra Ali Kemal’i Nurettin Paşa’nın odasına çıkarıyor.

Paşa, ‘Artin Kemal dedikleri sen misin’ diye soruyor.

‘Hayır, ben Ali Kemal’im’ yanıtını alıyor.

‘Onu mahkemede anlatırsın. Çık dışarı’ diye kovuyor.

İşte buradan itibaren işin rengi değişiyor.

Nurettin Paşa, Rahmi Bey’i çağırıp ‘Sokaktan birkaç yüz kişi topla. Kapıdan çıkarken Ali Kemal’i linç etsinler’ diyor.

Rahmi Bey, Ali Kemal’in ölümü hak ettiğine inanmakla birlikte böyle yasa dışı bir yola gidilmesini içine sindiremiyor. Emri yardımcısına yönlendiriyor.

Az sonra Ali Kemal’i kapıdan çıkarıyorlar.

Dışarıda eli taşlı, bıçaklı bir kalabalık bekliyor.

‘Ahali bir kara bulut gibi çullanıyor’ Ali Kemal’in üzerine... Yumruklar, taşlar... Derken arkadan beline saplanan bir bıçak...

Acıyla yere yıkılıyor Ali Kemal... Ahali taş ve tekmelerle ‘hainin başını eziyor’.

Doymuyorlar.

Ali Kemal’i parmağındaki yüzüğe kadar soyup ayaklarına ip bağlayarak sürüklüyorlar.

Sonra da cesedini, Lozan Konferansı’na giderken trenle İzmit’ten geçecek olan İsmet Paşa görsün diye istasyonda bir sehpaya asıyorlar.’

* * *

Can yazısına şöyle devam eder:

‘Ali Kemal yanılmış mıydı?

Evet.

‘Ömrüm’ adıyla yayımlanan anılarında bunu kendisi de teslim eder. (İSİS, 1985, s.188)

Peki böylesi bir finali hak etmiş miydi?

Herhalde her insaf sahibi kabul edecektir ki, hayır’.

* * *

Öykünün sonunu bağlamayı Falih Rıfkı’ya bırakalım (‘Çankaya’, 1984, s.342):

‘Lozan’a gitmekte olan İsmet Paşa, meşalelerle aydınlanan korkunç sehpayı uzaktan görünce yüzünü asmış, başını eğmiş ve hiç bakmayarak binaya girmiş. Orada Nurettin Paşa’ya söylemediğini bırakmamış. Mustafa Kemal de bu vakadan tiksinerek bahsederdi.’

* * *

Bıkmadan... Usanmadan... Saptırılmış resmi tarih yalanlarını üretmeye devam eden zihniyetten...

Nurettin Paşa’nın askerlerine katlettirdiği siyasetçiyi kamuoyuna hala ‘linç edilen’ diye anlatan resmi anlayıştan...

Bu ülkeye hayır gelir mi?

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca