derinsular.com
Derin Sular: Medya
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Haber Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

August 25, 2008

Astsubayın dehşet itirafları [Taraf]

Astsubayın dehşet itirafları (Sibel Hürtaş, Ankara / Taraf)

Eski Astsubay Kasım Çakan, Doğu ve Güneydoğu'da görev yaptığı sırada şahit olduğu faili meçhul cinayetleri bir kitapta topladı. Çakan'ın kitabının ihbar kabul edilmesini isteyen yayıncısı Mehdi Tanrıkulu, cinayetlerde adı geçen asker ve polislerin yargılanması için suç duyurusunda bulundu. Ancak Çakan ve yayıncısı Tanrıkulu hakkında dava açıldı.

ASTSUBAYKEN ER OLMAK • Doğu ve Güneydoğu'da astsubay olarak görev yapan Kasım Çakan, ordudan ihraç edildikten kısa bir süre sonra başına gelen olayları 'Astsubayken Er Olmak' adlı kitabında topladı. Çakan kitabında anlattığı olayların ihbar kabul edilerek soruşturmasını isterken İstanbul Başsavcılığı, Çakan ve yayıncısı hakkında 'terör progpagandası yapmak' suçundan soruşturma başlattı. Çakan ve Tevn Yayınları'nın sahibi Mehdi Tanrıkulu'nun bu suçtan yargılanmasına devam ediliyor.

SUÇ DUYURUSU • Yayıncı Mehdi Tanrıkulu, kitapta yazılanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Tanrıkulu, soruşturma başlatılması halinde çok sayıda faili meçhul cinayetin de aydınlatılabileceği gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Tanrıkulu'nun başvurusunda, Çakan'ın kitabında yer şu iddialara yer verdi:

HELİKOPTERDEN ATTILAR • 1992'nin temmuz ayında, Kars-Kağızman'daki 7. Mekanize Tugayı 1. Mekanize Taburu 1. Mekanize Bölüğü'nde yeni görevime başladım. 04.04.1993 günü öğle saatlerinde iki Ağrı Dağı arasında, PKK militanları ile tabura ait askerler arasında çıkan çatışmada yaralı olarak ele geçen aslen Malatyalı, İnönü Üniversitesi 2. sınıftan terk, Doğan isimli militan, Erzurum'a götürülmek üzere çatışmanın ertesi günü bir helikopterle askeri yetkililer tarafından alındı. Fakat hem sivil hem askeri kaynaklardan öğrendim; Doğan çözülmediği için Tendürek Dağı'nda helikopterden atılmış, ölmüştü.

CESEDE TECAVÜZ • 7. Mekanize Tugayı 1. Mekanize Taburu'nda görevliydik. 27 mayıs 1994 günü sabah saat 09.20 civarı askeri yol devriyesine PKK tarafından pusu atıldı. Sekiz asker ve bir astsubay hayatını kaybetti. Bir kadın ve bir erkek PKK'lı da hayatını kaybetmiş ve cesetleri de vadide kalmıştı. Ertesi gün çatışma bölgesine özel harekat birlikleri girdi. Arkasından da bizim askeri birlikler. Yanlarına geldiğimizde, özel harekât polisleri iki ölünün başındaydılar. Erkeğin vücudu isabet eden mermilerle parçalanmış; kadınsa kafasından vurulmuştu. Benim tim yanlarına gittiği zaman büyükçe bir taşın arkasında Adanalı polis Ramazan duruyordu. Bizim Bölük Komutanı Yüzbaşı Mehmet Özpolat sordu; 'ne yapıyorsun' diye. Polis Ramazan bağırdı; 'Gelme Ben ölen teröristi hallediyorum'. Yüzbaşı, "Ne demek, aptal olma, ölüye yapılır mı' dedi. Yüzbaşı, 'Olamaz, sizler kafayı yemişsiniz, bu kadar aptallık olmaz' dedi. Kendimi kaybettim. Ramazan'a küfrettim. Ramazan tabancasını çekerek yüzbaşıya hücum etti. Tam o sırada ben tüfeğin emniyetini açarak havaya doğru iki el ateş ettim.

ER HÜSEYİN'İN ÖLÜMÜ • Demirköy 3. Hudut Taburu'nda 18.09.1989 tarihinde göreve başladım. Bu birimde Bölük Komutanı Tuncay Baydur'du. Bölükteki askerlerle futbol oynarken Ağrı Doğubeyazıtlı Hüseyin isimli asker maç esnasında Baydur tarafından dövüldü. Aynı gece Hüseyin firar etti, üç gün sonra da cesedi bulundu. "Şırnak'taki görev yerime ise 1993 yılının Nisan ayı başında ulaştım. 7 temmuz 1993 tarihinde sabah saat 10.00 civarı Kayseri Komando Birliği görevden üs alanına döndü. Yanlarında elleri kelepçeli dört köylü vardı. Üs bölgesindeki yer altı sığınaklarında sabaha kadar tutulmuşlardı. 8 temmuz 1993 tarihinde Kayseri Komando Birliği dört köylüyü yanlarına alıp göreve gittiler. 9 temmuzda döndüklerinde genç köylülerden biri yoktu. Diğer üç köylü, bir komando çavuş, iki er, bir asteğmen, hem dövüyor hem getiriyorlardı. Gençlerden birine, diğerinin nerede olduğunu sordum. 'O teröristlerin yerini söyle' diye ona yüklendiler. O da 'bilmiyorum' dedi. Komando Yüzbaşı Mustafa, 'açın elini kaçsın' dedi. 'O kaçmayınca yirmi mermi sıktılar. Babasının yanında oğlunu kurşuna dizdiler' dedi. Ertesi sabah geriye kalan diğer üç köylüyü alıp götürdüler ve bir daha geri getirmediler.

Mehdi Tanrıkulu, suç duyurusunda, kitapta isimleri verilen asker ve polislerin 'birden fazla nitelikli adam öldürme, görevi ihmal, işkence, ölünün maneviyatına hakaret, ordu içerisinde yasadışı silahlı çete kurmak' suçlarından yargılanmasını istedi. Tanrıkulu, yapılacak soruşturma ile birçok olayın da aydınlatılabileceğine işaret etti.

July 8, 2008

Darbe sandığından bir de 'eldiven' çıktı [Sabah]

Darbe sandığından bir de 'eldiven' çıktı (Sabah)

Sarıkız ve Ayışığı gibi girişimlerinin ardından "Eldiven" kod adlı yeni bir darbe planı ortaya çıktı. Planın, Ergenekon soruşturmasında tutuklanan eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un ofisinde yapılan aramada ele geçirildiği iddia edildi. Taraf gazetesinin haberine göre, Eruygur'un ofisinde ele geçtiği iddia edilen plan, power point sistemle hazırlanmış 11 bilgisayar ekranından oluşuyordu. Şifre kullanılmadan rahatlıkla açılabilen ve içinde de herhangi bir şifre kullanılmayan plan 5 aşamadan oluşacaktı: Dahili mutabakatın sağlanması, CBM (cumhurbaşkanlığı) mutabakatının sağlanması, Yıpratma, Hazırlık ve geçiş, TSK Türk halkı projesi

* ÖNCE TSK'DA MUTABAKAT: Habere göre, planın ilk aşaması olan 'dahili mutabakatın sağlanması'nda TSK'da planı desteklemek için oluşacak uyumsuzluğun giderilmesi sağlanacaktı. İkna ve gerekirse yaptırım yöntemleri kullanılacaktı. Yüksek Askeri Şura'da komuta kademesinin şekillendirilmesi için çalışılacaktı.

* KÖŞK İÇİN MUTABAKAT: "CMB (cumhurbaşkanlığı) mutabakatının sağlanması" başlıklı aşamaya göre; siyasetin YÖK'ü etki altına alma ve imam hatip liseleri ile ilgili girişimleriyle ilgili 'müşterek çıkış' gösterilecekti..

* "YIPRATMA": Bu aşamada medyanın şekillendirilmesi ön plana çıkıyor. Bunun için bir tv kuruluşu oluşturulacak ve Bağımsız Stratejik Düşünce Merkezi (TUSAM) daha etkin hale getirilecekti. Başbakan, danışmanları, bakanlar ve dini sermaye konusundaki yolsuzluk iddiaları gündemde tutulacaktı..

* GEMİLERİN YAKILDIĞI AN: "Hazırlık ve geçiş" aşamasında "Eldivenli yumruk" olarak anılıyor. Bu aşamaya gelindiğinde artık dönüşün mümkün olmadığı kabul edilecekti. Sistemin yeni düzenini belirleyecek Anayasa, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Kanunu, Eğitim Stratejisi ve Milli Güvenlik Stratejisi yeniden şekillendirilecekti. Teknokrat hükümetinin oluşturulması ve yeni seçim tarihinin belirlenmesi de bu aşamada gerçekleşecekti.

* BİR DAKİKA KARANLIK: Plan, Susurluk çetesine karşı toplumda oluşan tepkinin simgesi haline gelen "aydınlık için bir dakika karanlık" benzeri bir eylemi de içeriyordu. Beşinci ve son aşamada, küçük eylemler düzenlenecek, bayrak asılması ve ışıkların söndürülmesi gibi eylem yöntemleri kullanılacaktı.

July 3, 2008

Adım adım kaos planı [Star]

Adım adım kaos planı (Zafer Kütük, Star)

Eruygur’un ajandasında kaosun adım adım planlandığı görüldü. 6 Temmuz’a kadar ses getirecek bir eylem olacak. Bir gün sonra halk sokağa dökülecek. Ordu göreve çağrılacak. Hükümet düşecek

SON dalga Ergenekon terör örgütü operasyonunun Eruygur ekibinin içine sızan bir polis istihbaratçısı tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda yapıldığı belirlendi. Son dalga operasyonda gözaltına alınanlarla ilgili işlemler İstanbul Emniyeti’nde sürdürülüyor. Ancak operasyonun neden yapıldığıyla ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı.

MİLLİ EGEMENLİK HAREKETİ

ERGENEKON soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un başını çektiği grubun ‘Milli Egemenlik Haraketi’ adı altındaki ülkede kaos çıkarıp darbeye zemin hazırlama planlarını ADD üyesi olarak içlerine sızan bir istihbaratçı komiser bozdu. Polis Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u Ocak ayından itibaren yakın takibe aldı.

14 ŞUBAT’TA 70 KİŞİLİK TOPLANTI

ŞENER Eruygur’un başını çektiği grup 14 Şubat günü Ankara’da ‘Milli Egemenlik Haraketi’ adı altında gizli bir toplantı düzenledi. Toplantıya Eruygur, Tolon, İP lideri Doğu Perinçek, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, bazı yargı mensubları ve gazetecilerin de bulunduğu 70 kişi katıldı. Ancak davetsiz kulak da toplantıdaydı ve bütün konuşmalar ile kararları hem sesli hem görüntülü olarak kayıt altına aldı. İstihbarat görevlisi polis, bundan sonra da Eruygur ve ekibini takip etmeyi ve kayıt altına almayı sürdürdü.

7 TEMMUZ’DA EYLEM STARTI

BU takip sırasında ses getirici eylemler için startın verildiği belirlendi. Eruygur liderliğindeki ekibin 7 Temmuz itibarıyla kaos eylemlerine start vermeye hazırlandığı kesinleştirilince operasyon yapıldı. Eruygur’un Fenerbahçe Orduevi’ndeki ofisinde ele geçirilen ajandada kaos planı adım adım not edilmişti. İşte o plan:

İŞTE ADIM ADIM O KAOS PLANI

1. AŞAMA: Ülkede ses getirecek bir eylem yapılacak. Ancak bu eylem 6 Temmuz tarihine kadar yapılacak. 2. AŞAMA: Bu eylem bahane edilerek 7 Temmuz’dan itibaren 40 büyük ilde izinsiz mitinler yapılacak. 3. AŞAMA: Şener Eruygur’un katılacağı Gaziantep’teki miting sonrası yaşanacak olaylar ülke gündemini belirleyecek. ‘Ordu göreve’ çağrısı yapılacak. 4. AŞAMA: Darbenin ardından yeni hükümet kurulacak. Tolon’u Youtube’a düşen savcı gözaltına almış

ERGENEKON terör örgütü soruşturması kapsamında önceki gün Ankara’da iki orgeneralin gözaltına alındığı baskınlarda ilginç diyaloglar yaşandığı öğrenildi. Tolon’u Çankaya’da Askeri Lojmanlardaki evine gözaltına almak ve ev araması yaptırmak üzere Youtube’a ses kaydı düşen Ankara Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci’nin gittiği ortaya çıktı. Kendisine ait olduğu iddia edilen ses kaydından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dönemin Diyarbakır Valisi Efkan Ala’ya ağır hakaretler eden savcı Demirci, Diyarbakır’a askeri müdahale yapılması gerektiğini savunuyordu.

Tolon’un lojmandaki evinin kapısını çalan Savcı Demirci’nin kapıyı açan Hurşit Tolon Paşa’ya, kendini tanıttıktan sonra ‘Hurşit Bey, terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyorsunuz. Ev araması yapmak ve gözaltına almak için geldik’ dediği öğrenildi. Savcı Demirci’nin haklarını okumasının ardından Tolon’un ‘Geleceğinizi biliyordum’ dedikten sonra içeri buyur ettiği belirtildi. Tolon’un savcı ve arama yapan ekiplere eşi tarafından demlenen çayı ikram ettiği öğrenildi.

June 24, 2008

Dağlıca baskını biliniyordu [Taraf]

Dağlıca baskını biliniyordu (Mehmet Baransu / Taraf)

On üç askerin şehit olmasına, sekiz erin de ‘ihanet’le yargılanmasına neden olan Dağlıca baskınının yapılacağı bilgisinin, baskından dokuz gün önce ‘ivedi’ kaydıyla Hakkari Dağ Komando Tugayı’ndan başlayarak Genelkurmay Başkanlığı’na kadar tüm sorumlu ve yetkili birimlere ulaştırıldığı ortaya çıktı.

Taraf’ın ele geçirdiği belgelere göre 12 Ekim 2007 tarihli, ‘ivedi’ damgalı Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı istihbarat raporuyla, baskının nereden yapılacağı, zamanlaması ve baskın yapılacak üslerin koordinatları ayrıntılı olarak yer aldı. Söz konusu istihbarat raporu, başta Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı olmak üzere, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı, Jandarma Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı, 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı ve Dağlıca Tabur Komutanlığı’nın bağlı olduğu Hakkari Dağ Komando Tugayı’na kadar her komuta kademesine bildirildi.

BASKINI BİLMEYEN KALMAMIŞ • 3590-2292-07/İDAM (63939) numarasıyla, saat 18.36’da faks mesajıyla ulaştırılan “Haber Talimatı” ibareli raporda, Dağlıca Taburu’na yapılacak saldırı, birebir şu ifadelerle haber verildi: “Hakkari-Yüksekova İkiyaka Bölgesi’nde faaliyet gösteren Zindan sorumluluğundaki T.Ö. (Terörist Örgüt) grubunun işbirlikçileri aracılığıyla, Dağlıca (20-37) 3. Motorize Tabur Komutanlığı’nın faaliyetleri hakkında bilgi almaya çalıştığı, önümüzdeki günlerde Dağlıca Bölgesi’nde bulunan Keri Tepe (19-35) üs bölgesi ile Geper (22-35) olarak adlandırılan bölgede icra edilecek faaliyet esnasında askeri birliklere yönelik eylem yapmayı planladıkları...”

JANDARMA DA RAPORLAŞTIRDI • Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı tarafından 12 ekimde gönderilen bu istihbarat raporundan iki gün sonra ise, Jandarma Genel Komutanlığı da bir “İç İstihbarat Raporu” düzenleyerek, ilgili birimlere gönderdi. 14 ekim tarihli bu raporda da “Hakkari Yüksekova bölgesinde faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarının, Dağlıca’da operasyona çıkan güvenlik güçlerine yönelik eylem yapmayı planladığı” bilgisi ayrıca kayıtlara geçirildi.

EYLEMCİLERİN İSİMLERİ DE VAR • Baskına ilişkin bütün bu bilgilerin yanı sıra, her iki raporda ayrıca, Şırnak, Siirt, Van bölgelerinde de eylemler beklendiği uyarısı yapılarak, PKK’lıların baskın düzenleyeceği karakollar hatta bu eylemlerde yer alacak örgüt elemanlarının kimliği bile ayrıntılı olarak bildirildi.

KOD ADI DÜĞÜN • Van Cumhuriyet Başsavcılığı Dağlıca soruşturmasını tamamladı. Dosyada en dikkat çeken detay, PKK’nın baskına verdiği isim: Düğün. Baskın, Dağlıca Komutanı düğündeyken yapılmıştı.

ŞİFRELER ÇÖZÜLDÜ • Doğan Haber Ajansı başta olmak üzere ajansların dün abonelerine geçtiği haberde, hazırlanan dosyayla ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Dağlıca davasında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen sekiz askerin yanı sıra, sekizi tutuklu 12 kişinin daha, baskında PKK’ya istihbarat verdiği gerekçesiyle yargılandığı ortaya çıktı. Van Cumhuriyet Savcısı Çetin Akkaya’nın hazırladığı iddianamede, PKK’nın ilçe ve köydeki muhbirleriyle yaptığı telefon görüşmelerindeki şifreler de çözüldü. Şifrelerde, Dağlıca’daki asker ve korucuların sayılarıyla nöbet mevzilerinin bildirildiği yer aldı.

‘DÜKKAN’DAN ‘DÜĞÜN’E • İddianamede, Dağlıca baskınını yöneten kişilerden biri olan “Agit” kod adlı Vahyettin Karay’a ait telefonla, “Zindan” kod adlı Hüseyin isimli teröristin, sanıklardan “Beşir” kod adlı korucu O.E. ile görüşmesine de yer verildi. Yapılan dinlemede, O.E’nin Dağlıca’da bulunan asker ve korucu sayısını, baskını yapacak teröristlere bildirdiği, şifrelerin çözümünde operasyona “Düğün” ismi verildiği, örgütün bulunduğu yere “dükkan”, Irak’ın kuzeyine “İstanbul”, örgütün üst düzey yöneticisinin ise “Büyük kardeş” olarak şifrelendiği ortaya çıktı.

TABUR AVUÇLARININ İÇİNDE • Van 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanan sanıklardan korucu O.E’nin Hüseyin adlı teröriste cep telefonuyla geçtiği mesajda da “Merhaba amcaoğlu goziri. 22 (asker) vardır. Gece ile gündüz, 10 tane (korucu), 12 tane (rütbeli asker) orda kalıyor. Aynı sayıda karşısında bot yolunda, üstünde bir tepe var orda kalıyorlar. İyi akşamlar, selamlar” diye yazdığı belirlendi.
Başka bir telefon görüşmesinde ise “Dedim 15 tane (asker) vardı. Diğerleri de (korucular). Hepsi 22 tane, yeni gelen toplam 44 (asker) olmuş. Önce 22 çıkıyordu, yeni 44 olmuş. Çünkü bizim adamlardan bazıları o (askerlerin) yanına gitmişti. O yer var ya bir ara orada yemek yemiştik. Şimdiye kadar iki taraftan karşılıklı (asker) vardı. Şimdi 44 tane, haberin olsun” dediği belirlendi.

Dağlıca baskınına yardım ettiği iddia edilen tutuklu sekiz sanık arasında 70 yaşındaki H.A adlı bir kadın da bulunuyor. H.A’nın telefon görüşmelerinde, örgütün dağ kadrosuna eleman gönderdiği, Irak’ın Kuzeyi Kanirash bölgesinde bulunan PKK’lı “Beritan” kod adlı Cihan Asi’yle bağlantılı olduğu da iddia edildi.

DAĞLICA’DA NE OLMUŞTU? • Taraf’ın elindeki belgelere göre, Genelkurmay, Kara Kuvvetleri, Jandarma, 2. Ordu ve Hakkari’deki istihbarat başkanlıklarının, baskına ilişkin bütün bilgilerden haberi olmasına rağmen 21 Ekim 2007 tarihinde PKK’lıların gerçekleştirdiği Dağlıca baskınında 13 asker şehit olmuş, sekiz asker de esir alınarak K. Irak’taki PKK kamplarına götürülmüştü.

14 gün sonra Türkiye’ye getirilen sekiz asker ise “Vatana ihanet suçlamasıyla” askeri cezaevine kondu.Tabur Komutanı Onur Dirik, er Ramazan Yüce’yi PKK’lılara yardım etmekle suçladı. 2 Şubat 2008’de görülen ilk duruşmada, sekiz er tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Daha sonra Dirik’e ait ses kaydı YouTube’a düştü. Dirik, baskındaki ihmallerini kabul ederek, Genelkurmay’daki komutanlara ve günlüğünü okuduğu şehit bir üsteğmene ağır küfürler sarf etti. Bunun üzerine Dirik Afyon’da konuşlu İkmal Komutanlığı Lojistik Şube Müdürlüğü’ne atandı.

June 20, 2008

Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı [Özel Dosya]

Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı [Özel Dosya]

Genelkurmay çıkışlı elektronik belgesi Taraf’ta bulunan Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi, Türk ordusunun “kamuoyunu kendi çizgisine getirmek” amaçlı eylemlerini sıralıyor. Belgeler, Genelkurmay’ın, hükümeti “irticai faaliyetlere zemin hazırlamakla”, yeni anayasa paketini ise “milli devlete karşı” olmakla suçlayarak karşı eylem planı hazırladığını gösteriyor. Genelkurmay çizelgesi, yüksek yargı ve medyanın yanı sıra üniversiteler ve sanatçılarla da temasın korunmasını ve TSK çizgisinde davranmalarının sağlanmasını öngörüyor

Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlıkları tamamlanan ve Eylül 2007’de yürürlüğe konan “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” uyarınca, kamuoyunu, “irticacı hareketlerin sorumlusu” olarak görülen hükümete, “milli devlete karşı” olarak nitelenen yeni anayasa paketine, “terörist” olarak adlandırılan DTP’ye karşı TSK’nın görüşleri doğrultusunda yönlendirmek ve “topluma öncü olma” rolünü sürdürmek için bir dizi karar alındı.

Bilgi Destek Planı’nın “esaslar” başlığı altında, planın amacı “Kamuoyunu TSK’nın hassasiyet gösterdiği konularda kendi çizgisine getirmek, TSK hakkında yanlış fikirlerin gelişmesine mani olmak ve TSK içinde fikirde ve eylemde birlik ve beraberliği sağlamak” olarak açıklanıyor. Aynı bölümde, amaçları hayata geçirme sürecinde “diğer kurumlarla çatışmaya girilmemesi ve günlük siyasete müdahale ediyor görüntüsü verilmemesi” gerektiğinin altı çiziliyor. Buna göre, TSK eylem planını uygularken “kamuoyu oluşturma gücüne sahip bulunan üniversiteler, üst yargı organlarının başkanları, basın mensupları, sanatçılarla temasın muhafaza edilmesi ve bu kişilerin TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanması” gerektiği vurgulanıyor.

Eylem planındaki bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği konusu ise, “faaliyet, yöntem, işlem makamı, koordine makamı ve düşünceler” başlıkları altında bölümlere ayrılan “faaliyet çizelgesinde,” her bir uygulamanın aşamaları, finansmanından, uygulama takibi sorumlusuna kadar, ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Planın uygulanmasında birlikte çalışılacak aktörler isim verilmeden “güvenilir isimler” ya da “tam kontrollü, etki edilen ve harekete geçirilebilen sivil toplum örgütleri” veya “uygun medya organları” yahut da “TSK ile benzer yaklaşımları paylaşanlar” gibi ifadelerle anılıyor.

1 • YARGICLAR ORDU ÇİZGİSİNE ÇEKİLECEK: Genelkurmay Başkanlığı’nın eylem planı, “üst yargı organı başkanlarının TSK ile aynı paralelde hareket etmelerini sağlamayı” amaçlıyor.

YARGI DA PLANIN PARÇASI • Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırladığı, “Bilgi destek Planı”nda üst yargı organları ve medya başta olmak üzere toplumda önemli yer tutan kuruluş ve yöneticileriyle “iş yemekleri” adı altında biraraya gelinmesi isteniyor.

TEMAS EDİLECEK KİŞİLER • Planda şöyle deniyor: “Kamuoyu oluşturma gücüne sahip bulunan üniversiteler, üst yargı organları başkanları, basın mensupları, sanatçılarla temasın muhafaza edilmesi suretiyle, bu kişilerin TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanması. Temas için uygun zemin/fırsatlar oluşturulacak, bu maksatla iş yemeği adı altında toplantıların yapılması da düşünülecektir. Gnkur.Bşk, Gnkur II nci Bşk, Kuv.K.ları, Gnkur.Kh.Bşk.lıkları ve Gnkur.Gensek. düzeyinde yapılacaktır. Temas edilecek kişilerin, T.C.’nin ve TSK’nın temel değerlerini savunan, koruyan niteliklere sahip olmasına özen gösterilecektir. Benzer şekilde ve aynı amaçla, Gnkur.Adli Müşavirliği, MSB Kanunlar ve Kararlar D.Bşk.lığı, üst yargı organlarıyla toplantılar düzenleyecektir.”

TEDBİRLİ OLUN • Düşünceler kısmında ise şu değerlendirme yapılıyor: “Uygun kişilerin seçilmemesi durumunda faaliyet menfi olarak ve misliyle geriye yansıyabilecektir. Gelişkin kişilikler olması nedeniyle bu tip kişiler genelde kendi gündemlerini kendileri belirlemekte ve yönlendirilmeye müsait olmayan bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle, faaliyet, amacını aşabilecektir. Kamuoyu ilgisinin bu kişilerin üzerinde olması nedeniyle faaliyet, daha ilk adımda karşı propagandaların hedefi olacaktır. İcrasına karar verilmesi halinde çok ayrıntılı bir hazırlık yapılmasına ihtiyaç vardır.”

İşlem makamı olarak ise şu birimler gösteriliyor; “Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, Genelkurmay 2. Başkanı, Harekat Komutanlığı, MSB Müsteşarı, Genelkurmay Gensek.”

2 • GAZETECILER KULLANILACAK: Taraf’ın elindeki Genelkurmay belgesine göre, basın mensupları ve medya kanalları düzenli temasla yönlendirilecek ve yandaş kılınacak.

MEDYA ETKİN OLARAK KULLANILMALI • Planda medya ile ilgili şu ifadeler kullanılıyor: “TSK’yı yıpratmayı amaçlayanlar hakkındaki bilgilerin uygun medya kanalları kullanılarak kamuoyuna yansıtılması. Kamuoyunun bilgilendirilmesi için uygun medya organları, uygun yöntemlerle etkin olarak kullanılacaktır. Bahse konu bilgiler İsth. Bşk.lığınca toplanacak ve Hrk. Bşk.lığına gönderilecektir. Bu bilgiler Hrk.Bşk.lığınca medyanın ilgisini çekecek hale getirilecektir. Dolaylı olarak medyaya yansıtılması gereken konulara ilişkin işlemler Bilgi. Des.D.Bşk.lığınca yapılacaktır. Haberlerin hazırlanması, medya organları ile sürekli iletişim halinde olunması ve medyada amacı gerçekleştirecek şekilde yer almasını sağlamak için profesyonel destek alınmalıdır. Bu bağlamda TSK’nin temel değerlerini savunan ve koruyan niteliklere sahip sivil personelden oluşan bir kadro ile sözleşme yapılmalıdır. TSK’yı yıpratmayı amaçlayanlar hakkındaki bilgilerin uygun medya kanalları kullanılarak kamuoyuna yansıtılması: TSK’ya yönelik planlı ve sistemli yıpratma çabalarını etkisiz kılmak ve bu saldırıları yapan kişi ve kuruluşların amaçları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla radyo ve TV programları, basını bilgilendirme toplantıları gibi iletişim vasıtaları etkin olarak kullanılacaktır. Benimsenecek hareket tarzları ve yapılacak uygulamalarda, ölçülü bir şekilde dış ve iç mihraklar tarafından TSK’nın nasıl mağdur edildiği vurgulanacak, bahse konu güçlerin TSK’yi yıpratma çabaları etkisiz kılınacaktır.”

3 • TSK MUHALİFLERİ YIPRATILACAK: Genelkurmay Bilgi Destek Planı, “Bazı sanatçı ve yazarların desteklenmesi ve ön plana çıkarılması, TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinenlerin yıpratılması hedef alınacaktır” diyor.

‘KARŞIT YAZAR VE SANATÇILARI YIPRAT’ • Taraf’ın elinde bulunan, ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan çıktığı resmi olarak belgelenen Lahika-1 adlı 11 sayfalık Eylem Planı’nda büyük tartışmalar yaratacak öneriler bulunuyor. İşte psikolojik savaş yöntemlerini andıran çarpıcı eylem planlarından başlıklar:

• “TSK’yı yıpratma ve din karşıtı gösteren kampanyaların etkisiz kılınması amacıyla kanaat önderlerinin yönlendirilerek kullanılması”

• “Kanaat önderinin kişiliğine uygun olarak irtibat doğrudan veya dolaylı olarak kurulacaktır. Kanaat önderleri dolaylı olarak ve uygun yöntemlerle desteklenecektir. Kanaat önderleri, özellikle “TSK’nın din karşıtı olmadığı, milletin milli ve dini değerlerine saygılı olduğu, TSK’nın çağdaşlaşmanın, bilimsel ve toplumsal gelişmenin öncüsü olduğu, demokratik değerleri çağdaş düzeyde yaşatan bir kurum olduğu, gelişmiş toplumların ordularının seviyesinde bulunduğu, topluma öncü olma konumunu sürdürdüğü, halkın ordusu olduğu, halk tarafından en fazla desteklenen kurum olduğu, orduda görev alan Mehmetçiklerin ve rütbeli personelin halkın içinden çıktığı gerçeği” konuları ile “din sömürüsü, tarikat-ticaret ilişkileri, irticacı dolandırıcılar, anayasa paketinin milli devlete karşı olduğu vb. genel ve güncel konuları da işleyecektir. Kanaat önderleri güvenilir kişiler arasından seçilecektir. İrtibat resmi olmayan yöntemlerle (dostluk, arkadaşlık ilişkisi) sağlanacaktır. Kanaat önderlerinin faaliyetlerinin maliyetleri doğrudan veya dolaylı olarak karşılanmasına ihtiyaç vardır. İşlem makamı ilgili başkanlıklar olup, Koordine Makamı Genel Kurmay Harekat Başkanlığı’dır.”

• TSK’yı hedef alan gruplar içindeki bazı kişilerin desteklenmesi: “Hedef kitle olarak tanımlanan siyasi ve etnik gruplarda ayrışmayı desteklemek ve birliği bozmak maksadıyla bu grup içindeki bazı kişilerle iletişim kurulacak, hedef kitlenin gücü azaltılarak TSK’yı yıpratma çabaları etkisiz kılınacaktır. Gruplar içindeki uygun kimseler tespit edilecek ve uygun ortam oluşturulması durumunda bunlarla irtibat sağlanacaktır. Genel Kurmay Harekat Başkanlığı işlem makamı olacaktır.”

• Uygun sanatçı ve yazarlara eser hazırlatılması: “TSK ile benzer dünya görüşü olduğu bilinen sanatçı ve yazarlara öncelik verecek şekilde, seçilecek temaları işleyecek eserlerin hazırlatılması ve böylece hedef kitlelerin bilgilendirilmesi sağlanacaktır. Bu kapsamda bazı sanatçı ve yazarların desteklenmesi ve ön plana çıkarılması sağlanırken, TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinen sanatçı ve yazarların yıpratılması hedef alınacaktır.”

4 • KANAAT ÖNDERLERİ YÖNLENDİRİLECEK: Çizelgenin 12. maddesinde TSK’yı yıpratma kampanyalarının etkisiz kılınması için kanaat önderlerinin yönlendirilerek kullanılması öngörülüyor. Belge, bu “kanaat önderlerinin masraflarının doğrudan veya dolaylı olarak karşılanması gerektiğini” belirtiyor.

FİLM, DİZİ VE BELGESEL ÇEKİLSİN, ŞARKI DA BESTELENSİN • Genelkurmay’ın planında sinema dünyası da unutulmadı. Film, belgesel ve dizi gibi görsel araçların kullanılması istenen planda şunlar yazıyor: “Kamuoyunu yönlendirmek, TSK lehindeki duygu ve düşünceleri pekiştirmek, Atatürkçü düşünce sistemini yaygınlaştırmak amacıyla tanınmış yönetmen/ oyunculara sinema, TV, çizgi veya belgesel filmlerin çektirilmesi. Faaliyet durumuna göre açık yada örtülü olarak yapılacaktır. Yaptırılacak eser, tanınmış yazar, besteci veya şarkıcıya sipariş edilecektir. Faaliyetin maliyetinin karşılanmasına ihtiyaç vardır.”

SENARYO HAZIR • “TSK’nın iç yapısına yönelik veya Yurt Sevgisi eğitimlerinde kullanılmak üzere çektirilen filmler doğrudan ve açık olarak yaptırılacaktır. Toplumu ve kamuoyunu yönlendirmek amaçlı sinema veya TV filmleri dolaylı yöntemler kullanılarak yaptırılacaktır. Bu kapsamda muharebe meydanlarının, şehirliklerin tanıtıldığı belgesel filmler de yaptırılacaktır. TV ve radyolarda yayınlanmak üzere tanınmış bir sanatçının sunduğu erbaş/erlerin, aileleri ile irtibat kurmasını, Mehmetçik dershanelerini, ambülans uçağı/helikopteri ile bir hastanın yaralının GATA’ya getirilmesi ve tedavisinin tamamlanması gibi faaliyetleri içeren TV filmi bir kurgu dahilinde tanınmış film şirketlerine, yönetmenine yaptırılacaktır.”

MALİYET KARŞILANSIN • “Sinema filmleri ve/veya TV dizisi şeklinde yaptırılabilecektir. Kamuoyunda etkili olan ve yayımlanmaya devam eden dizi filmlere TSK lehine girdiler yapılması yoluna da gidilebilecektir. Sinema, TV veya belgesel filmlerin yapım maliyeti yüksektir. Bu maliyetin karşılanmasına ihtiyaç vardır. Halkla iletişimin sağlanacağı sürekli mekanların oluşturulması düşünülecektir. Örneğin; belirlenecek garnizonlarda Silahlı Kuvvetler müzeleri tesis edilebilecektir. Bu müzeler herkesin serbestçe girebileceği, mümkünse şehrin merkezi yerinde olacak ve TSK’nın tarihini yansıtan ve diğer ordulardan farkını ortaya koyan obje ve dokümanlarla donatılacaktır.”

5 • DTP’NİN TERÖRİST OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ VURGULANACAK: Eylem Planı’nda DTP’nin kendi ifadeleri ve davranışları nedeni ile TSK tarafından terörist olarak görüldüğünün ve muhatap kabul edilmediğinin kamuoyuna ilan edileceğini kayda geçiriyor.

“BÖLGE RAHATSIZ EDİLECEK” • Eylem Planı’nında Kürt sorunu ve DTP ile ilgili de öneri ve uygulamalar da yer alıyor. Plan’da “Terörist” olarak nitelendirilen DTP ile ilişkiler ve Güneydoğu’da PKK’ya desteği azaltmak için çarpıcı stratejiler geliştirilmiş:

• “Irak’ın kuzeyindeki desteği kesmek için bölge halkını terörle mücadele bağlamında ‘rahatsız’ edecek ve teröre yardım ettikleri sürece bu rahatsızlıkların devam edeceği mesajını verecek faaliyetler icra edilecektir.

• Teröre sağlanan desteğin bedelsiz kalmayacağı, sıklıkla yapılacak aramalar, operasyonlar v.b faaliyetler ile bölge halkına hissettirilecek.

• Irak Kuzeyi bölgesinde Türkiye sınırına yakın bölgelerde yaşayan Irak halkına ise ağır silah ateşleri icra edilerek aynı mesaj verilecektir. Bu şekilde PKK’ya desteklerinin sürmesi halinde bu rahatsızlıkların artarak devam edeceği duygusu hakim kılınacaktır. İşlem Makamı Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Koordine makamı Genelkurmay Harekat Başkanlığı’dır.”

DTP’NİN FAALİYETLERİNE YÖNELİK ÖNLEMLER •

• “DTP’nin muhtelif yer, zaman ve vesilelerle kamuoyuna hiç çekinmeden yansıttığı söylem ve davranışları nedeni ile TSK tarafından terörist olarak görüldüğü ve herhangi bir şekilde muhatap alınmayacağı üst düzey bir basın toplantısında açıkça ilan edilecektir.

• DTP’nin Kandil ve AB arasında sıkışmasına yol açacak şekilde terör yanlısı tutumları gözler önüne serilecektir. Genelkurmay Başkanı’nın sadece PKK konusunda yapacağı bir basın toplantısında gerekçeleri detaylı olarak izah edilmeyi müteakip DTP’nin TSK tarafından terörist olarak görüldüğünün ilan edilmesi; PKK terörünü irdeleyen bir bilimsel faaliyette (seminer, sempozyum vb.) Genelkurmay Başkanı veya Kara Kuvvetleri Komutanı’nın yapacağı konuşma içinde kamuoyuna söz konusu tavrın ilan edilmesi...

6 • KÜRT BÖLGESİ SİLAHLA RAHATSIZ EDİLECEK: Çizelgede, “teröre sağlanan desteğin bedelsiz kalmayacağını bölge halkına hissettirmek için sıklıkla arama, operasyon düzenleneceği, Irak’ın Türkiye sınırında yaşayan sivillerin ağır silahlarla vurulacağı yazıyor.

Eylem Planı’ndaki bazı öneriler ise insanın kanını donduracak cinsten. “Irak’ın kuzeyinde PKK’ya verilen desteğin bir sonucu olarak söz konusu bölge halkını terörle mücadele bağlamında ‘rahatsız’ edecek faaliyetler yapmak” başlığı altında “PKK’ya desteğin bedelsiz kalmadığını halka göstermek” için “bölgede aramaların ve operasyonların sıklaştırılması,” Irak’ın kuzeyinde yaşayan halka karşı ise “Ağır silah ateşleri icra edilmesi” tavsiye ediliyor.

Plan’da yer alan diğer çarpıcı başlıklardan bazıları da şöyle:

• “TSK’yı hedef alan gruplar içinde bazı kişileri desteklemek, siyasi ve etnik gruplarda ayrışmayı destekleyip, birliği bozmak;

• TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinen sanatçı ve yazarların yıpratılması;

• Uygun besteci ve sanatçılara TSK’nın savunduğu görüşler doğrultusunda açık ya da örtülü eser yaptırmak;

Genelkurmay Başkanlığı’nın Eylül 2007 ve HRK:17:00-07... sayılı yazısı EK-A ve Lahika-1 ismiyle faaliyete koyduğu Eylem Planı Excel formatında hazırlanmış. Eylem Planı’nın hangi şahış ve birim tarafından yazıldığının anlaşılmaması, kamuoyuna yansımaması için de her kişi ve birime belli sayıda kullanılan x işaretinden oluşan kod adlar verilmiş. Taraf’ın elinde bulunan, ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan çıktığı resmi olarak belgelenen 11 sayfadan oluşan Lahika-1 adlı Eylem Planı’ndan satır başları:

‘DİN LÜZUMLU MÜESSESE’ • Bilgi Destek Planı’nın hemen girişindeki “durum” başlığında AKP hükümeti irticai faaliyetlere zemin hazırlamak ve bizzat organize etmekle suçlanıyor:

İRTİCAİ FAALİYETLER BİZZAT İKTİDAR TARAFINDAN ORGANİZE EDİLİYOR • “İrticai faaliyetlerde, tarikat ve dini grupların yürüttüğü çalışmalara ilave olarak, bu faaliyetlere zemin hazırlayan bir çok gelişmenin bizzat iktidar tarafından organize edildiği, bu kapsamda yasal ve idari alt yapının hazırlandığı, uygulamanın ise hem merkezi yönetim, hem de yerel yönetimler tarafından kapsamlı bir şekilde yürütüldüğü, toplumda İslami hayat tarzının yaygınlaştırılması ile ilgili olarak, basın yayın organları vasıtasıyla tarikat ve dini grupların kamuoyuna sivil toplum örgütü olarak kabul ettirilmeye çalışıldığı, bunun da ötesinde irticai grupların (terör örgütleri dahil) faaliyetlerini yasal ve legal zemine oturtma gayretlerine ağırlık verildiği görülmektedir. Toplumu örgütleme ve yönlendirmede okul, yurt, şirket, dernek, vakıf ve medya gibi demokrasinin tüm meşru vasıtalarını etkili olarak kullanmaya devam etmektedir. İrticai odakların, devlet kurumlarında kadrolaşma faaliyetlerinde önemli mesafeler aldıkları bilinmektedir.”

DİN LÜZUMLU MÜESSESE • “Bunun yanı sıra, toplumda İslami yaşam tarzını hakim kılma çalışmaları artan bir hızla gerçekleştirilmeye devam edilmektedir. TSK’nın din karşıtı olmadığı, Atatürk’ün ifadesi ile ‘Dinin lüzumlu bir müessese’ olduğuna olan inanç hedef kitlelere hissettirilecek, özellikle asker olarak yüce din duygularının Mehmetçiğin muharebe sahasındaki motivasyonu açısından önemli olduğu, TSK’nın çağdaşlaşmanın hep öncülüğünü yapmış bir kurum olarak batı demokrasilerinde yer alan sivil-asker ilişkilerini ve laikliği benimsediği vurgulanacaktır.”

STRATEJİ • “TSK’nın millî değerlere gerçek anlamda sahip çıktığı mutlaka gösterilecektir. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde takip edilecek en uygun strateji; TSK’ya yönelik yıpratma çabalarını etkisiz kılmak, ordunun gücünü, yapısını ve güvenilirliğini muhafaza etmek ve artırmak, demokratik yapı içinde halkla bütünleşmesini geliştirmek olacaktır.”

AKP ANAYASASI MİLLİ DEVLETE KARŞI • Plandan anlaşıldığına göre Genelkurmay Başkanlığı, Anayasa tartışmalarına da el atmış. “Bilimsel Etnik Toplantılar” adı altında bu tür tartışmaların yapılması gerektiği yazılan planda siyaseti de yakından ilgilendiren şu ifadeler dikkat çekiyor: “Bilimsel etkinlik toplantıları: Yeni Anayasa hazırlama çalışmalarında TSK’nın önceliklerinin çalışmalara yansıması, millî değerlerin Atatürkçü düşünce sisteminin ve Cumhuriyetin kazanımlarının korunması maksadıyla; çeşitli vesileler ile yargı birimleri, üniversiteler ve etkin STÖ’leri tarafından düzenlenen bilimsel toplantılara katılım sağlanarak TSK görüşlerinin kamuoyuna ve ülke yönetiminde etkin olan kişi ve kurumlara iletilmesi temin edilecektir.” Ak Parti’nin taslağı içinde “Anayasa paketinin milli devlete karşı olduğu konularıda işlenecektir” dendi.

LİSE ÖĞRENCİLERİ BİZDEN DERS ALSIN • Genelkurmay’ın planında Milli Güvenlik dersi gören öğrencilere yer verildi, ders ve kitapların içeriğinin yeniden gözden geçirilmesi istendi: “Millî güvenlik bilgisi derslerinin öğrencilere, TSK’nın tanıtımı ve millî değerlerin anlatıldığı bir fırsat olarak kullanılması: Kitabın içeriği ve konu kapsamları bilgi destek açısından yeniden gözden geçirilecektir. Ders, daha çok tatbiki, uygulamalı araç, gereç ve yardımcı malzemelere dayalı olacaktır. Derslerde işlenecek temalar ve işleniş tarzına önem verilecektir. İhtiyaç duyulan garnizonlara açılan 156 “uzman lider eğiticisi (Milli Güv.Bilgisi Öğretmenleri)” kadrosunun büyük bir kısmına atama yapılmıştır. Bu uygulama alınacak sonuçlara göre genişletilecektir. Uzman lider eğiticisi kadrolarına atanan subayların seçimi konusunda, söz konusu faaliyetin TSK’nin bekası için önemi dikkate alınarak hassasiyet gösterilmelidir. Bu personel, askeri personelden istenilen kişisel niteliklere sahip olmasının yanı sıra öğretmenliği seven, eğitim bilimleri ve pedogoji formasyonu almaya ve uygulamaya istekli, öğretmen ve öğrencilerin sevgisini ve saygısını kazanabilecek örnek şahsiyetlerden olmalıdır. Bu personel seçildikten sonra Eğitici ve Öğretmen Yetiştirme Okulunda (EYÖYÖK) kurs esnasında bu nitelikleri itibarıyla değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.”

CD VE DVD DAĞITILACAK • “Kitabın içeriğinin değiştirilmesi işlemi 2006 yılında tamamlanmıştır. Bu kapsamda yeniden muhtevasının değiştirilmesi karşı propagandalar üretilmesine zemin hazırlayabilir. Milli Güvenlik öğretmenlerinde “öğrencileri etkileme” ölçeği özel olarak aranacak ve bu ölçek takip edilecektir. Temalar Bilgi Des.D.Bşk.lığınca verilecektir. Bilgi Des.D.Bşk.lığınca, temaları işleyen seslendirme ve görüntüsüyle öğrencileri etkileyen ders filmleri hazırlanarak, CD, DVD olarak öğretmenlere dağıtılacaktır.”

ELDE ETTİĞİMİZ STÖ’LERİ KULLANALIM • “Uygun STÖ’ler ile iletişim ve işbirliği imkanlarının geliştirilmesi. Kurumun risk altına girmemesi için “güvenilir kişiler” üzerinden “dolaylı” ve “örtülü” olarak kullanılacaktır. Tam kontrollü STÖ’ler yerine “etki edilen ve harekete geçirilebilen” STÖ’ler kullanılacaktır. TSK ile kurumsal iletişim içindeki STÖ’ler bu tarz faaliyetlerde açık olarak kullanılmayacaktır. Tam kontrollü STÖ’lerden elde edilen verimin düşük olması nedeniyle bu tarz STÖ’ler kullanılmayacaktır. Faaliyetlerin maliyetlerinin karşılanmasına ihtiyaç vardır.

HEDEF KİTLELER • Başta Mehmetçik Vakfı, Şehit ve Gazi Dernekleri, THK ve Kızılay gibi kamu hizmeti gören STÖ’leri olmak üzere TSK’nın düşünce ve değerlerine önem veren kişi ve kuruluşlarla iletişim kurulması sağlanacak, bahse konu STÖ, uygun etkinliklerde ön plana çıkarılacak ve kamuoyuna yönelik mesajların hedef kitlelere verilmesi temin edilecektir.”

PLANDAN NOTLAR... • Planda, TSK’ya yönelik bakışın değiştirilmesi için varoşlara gidilmesi gerektiği ifade ediliyor.

• SOHBET TOPLANTILARI: “TSK içinde gayri memnun bir zümre yaratılmasına ve komuta katına olan güvenin sarsılmasına mani olunacaktır. General-Amiral ve Alay Komutanları seviyesinde düzenlenecek sohbet toplantılarında personelin duygu ve düşüncelerini paylaşabileceği bir ortam yaratılacak, zaman zaman eşli olarak yapılacak bu toplantılar sonucunda TSK içinde fikirde ve eylemde birlik ve beraberliğin sağlanması hedeflenecektir.”

• AYDINLATMA TİMLERİ: “Halen uygulanan Bilgilendirme Bilinçlendirme Faaliyetleri kapsamında görev alan mobil eğitim timlerinde, üst subay rütbesinde daha tecrübeli personelin, konusunda uzman sivil öğretim görevlilerinin ve emekli TSK personelinin görev alması, gerekirse bu timlerin kadrolu hale getirilmesi, Bilgi Destek Daire Başkanlığınca eğitilerek TSK bünyesinde fikirde ve eylemde birlik ve beraberliğin sağlanmasına destek veren “Aydınlatma Timleri” haline getirilmesi esas alınacaktır.”

• SANAL ALEM: “Kamuoyunda gündeme gelen konularda TSK’nın görüşleri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi, gündemin yönlendirilmesi ve hedef kitlelerin millî sorunlar hakkında bilgilendirilmesi maksadıyla internet ortamının daha etkin bir şekilde kullanılacaktır.”

• İLK HEDEF VAROŞLAR: “Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF)’nin seçilen hedef kitlelere yönelik planlama ve icrasına öncelik verilecek, büyük şehirlerde, özellikle varoşlarda, TGDF’nin uygulanabileceği pilot bölgeler tespit edilecek, bu bölgelerde yaşayan halkın TSK’ne bakışının değiştirilmesi için TGDF bir fırsat olarak kullanılacaktır.”

• BİLİM DE VAR: “Kamuoyunu etkilemek amaçlı bilimsel içerikli seminer/toplantı vb. faaliyetlere iştirak edilip, desteklenecek. Uygun strateji ve araştırma merkezlerince gerçekleştirilecek seminer/toplantı vb. faaliyetler örtülü olarak desteklenecektir. Etkinliklerin maliyetlerinin karşılanmasına ihtiyaç vardır.”

• GAZİLER: “Üst düzey komutanlarca şehit ve gazi ailelerine yapılan ziyaretler, kamuoyuna yansıtılacaktır. Medyanın ilgisinin çekilmesi için gerekirse şehit ve gazi aile ziyaretleri mülki makamla birlikte yapılabilecektir. Askeri personel eşleri yardımların toplanması ve dağıtılması hususlarında organize edilecektir. Dernek başkanlarının bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve yapacakları faaliyetlerin maliyetleri işlem makamlarınca karşılanacaktır.”

June 3, 2008

Eşi başörtülü diye otele alınmadı geceyi ailesiyle karakolda geçirdi [Zaman]

Eşi başörtülü diye otele alınmadı geceyi ailesiyle karakolda geçirdi (Mustafa Yüksel, Muhammet Zengin / Zaman)

'www.gezisitesi.com' adresinden 23 Mayıs'ta Bodrum Mavi Kumsal Oteli'ne üç kişilik rezervasyon yaptıran Ahmet A., 274 YTL'lik ücreti de peşin ödedi. 1 Haziran'da 21.00 sularında 2 yaşındaki çocuklarıyla otele giden çifte, lobide bir süre bekletildikten sonra problem olduğu söylendi. Otel yetkilileriyle telefon görüşmesi yapan resepsiyon görevlisi, Ahmet A.'ya, "Eşinizin türbanlı olmasından dolayı sizi otele alamayacağız." dedi. Çifte standartla karşı karşıya kaldıklarını belirten çift, otelin böyle bir kuralı varsa görmek istediklerini söyledi. Otel yetkilisi ise, "Gerekçe göstermek ve sizi otele almak zorunda değiliz." diye karşılık verdi. Bunun üzerine rezervasyon yaptırırken ödedikleri paranın iadesini isteyen A. çiftine yine olumsuz cevap verildi.

...

Mavi Kumsal Oteli görevlisi Eylem Uluçay ise uygulamayı ilginç bir benzetme yaparak savundu: "Nasıl ki kapalılar için ayrılmış bir otelde açıklar ağırlanamıyorsa, bizim otelimizde de böyle bir şey var." Yaptıklarının insan ayırmayla ilgisinin olmadığını iddia eden Uluçay, otellerinin kurallarıyla ilgili bilgilerin turların hepsinde mevcut olduğunu, kendilerine telefon eden müşterilere de başörtülüleri almadıklarını söylediklerini belirtti. Acentelere de başörtülülerin otele alınmadığı yazısının gönderildiğini kaydeden Uluçay, Ahmet A. ve ailesinin düştüğü durumdan www.gezisitesi.com sitesinin sorumlu olduğunu ileri sürdü. Ahmet A.'nın polise tutanak tutturmakla doğru olanı yaptığını ifade eden www.gezisitesi.com sitesi operasyon yönetmeni Serkan Olca ise konunun kendilerine olay bittikten sonra intikal ettiğini anlattı. Otel yönetiminin ileri sürdüğü başörtülülerin giremeyeceği kuralıyla ilk defa karşılaştığını kaydeden Olca, olaydan otelin sorumlu tutulacağını aktardı.

April 7, 2008

'İsmet çaya çağırıyor' sözü bizim evde korku demekti [Zaman]

'İsmet çaya çağırıyor' sözü bizim evde korku demekti (Burak Kılıç, Zaman)

Haziran 1926'da Atatürk'e karşı tertip edilen ve tarihe 'İzmir Suikastı' olarak geçen olayın ardından Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bir yılını bile dolduramadan siyasi ömrünü tamamlarken, Atatürk'ün silah arkadaşları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Fethi Okyar ve Ali Fuat Cebesoy azmettirici oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Kazım Karabekir ve arkadaşları, er ve erbaşların yoğun protestoları altında yargılandı. Dava sonucunda aklandılar. Ancak dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün, silah arkadaşı Kazım Karabekir'i tutuklamak için başvurduğu yöntem, Karabekir ailesini derinden etkilemiş. Karabekir'in halen hayatta olan kızlarından Timsal Karabekir Yıldıran, babasının 'İsmet çaya çağırıyor' denilerek gece yarısı evinden alınıp götürüldüğünü belirtiyor. Bu söz Karabekir ailesi için korku ve endişenin parolası olmuş yıllarca. Timsal Hanım, bu ruh halini "Bizim evde 'İsmet çaya çağırıyor' lafı korku demekti." ifadesiyle anlatıyor. Olaydan yıllar sonra Mustafa Kemal'in barışmak için babasını çağırdığını anlatan Timsal Hanım, ancak davet yine gece geldiği için annesi İclal Hanım'ın izin vermediğini vurguluyor: "Annem 'İsmet çaya çağırıyor' sözünü hatırlatmış babama. 'Paşam geç oldu. Gece gitmeyin.' demiş."

Anılarını Zaman'a anlatan Kazım Karabekir'in kızı Timsal Hanım, yakın tarihe ilişkin ilginç bilgiler veriyor. Babasına yapılan haksızlıklara değinirken kırgınlığını gizlemiyor. Timsal Karabekir'e göre dönemin en karanlık meselesi İstiklal Mahkemeleriydi. Özellikle "Üç Aliler" diye anılan yargıçlara tepkili. "Bu adamların hiçbir hukuki uzmanlığı ve sıfatı yoktu. Böyle önemli ve hassas bir görevde bulunmaları düşünülmeye değer." diyor.


İzmir Suikastı suçlaması dehşet vesikası

Şeyh Sait İsyanı'nın ne kadar karmaşık olduğunun yıllar sonra bile tam anlaşılamadığını vurgulayan Timsal Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı kapatılmasını bir türlü anlayamamış: "Laik devlet hepimizin, ancak dine saygısız bir parti de olamaz diye düşünüyorum. Müslüman bir ülkede bundan daha doğal ne olabilir? Üstelik de ilk özel parti denemesinde. Kapatmayı bu ifadeye dayandırdılar. 'Siz bu isyana kucak açtınız' denildi. Gerçekten talihsiz ve çok haksız bir suçlamaydı." Timsal Hanım, babasının İzmir Suikastı'yla ilişkilendirilmesini ise "Ayrı bir üzüntü ve dehşet vesikası" olarak görüyor. Paşa'nın suçlandığı olay ise bir hayli ilginç: "Babam, suikastı düzenlediği gerekçesiyle idam edilen Ziya Hurşit'in ağabeyi Faik Günday Bey'le TBMM'nin çıkışında karşılaşıp tokalaşıyor. Faik Bey eğilip babamın elini öpmek istiyor. İki dakikalık bir sohbeti oluyor. Bunun karşılığında 'Sen suikastın planlayıcısının ağabeyiyle görüştün bu işte senin de parmağın var' deniliyor."


Polisler bahçemizde yatıp kalkardı

Timsal Hanım, babasının, İzmir Suikastı'ndan aklanmasına rağmen mutlu bir hayat süremediğini söylüyor. Vatana yaptığı onca hizmetten sonra bir doktora verecek parası olmadan emekli edildiğini iç çekerek anlatıyor. Ama asıl ağırlarına giden, gözaltında yaşamak olmuş: "Asıl üzücü olan, uzun yıllar bugün müze olan evinde göz hapsinde kaldı. Bahçede polisler yatıyordu. Karşı evi polisler kiralamış, oradan evimizi gözetliyorlardı."

Paşa ve ailesini takip sırasında gülünç olaylar da yaşanmış. Timsal Hanım, trajikomik olayları şöyle anlatıyor: "Babam, annem ve ablalarım Cafer Tayyar Paşa'nın oğlunun sünnetine gidiyorlar. Tramvay değiştirmeleri gerekiyor. Ancak peşlerinde olan hafiyeler durumun farkına varamıyor. Babam hemen vatmana haber veriyor, 'Evladım içeride beni takip edenler vardı, gelsinler.' diyor. Annem çok kızıyor, 'Paşam madem atlatmışız, niçin çağırdın?' diyor. Babam, 'Olur mu hiç İclal, ekmek paralarını kaybederler.' diye cevaplıyor. Yine annemler alışverişten eve dönüşte ellerinde paketlerle istasyona gelmişler. Annem arkadaki hafiyeye 'Gel bakalım oğlum. Zaten eve kadar geleceksiniz, paketleri taşıyın bari' demiş."

Timsal Karabekir'in anlattığına göre Mustafa Kemal, vefatına yakın aralarındaki soğukluğu gidermek ve helalleşmek için ikinci kez çağırtır Paşa'yı. Ancak bu bilgiyi Kazım Karabekir'e ulaştırmazlar. Timsal Hanım, Paşa'nın o olaya ilişkin düşüncelerini şöyle aktarıyor: "Ablalarım babama sormuşlar 'Haberin olsaydı gider miydin?' diye. O 'Tabii giderdim. O Mustafa Kemal'di.' diye cevap vermiş. Birileri Mustafa Kemal'le babamın arasına girdi. Görüşmelerine engel oldular."

March 28, 2008

AP'den şok rapor: Türkiye'de siyasi sürece yargı darbesi yapılıyor [Zaman]

AP'den şok rapor: Türkiye'de siyasi sürece yargı darbesi yapılıyor (Dış Haberler, Zaman)

Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye raporu taslağı, AP Dış İlişkiler Komisyonunda tartışıldı.

Komisyon üyelerine ve siyasi grupların temsilcilerine hazırladığı raporla ilgili bilgi veren ve eleştirileri yanıtlayan Raportör Oomen-Ruijten, ''dengeli bir rapor hazırladığını ve eleştirilerin yanında olumlu yönlere de vurgu yapmaya çalıştığını'' söyledi.

Türk hükümetinin reformlar konusunda kararlılık mesajları verdiğini, ancak artık geçirilecek zaman olmadığını belirten Oomen-Ruijten, ''TCK 301'de Türkiye artık ürününü ortaya koymalı'' dedi.

Türkiye'deki son gelişmelere değinen Hollandalı AP Üyesi Oomen-Ruijten, ''Ordu ve yargıdan oluşan elit tabakası var. TBMM 3'te 2 çoğunlukla (üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına) karar veriyor fakat uygulanmıyor. Ben dünyada böyle başka bir ülke bilmiyorum. Bunun örneği yok. Yargı bağımsızlığından yanayım. Ama Türkiye'de herkesin güvenebileceği bir yargı maalesef yok. Bu Türkiye'nin eksiği. Bu konuda çalışma yapılması gerekiyor'' şeklinde konuştu.

March 26, 2008

Darbe belgelendi

Darbe belgelendi (Mehmet Baransu, Alas Kuseyri / Taraf)

Eski Deniz Kuvvetler Komutanı Özden Örnek’in “Bana ait değil” dediği ve Nokta’yı kapattıran “Darbe günlükleri”nin Örnek’in bilgisayarından elde edildiği kanıtlandı.

“Ayışığı” ve “Sarıkız” adlarıyla 2004’ te yapılmak istenen iki askeri darbe hazırlığının anlatıldığı ve Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Özden Örnek’e ait olduğu açıklanan günlüklerin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki Örnek’e ait bilgisayardan çıktığı belgelendi. Hatırlanacağı gibi Nokta Dergisi günlüklerin bir kısmını yayımlamış ve ardından da askeri savcılığın emriyle derginin merkezine baskın düzenlenmişti. Kısa bir süre sonra da Nokta Dergisi kapanmak zorunda kalmıştı.

SAVCI GÖRMÜŞ’Ü DİNLEDİ

Ergenekon Soruşturması’nı yürüten İstanbul Savcısı Zekeriya Öz, operasyonda gözaltına alınan kişilerin ifadeleri ve ele geçen belgelerin ardından, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek’e ait olduğu açıklanan günlüklerle ilgili Nokta Dergisi eski Genel Yayın Yönetmeni AlperGörmüş’ün bilgisine başvurdu. 7 Mart 2008’de Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Adliyesi’nde Görmüş’le 2.5 saat görüşen Savcı Öz, bilgisayar ortamındaki günlüklerin bir kopyasını aldı. Vakit kaybetmeden bunları incelenmek üzere gerekli birimlere gönderdi. Yapılan inceleme önceki hafta tamamlandı ve günlüklerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bilgisayardan çıktığı anlaşıldı. Taraf’ın önceki gün görüştüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden bir yetkili, metinlerin orijinalhalinin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait hangi bilgisayardan çıktığının resmi yazıyla belgelendiğini ve bunun da rapor haline getirildiğini söyledi. Dün konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Görmüş, Taraf’a ulaşan bilgileri doğrulayıp, kendisine de birkaç gün önce böyle bir bilginin geldiğini aktardı.

March 23, 2008

Kapatma davası açılıyor [Star]

Kapatma davası açılıyor (Star)

ERGENEKON terör örgütüne yönelik 4. dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, polisin yaptığı teknik takibe takıldı. Gözaltına alınan bu isimlerin son iki aydır yoğun bir şekilde AK Parti’ye yönelik kapatma davası açtırmak için kulis yaptıkları ve davanın açılmasının ardından gerçekleştirilmesi gereken eylemler için plan yaptıkları ortaya çıktı.

SÜRECİ BİZZAT YÖNETMİŞ

İSTANBUL Terörle Mücadele ekipleri, Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında örgütün fikir lideri olduğu değerlendirilen İlhan Selçuk’u 2 ay önce teknik takibe aldı. Kapatma davası ve iddianame sürecini aktif bir şekilde yöneten Selçuk’un üçüncü şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerinde kapatma davasının açılacağından ve davanın kapatmayla sonuçlanacağından kesin olarak sözettiği tespit edildi.

BUNDAN SONRA KRİZ ÇIKAR

SELÇUK’UN teknik takibe takılan bir telefon görüşmesinde muhatabına ‘Davayı açtırıyoruz. İddianeme hazırlanıp dava açılacak. Bugüne kadar Türkiye’de ekonomik kriz çıkmadı ama kapatma davasından sonra mutlaka kriz çıkar. Bunlardan kurtulmak lazım’ dediği tespit edildi. Ergenekon trafiğinin fikir yöneticiliğini yapan Selçuk’a bilgi veren bir kişi ise kapatma davasından önce sarfettiği ‘İlgili kişilerle görüştüm. Merak etmeyin durumlar iyi, havamız çok güzel’ sözleriyle dikkat çekiyor.

DARBEYE ZEMİN HAZIRLAYIN

İLHAN Selçuk’un bir başka telefon görüşmesinde ise kapatma davasının açılmasının ardından yapılması gerekenlerle ilgili talimat verdiği belirlendi. Selçuk’un, davanın açılmasının hemen ardından ses getirici eylemler düzenlenerek Türkiye’yi yönetilemez hale getirmek için çalışılmasını istediği belirlendi. Selçuk’un, Ergenekon üyeleriyle yaptığı konuşmalarda da darbeye zemin hazırlamak için sarsıcı eylemler yapılması talimatı verdiği kayıtlara girdi.

Kansız olmaz darbe de lazım

DARBE beklentisi içindeki olduğu tespit edilen İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde AK Parti’ye kapatma davası açılacağından ve sonunda AK Parti için kapatma kararı çıkacağından emin olarak söz ettiği belirlendi. Kapatma davasının sonucunu dava açılmadan bilen Alemdaroğlu’nun bir görüşmesinde ‘Kansız olmaz. Darbe lazım. Öncelikle de bu davanın açılması lazım’ dediği öğrenildi. Bu arada polis Alemdaroğlu ve Perinçek için 24 saat daha ek gözaltı süresi aldı.

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca