October 1, 2008
Zenciler ve Bayram [Rasim Ozan Kütahyalı]
Zenciler ve Bayram, Rasim Ozan Kütahyalı / Taraf
Temel kural "Bu ülkede her şey ama her şey olabilirsin ama Kürt, Alevi ya da Sünni-dindar olamazsın" kuralıdır... Gayrimüslimler noktasında bu kural dahi geçerli değildir... İşte o noktada gerçek anlamda ırkçı bir devlet rejimi vardır bu ülkede... Sabah akşam inkâr da etsen gayrimüslim bir ailede doğmuşsan bu devletin valisi, emniyetçisi, diplomatı, subayı hatta astsubayı dahi olamazsın... Gayrimüslim yurttaşlarımız da Aleviler, Kürtler ya da Sünni-dindarlar gibi on milyonları aşan nüfusta olsalardı böyle ahlaksız bir politikayı bu kadar pervasızca uygulamak amiyane tabirle "yemez"di tabii... Ama zaten o iş hemen devletin kuruluş dönemlerinde "halledildi".Sünni-dindarlar noktasında ise ilginç bir durum var. Bu kimlik Kürtlük yada Alevilik gibi değil. Bir yaşam tarzına ilişkin bir kimlik...
İslami kimliğin yaşam tarzına yansıyan bazı net tezahürleri var... Aslen Kürt olan Abdurrahman Yalçınkaya kimliğini inkâr eder, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na kadar gelir hatta LAST (Laik yaşam tarzına sahip Sünni Türk) egemenlerin kahramanı bile oluverir... Ama İslami yaşam tarzınızla oralara zaten gelemezsiniz... Erkek olarak da bir yere kadar kıvırmak mümkün ama hele kadınların bu anlamda hiç şansları yoktur... Savcıyı ve yargıcı bırakın kâtip hatta mübaşir bile olamazlar. Zaten hukuk fakültesine de gidemezler...
Aslında bu bağlamda türbanlı kadınlar mecazi değil gerçek anlamda bu ülkenin zencilerini temsil ederler... Kaçamayıp, inkâr edemeyecekleri sabit bir kimlik formudur bu... Çünkü türbanlı kadınlar direkt bir görünürlülüğe sahip... Siyah deri gibi kaçılıp, inkâr edilemeyecek bir dışlanma damgası bu ülkede türban...
Bu meseleler içinde en çok türbanı konuşmamız, türbanlı kadınların bu derece tartışılıyor olması bu sebeptendir... Mesela hiç beklenmeyecek yer ve ortamlarda İslami kimlikli erkeklerle karşılaşabilirsiniz... Görünüşünden belli değildir, sohbet edince sizi kendine yakın hissetmişse söyler... Kürtler ve Aleviler bazında da cinsiyet farketmeksin bu durum böyledir... Bu "zenci" kimlikler birçok yerde bu şekilde araya sızma yapabilirler... Fakat türbanlı kadınlar yapamaz... Yaptığı an "kara derileri" sebebiyle farkedilirler, gözler onlara döner... Plajda rahat edemezler, gözde bir mekânda, işyerinde rahat edemezler, lüks bir araba kullanırken rahat edemezler... Direkt "Bak türbanlılar buraya da gelmiş" olur... "Bak türbanlılar en lüks arabaları kullanıyor" olur... Olur da olur...
İşte o sebeple, türbanlı kadınlar bu anlamda "kara derileri"ni üzerlerinde taşıdıkları için LAST egemenlerin bilinçaltındaki ırkçılıkla özdeş o hastalıklı duyguyu varlıklarıyla sürekli kaşıdıkları için, bu ülkede en çok türban meselesini konuşuyoruz...
LAST egemenlerin gözünde türbanlı kadınlar sadece görünürlükleriyle bile sürekli bir nefret edilme objesidir. O manevi işkenceyi sürekli üzerlerinde hissederler...
Bu devlet düzeni zencinin zenciye kırdırtılmasıyla ayakta durdu hep... Bunu da hep başardı... Bu bayramda kendimize sormamız gereken şey "Bu daha ne kadar böyle sürecek," sorusudur bence...
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
