derinsular.com
Derin Sular: Medya
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

October 3, 2008

Ne dindarlar özgün ne de laikler! [Fatma K. Barbarosoğlu]

Ne dindarlar özgün ne de laikler!, Fatma K. Barbarosoğlu / Yeni Şafak

Yaşadığımız pekçok sıkıntının temelinde bir özgünlük sorunu olduğunu söylesem şaşırır mısınız? Türkiye'de bütün kurumlar ister dindar ister seküler çevrelerin şemsiyesi altında barınsın, bireylerin özgünlüğünü engellemek için seferber. Bir taraf bunu din adına yapıyor bir taraf seküler hayat tarzı adına.

Din adına yapanlar dinin insanın içine açmış olduğu kapılardan ve kapıların ardındaki ummanlardan habersiz. Herkesi sadece kendisi kadar olmaya zorlayan bir tahakküm içinde. Oysa dinin kuralları nettir. Bu netlik bize kendimiz olma hakkını bahşeder. Zannedildiği gibi hürriyetimizi elimizden almaz.

Seküler hayat tarzının müdafileri bütün dünyada azıcık düşünme kabiliyeti olan herkesin özgünlüğün yitirilmemesi için seferber olduğunu gözden kaçırıyor. Şu kitle çağında bolca kurduğumuz "size özel" kampanyalı cümleler ile kişilerin o kendine has olma/olabilme hürriyetlerini yakalayabilmeleri mümkün mü?

Her iki taraf da özgünlüğe, kendine haslığa izin vermediği gibi bir de birbirinden kopya çeken bir yekparecilik ortaya koyuyor. Ne demek istediğimi şöyle izah etmeye çalışayım: Özgün olmak yani kendine has olmanın başlangıcı görmeye dayanır. Görmeye ve idrak etmeye. Görme, idrak etme üzerinden yol almaz ise sıradan bir bakış olarak kalır.

Bir örnek üzerinden yola çıkacak olursak... Son bir yıldır merkez medyada başörtülü kadınların baş açma hikayelerine geniş yer veriliyor. Daha önce hiçbir başörtülü, "başarı hikayesi"nin öznesi olarak sunulmaz iken, başını açmış kadınlar tam sayfa röportajlar eşliğinde sunuluyor.

Bu sunum dindar çevrelerin canını acıtıyor. İçini yakıyor. Bu satırların yazarının durumu ne? Ben yıllar önce "çok modern" bir hayatın içinden artist, manken, dansöz, kadınların başlarını örter örtmez İslami çevrelerde rol model olarak sunulmasından ciğeri yanmış ve bu yangını sık sık paylaşmış biri olarak şimdi kopye çekme sırası onlarda diye değerlendiriyorum olanı biteni.

Her iki taraf da, "öbür taraftan" gelenin "gelişini" kendi konumunun muhkemliği için delil sayıyor.

İslami kesim hep "burada " olan, takva üzere yaşayan kadınları hiç görmedi. Çünkü o kadınlar kendini hiç göstermedi. Ama basiret sahibi olanlar kendilerini göstermeyenlerin "varlığına delil" bulmakta zorluk çekmedi.

Basiretsiz "idealist"lerin, "onlarda var bizde de İslamcası olsun" arzusuyla her şeyi "İslamlaştırmaya" kalkmalarından mayalanıp kabardı şimdi yaşamakta olduğumuz pek çok sıkıntı.

Herşeyin İslamcasını yapmak "oradaki" hayatları "buraya" taşımayı hedefliyordu. Oradaki başını örtünce buradakileri görünmez ve değersiz kılacak kadar "buralı" oluyordu. Başını örter örtmez İslami konularda bir gecede derinleşen mankenleri, uzun uzun bu yazının konusu yapacak değilim.


HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca