October 4, 2008
'İşgale uğramış' gibi [Kürşat Bumin]
'İşgale uğramış' gibi, Kürşat Bumin / Yeni Şafak
Türkiye'de bir şehri ya da daha küçük bir yerleşim yerini dolaşırken karşınıza çıkan harap bir kilise size ne düşündürür, sizi ne tür duygulara sevk eder.Ama her şeyden önce şunu unutmadan tabii ki: Karşınızda bir duvar bile bulmuşsanız, şanslı sayılırsınız çünkü bir zamanlar bu ülkenin sayıları saymakla bitmeyecek olan bu yapılarının çok büyük çoğunluğunun direk taşları bile yerinde değildir.
Neyse, diyelim ki harap bir kilise ile karşılaştınız, ne düşünür, ne duyarsınız?
Sorunun cevabı şu olmalı: Bu yıkıntılar size ülkenizin nüfus yapısının yakın tarihte nasıl alt üst olduğunu öğretir. Çünkü bu kiliseler değil harap ilk günkü gibi bile kalmış olsalar tek başlarına hiçbir şey ifade etmez; onları dolduran cemaatle karşılaşmadıktan sonra...
Dolayısıyla Türkiye'nin hâlâ birçok şehrinde -kökünden kazınıp yeniden kurulanlar hariç- sokakları arşınlamak, size bir zamanlar bu sokakları dolduran "farklı" insanları hatırlattığı için hüzün vericidir.
Zamanında önce bir muhacire tahsis edilen ama sonra kim bilir kaç el değiştiren şu harap ama temeli sağlam evde kim bilir ne iyi-kötü günler geçmiştir... "İşgalciler"in eline düşmesine rağmen güzelliğinden bir şey yitirmemiş şu apartmanın sakinleri kimdi acaba? Bir sahil kasabasında tesadüfen karşınıza çıkan kapısına zincir vurulmuş şu kilisenin önünde yüzyıl önce bir pazar günü toplanan insanlar kimlerdi acaba... Taksim'deki büyük kilisenin görüntüsü eskiden de dönerci büfeleriyle kapatılmış mıydı acaba?
Evet, cemaatleri göçmüş çoğunlukla harap kiliseler...
Söylediğim gibi, Türkiye'de bir biçimde ayakta kalan şehir ve kasabalarının sokaklarında gezinmek gerçekten hüzün verici bir iştir.
Bayram tatilinden istifade Ayvalık'ın sokaklarını birkaç gün arşınlayınca yine hatırladım bu hüzünlü manzarayı.
Şehri bilenler hatırlayacaktır: Ayvalık'ın merkezinde yaşayanlar hâlâ büyük ölçüde eskinin Rum evlerini kullanıyor. Kimi büyük, kimi orta halli kimi küçük yüzlerce ev. Evler aynı kalınca sokaklar da değişmemiş tabii ki, dar ve eğri sokaklar.
Peki bugün "koruma" altındaki bu şehir eskiden de böyle bakımsız ve neşesiz miydi?
Şehrin bugün hüzün veren manzarasını hayalimizde diriltirsek, bir zamanlar bu evleri şenlendiren insanların başta zeytin ve denizin bereketiyle hayatlarından memnun bir ömür geçirdiklerini sezebiliriz.
Ne oldu, niçin ve nasıl oldu gibi soru/cevapları hiç mi hiç söz konusu etmiyorum bugün. Ama bütün bu soru-cevaplar bir yana, birçok yerleşim yeri gibi karşımızdaki Ayvalık-Merkez'in de "işgale uğramış" bir manzara arz ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde.
Evet "işgale uğramış" gibi... Ne yazık ki bu böyle. Ülkenin "kökü kazınamamış" yerleşim yerlerini kısa yoldan en doğru biçimde anlatan benzetme bu.
Demek ki, bir şehri diğerlerinden ayıran, kendisi yapan asıl özelliği, özniteliği hemşehrilileridir. Bir şehrin nüfus yapısıyla yap-boz misali oynarsanız, elinizde kalan "işgale uğramış" bir yerleşim yerinden başkası değildir. Ayvalık-Merkez, evi, sokağı, yarısı ayakta yarısı yerde kiliseleriyle bugün de olduğu yerde durmaktadır. Ama bu Ayvalık artık, milletinden yoksun bırakıldığı için o Ayvalık değildir. Geçmiş olsun yani...
Bu "Türkiye gerçeği"ne şahit olmak için Ayvalık gibi bir zamanlar nüfusu çok büyük ölçüde Rumlardan oluşan bir şehre gitmeye gerek yok. İstanbul sokaklarını arşınlamak yeter de artar bile. İstanbul'un "işgalciler"in elindeki sokakları, semtleri yetmez mi? Türkiye dışından gelen bir arkadaşınıza -mesela- Tarlabaşı'nın halini nasıl açıklarsınız? İstanbul'un -ancak izin çıktığı için 1882'de inşa edilen- ilk "kubbeli" - kilisesi olan Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi'nin Taksim Meydanı'nın İstiklâl girişinde yer alan "dönerciler"ce kuşatma altına alınmasının nedenlerini nasıl sıralarsınız?
Dediğim gibi, bu duruma nasıl ve niçin gelindiğini tartışmak değil niyetim. Bugün sadece biraz düşününce hemen herkesin üzerinde hemfikir olacağı muhakkak olan sade bir tespitle yetiniyorum.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
