September 2, 2008
Zararlı bir devlet geleneği [Etyen Mahçupyan]
Zararlı bir devlet geleneği, Etyen Mahçupyan / Taraf
Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ eski köye yeni adet getirecek olanlardan değil... Nitekim her ağustos sonu yapılan mutat resepsiyona bu yıl da DTP'lileri davet etmediği gibi, eşi başörtülü olan zevatı da eşsiz davet etmiş. Anlaşılan bu 'devlet' Türk kimliği dışında bir aidiyeti taşıyan insanları ve eşleri başörtüsü takan erkek Türkler'i eşit 'vatandaş' olarak kabul etmiyor. Bu listeye doğrudan başörtülü kadınları da eklediğinizde elde epeyce dar bir cemaatin kalmış olması da bu 'devleti' pek rahatsız etmez gözüküyor. Herhalde şöyle bir beklenti var: Devran dönecek ve bir gün bu topraklarda ne Türk olmayan ne de eşi başörtülü olan hiç kimse kalmayacak...Bir zamanlar pozitivist tarih yorumu altında aydınlanmacı bir üstünlük sağlayan bu bakışın artık ne denli cahilane olduğunu biliyoruz. Çünkü modernlik de geçici bir durum sadece ve yaşanmakta olan zihnî açılıma adapte olmak zorunda... Bugün Türk olmayan kimlikleri ve başörtüsünü gören devlet, tarihin 'geriye dönemeyeceğine' güveniyor olabilir. Ancak belki de esas cahilane olan tespit de bu nokta ile bağlantılı. Çünkü ulusal aidiyetin dışına taşan kimlikler ve dinsellik üzerinden ortaya çıkan yeni hayat tarzları, tarihin 'geriye' değil, aksine 'ileriye' gittiğini gösteriyor. Basit bir örnek vermek gerekirse, dindar kadınlar hiçbir zaman anneannelerimizin başörtülerine dönmeyecekler ve örneğin Kürtler de hiçbir zaman kendilerini devletin talep ettiği içeriğiyle 'Türk' hissetmeyecekler...
Cehalet normatif isteklerimizde ortaya çıkmaz. Diğer bir deyişle herkesin 'Türk' olmasını istemek cehalet olarak vasıflandırılamaz. Ama isteğinizi gerçeklerle uyumlu olarak sunma uğruna o gerçekliği anlamamaya, çarpıtmaya ve hele kendinizce doğrulamaya kalkarsanız ister istemez devlet olarak sıkıntıya düşersiniz.
Böyle bir sıkışmışlığın dışına çıkabilmenin en basit yolu sizden önce de herkesin 'böyle' davrandığı, devletin 'geleneğinin' tam da bu olduğu gerekçesidir. Böylece geçmişteki yanlışın tekrarlanması, ama sırf geçmişte de yapıldığı için 'yanlış' olmadığı türünden bir açıklamaya sığınılması mümkün olur. Ne var ki hayat yavaş olsa da sürekli değişen bir zihnî ortamı ima eder. Geçmişte yanlış olmayan veya tahammül edilebilir bir yanlışlık olarak yaşanan bazı gelenekler, gün gelir tümüyle anakronik hale gelir.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
