December 17, 2007
Fazıl Say'ın sürgünlüğü [Yıldırım Türker]
Fazıl Say'ın sürgünlüğü, Yıldırım Türker / Radikal
Fazıl Say'ın ya da ağzına mikrofon tutulan herhangi bir vatandaşın, istediği mercie istediğini söyleyebilme hakkını tartışacak değiliz elbet. Türkiye'nin ve asabi Türklerin 'Kol kırılır yen içinde kalır' mantığıyla boğuşur dururuz.Ama ortada ciddi bir inandırıcılık sorunu olduğunu da görmezden gelmek mümkün değil doğrusu.
Özkök, Say'la empati kurmamız gerektiğinden dem vurup bu olayın bir turnusol sınavı olduğunu belirtiyor: "Bu ülkenin kendine liberal diyebilen aydınları, Fazıl Say ülkesinin askerine küfretmedi, 'Türban serbest bırakılmalı', 'Türkler 30 bin Kürt'ü kesti', 'Türkler soykırım yaptı' demedi diye, onun bu endişelerini, korkularını, duygularını görmezlikten gelmemelidirler. Hepimiz böyle bir turnusol sınavından geçiyoruz."
Say'ın demeci bu ülkeyi dert edinenlere bir sınav sunuyorsa, bu haberi büyüten ve Say'dan sürgün eşiğindeki aydın portresi çıkaranlar gözünde bu sınavı başarıyla atlatabileceğimden kuşkuluyum. Öncelikle Say'ın 'biz' olarak adlandırdığı muğlak azınlık hakkında ne hissedeceğimi bilemiyorum. Ülkenin yüzde 70'ini İslamcı olarak okuyan bir aklı besleyen 'biz'in kim olduğunu bilemiyorum. Bir sanatçının azınlıkta kalmaktan duyduğu ıstırabı anlamak da kolay değil. Kaldı ki Say'ın sözlerinden yakın zamana kadar çoğunluk mensubu olan, çayını Köşk'te içen bir dahi olduğu anlaşılıyor.Her şeyden öte, bir aydın elbette özgürlük talep eden, Kürtlerle Ermenilere tarih boyunca reva görülen zulmü kafasına takan, bu konuda söz alan, statüko açısından tehlikeli bir yaratıktır.
Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne davet bekleyen, bu kültürle ilişkisini en yüksek makamdan gelecek bir davetiyeye bağlayan piyanistin kafasının hayli karmaşık olmasından geçtim, dünyaya duyurduğunun bir sanatçı çığlığı, bir aydın itirazı olduğuna nasıl inanayım?
Say, Şemdinli katillerinin salıverilip işbaşı yapmasından, askeri yargının hayatımızın ümüğüne çökmüşlüğünden, işçi ve emekçi haklarının her gün gasp edilmesinden, çocukların sokaklarda ölmesinden, kışkırtılan ırkçılıktan, polisin istediğini vurup öldürüvermesinden, işkencenin yeniden artmasından değil, bakan eşlerinin türbanından, Cumhurbaşkanı'nın davetiyesini özel kuryeyle yollamamasından, azınlıkta kalmış olmaktan bezerek gönüllü bir sürgünlüğe adım atacağını açıklıyor. Ölüm tehdidi aldığından değil, kendisine mahkeme kapısında katiller 'Akıllı ol' diye parmak salladığından değil, 'İslamcılar' iktidara geldiği için gitmek istiyor. Demecinin aldığı tepkilere bakıp Tufan Türenç ve diğer inandığı aydınlarla görüştükten sonra dün, laisizme şükür, gitmeyeceğini, mücadeleye devam edeceğini açıkladı. Fazıl Say'ın mücadelesine ne zamandır tanıklık etmişliğimiz var.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
