derinsular.com
Derin Sular: Medya
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

August 20, 2007

Metehan Demir Röportajı (Neşe Düzel / Radikal)

Metehan Demir Röportajı (Neşe Düzel / Radikal)

Sürekli Türk Silahlı Kuvvetleri'nden söz ediyoruz ama en çok konuştuğumuz kurumu aslında en az tanıyoruz. Ne kendi aralarındaki ilişkilerini, ne duygularını, ne de düşüncelerini biliyoruz. Sert açıklamalar ve muhtıralar dışında pek bir bilgimiz yok. Kaç subayımız var bizim?

50 binden fazla subay, 75 bin kadar da astsubay var. Hep generallerden söz ederiz ya. Onların sayısı da 300-350 arasında. Genelkurmay başkanı dahil, bu generallerin sadece 15 tanesi orgeneral ve oramiral.

Peki generaller kendilerini ülkenin gerçek sahibi olarak mı görüyorlar?

Asker büyük değişim içinde. 10 yıl önce kendilerini ülkenin sahibi olarak görüyorlardı. Şimdi kendilerini sıfır hataya programlanmış ve ülkeye asla yanlış şeyler yapmayacak tek grup olarak görüyorlar. 'Bu ülkede herkes bir şekilde hata yapsa da, biz aldığımız eğitim ve edindiğimiz zihniyet çerçevesinde hata yapmayız. Dolayısıyla doğru yolu gösterme anlamında biz burada hep olmalıyız' diye düşünüyorlar.

Yasalara göre genelkurmay başkanı başbakana bağlı. Ama bunu biyografisine yazdıran Org. Hilmi Özkök'ün biyografisini değiştirdiler ve bu tanımdan hoşlanmadıklarını hissettirdiler. Genelkurmay başkanının başbakana bağlı olmasını kendileri için bir aşağılanma olarak mı değerlendiriyorlar?

Değil. Onlar, 'bağlı' ifadesinden hoşlanmıyorlar. Bunun, başbakanın emri altında hareket etmeyi, sürekli ondan emir almayı çağrıştırdığını düşünüyorlar. Bu yüzden de kendilerini başbakana 'bağlı' değil de, 'sorumlu' kabul ediyorlar. Çünkü buradaki 'sorumluyuz' kelimesi, 'yakın diyaloğumuz var' anlamına geliyor.

...

Cumhurbaşkanına eşli davetiye göndermeyecek mi asker?

Göndermez. Yaşar Paşa daha yeni 'bizim prensiplerimiz var' dedi. Gül yerine Vecdi Gönül, Murat Başesgioğlu gibi biri uzlaşmayla cumhurbaşkanı olsun deniyordu ya... Durum hiç öyle değil. Asker şunun farkında. AKP'den biri cumhurbaşkanı olduğu sürece, Köşk hep kriz noktası olacak. Çünkü eşinin başı açık olsa da, AKP'li bir cumhurbaşkanı, eşi türbanlı olan siyasetçilere 29 Ekim'de paşa paşa davetiye gönderecekti. Eeee? Esas sorun kamusal alan sayılan Köşk'te cumhurbaşkanının davetine türbanlıların gelip gelmemesi değil miydi?

...

Türkiye'nin bir genç subaylar sorunu değil, ciddi bir emekli paşalar sorunu var. Onların söylediklerinin, 'Genelkurmay mesaj verdi' diye algılanmasından rahatsızlar. Mesela Edip Başer'in seçim sonrası darbe imasında bulunmasından rahatsız oldular. 'Bir mesaj vermek gerekirse çıkar biz söyleriz. Kimden çekineceğiz ki' diyorlar.

Bir de 27 Nisan muhtırasının hâlâ çözülemeyen esrarı var. Bu muhtıra neden 23.17'de Genelkurmay sitesine kondu. Bu konuda bir bilginiz var mı?

27 Nisan seçilebilecek en yanlış tarihti. Zaten konu, Anayasa Mahkemesi'ne gitmişti ve mahkeme büyük ihtimalle sürecin önünü kesecekti. Cuma akşamı saat 23:20'de niye bu bildiri yayımlandı defalarca sordum, yanıt alamadım. Ben o bildiriyi ilk haber alan gazeteciyim. O gece Ankara'da Başbakan'ın danışmanlarıyla birlikteydim. Saat 22 sıralarında telefonum çaldı. Üst düzey komutanlardan biri arıyordu. Bana, 'Genelkurmay'ın gündemdeki süreçle ve olaylarla ilgili olarak bir, bir buçuk saate kadar bir açıklama yapacağını' söyledi.

Peki niye Genelkurmay bildiriyi size haber verdi?

Bir cuma akşamı saat 23:20'de bir Neşe Düzel'in, bir Metehan Demir'in aklına dur ben bir internette TSK sitesine bakayım, demek gelir mi? Gelmez. Gazetelerin şehir baskılarına, televizyonların gece gündemine hâkim olabilmek için haber verdiler. Aslında bu bildiri, iki, üç günlük bir çalışmanın uzantısıymış. Ve kesinlikle Yaşar Paşa'nın emriyle düğmeye basılmış. 'Ok yaydan çıktı, bunu artık bir şekilde yapmamız gerekiyordu ve yapıyoruz' dediler. Muazzam gizli çalışıldı, hiç kimseye bilgi sızmadı. 27 Nisan akşamüstü Genelkurmay'da bir değerlendirme toplantısı yapılmış ve herkes normal şekilde mesaiden evlerine gitmiş. Sadece düğmeye basacak olan görevliler karargâhta kalmış. Yani o gece saat 23.20'de Genelkurmay'da herkes acil toplantıda falan değilmiş.

Genelkurmay bir muhtıra vermek için neden geceleyin 23.17'yi seçsin?

Savaş taktiği olarak görüyorlar. Siz düşmanı en iyi o saatte vurmaz mısınız? Vurdu. Prusyalı generalin, bir saldırıyı en etkin hale getirmek için hiç umulmayan yerde umulmayan zamanda düğmeye basacaksın diye bir taktiği vardır. Biz de bu bildiriyi doğrusu ummuyorduk. Hatta bildirinin haberini bana daha düşük rütbeli bir subay verecekmiş. Ama komutan ben veririm demiş. Bayağı kuvvetli bir general haber verdi bana.

Size o general ne dedi?

'Biraz sonra bayağı net, açık uyarılarla dolu bir açıklama yapılacak. Birbuçuk saate kadar geliyor açıklama' dedi. Çok şaşırdım. İlk bilen sivil bendim. Neredeyse fenalık geçiriyordum. Dışarıya çıktım, bir sigara içtim, biraz sakinleştim. Düşünsenize birbuçuk saat sonra ülkede çok büyük zelzele yaşanacak. O sırada Habertürk'ten Saynur Tezel aradı. Ben onun programına değerlendirmeler yapıyorum. Ona bunu yayında söyleyeyim de, topu üzerimden atayım dedim ve söyledikten sonra da ortalık dalgalandı. Sonra geldim masaya oturdum. Başbakan'ın en yakın iki ismi vardı yanımda. Birinin cebine mesaj geldi. 'Metehan Demir Habertürk'te bir şey söyledi' diye.

Ömer Çelik ciddi misin dedi ve başbakanın çok yakınıyla birlikte onu aramaya gitti. Başbakan 'Bana hemen Genelkurmay'ı bağlayın' demiş ama biliyorsunuz o gece görüşemediler. Genelkurmay Başkanı'nın istirahatta olduğu söylendi. Bunu kulaklarımla duydum.

Muhtıranın kimin kaleminden çıktığına dair bir bilginiz var mı?

O bildiri tüm üst rütbeli generaller tarafından karargâhta hazırlandı. Yaşar Paşa son halini gördü. Kuvvet komutanlarından ikinci başkana kadar hepsi bildiriyi biliyordu. O metni Yaşar Paşa oluşturmuştur. Onun onayı olmadan hiçbir cümle oraya girmez.

O muhtırayı internet sitesine konması için kim emir verdi?

Kesinlikle Yaşar Paşa. O gece yaptığım konuşmadan ötürü biliyorum bunu. Bana bildiriyi haber veren kişi Yaşar Paşa'nın her şeyidir. (vurgular eklendi.)


HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca