derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Kürt Sorunu Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

March 14, 2008

Ahmet Kaya [YAKINDA]

Müziği ve kavgasıyla Ahmet Kaya.

Çok yakında.

Önce alıntılar:

| Yorumlar (5)

March 14, 2008

Kitle İletişimi ve Zihinlerdeki Şablonlar

Washington Post gazetesinde bir ayı yavrusuna süt içirirken görüntülenen bir PKK üyesinin fotoğrafının yayınlanması, Hürriyet gazetesi tarafından "bebek katillerini sözde 'romantik gerillalar' olarak göster[mek]" olarak nitelendirildi. Her ne kadar Hürriyet gazetesinin sıradanlaştırdığı 'haber görünümlü yorum' formatı rahatsız edici olsa da, söylenenlerde haklılık payı yok değil. Zira PKK sadece ayı yavrularına süt içiren bir örgüt değil. Uyguladıkları şiddet eylemleri, başta güneydoğudaki Kürt halkı olmak üzere pek çok insana zarar verdi bugüne kadar. Ancak PKK'yı şiddet eylemlerinden soyutlayarak sadece 'romantik gerillalar' olarak sunmak ne kadar yanıltıcı ise, Kürt sorununun arka planını, Kürtlerin hassasiyetlerini ve Kürt gençleri için kimi zaman üniversite öğrenciliğini dahi yarım bırakıp dağa çıkmayı bir milli dava haline getiren nedenleri düşünmeden hepsini birer canavar ya da yaratılış itibariyle 'bebek katili' olarak sunmak da aynı derecede bir yönlendirme içeriyor.

PKK ve Şiddet

Konu bu şekilde ele alındığında, PKK adına çizilen her iki resim de örgütün ve örgüt mensuplarının gerçekliğini bütünsel bir şekilde yansıtmıyor. Ancak kitle iletişiminde bu tür çarpıklıklar, insanların çeşitli sebeplerden ötürü sevdikleri ya da nefret ettikleri yapılanmalar hakkında kendi kendilerine bir tür filtreleme uygulamaya başlamalarına da yardımcı oluyor. Bu filtreleme, zihinde mevcut olan ve korunması istenen şablona uyan bilgilerin alınmasını, diğerlerinin ise çeşitli psikolojik gerekçelendirme mekanizmalarıyla manipüle edilmesi anlamına geliyor. Örneğin, PKK'ya düşmanlık besleyen milliyetçi bir Türk, Hürriyet gazetesinde gördüğü 'bebek katilleri' bilgisini hiçbir şekilde sorgulamadan aynen kabul ederken, ayı yavrusunu besleyen bir örgüt üyesinin fotoğrafını propaganda ürünü olduğu gerekçesiyle reddediyor. Bir PKK sempatizanı ise aynı filtreyi kendi zihnindeki şablon doğrultusunda tamamen tersi yönde çalıştırıyor.

Tabii aynı kuralı farklı konulara da uyarlamak, sözgelimi Uludağ Üniversitesi'nde yere oturttuğu bir gencin kafasını altı kez duvara vuran bir jandarma ile ilgili 'Müdahale ederken öldürüyordu' başlıklı habere verilecek tepkinin, kişinin jandarma komutanlığı hakkında kafasında önceden şekillenmiş bir şablon doğrultusunda oluşacağını söylemek de mümkün. Bu durumda yukarıdaki PKK düşmanı milliyetçi Türk muhtemelen ilgili kişinin davranışının jandarma teşkilatı için genellenemeyeceğini düşünürken, PKK sempatizanı da, "İşte beni, babamı ve hatta dedemi coplayan, halkımı olur olmaz yere aşağılayıp duran acımasız jandarma" diyecektir. Ancak bu farklı yaklaşımların hem hepsi doğru, hem de hepsi yanlıştır.

| Yorumlar (2)

November 28, 2007

İki Mehmet (2): İkinci Mehmet

İkinci bir Mehmet'i, aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra, askerliğimin ilk kısmını yaptığım bir doğu ilinde tanıdım. Bu Mehmet de pek çok yönü itibariyle Birinci Mehmet'e benziyordu. Ancak aralarında kimi önemli ve önemsiz farklılıklar da yok değildi. Örneğin, bu Mehmet Diyarbakırlı değil, Urfalıydı. Pek mutlu da sayılmazdı. Dahası, etrafında olup bitenlere fazlasıyla tepkiliydi. Aslına bakılırsa tuhaf bir tecrit hayatı içerisinde bütün gün aptalca şeyler yaptığımız için tepki göstermekte haksız da sayılmazdı, ama onun tepkisi 57 kişilik grubumuz içerisindeki diğerlerininkinden çok daha farklı nedenlere dayanıyor gibiydi. Zira Mehmet tekil bazda her gün katlanmak zorunda olduğumuz anlamsızlıklardan ziyade, etrafımızda olup biten herşeye genel bir öfke duyuyor, içinde sürekli canlı olan bu öfkeyi dışavurmak için de adeta sebep arıyordu.

İkinci Mehmet

Mehmet'in bu durumunu sanırım ilk kez yürüyüş eğitiminde fark etmiştim. Bize eğitim veren çavuş uygun adım yürüyüş şekillerini gösterirken Mehmet durduk yerde itiraz etmiş ve kendisine özgü aksanıyla bu hareketleri yapamadığını söylemeye başlamıştı. Halbuki çavuşun gösterdiği hareketler, beden eğitimi derslerinde gösterilen türden son derece basit figürlerdi. Yani sorun Mehmet'in yapamaması değildi; sadece bu şekilde içinde kalan bir şeylerin tepkisini gösteriyordu.

| Yorumlar (2)

November 23, 2007

İki Mehmet (1): Birinci Mehmet

[Tanımış olmaktan mutluluk duyduğum iki Kürt hakkındaki hatıralarım.]

Birinci Mehmet'i üniversitedeki birinci yılımda tanıdım. Diyarbakırlıydı. Orada doğmuş ve büyümüş, üniversiteyi kazanınca da İstanbul'a gelmişti. Güleryüzlülüğü, cana yakınlığı ve görünüşü de dahil olmak üzere hemen her haliyle tipik bir Kürttü. Türkiye'nin şartları nedeniyle de, Doğu'dan Batı'ya gelmiş olması onun için sadece coğrafi bir değişiklik anlamı taşımıyordu. Okulun ilk günlerinde, yeni bir şehir ve yeni bir ortamda yeni bir hayata başlamış olmanın heyecanını Mehmet'in davranışlarında okumak mümkündü. Mehmet hakkında hatırladıklarım arasında zihnimde en çok yer edeni de, o günlerden birinde yaşandı.

Birinci Mehmet

Aslında bütün olay, bir ders çıkışında 5-6 kişilik bir arkadaş grubuyla fakültenin önündeki sokakta yürümekteyken Mehmet’le aramızda geçen 10-15 dakikalık bir diyalogdan ibaret. Ama bu kısa diyalog, takip eden yıllarda Mehmet'in içerisinden çıkıp geldiği topluluğun yaşadığı tecrübelere olan ilgimin artmasıyla birlikte bana daha çok şey ifade etmeye başlayacaktı. Tabii o gün itibariyle bunun böyle olacağının farkında değildim. Ancak belli özellikleri itibariyle toplumun geri kalanından farklı olan insanlara yönelik merakım küçüklüğümden beri hep güçlü olduğundan, o ders çıkışında Mehmet benim gözümde otomatikman bir ilgi odağı haline geliyordu. Hepsi aşağı yukarı aynı özelliklere sahip olan sınıftaki diğer öğrencilerden daha farklı görünen, Türkçe'yi farklı bir aksanla konuşan, daha farklı bir samimiyet anlayışı çerçevesinde şakalar yapan ve genel anlamda, haliyle vaktiyle bulunduğu grubun içinde göze batan bu kişi, bir bakıma, bana çözülmesi gereken bir bilmece gibi geliyordu. Bu nedenle de ona sürekli kendi kültürüyle ilgili sorular yöneltme ihtiyacı hissediyordum.

| Yorumlar (0)

September 19, 2005

Düşünce Özgürlüğü ve Ayrımcılık

Ahmet Hakan Hürriyet gazetesinde yayınlanan dünkü yazısında, Türk Solu dergisinde Gökçe Fırat tarafından sarf edilen aşağıdaki sözleri eleştirmiş ve savcılığı göreve çağırmıştı:

"Her Türk, alışverişini Türk’ten yapmalı. Kürt’e aktarılan para PKK’ya gider.

Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Şehri istila eden Kürtler, kendi dillerini hakim kılmaktadırlar.

Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.

Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir.

Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenekon ’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır."

| Yorumlar (14)

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca