Ekonomi Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar
April 10, 2008
Uluslararası Seviyede Nüfus ve Güç İlişkisi
[10 Nisan 2008 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
Bir ülke ekonomisinin çapı ve gücü hakkındaki en temel gösterge, o ülkede yaşayan insanların bir veri yıl içerisinde ürettikleri mal ve hizmetlerin parasal karşılığına tekabül eden Gayri Safi Yurtiçi Hasıladır (GSYİH). Bu rakamın ülke nüfusuna bölünmesiyle elde edilen 'Kişi Başına GSYİH' ise, söz konusu ekonominin gücünden ziyade, ülkedeki cari refah seviyesi hakkında fikir verir. Bu iki göstergenin her zaman aynı doğrultuda olması gerekli değildir. Bir başka deyişle, bir ülkenin ekonomisinin büyük ölçekli olması, o ülkede yaşayanların müreffeh oldukları anlamına gelmeyeceği gibi, insanların yüksek gelir seviyesine sahip oldukları bir ülke de pekala küçük ölçekli bir ekonomiye sahip olabilir. Burada belirleyici olan faktör, nüfustur.
January 26, 2007
Küreselleşme (4): Küresel Korporatokrasi
Küresel boyutta bir korporatokrasi oluşturmayı başaran şirketlerin ortaya çıkardıkları yapının ayırt edici özelliği, tipik elitist refleksleri küresel çapta uygulamaktan ibaret. Normal şartlar altında memnuniyetle karşılanabilecek olan küreselleşmeye şüpheyle yaklaşılıyor olmasının nedeni de zaten bu.

Ancak bu durum, gerçekten serbest olan piyasa koşullarının hakim olduğu bir sistem içerisinde gelir dağılımının eşit olacağı anlamına gelimiyor elbette. Sözgelimi, sadece tarıma dayalı üretim yapan kimi ülkelerin zenginleşmesinin diğer ülkelere oranla çok (ama çok) daha uzun bir zaman alacak olması elbette doğal. Ancak bir ülkenin zenginleşmesinin zor olması başka şeydir, gerek anlamsız kanuni engellerle, gerekse doğrudan kandırılarak kasten fakir bırakılması başka.
January 25, 2007
Küreselleşme (3): Dünyanın Sahipleri
80'li yıllarda Margaret Thatcher ve Ronald Reagan iktidarları döneminde yeni bir ivme kazanan kapitalizm, komünizmin çökmesinin ve küreselleşmenin hızlanmasının ardından mutlak zaferini ilan etti. Yaşanan gelişmeler sonucunda dünya üzerindeki hakimiyeti çok daha kuşatıcı bir hal alan kapitalizm, kendi ekonomi felsefesiyle ciddi tezatlar içine girmiş olmasına rağmen, mevcut sistemin hem taraftarları, hem de karşıtları işin bu yanını ihmal ederek cari uygulamaları kapitalist felsefe adına veri kabul ettiler. Ancak emperyalist yapısı giderek daha da belirginleşen yeni dünya düzeni, aslında pek çok açıdan hiç de yeni olmayan, bilindik roller üzerine bina ediliyordu.

Söz konusu hakim politikaların seçiminde ve sürdürülebilmesinde hangi güç odaklarının belirleyici olduğu sorusu, doğal olarak lobi faaliyetleri konusunu akla getiriyor. Lobi faaliyetleri konusunda da, 'elitist' ve 'çoğulcu' olmak üzere iki temel yaklaşım söz konusu.
January 24, 2007
Küreselleşme (2): Kapitalizm ve Küreselleşme
Bir sistem, kendi içinde tutarlı bir yapıya sahip olsa dahi, o sistem içerisinde faaliyet gösteren kimi aktörlerin bu prensipleri kendi menfaatleri doğrultusunda esnetme ayrıcalığına sahip olmaları durumunda, prensipler ile uygulamalar arasındaki mesafe söz konusu bütünselliği tamamen ortadan kaldıracak ölçüde genişleyebilir. Bir başka deyişle, bir sistemin (özellikle güç sahipleri tarafından) suistimal edilmesinin önü alınmazsa, o sistemin baştan planlandığı şekilde işleyebilmesi mümkün olmaz.

Bugün dünyada küreselleşme ve kapitalizm konusunda böyle bir sorun yaşanıyor.
January 24, 2007
Küreselleşme (1): Korporatizm
Korporatizm kavramı, politikaların büyük şirketlerin yoğun tesir ve baskısı altında belirlendiği yönetimleri ifade eden 'korporatokrasi' ile karıştırılsa da, aslında çok daha farklı bir anlam ifade ediyor. Korporatizm, halkın farklı kesimlerinin, temsilcileri aracılığıyla karar alma sürecine katılmaları esasına dayanıyor. Korporatist yapılarda, farklı kesimler (işçiler, imalatçılar, çiftçiler, bankalar, ...) adına sözcülük yapan temsilciler, devletle aynı masaya oturarak uygulanacak politikaları belirliyorlar. Neyin ne kadar üretileceği, işçilere ne kadar ücret ödeneceği, sosyal güvenlik gibi konular hep birlikte karara bağlanıyor.

Korporatizm konusunda iki farklı uygulama söz konusu: 'Devlet korporatizmi' ve 'Sosyal korporatizm'.
November 10, 2006
Ekonomik Gelişmelere Politik Yorumlar
1992 yılının Ağustos ayında, NBC News ve Wall Street Journal tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasında, Amerikalılara 1993 yılında ülke ekonomisinin nasıl olacağını düşündükleri soruldu. Kısa bir süre sonra başkanlık seçimleri yapılacak olduğundan ötürü, araştırmanın düzenlendiği zamanın ayrı bir önemi vardı.

Katılımcılar arasında kendisini 'Cumhuriyetçi' olarak nitelendirenlerin %49'u ekonominin daha iyiye gideceğini düşünürken, bu oran kendisini 'Demokrat' olarak tanımlayanlarda sadece %19'du.
October 6, 2006
Gelişmekte Olan Ülkelerin Ekonomik Yarışı ve Türkiye
İngiltere'nin en büyük finans dergisi olan Euromoney, Eylül 2006 sayısında, Peter Lee'nin gelişmekte olan ülkelerle ilgili çalışmasını kapağa aldı.

Lee'nin 'Yeni Ekonomik Silahlanma Yarışı' başlıklı yazısında, küresel boyutta yaşanmakta olan ekonomik gelişmelerin çok iyi bir özeti sunuluyor. Lee'nin çizdiği 'yeni' global ekonomi resminden Türkiye'nin de alması gereken çok önemli dersler var.
August 8, 2006
Ekonomi ve Devlet İşlerinin Birbirinden Ayrılması Üzerine
[08 Ağustos 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
Bugün çocuklarımız ilkokul birinci sınıftan itibaren, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının ne kadar önemli bir zaruret olduğunu öğreniyor, bu durumu tartışılmaz bir norm olarak kabul ediyorlar.

Fransa'da Katolik Kilisesi ile yaşanan acı tecrübeler nasıl din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını sonuç verdiyse, ülkemizde de ekonomi alanında buna benzer bir gelişmeye ihtiyaç var.
May 19, 2006
İnşa Kültürü ve Üretmeden Tüketmek
[19 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
'Vahşi kapitalist' olarak nitelendirilen (ve aslında 'vahşi korporatist' olan) endüstriyelleşme dönemi, hiçbir etik kaygının güdülmediği bir dönemdi. Bu dönem sona erdiğinde de, yine ne sosyalist, ne de kapitalist etiğe sığmayan yeni bir dönem başlamış oldu. Avrupa Sosyal Devletleri'nin başını çektiği bu yeni anlayış, vatandaşlarının eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olan bir devlet yapısı öngörüyordu. İhtiyaç duyan herkesin bir şekilde hazineden geçindirildiği bu modele 'sosyal devlet' adı verildi.

'Herkesin görülüp gözetilmesi' düşüncesi, her ne kadar kulağa hoş gelse de, bu yaklaşım, insanın üretmeden de pekala tüketebileceğini öngören tuhaf bir kültürü sonuç verdi. Zira insanlar, hiçbir şey üretmiyor olsalar bile, sadece ve sadece 'insan oldukları' gerekçesiyle pek çok şeye otomatikman hak kazandıklarına inanmaya başladılar.
May 4, 2006
Amerikan Dolarının Sonu ve Altın Standardı
[04 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
1999 yılında hayata geçirilen Euro projesi, ekonomik politikaların dünyanın seyrini değiştirmekte ne denli etkili olabileceğini bir kez daha - ama bu sefer çok daha net bir şekilde - gösterdi. Euro, bugün itibariyle 12'si AB üyesi 15 ülkenin resmi para birimi durumunda. AB dışındaki 50'den fazla ülkenin kur rejiminde de büyük bir rol oynuyor.

IMF tarafından derlenen ve ülkelerin resmi döviz rezervlerindeki para birimlerinin dökümünü analiz eden COFER veri tabanına göre, 1999 yılından itibaren dünyadaki döviz rezervlerinde doların payı düşmekte. Rezervlerdeki dolar payı hala %67 gibi ciddi bir rakama tekabül etse de, son 7 yılda yaşanan düşüşün tamamının Euro'nun hanesine yazılmış olması, önümüzdeki yıllarda banknot savaşının daha da kızışacağı anlamına geliyor.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
