derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

July 11, 2008

İnsanları Böcek Gibi Görmek

Geçtiğimiz günlerde Ayşe Arman'ın Rahmi Koç ile yaptığı bir röportaj, Rahmi Bey'in kılık-kıyafet ve dış görünüşe yönelik sözleri nedeniyle eleştirilere neden oldu. Röpotajda, Rahmi Bey'in, gerek işyerinde, gerekse evinde çalışanların uymaları gereken kıyafet kodlarını (aksesuarlara ve kimi kişisel tercihlere varıncaya dek) ayrıntılı bir şekilde belirlemiş olduğu göze çarpıyordu. Günümüzde pek çok şirket kendi kurumsal kültürünü oluşturma ve koruma adına benzeri uygulamalarda bulunmakta olsa da, Rahmi Koç'un, işe alma kriterlerinden evindeki personelin üniformalarına dek bu konuda ortalamanın üzerinde bir titizliğe sahip olduğu ortadaydı.

Röportaja siyasi kanattan en büyük tepki, Koç'un sakallı ve bıyıklı insanları işe almayacağı yönündeki ifadelerini ayrımcılık olarak nitelendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. Çeşitli köşe yazarları da Koç'a yönelik eleştirilerini yazı konusu ettiler. Örneğin, Radikal gazetesinde yazan Nur Çintay A., özellikle, "Hanımın bir tanesinin küpesi mi yok, ‘Düşürdünüz mü?’ diye sorarım" diyen Koç'un şekilciliğinden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin de, röportajı okuduğunda, Koç'un çevresindeki "hemen herkesten birer "böcek"mişcesine ... söz ettiği izlenimi"ni edindiğini belirtti.

Aslına bakılırsa, Koç'un sözlerinde, bu denli ciddi bir tepkiyi hak eden herhangi bir ifade yok. Sadece kimi zaman iyice belirginleşen kıymeti kendinden menkul bir elitizm söz konusu. Ancak, ortada rahatsız edici bir şeylerin olmadığını söylemek de zor. Zira röportajdaki asıl sorun, röportajı yapan Ayşe Arman'ın Tanzimat döneminden bu yana ülkemizde bir statü aracı ve takıntı konusu olan şekilci tavrı benimsemiş ve (adet edindiği gibi) bu sefer de muhatabına sürekli bu eksende sorular yöneltmiş olması. Bu durumda, Rahmi Koç sadece dış görünüş başlığı altında toplanabilecek konularda konuşmak durumunda kaldığından, ortaya çevresindeki insanların görüntülerine kafayı takmış, bütün gündemi şekil polisliğinden ibaret olan bir insan tablosu çıkıyor.

Halbuki son derece prensipli bir insan olduğu aşikar olan Rahmi Koç'a, düzen, temizlik, titizlik, sistem ya da disiplin bağlantısı bulunan herhangi bir başka konuda sorular yöneltilseydi, muhtemelen yine benzeri yönde bir normatif ve kuralcı tavırlar bütünü ortaya çıkacaktı. Hayatındaki pek çok detayı, muhtemelen yıllar öncesinden, belli prensipler çerçevesinde şekillenen bir düzene oturtmuş bulunan ve günlük programını söz konusu düzende ifade bulan bu gelenek çerçevesinde sürdürmeyi tercih eden Koç'un dış görünüş ile ilgili ifadeleri daha geniş bir perspektifle değerlendirildiğinde, bu sözleri, kişisel bir normatif hayat felsefesinin oluşturduğu bir bütünün parçaları olarak görmek de mümkün hale geliyor. Bir başka deyişle, burada asıl sorgulanması gereken, kurallı yaşamayı seven bir insanın kendi hayatına (çevresindekileri de kapsayacak şekilde) getirdiği düzenlemeler değil, gündemine sürekli insanların dış görünüşleri ile ilgili konuları alan ve sadece söz konusu dış görünüşlerden hareketle farklı hayat tarzları tanımlayan zihniyet olmalı. Zira bu zihniyet, dış görünüşe bağlı hayat tarzları arasındaki farklılıkları siyasi çekişme nedeni kılıyor olması bir yana, bu denli anlamsızca bir yaklaşımı ülkenin birincil gündemi durumuna getirebilecek güce de sahip olması nedeniyle, siyasetin kendisini dahi bir tür kılık-kıyafet tarzı mücadelesine indirgiyor.

Türkiye'de Ayşe Arman dışındaki pek çok yazarın olaylara yaklaşımında da izlerine rastlanabilecek olan bu zihniyet, özellikle rejim krizinin gündemde olduğu dönemlerde kendini belli ediyor. Bunun nedeni de, Türkiye'de resmi ve tartışılmaz kılınmış olan bir ideolojinin, Türkiye'nin geleceğinin teminatını tek bir hayat tarzının ülkeye hakim kılınmasında görmesi. 80 seneyi aşkın bir zamandır hakim olan ve taraftarlarınca kutsanan bu ideoloji, dünyada hiçbir akademik ya da politik çevre tarafından ciddiye alınmıyor ve (herhangi bir evrensel anlam ifade edebilmekten çok uzak olduğu için) ülke sınırlarının dışına çıkıldığı an geçerliliğini kaybediyor olsa da, Türkiye'de bu ideolojinin taşıyıcıları, iktidarlarını tehlikede gördükleri an darbeler yapmaktan, dergiler kapatmaktan ve hatta yeterli cesareti toplarlarsa, halk oyuyla seçilmiş bir başbakanı asmaktan geri durmuyorlar.

Söz konusu ideolojinin Türkiye'de toplumun hemen her kesimini (farklı seviyelerde de olsa) etkisi altına almış olması nedeniyle, kılık-kıyafet merkezli konular onyıllardır ihtilaf sebebi ve dolayısıyla da gündem maddesi oluyor. Bu konuda sarf edilen sözlere ya da yazılan yazılara biraz dikkatlice bakıldığında, Türkiye'de halkın bir kesimini böcek gibi görmenin kimi holding sahiplerinin kuralcılıklarından ziyade, söz konusu ideolojinin verdiği sahte üstünlük duygusundan ileri geldiği ve bu tavrın özellikle belli bir kesim tarafından güçlü bir şekilde sahiplenildiği görülebilir.

"Eskiden, daha çok Çarşamba ve Draman taraflarında görülen bu hanımlar, şimdi Fevzi Paşa caddesinin, sağ tarafındaki sokaklara dadandılar" diyebilmiş olan Toktamış Ateş, Ahmet Altan'a "Nişantaşı'na kadar geldiler! gibi bir ifadeyle 'korkusunu ifade eden' hanımefendi ve daha niceleri:

Türkiye'de özel güvenlik, işsiz varoş çocuklarının kendilerine kimlik ve güç sağlamak için başvurduğu çok çarpık bir sektördür. Birkaç kurstan sonra bu insanlara silah kullanma yetkisi bile verilir.

Alışveriş merkezlerindeki güvenlikler de adeta oralara gelen insanlara düşman bir zihniyetin çocuklarıdır. X-ray ve metal dedektörlerinin başında duranlar, burayı bir havaalanı zannedip eğlenmeye gelen müşterilerin hayatını karartabilirler.1 Neredeyse kendi sınıflarının intikamını almak için yaklaşıyorlar insanlara. (vurgular eklendi)

Akşam gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısından alıntılanan bu ifadeler, yine aynı ideolojinin verdiği sahte üstünlük duygusuyla hareket ederek, 'Büfeci İslamı' ya da 'Beyaz Türk' gibi kavramları ortaya atmış olmakla övünen ve yer yer doğruluk payı da içerse de sosyal anlamda herhangi bir açıklayıcı güce sahip olmayan bu kavramları çoğu zaman ileri seviyede ayrımcı bağlamlarda kullanmaktan da geri durmayan bir kafa yapısının ürünü. Pop kültüre yatkınlıkları nedeniyle kendilerini elit addeden söz konusu güruhun mensupları, bu toplumu hiçbir zaman anlayamadılar; köhne ideolojilerinin ayrımcı önkabullerinden kendilerini soyutlayamadıkları müddetçe de aynı aymazlık içinde anlamsız refleks ve paranoyalarla hareket etmeye devam edecek ve dolayısıyla da günden güne daha da küçülüp marjinalleşecekler.



1 Akşam gazetesinde yayınlanan köşe yazısından alıntılanan "burayı bir havaalanı zannedip eğlenmeye gelen müşteriler" ifadesindeki anlatım bozukluğu, 'kendini elit zannetme'nin örneğini kendi içinde barındırıyor.

| Yorumlar (2)

Okuyucu Yorumları (2)

Ayni zihniyetin Taraf gazetesini dusman hedef ilan etmesi de dikkat cekici ama sasirtici degil.

Analiziniz guzel olmus, tekrar bu filtreyle konuya bakinca daha net gordum.

Eski rektör Prof. Dr. Tunç Erem'in, Marmara Üniversitesi'nin kuruluşunun 123. yıldönümünde yaptığı konuşmadan bir bölüm:

"Saygıdeğer konuklar, bizler gelip geçiciyiz. Ancak unutmayalım ki, Cumhuriyetin kurumları ve üniversiteler ebedidir. Ben Marmara Üniversitesi `nin, Atatürk `ün bizler için çizdiği yolda bir marka olarak ilerleyeceğine ve onun meşalesini hiçbir zaman elinden düşürmeyeceğine, laiklikten, ülkenin bölünmez bütünlüğünden hiçbir ödün vermeyeceğine ve laik Cumhuriyet'in çok önemli bir kalesi olmaya devam edeceğine içtenlikle inanıyorum.

Ben ve öğretim üyesi arkadaşlarım laik Cumhuriyeti karalayan, yıpratan ve aşındıran her hareketin karşısında dimdik duracağız.

Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi bizim kalplerimizdedir.

Atatürk`ü sevmeyen, bırakın, Türk olmayı, bizim nazarımızda insan bile değildir."

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca