derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

July 29, 2008

Hudson Senaryosu'nun Türkiye'de Değerlendiriliş Şekli

Güngören'de patlayan bombanın ardından Hudson Senaryosu tekrar gündeme geldi. Söz konusu senaryonun Türk kamuoyunca bir tür eylem planı (ya da eylem hazırlığı) gibi değerlendirilmekte olması, aslında bu tür düşünce egzersizlerine alışkın olunmamasından ileri geliyor.

Halbuki bu türden senaryolar, ulusal ya da uluslararası seviyedeki aktörlerin reflekslerini tanıma ve elde edilen sonuçlar çerçevesinde çeşitli acil eylem planları oluşturabilme amacıyla ABD'deki pek çok farklı kurum tarafından sıklıkla gerçekleştirilir. Savunma stratejistleri, ordu mensupları, akademisyenler ve gizli servis çalışanlarının epey aşina olduğu bu tür çalışmalar, özellikle politik ve militer simülasyonlar söz konusu olduğunda, kulağa son derece çılgınca gelebilecek olan durumları da zaman zaman konu alabilir - ki bu da, beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında hazırlıklı olma, ne yapacağını bilemez bir duruma düşmeme amacına yöneliktir.

Bu düşünce egzersizi formatı, elbette gizli de değildir. Sözgelimi, politika eğitimi alan öğrencilerin gerek profesörlerinden gerekse misafir konuşmacılardan (guest lecturer) bu türden çalışmalar ve bu çalışmaların sonuçlarıyla ilgili değerlendirmeleri dinlemeleri de son derece sıradandır. Bir fikir vermesi amacıyla da, "Ortadoğu'daki A ülkesi, B ülkesine ansızın bir füze saldırısı gerçekleştirirse, ..." şeklinde basit bir tetikleyici olayın ele alındığı ve bu olayın doğurabileceği karışıklıkların (ramification) öngörülmeye çalışıldığı bir çalışmanın bu formatın (özellikle günümüzdeki) tipik örneklerinden biri olduğu söylenebilir.

Türkiye'de hakim olan politik düşünce geleneğinin temkinli ve tedbirli bir tavrı sistemleştirememiş olması, sözgelimi, ülkenin önemli bir bölümü deprem tehlikesi altında iken bu konuda bile hala ciddi bir acil eylem planı bulunmaması, bu formattaki düşünce egzersizlerine yabancı olunmasının çok da şaşırtıcı olmaması gerektiği anlamına geliyor. Bu durumun bir diğer nedeni de, (militer ve milliyetçi çevrelerin yıllardır ısrarla dile getirdikleri iddiaların aksine) Türkiye'nin uluslararası politik dengelerde nisbeten önemsiz bir konuma sahip olmasından ötürü dış işlerinin ve düşünce kuruluşlarının proaktif politikalarla meşgul olmamaları.

Bütün bunlar, elbette, ABD'de düşünce kuruluşlarınca (ya da başka kişi ya da kurumlarca) gerçekleştirilen senaryoların her daim masum olduğu ya da (gizli veya açık) ofansif müdahalelerin olası sonuçlarını test eden senaryoların hiçbir zaman kurgulanmadığı anlamına gelmiyor. Bu türden çalışmaların mevcut konjonktür çerçevesinde, kısa vadeli gelişmeler ve hatta olası girişimler için ön hazırlık aşamasında yapılmaları da aynı ölçüde mümkün. Ancak Hudson Enstitüsü'nde ele alınan senaryoyu ya da benzeri çalışmaları analiz etmeden önce, söz konusu formata aşina olmak ve böylelikle ilgili konuda makul bir çerçeve oluşturmadan yüzeysel değerlendirmelerde bulunmamak gerekiyor.

| Yorumlar (1)

Okuyucu Yorumları (1)

Komplo teorileri üzerinden bir sonuca varmak, söz konusu Türkiye ise pek sağlıklı olmayabilir. Çünkü Türkiye'deki değişken parametrelerin sayısı çok fazla olduğundan denklem de çok bilinmeyenli olabiliyor. Oysa geleneği olan, belli olaylara belli tepkileri verebilen ülkeler ile Türkiyenin durumu çok farklı.

Neticede Hudson Senaryolarında teoriyi üretenler sonuç olarak tam tersi bir refleks ile karşılaşabilir. Bu da Türkiyenin özgünlüğü.

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca