November 4, 2006
Pakistan (3): Hint Hilafet Hareketi ve Türkiye
Pek çok insan, içinde bulunduğu siyasal yapıyı (bariz nedenlerden ötürü) subjektif bir gözle değerlendirir. Bu nedenle, aynı yapıyı 'dışarıdaki' gözlerin nasıl algıladığını incelemek çok daha kuşatıcı bir tasavvur sunabilir.

Türkiye, Batı tarafından nasıl algılandığını dikkatlice takip etmesine (ve hatta bu algıyı değiştirmek üzere toplumu dahi değiştirmeye hazır olmasına) rağmen, diğer toplumları neredeyse tamamen göz ardı ederek avrosantrik bir tutum sergiliyor. Tarih öğretimine de damgasını vuran bu tutum, Osmanlı dönemini dahi, 'Avrupa'yı fethi' ölçüsünde başarılı bulan ya da 'Viyana'ya kadar gidebilmiş olmakla ilişkilendiren bir zihniyeti sonuç veriyor. Bütün bunlar sonucunda da, bu zihniyetin, Arap Yarımadası'nda doğup Orta Asya'ya uzanan ve oradan da yönünü Anadolu'ya çeviren İslamiyet'in bu yolculuk esnasında bıraktığı izler hakkında hiçbir fikri olmuyor.
Bugün itibariyle Güney Asya'da yaşayan müslüman halkların 'Semerkant', 'Buhara' ya da 'Taşkent' dendiğinde, ihtişamlı bir geçmişin hissiyle dolup taştıkları bir gerçek.1 Anadolu ve Orta Doğu cenahındakilerin 'Şam', 'Bağdat' ya da 'İstanbul' dendiğinde hissettiklerinden farksız elbette bu duygular...
Türkiye'nin daha çok 'Türki' bağlarla yaklaştığı Orta Asya Cumhuriyetlerine tarih, inanç ve kültür birliğinden ötürü kendilerini sıkı sıkıya bağlı hisseden günümüz Güney Asya İslami çevreleri, Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye'yi de içine alan bir birlik düşüncesine (ya da hayaline) dahi inanmak istiyorlar.2
Ancak bu bakış her zaman şimdiki gibi değildi. Kendilerine has ayrı ve köklü kimliklere sahip olan Asya müslümanları, (müslüman) Moğol İmparatorluğu'nun da etkisiyle uzun yıllar Osmanlı halifesini tanıma ihtiyacı dahi hissetmemişlerdi. (Özbekistan'da Timur'a gösterilen büyük saygı, Orta Doğu ve Güney Asya'da gelişen iki müstakil İslami çizgiye güzel bir örnek olabilir.)
Osmanlı Devleti'nin 20. yüzyılın başında dört bir yandan saldırıya uğraması sonucunda bu durum önemli ölçüde değişti. Güney Asya müslümanları, Batının Osmanlı Devleti'ne saldırısını İslam'a yapılan bir saldırı olarak gördüler. Moğol tesirinin ortadan kalkmış olması ve gayrimüslim bir güç tarafından uzun yıllardır sömürülmekte olmanın doğurduğu tepki gibi etkenler Osmanlı Devleti'nin işgali ile birleşince de, zaten bağlı oldukları herhangi bir İslami otorite kalmamış olan Güney Asya müslümanları, Osmanlı'ya (ve dolayısıyla hilafete) karşı ciddi bir yakınlık duymaya başladılar ve dünyada İslam'ın ayakta kalan yegane politik gücü olarak gördükleri Osmanlı sultanını halife olarak kabul etme ihtiyacı hissettiler.
Hint Hilafet Hareketi işte bu düşüncelerden doğdu.
Mevlana Muhammed Ali ve Mevlana Şevket Ali kardeşler tarafından kurulan Hint Hilafet Hareketi, kendisine üç ana hedef belirledi:
- Türk hilafetinin,
- Kutsal İslam yörelerinin, ve
- Osmanlı Devleti'nin birliğinin korunması.
Aradaki onca mesafeye rağmen Anadolu'nun savunmasını kendilerine dert edinen bu insanlar, Kurtuluş Savaşı yıllarımıza tekabül eden dönemde, Osmanlı Devleti'ni ve halifeyi korumak adına bir noktaya kadar etkili de oldular. Hakimiyeti altında oldukları İngiliz sömürge yönetimine karşı stratejik işbirliği adına Gandhi'yi ikna etmek, Sevr Anlaşması'nın ardından Londra'ya kadar giderek Türklere getirilen ağır şartların yeniden ele alınmasını talep etmek (ve bu talebin kabul görmemesi durumunda İngiliz sömürge yönetimine karşı hareket başlatacakları tehditini savurmak) gibi girişimleri bunlar arasında sayılabilir.
Önce Sevr anlaşması, ardından da Ali kardeşlerin 1921 yılında tutuklanmaları, Hilafet Hareketi'nin ciddi bir darbe almasına neden olacaktı. Ancak Hint müslümanları asıl hayal kırıklıklarını 1924 yılında, Mustafa Kemal liderliğindeki yeni Türk devletinin hilafeti kaldırdığını öğrendiğinde yaşayacaklardı.
1 Khan, Rais Ahmad. 1992. "A Survey of Asia in 1992: Part II (February 1993)" Asian Survey 33(2)136
2 a.g.e. 137
Pakistan
Pakistan (1): Muhammed Ali Jinnah ve Mahatma Gandhi
Pakistan (2): İskender Mirza ve Demokrasi
Pakistan (3): Hint Hilafet Hareketi ve Türkiye
Okuyucu Yorumları (6)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Çok güzel bir dönüş, elinize sağlık. Bu vesile ile Muhammed Ali Jinnah ve büyük mücadelesini hatırladık, sağolun. Jinnah'a Allah rahmet eylesin..
"Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" iyi bir yöntem.
Tebrikler.
Güzel bir dönüş oldu evet, elinize sağlık.
Pakistan Serisi benim için oldukça öğretici oldu. Pakistan'ın yakın tarihi hakkında hemen hiçbir şey bilmiyordum. Elbette en kestirmeden Wikipedia'nın Pakistan maddesi okunabilir. Ama konuya acil bir merakı olmayan ben gibilerin bir şeyler öğrenebilmesinin en kolay yolu sevdiği bir üslupla ve ilgisini uyandıracak bir çerçevede yazılmış böyle yazılar oluyor.
Her makaleden bir şeyler öğreniyorum ama bazılarında "bilgi" aktarımı, bazılarında ise "yeni bakış açıları" daha ön planda. Bu dizi (en azından şimdiye kadarki kısmı) ilk sınıfa giriyor. Geçen bıraktığım yorumu da düzelteyim: her iki özellikteki yazılar da beraberce derinsular'ı Türkiye'nin en blogu yapıyor.
Kısa notlar:
1- İlginiz için hepinize teşekkürler.
2- Pakistan ve Türkiye'nin yakın tarihleri arasında çarpıcı derecede benzerlikler ve birebir zıtlıklar var.
3- Bizler tarihi Malazgirt-Selçuklu-Osmanlı çizgisinde, kendi hattımızdan takip etmeyi tercih ediyoruz - ya da o şekilde yönlendiriliyoruz. Halbuki Güney Asya tarihi mutlaka öğrenilmeli. (İsteyenlere Antik çağdan günümüze Pakistan'ın tarihini içeren uzun bir İngilizce MS Word dosyası gönderebilirim.)
4- Her ne kadar yazıları 1, 2 ve 3 şeklinde kodladıysam ve duyuru yazısında kullandığım şakavari bir cümlede bunun bir 'yazı dizisi' olduğunu belirtmiş olsam da, aslında birbirinde bağımsız yazılar bunlar. Sadece Türkiye merkezli bir sitede, ard arda yayınlanan ve Türkiye ile ilişkilendirilebilmesi mümkün olan yazıları 'Pakistan' başlığı altında toparlamış oldum.
5- İkinci yazının sonunu hızlı özetlerle günümüze kadar getirerek güncelledim.
Gerçekten de neden liselerde özet de olsa Amerika, Asya Tarihi öğretilmez, Avrupa Tarihi de yalandan öğretilir? Bu vesileyle ben de iki güzel wikibook'un linkini vereyim:
http://upload.wikimedia.org/wikibooks/en/3/38/European_History.pdf
http://upload.wikimedia.org/wikibooks/en/7/7c/US_History.pdf
Okumaktan zevk aldığım bir yazı "dizisi" oldu.
İkinci paragrafınız da yerinde bir tespit olmuş teşekkür eder, yazılarınızın devamını beklerim.
Saygılar.