derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

November 3, 2006

Pakistan (2): İskender Mirza ve Demokrasi

Pakistan'ın hikayesi, hazin bir hikayedir. Çünkü Muhammed Ali Jinnah'ın öncülüğünde, büyük umutlarla kurulan Pakistan, bu büyük liderin ardından, demokrasi ile askeri rejimler arasında gidip gelen bir istikrarsızlık örneği oldu. Sosyal, politik ve ekonomik istikrarsızlıklar, pek çok Batılı siyasal bilimcinin Pakistan'ı, muktedir olamayan, başarısız bir devlet (failed state) olarak nitelendirmesine neden oldu.

Muhammed Ali Jinnah

1947 yılında kurulan Pakistan, ilk anayasasına kavuşacağı 1956 yılına kadar geçecek olan 9 yıl zarfında siyasi çalkantılardan bir türlü kurtulamadı.

Jinnah, Pakistan'ın ilk guvernörü oldu. Başbakanlık görevine de sağ kolu olarak görülen Liyakat Ali Han'ı getirdi. 1948 yılında Jinnah'ın verem ve kanserden ölümünün ardından 1951'de Liyakat Ali Han'ın bir suikaste kurban gitmesi, Pakistan hayaline ciddi 'darbeler' vuracak olan yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Despot guvernörler ve onlar tarafından azledilen ya da istifaya zorlanan başbakanlar, 1956 yılında anayasa ilan edilene dek bu dönemin politikalarında olağanlaştı.

1956 yılında yürürlüğe giren ilk Pakistan anayasası ile birlikte guvernörlük dönemi sona erdi ve 'Pakistan İslam Cumhuriyeti' kurularak tam bağımsızlığa geçildi. Bu çerçevede, son guvernör İskender Mirza, Pakistan'ın ilk cumhurbaşkanı oldu.

Cumhurbaşkanı İskender Mirza, bürokrasi kökenli, memur zihniyetli bir insandı. İşlerin atanmışlar tarafindan, 'kontrollü bir demokrasi' ile çok daha iyi yürüyeceğine inanıyordu. Zira ona göre halk çok cahil olduğundan ötürü, demokratik kurumların işlevlerini gereğince yerine getirmeleri mümkün değildi. Bu nedenle de meclise güvenilemezdi.

Bu gibi düşüncelerden hareketle meclise epey mesafeli davranan Cumhurbaşkanı Mirza, bir senelik güvernörlük ve iki senelik cumhurbaşkanlığı süresince tam dört başbakan eskitecekti.

Cumhurbaşkanı Mirza, Pakistan'ın (anayasa sonrası dönemde) ilk başbakanı olan Hüseyin Sühreverdi'yi de (azletme tehdidiyle) istifaya zorladı. Başbakan Sühreverdi, meclisi toplamayı, başbakanlığı için güvenoyuna gitmeyi ve bu konunun meclis tarafından karara bağlanmasını talep ettiyse de, Mirza bu talebi reddetti. Cumhurbaşkanının tehditleri karşısında yapacak bir şeyi olmayan Sühreverdi de 1957 yılında istifa etmek zorunda kaldı.

Cumhurbaşkanı Mirza, bir yandan orduyla, bir yandan diğer partilerle görüşmeler yapan, iktidardaki partiyi alaşağı etmek için kulis faaliyetleri yürüten biriydi. Ancak ne yazık ki bunca gizli lobiye rağmen politikanın genel mantığını dahi kavrayamamış biriydi.

Zira Mirza, 1958 yılında, yani Pakistan'ın anayasasına ve tam bağımsızlığına kavuşmasından sadece iki yıl sonra orduyla bir olup sıkı yönetim ilan etti. Amacı Genelkurmay Başkanı Eyüp Han ile birlikte ülkeyi rahatça yönetebilmekti.

Ancak askeri yönetim işbaşına geldikten kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Mirza ne denli büyük bir hata yapmış olduğunu anlayacaktı. Zira askerin işbaşında olduğu bir sistemde belirleyiciliği olan elbette cumhurbaşkanı değil, orduya hükmetme gücü olan askeri lider olacaktı. Yetkilerini ve daha da önemlisi 'gücü' Mirza ile paylaşmak istemeyen Eyüp Han, sıkı yönetim ilan edildikten sadece 20 gün sonra İskender Mirza'yı (elbette!) tutuklattı.

Böylelikle, 'hiçbir başbakanın görev süresini dolduramaması' yönündeki siyasi gelenek de iyice güçlenmiş oluyordu.

Eyüp Han yönetimindeki askeri rejim 1962 yılına kadar devam etti. Söz konusu askeri rejimin kontrolünde hazırlanan yeni anayasanın 1962 yılında yürürlüğe girmesinin ardından Eyüp Han'ın Cumhurbaşkanı oldu ve tekrar demokrasiye dönüldü.

1970 yılında ikinci bir darbe olacak, ertesi yıl da, Doğu Pakistan 'Bangladeş' adını alarak Pakistan'dan kopacaktı. Bütün bu gelişmeler sonucunda, Pakistan'ın muktedir olamayan bir devlet olduğu yönündeki algılar da doğal olarak kuvvetlenecekti.

1977 yılında Ziya-ül Hak'ın gerçekleştireceği üçüncü askeri darbenin ardından başbakan Zülfikar Ali Butto'nun asılması da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Popülist politikacıların (1,2) yön verdiği 90'lı yılların sonuna gelindiğinde, Pakistan'da dördüncü kez askeri rejime geçildi.

* * *

Çokbaşlılığın bir ülkeye neler yapabileceği konusunda Türkiye'nin de bu olaylardan alması gereken çok önemli dersler var.



Pakistan

Pakistan (1): Muhammed Ali Jinnah ve Mahatma Gandhi
Pakistan (2): İskender Mirza ve Demokrasi
Pakistan (3): Hint Hilafet Hareketi ve Türkiye

| Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca