derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

May 4, 2006

Amerikan Dolarının Sonu ve Altın Standardı

[04 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]

1999 yılında hayata geçirilen Euro projesi, ekonomik politikaların dünyanın seyrini değiştirmekte ne denli etkili olabileceğini bir kez daha - ama bu sefer çok daha net bir şekilde - gösterdi. Euro, bugün itibariyle 12'si AB üyesi 15 ülkenin resmi para birimi durumunda. AB dışındaki 50'den fazla ülkenin kur rejiminde de büyük bir rol oynuyor.

Amerikan Doları

IMF tarafından derlenen ve ülkelerin resmi döviz rezervlerindeki para birimlerinin dökümünü analiz eden COFER veri tabanına göre, 1999 yılından itibaren dünyadaki döviz rezervlerinde doların payı düşmekte. Rezervlerdeki dolar payı hala %67 gibi ciddi bir rakama tekabül etse de, son 7 yılda yaşanan düşüşün tamamının Euro'nun hanesine yazılmış olması, önümüzdeki yıllarda banknot savaşının daha da kızışacağı anlamına geliyor.

Japon Yeni, Britanya Sterlini ve İsviçre Frankı da önemli para birimleri olsalar da, rezervlerdeki paylarına bakıldığında uluslararası bir statüye sahip olduklarını söylemek zor. Bu nedenle, Euro'ya güvenin artmasıyla birlikte şu aşamada iki kutuplu bir yapıya doğru gidildiği söylenebilir.


Önemli Gelişmelerden Örnekler

Politik ve ekonomik alandaki gelişmeler sonucunda, Amerikan dolarına karşı gittikçe güçlenen bir rakibin ortaya çıkmış olmasının, ABD'yi politikalarını belirlerken daha dikkatli davranmak zorunda bırakacağını söylemek mümkün.

Geçtiğimiz günlerde, ABD'nin, dünyanın en büyük üç liman şirketinden biri olan Dubai Ports World'ü ABD'deki yatırımını yerli bir şirkete devretmeye zorlamasının ardından, Birleşik Arap Emirlikleri, dolar rezervlerinin %10'unu Euro'ya çevirmeyi düşündüğünü açıkladı.

Bir savaş tehdidiyle karşı karşıya olan İran ise, birkaç ay önce yeni bir petrol borsası açacağını ve bu emtia borsasında ABD dolarıyla değil, Euro ile işlem yapılacağını açıklamıştı.

OPEC ülkeleri de, sürekli değer kaybeden ABD dolarıyla işlem yapmakta olduklarından ötürü, hem satışlarından hem de nakit rezervlerinden zarar etmekteler.

Financial Times birkaç gün önce yayınlanan bir haberinde, bazı Ortadoğu ülkelerinin, Avrupa Merkez Bankası'ndan 'parasal bir birlik konusunda kendilerine yardımcı olması' talebinde bulunduklarını duyurdu.

Bugünkü eğilimleri değiştirecek ya da tersine çevirecek gelişmeler yaşanmadığı takdirde, Euro'ya yöneliş, ABD ekonomisinin sonunu getirebilir. Bu yönelişin hızlanması durumunda ise, global çapta bir ekonomik facia yaşanabilir.

AB ve ABD ekonomilerinin durumları birbirlerine yakın rakamlarda ifade bulsa da, global finansal sistemin özellikle son 30 yıldır 'objektif bir değere dayanmayan' dolar eksenli yapısı, Euro'nun elini güçlendiriyor.


Euro Neden Güçleniyor?

Para biriminin değerine etki eden, 'nüfus', 'milli gelir', 'dış ticaret hacmi', 'dış ticaretin toplam ticaret içerisindeki payı' gibi göstergeler her iki ekonomide de birbirine çok yakın. Her iki ekonomide de, sermaye ve döviz kontrolü söz konusu değil. Dahası, kötü bir dönem geçiren Avrupa ekonomilerine nispetle, ABD ekonomisi çok daha iyi bir durumda. ABD'de geçtiğimiz yıllarda yaşanan durgunlukta dahi ekonomi %1 ila %2 arasında büyüme kaydetmişken, aynı dönemde Avrupa ülkelerinde 0'a yakın rakamlar söz konusuydu.

CIA World Factbook verilerine göre, 2005 yılında AB ekonomisi %2.4 oranında büyürken, ABD'de %4.4'lük bir büyüme gerçekleşti. ABD'nin çoğu eyaletinde kişi başına düşen gelir, çoğu Avrupa ülkesindekinden yüksek. Eurostat verilerine göre, ABD ekonomisinin dondurulduğu varsayılacak olursa, Almanya da dahil olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinin ABD'nin bugünkü çapına yetişmesinin 10 ila 20 yıldan önce gerçekleşmesi mümkün değil.

Bütün bunlara rağmen ibrenin yine de Euro lehine dönüyor olması, ABD ekonomisinin doları etkilediği gibi, doların da ABD ekonomisini etkiliyor olmasından kaynaklanıyor. Bir başka deyişle, ABD'nin 'sürekli genişleyen bütçe ve cari açıklarının doğurduğu korku', 'ciddi borç yükü' ya da 'yüksek maliyetli savaşlara girişmesi' gibi belirsizlik doğuran nedenler dolardan kaçışın sadece bir yönü. ABD ekonomisinin güçlenmesinde güçlü bir doların da ciddi bir tesiri olduğu gerçeği, doların karşısına yeni bir rakip çıkmış olmasının aynı zamanda ABD ekonomisi için de ciddi bir tehdit olarak algılanmasına neden oluyor. Bu durum, biri diğerini körükleyen iki fonksiyonu sonuç veriyor.


Global Finansal Sistem: Realist Bir Arena

Altın Standardının terk edilmesinin ardından yeniden yapılandırılan global finansal sistem, para birimlerinin akıllıca manipüle edilmesi suretiyle devletlerin ciddi kazanımlar elde edebilecekleri bir ortamı sonuç verdi. ABD, Amerikan dolarına olan güvenle ayakta duran güçlü dolar politikasından yıllarca istifade etti. Matbaada basılan kağıtlarla başka ülkelerde ürettilen malları takas etmek, realist politika yanlıları için vazgeçilmez bir oyun oldu.

Ancak bu oyunun objektif değerlere değil, genel kabule dayanan fiktif yapısı, kazananı her zaman daha da fazla kazançla ödüllendirdiği gibi, kaybetme döngüsünü de bir o kadar müteakip kılıyor.

ABD rekor düzeyde dış ticaret açığına sahip olsa da, Japonya, çin, Güney Kore ve çoğu Asyalı olan diğer yatırımcıların paralarının yönünün bugüne kadar ABD (ve dolayısıyla Amerikan doları) olması, açığın doğurduğu tansiyonu düşürdü. Bu para akışının yönü değişmeye devam ederse, ki öyle olması fazlasıyla ihtimal dahilinde, önümüzdeki onyıllarda dünya ekonomisi adina ciddi dönüsümlerin yasanacagı rahatlıkla söylenebilir.

Altın fiyatlarındaki büyük yükseliş de, (her ne kadar prensip bazında olmasa da) bu gecikmiş uyanış sürecinin bir sonucu.

| Yorumlar (3)

Okuyucu Yorumları (3)

Bu yazinin basligi "3.cu Dunya Savasi, Amerikan Dolarının Sonu ve Tekrar Altın Standardı" olmak gerekmiyor muydu?

Öncelikle yazı çok iyi olmuş, elinize sağlık.

Ben ABD için çok kötümser değilim. Bir ülkenin para biriminin gücü, o ülkede üretilen malların kalitesiyle doğru orantılıdır. Amerikan firmaları mevcut durumda olduğu gibi kaliteli mallar üretmeye devam ettikçe ve bunları dolarla satmak istedikçe problem yaşanmaz.

Hali hazırda dolardan kaçış ise sizin isabetle belirttiğiniz gibi Irak savaşı ve makro göstergelerdeki bazı bozukluklar. Bunlar da hallolursa ABD'yi kimse tutamaz.

Ben asıl AB için endişeliyim.

Euro'nun babasi Jacques Delors Euro'yu benimseyen ekonomilerin nasil sendeledigini burada anlatiyor:

http://www.timesonline.co.uk/article/0,,740-967150,00.html

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca