derinsular.com
Derin Sular: Makaleler
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

January 6, 2006

Uyku Tatlıdır

Her toplumun yapısı zamanla (iyi ya da kötü yönde) değişebilir elbette... Ancak Türkiye, son 20 yıldır, giderek artan bir ivmeyle değişiyor. Bir başka deyişle, kimi konulardaki akıl almaz statükocu tavırlarımıza rağmen, değişim hızımız her yıl, bir öncekini epey geride bırakıyor. Değişimin sürekliliği de, on yıllık bir dönemin iki ucunu birbirinden epey farklı kılıyor.

Mesela son zamanlarda ülkemizde işlenen kimi suçların niceliği kadar niteliği de değişmeye başladı. Örneğin, 10 yıl önce yaşanan 'cansız mankene tecavüz' olayı günlerce farklı yönleriyle değerlendirilmişti. Söz konusu ırz düşmanının nasıl olup da böyle tuhaf bir şey için gece vakti bir mağazaya girmek gibi bir risk alabildiği, ne gibi bir arzu ya da motivasyonla bu işe yönelmiş olabileceği gibi noktalar masaya yatırılmıştı. Ancak bütün bunlar eskidendi. Şimdi bu tür şeyler sıradan haberler arasında yer alabiliyor ancak. Örneğin, geçtiğimiz günlerde, A.B. isimli bir vatandaşımızın Antalya'da bir giyim mağazasına girip saklanıp, personel gittikten sonra vitrindeki 3 (üç) cansız mankeni birden soyup ilişkiye girmesine kimse itibar etmedi.

A.B.'nin mağazada saklanmış olması, sonradan yapacaklarını önceden tasarlayarak, düşünerek, bilerek, isteyerek ve kasıtla, yani kısacası, 'taammüden' gerçekleştirdiğine delalet ediyor. İşe koyulduğunda da 1 değil, 3 (üç) mankenle ilişkiye girmesi ise, ülkemizde yaşanan hızlı değişimin insanlarımızı açgözlüleştirdiği şeklinde yorumlanabilir.

Ancak, yazının başında da belirttiğim gibi, bu gibi konuların analiziyle artık kimse ilgilenmiyor. Yakın çevremden birine olayı anlattığımda, "İyi ya işte, ne güzel, gidip de bir insana tecavüz etseydi daha mı iyi olurdu?" şeklinde bir yanıt aldım örneğin.

Hürriyet'in haberine göre, Almanya'da Der Spiegel ve Focus dergileri de Antalya'da yaşanan hadiseye yer vermişler. Herhalde Almanlar, Türklerin aksine bu tür haberlere hala şaşırıyorlar... (Geri kalmak ne kötü!)

İşin tuhaf yanı şu ki, A.B. 3 mankeni (cansız) yere serdikten (ve muhtemelen üzerinde bir de keyif sigarası içtikten) sonra mağazada uyuyakalınca yakayı ele vermiş. Mahkemede anlatır artık olayın detaylarını... Eskiden olsa kitap da yazabilirdi bu konuda, ama artık böyle şeyler sıradanlaştığı için pek şansı yok.

'Uyuma sonucu yakalanma' hadiseleri daha önce de yaşanmıştı. Bir hırsız, evin birine girip soluğu mutfakta almış, buzdolabını açıp karnını bir güzel doyurduktan sonra, (yediklerinin tesiriyle rehavet çökmüş olacak ki) uyuyakalmış ve bu nedenle de yakalanmıştı.

Hırsızlık ve haneye tecavüz gibi konulara sert cezalar uygulanması gerektiğini düşünmeme rağmen, bu olay benim için istisnalar adına önemli bir emsal teşkil eder. Zira, adamcağız belli ki mücevherat ya da elektronik eşya çalmak için değil, karnını doyurmak için girmiş eve. Bir noktadan sonra da, (Antalyalı A.B. gibi bu işte yeni olduğundan olacak) uyku, iş disiplinine galebe çalmış.

Ben hakim olsam da bu adamı karşıma getirseler, yemekleri güzel olan bir hapishanede kısa süreli bir misafirlik ayarlardım kendisine sadece.

Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni ve yazarı Serdar Turgut ise, bir 'araştırmacı gazetecilik' örneği sergilediğini söyleyerek, yaşanan bir başka tuhaf olayı okurları ile paylaşıyor. Detayları oradan okuyun, çünkü ben onun kadar güzel anlatamam böyle şeyleri. Ancak, kendisiyle dalga geçmeyi bu kadar güzel başarabilen ikinci bir köşe yazarı yoktur zannediyorum ülkemizde. Bugünkü 'fotoğraflı faaliyet raporu' benim bildiğim kadarıyla Türk basınında bir ilk.

Bir 10 yıl kadar sonra belki tecavüz edilen cansız mankenlerin hiç haber değeri kalmayacak ülkemizde. Bu iş yaygınlaşmaya ve sıradanlaşmaya devam ederse, belki de gazetelerin sağlık köşelerinde 'cansız mankenlerle korunmadan ilişkiye girilmemesi gerektiği' üzerine yazılar okur, 'Hala bu konuyu ciddiye almayan cahiller var demek ki bunları yazdıklarına göre' der, akşamları da televizyon izler, öylece yaşar gideriz.

| Yorumlar (1)

Okuyucu Yorumları (1)

Ben bir öğretmenim ve sizin de hem yazınızda hem referans verdiğiniz yazıda belirttiğiniz gibi yarı kaçık bir toplumda yaşadığımız için olmadık garebetlerle karşılaşıyorum. Önceleri öğrencilerden nefret ediyordum ama zamanla bu çocuklar bizden ne alırlarsa onları veriyorlar diye anladım. Her biri yüreksizliğimizin somutlaşmış halleriydi aslında. Anladım ki onlardan bir şey talep etmeye hakkım yoktu: çünkü ben yüreksizin biriydim. Ama çoğu hoca bunu yapmıyor. Evet onlar da artık çocuklardan bir şey isteme hakkımızın olmadığını biliyorlar. Ama onlar zaten onlardan birşey istemiyor, aksine onlar durumdan çok memnun: Gözden düşen başarısız her çocuk kendisi ve çocuğu için bir yer açıyor çünkü. Artık o öğretmenin sözleri hiç mi hiç etki etmiyor. Çünkü artık öğrenci biliyor: Bu sözler değişmem için söylenmiyor, bu sözler öğretmenimin sevinç çığlıkları. Tıpkı basının sevinç çığlıkları gibi.

"Türk halkı kafayı yedi." Haber değeri yok artık, hiç etkilenmiyoruz çünkü biliyoruz bu sizin sevinç çığlıklarınız.

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca