August 15, 2008
Türk Medyasında Analiz Yoksunluğu
Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, 27 Temmuz 2008 tarihinde yayınlanan yazısında, Turkcell'in yeni reklamlarında Recep İvedik karakterinin kullanılıyor olmasından hareketle, kendisinin söz konusu reklamın hedef kitlesinde yer alanlardan olamayacağını belirterek aboneliğini iptal edeceğini duyurmuştu. Bir telefon şirketinin sunduğu hizmeti kullanıyor olmak, kişinin söz konusu şirketin (hatalı ya da hatasız bir şekilde) tespit ettiği hedef kitle ile kendisini özdeşleştirme gereği duyması için herhangi bir neden teşkil etmese de, Ahmet Hakan bu durumdan gocunabilmeyi bir şekilde başarmış. Ancak aynı Ahmet Hakan, daha sonra Turkcell yetkililerinin kendisiyle bu konuyu görüştüklerinde söz konusu reklamı beğeniyle izleyenler arasında AB grubuna giren tüketicilerin de bulunduğunu aktarmaları üzerine bu duruma şaşırdığını da gizlemiyor. Zira bu acı(!) gerçekle yüzleşmesinin ardından çıkar yol bulamayınca, "Çekip gideceğim ulan bu memleketten" diye (kendi ifadesiyle) sayıklamaya da başlamış.
July 29, 2008
Hudson Senaryosu'nun Türkiye'de Değerlendiriliş Şekli
Güngören'de patlayan bombanın ardından Hudson Senaryosu tekrar gündeme geldi. Söz konusu senaryonun Türk kamuoyunca bir tür eylem planı (ya da eylem hazırlığı) gibi değerlendirilmekte olması, aslında bu tür düşünce egzersizlerine alışkın olunmamasından ileri geliyor.
July 17, 2008
Kemalist Etki
Cumhuriyet tarihi boyunca ortaya çıkan her siyasi akım kendisini resmi ideolojiye olan göreceli konumu itibariyle de ifade etmek (ya da savunmak) durumunda kaldı. Kemalizmi restore etme iddiasıyla demokrasiye müdahale eden askeri rejimlerin dahi bu duruma istisna teşkil etmedikleri söylenebilir. Ancak birbirlerinden son derece farklı oldukları düşüncesinde olan Cumhuriyet dönemi siyasi akımlarının her biri, Türk siyasetine hakim olan Kemalist zihniyetin, farklı derecelerde de olsa, etkisi altında oldular. Demokrat Parti'nin muhalif basına karşı yasakçı tavrı, Necmettin Erbakan'ın kollektivist zihniyetli Adil Düzeni, dindarların İslam bayraktarlığı ile ilişkilendirdikleri milliyetçi ideolojiye yakın durmaları ve söz konusu ideolojinin içinde barındırdığı ırk merkezli ayrımcı uygulamalar karşısında sessiz kalmaları, Kürt elitlerinin resmi ideolojiye tepki olarak milliyetçilik düşüncesini reddetmek yerine kendi milliyetçiliklerini (ve bu doğrultuda tıpkı Kemalist Türkçüler gibi kendi 'genesis' efsanelerini) oluşturmayı tercih etmeleri, diğer yandan, Kürtlük adına verdikleri mücadelelerini özgürlük düşüncesiyle ilişkilendiriyor olmalarına rağmen aynı anda başörtüsü yasağını da savunmaları gibi örnekler, aynı zihniyetin farklı uzantıları olarak görülebilir.
July 13, 2008
Minibüs Şöförü Metin ve 'Chicken'
Oyun Teorisi'nde (Game Theory) sıfır toplamlı durumlar için yaygın olarak referans verilen modellerden biri de Chicken'dır. İlk olarak Kaliforniyalı gençler tarafından oynanmaya başladığı söylenen ve kimi Amerikan filmlerinde de rastlanabilecek olan Chicken oyunu, iki sürücünün (tercihen dar bir yolda) arabalarını hızla birbirleri üzerine sürmeleri ve çarpışmadan korkarak ilk direksiyon kıranın 'chicken' (tavuk/ödlek) damgası yiyerek oyunu kaybetmesinden ibarettir. Bir başka deyişle, oyuncu, ya ciddi bir çarpışma riskini göze alarak direksiyon kırmayacak ya da alay edilmeyi kabullenerek hayati tehlikeden ve maddi hasardan kendini kurtarmayı tercih edecektir. Bu model, ekonomi ve siyasal bilimler alanında, işbirliğinin mümkün olmadığı (ya da becerilemediği) durumlarda sergilenen insan davranışlarını analiz etme amaçlı kullanılır.
July 11, 2008
İnsanları Böcek Gibi Görmek
Geçtiğimiz günlerde Ayşe Arman'ın Rahmi Koç ile yaptığı bir röportaj, Rahmi Bey'in kılık-kıyafet ve dış görünüşe yönelik sözleri nedeniyle eleştirilere neden oldu. Röpotajda, Rahmi Bey'in, gerek işyerinde, gerekse evinde çalışanların uymaları gereken kıyafet kodlarını (aksesuarlara ve kimi kişisel tercihlere varıncaya dek) ayrıntılı bir şekilde belirlemiş olduğu göze çarpıyordu. Günümüzde pek çok şirket kendi kurumsal kültürünü oluşturma ve koruma adına benzeri uygulamalarda bulunmakta olsa da, Rahmi Koç'un, işe alma kriterlerinden evindeki personelin üniformalarına dek bu konuda ortalamanın üzerinde bir titizliğe sahip olduğu ortadaydı.
June 26, 2008
De, Dahi Anlamına Gelmez
Birkaç yıl evvel, 'Dahi anlamındaki de ayrı yazılır' şeklinde bir slogan ortaya çıktı ve bu doğrultuda siteler ve facebook grupları dahi kuruldu. Gerek imla kuralları gerekse dilin kendisi konusunda özenli davranmak elbette anlamlı, ancak 'de' edatı ne yazık ki 'dahi' anlamına gelmiyor. Dahası, 'de' ve 'da'ların cümle içinde bitişik ya da ayrı yazılmasında belirleyici olan, (sloganda ima edilenin aksine) ifadenin anlamı değil, işlevi. Şöyle ki, 'de' ifadesi, çekim eki olup da yer belirttiğinde bitişik, diğer durumlarda ise ayrı yazılır:
June 15, 2008
Atatürk Sevgisi, Nuray Bezirgan ve Türk Resmi İdeolojisi
9 Haziran günü Fatih Altaylı'nın Teke Tek adlı programına konuk olan Nuray Canan Bezirgan ve Kevser Çakır, Altaylı'nın sorusu üzerine Humeyni'yi sevdiklerini söylediler. Ancak Altaylı bu cevabın üzerine Atatürk'ü de sevip sevmediklerini sorgulayıp olumsuz yanıt alınca, 'Humeyni'yi sevip Atatürk'ü sevmeyen kızlar' Türkiye'de yeni bir gündem maddesi oldular. Hürriyet gazetesi bu açıklamaları 'alçaklık' olarak nitelendirirken, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı da, Atatürk'e hakaretten soruşturma açtı.
June 8, 2008
Değişim Talebi, İslami Kesim ve Sonu Gelen Apolitik Dönem
Son birkaç yıl içerisinde önce ordunun siyasete müdahaleleri, ardından da Anayasa Mahkemesi'nin yargıyı bugüne dek görülmedik ölçüde siyasallaştıran kararlar alması üzerine Türkiye'de siyasal rejim tekrar tıkanma yoluna girdi. Ancak bu seferki tıkanmanın (öncekilerin aksine) özellikle uzun vadede son derece olumlu sonuçlar doğurması mümkün:
May 31, 2008
Eurovizyon'da Türkçe Şarkı ve Kimlik
Eurovizyon'da Türkiye adına yarışacak olan şarkının Türkçe söylenecek olması, Türk dili konusunda duyarlı olan kesimlerce takdirle karşılandı. Ancak konu ile ilgili tartışmalar, müziğin dili ya da kullanılan lisanın yarışmanın sonucuna etkisinden ziyade, milliyetçi gerekçelere odaklandı. Türk dilinin bayraklaştırılması olarak da nitelendirilebilecek bu tavır, aslında, Cumhuriyet ile birlikte daha radikal bir ivme kazanan Batılılaşma ile yine aynı dönemde güçlenen Türkçülük arasında kalmış bir neslin neredeyse bir asırdır sürmekte olan kafa karışıklığının bir ifadesiydi.
May 7, 2008
Üslup, İçeriği Kurtarır Mı?
Toktamış Ateş, Bugün gazetesinde yayınlanan 'Referandum sürprizi' başlıklı yazısında Yargıtay başsavcısının AKP'nin kapatılması istemiyle açtığı davanın iddianamesini, daha çok Fatih ilçesinde yaşayan çarşaflı kadınlar ekseninde değerlendiriyor:
[İ]nternet üzerinden aldığımız iddianamedeki suç kanıtları, benim açımdan inandırıcı olmadı. Onları bir yana bırakarak; bizim Fatih'teki evin etrafında türeyen kara çarşaflıların, çoğalma hızını saptasalar, çok daha inandırıcı bir iddianame kaleme alabilirlerdi. Gerçekten, kara çarşaflı hanımlarımızın sayısı; sanki bir yerden işaret almışlarcasına, inanılmaz bir biçimde arttı. Eskiden, daha çok Çarşamba ve Draman taraflarında görülen bu hanımlar, şimdi Fevzi Paşa caddesinin, sağ tarafındaki sokaklara dadandılar. Ne diyelim, hayırlısı olsun. Bu da onların tercihleri...
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
