derinsular.com
Derin Sular: Kitap
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Zihniyet / Paradigma Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

November 3, 2008

"Bu Devlet Kurtulmaz, Bu Millet Adam Olmaz." [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Biz ahır-zamanlık kabusu ile gözlerimizi açardık. Bu devlet kurtulmaz, bu millet adam olmaz, Moskof ve Avusturya gavuru bizi yaşamaya bırakmaz, ilk gençlikte hep işittiğimiz sözler bunlardır. İstanbul'da hayat denilebilecek ne varsa Hıristiyanlarda ve yabancılardadır.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 35.

October 19, 2008

Selam Vermek ve Başarı [Kılıçbay]

Şu Benim Ülkem, Mehmet Ali Kılıçbay:

E. M. Remarque'ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanının hemen başında iki Alman askeri cephede konuşmaktadır. Biri sorar: "Savaşı neden kaybediyoruz biliyor musun?", "Selam vermesini çok iyi biliyoruz da ondan!"

Kılıçbay, Mehmet Ali. 2006. Şu Benim Ülkem. İstanbul: Merkez Kitaplar. 145.

October 13, 2008

Sıradan İnsanın Efsane Üretme İhtiyacı [Kılıçbay]

Şu Benim Ülkem, Mehmet Ali Kılıçbay:

Sıradan bir futbol maçında (bütün maçlar sıradandır), milyon dolarlar karşılığında bir takımın futbolcusu olanların topu karşı kaleye sokmaları sonucu "kahraman" ilan edilmeleri, gündeliğin sıradanlığına tahammül edebilmek için efsane üretmek ihtiyacında olan çağdaş insanın budala yanını işaret ediyor.

Kılıçbay, Mehmet Ali. 2006. Şu Benim Ülkem. İstanbul: Merkez Kitaplar. 68.

October 12, 2008

Moda [Kılıçbay]

Şu Benim Ülkem, Mehmet Ali Kılıçbay:

İsviçreli tarihçi Jacob Burckhardt, İtalya'da Rönesans Kültürü adlı kitabının bir yerinde, 1300'lerde Floransa'da bir erkek kıyafeti modası olmadığını, çünkü kimsenin diğerleriyle aynı şekilde giyinmek istemediğini bildiriyor.

Kılıçbay, Mehmet Ali. 2006. Şu Benim Ülkem. İstanbul: Merkez Kitaplar. 58.

August 11, 2008

Kemalizm, Din ve Kimlik İlişkisi [Yıldız]

"Ne Mutlu Türküm Diyebilene", Ahmet Yıldız:

Türk ulusal kimliğinin Kemalist tanımlanmasında dinin belirgin önemini koruduğu tezi, pratik gerçekliğin tarihi sürekliliği yok sayma imkanına sahip olmadığını göz ardı etmektedir. 18 Temmuz 1923'te Ankara Garında Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlık ettiği bir toplantıda, dinin toplumsal ve siyasi hayattan kovulmasının öncü mimarlarından olan, Hıristiyanlığın resmi din olarak kabulünü isteyen ve Medeni Kanun'a yazdığı önsözle din karşıtlığına dayalı laiklik anlayışının açık sözcülüğünü yapan Mahmut Esat Bozkurt'un, dinin mahremiyet ölçüsünü, hem de kitabi dinin değil yerleşik geleneklerin ölçüsüne göre yorumlayarak, karısını doktorla yüz yüze görüştürmeden "odadan odaya iletişimle" tedavi ettirdiğini, Fahri Ecevit'in, oğlu Bülent Ecevit'e yazdığı mektuplardan öğreniyoruz. Bkz. Faruk Bildirici, "Ecevit'e Aileden Mektuplar," Hürriyet, 1 Şubat 2000, s. 22. Kemalizmin "kılıçlarından" Ali Çetinkaya'nın, şapka kanunundan haberi olmadığından, Atatürk'ün Kastamonu'dan şapkayla döndüğünü haber aldığı için kaldırımda şapkasıyla yürüyen Vakit gazetesi Ankara muhabiri Mecdi Bey'i "gavur şapkası" giydiği gerekçesiyle "içeri attırması", Atatürk'ü karşılamaya giderken de, duruma muttali olunca, Mecdi Bey'in şapkasına konup karşılamaya şapkalı gitmesi (Bkz. Tercüman, "Anası helal, kızı haram," 10 Mayıs 1989, s. 5), tarihi süreklilik ile "ıslahat tedbirlerinin" yol açtığı "çatışmanın" kişisel kimlikleri nasıl parçaladığını ortaya koymaktadır. Ne eşine "perde" uygulayan Mahmut Esat "dinci"dir; ne de şapka giymeyenleri asan Ali Çetinkaya "ultra-ilerici"dir. Bu trajikomik durum, ciddi bir incelemeye ihtiyaç göstermektedir.
Yıldız, Ahmet. [2001] 2007. "Ne Mutlu Türküm Diyebilene": Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938). İstanbul: İletişim Yayınları. 264-265.

June 27, 2008

Otoriter Toplum Yapısı, Korku, Eğitim ve Propaganda [Mahçupyan]

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

Otoriter zihniyetin toplumsal bir modele dönüşmesi ise genel ve kapsayıcı bir kontrol mekanizmasının varlığını gerektirir. Bu denetim insanların nasıl davrandıklarını gözlemlemekle yetinmez, onlara nasıl davranmaları gerektiğini de söyler. Özgürlüğün bilgiye dayandırılmasının özgürlük alanını genişletmesi beklenirken, tam tersine özgürlük belirli bir bilgiye mahkûm olur ve toplumun nasıl düşünmesi gerektiği de tepeden belirlenir. Böylece toplumun tepeden tırnağa tek bir sistematik içinde denetlenebilmesi mümkün kılınarak bir tahakküm düzeni oluşur. Bu sistemin işleyişi, korkunun yasallaşmasına ve toplum tarafından içselleştirilmesine dayanır. İnsanlar iki tür korku içinde kalırlar: yönetimle anlaşamayanlar maddi/manevi baskı altında olmanın getirdiği korkuyu yaşarken, yönetime yandaş olanlar da gerçekliği otoritenin anladığı biçimde anlamama ihtimalinin endişesini taşırlar. Çünkü dış gerçekliğin aynen algılanması nasıl mümkün olamıyorsa; bu gerçekliği çok yakından takip etmekte olduğunu iddia eden otoritenin anlaşılması da sıradan insan için son derece güçtür. Bu nedenle otoritenin sürekli bir propaganda ve eğitim içinde olması gerekir. Bu eğitim kontrol olanaklarını artırdığı için yönetim tarafından istendiği gibi, yönetime ters düşmek istemeyen yönetilen kesim tarafından da talep edilecektir. Bu süreç insanların robotlaştığı ve üstelik insanların isteyerek robotlaştığı bir süreçtir. Otoriter toplumsal yapılar düşünceyi bir kamu sahası haline getirerek, özel alanı tamamen yok ederler ve özgürleşme adı altında insanı dünyevi otoritenin esareti altına alırlar. Toplum edilgen bir yığınla, militan bir aktif sınıf şeklinde ayrımlaşır. Sistemin tanımlayıcı ve belirleyici gücü, edilgen kesimi tam bir homojenizasyona doğru sürüklerken; militan kesim kendi içinde katı bir hiyerarşik yapıya dönüşür. Kaynağını en üst otoritede bulan güç; hiyerarşinin altına doğru giderek azalarak edilgen yığınlarda sıfırlanır. Dolayısıyla otoriter toplumsal yapı, ataerkil yapılardaki sürekli, geçişli ve rızaya dayalı hiyerarşik düzenlemelere sahip değildir. Otoriter zihniyet toplumu kategorize eder ve ancak 'bilinçli' kategorisine dâhil olabilenleri, tepeden ve alternatifsiz bir hiyerarşiye oturtur. Diğerleri ise mümkün olduğunca homojen, tek tip bir var olma biçimiyle sınırlandırılırlar.

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 180-181.

June 27, 2008

Demokratlık ve Özeleştiri [Mahçupyan]

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

Demokrat bakış özeleştirinin çok önemli olduğu bir bakış. Bana ve bana benzeyenlere daha sert bir bakış taşımamı gerektiriyor bu…

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 154.

June 26, 2008

Dünyayı Sadece Emperyalizm ile Açıklamaya Çalışmak [Mahçupyan]

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

Madem ki emperyalizm hep olacak, sürekli bir emperyalizm ararsınız ve bulursunuz da… Ama dünyayı çok fazla anlamazsınız. İşte dezavantajı da budur; dünyayı anlayamamak.

Dünya emperyalizm kelimesiyle açıklanamayacak kadar karmaşık başka ilişkileri de doğurmuş durumda.

Şu anda sol dünyaya pozitif bir şey söylemiyor, sadece yanlışları söylüyor hem de bu yanlışları ötekinin üstünden dile getiriyor. Kendisiyle ilgili hiçbir tartışması olmayan, "Ben niye topluma, dünyaya hitap edemiyorum" diye hiç sormayan, buna karşılık sadece kapitalizmin ideolojik yanlışlarına sürekli vurgu yapan ve de küresel bir dünyada olduğumuz için emperyalizm gibi bir kelimeye dayanan bir dil.

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 88-90.

June 23, 2008

Fenomen-Zihniyet İlişkisi [Mahçupyan]

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

Okuyan insanın zihniyeti daima kitaptan daha önemlidir. Dünyanın en önemli kutsal kitabı bile olsa belirleyici olan okuyanın zihniyetidir.

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 52-53.

June 22, 2008

Hindistan Örneği ve Ortak Ahlak [Mahçupyan]

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

Hindistan'a baktığınız zaman herkesin kendi hayal gücünü kullanarak kendi kutsalını üretebildiği, bu nedenle de kaldırım taşlarının bile, “Belki birinin kutsalıdır,” diye değiştirilemediği bir toplumla karşılaşıyoruz.

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 48.

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca