derinsular.com
Derin Sular: Kitap
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Tarih Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

January 6, 2009

Kuvva-yı Milliye ve Çeteler [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Batıda Kuvay-ı Milliye'nin ilk kahramanları arasında çeteciler başta gelir.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 257.

January 6, 2009

I. Dünya Savaşı ve Sonrasında Anadolu'da Anarşi [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Birinci Dünya Savaşının sonunda Anadolu anarşi içinde idi. Seferberliğin daha ikinci yılında asker kaçakları irili ufaklı çeteler kurmuşlardı. Halk ordudan da, hükümetten de, türlü çetelerden de bezgindi. O yılları yedinci ordu komutanlığından çekildiği vakit başkomutanlığa verdiği ve kopyasını Sadrazam Talat Paşa'ya yolladığı raporda Mustafa Kemal açıkça anlatmıştır. Halk, içinden, devlete karşı idi. Savaştan hiçbir şey beklediği yoktu.

Bir örnek vermek istiyoruz. Çanakkale'de düşman boğazı zorlarken arkalarda Laz Mehmet, Arnavut İzzet ve asker kaçağı çeteleri yolları tutmakta, köyleri basmaktadır. Biga'nın Kayapınar köyünden Kara Hasan'ın da otuz kişilik bir çetesi vardır. Parası olduğu söylenen kasabalı veya köy ağasına haber gönderir veya çocuğunu dağa kaldırır. Haraç başlıca gelir kaynağı. 1916 Kasım ayında hükümet kaçakları affetmekten başka çare bulamaz. Kara Hasan da altmış kişilik çetesi ile Biga'ya gelip silahları kendilerinde kalmak şartiyle teslim olmuştur. Çeteden kimse köyüne dönemez. Arada kan vardır. Hak ve öç vardır. Kara Hasan yirmi odalı Piti hanını kira ile tutarak çetesini yerleştirir. İçlerinden kimse okuma yazma bilmediği için belindeki fişekliği, omuzunda tüfeği ile okur yazar bir celep de aralarına girer. Geçinmek lazım. Kara Hasan alacak verecek, evlenme boşanma gibi işlere bakmakla kendi kendini görevlendirir. Han bir karargahtır. Kimin kimden alacağı varsa ona gelir. Borçlu ya öder veya kefil gösterir, yahut hanın mahzenine hapsolup dayandığı kadar jop yer. Ölenler de olmuştur. Alınan paranın yarısı Kara Hasan'ın. Bir kızı gözüne kestiren Kara Hasan'a başvurur. Kocası ile geçinemeyen kadın, damadını istemiyen kaynata hanın kapısındadır. Mahkeme dosyaları çete karargahına aktarılmıştır. Mal mülk anlaşmazlıkları önce handa, sonra tapuda çözülür. Resmi makamlar ileri gitmemesini diledikleri vakit de:

- Ben bu kadar adamı ne ile besleyeceğim öyleyse? Masraflarımı siz mi vereceksiniz? der.

Bir defa çete adamları borcunu ödetmek istedikleri okumuş bir genç:

- Siz kim oluyorsunuz? Alacaklı varsa mahkemeye gider, demesi üzerine dövmüşler, o da karşı koyunca öldürmüşler, kurtarmak için araya giren kıza bir kurşun sıkmışlardır.

Suçüstüdür. Öldürenler yakalanıp hapse atılmıştır. Kara Hasan savcıya gider:

- Bir yanlışlık olmalı. Onlara biz ceza veririz, der ve savcının biraz direnmesi üzerine de:

- Akşama bana uğra. Yoksa yeniden dağa çıkarız, tehdidini savurur. Hapistekileri kurtarır.

Burası Biga'dır. Başkomutan korkunç Enver Paşa İstanbul'dadır. Artık Anadolu'nun öbür taraflarını düşününüz. Harp bitip de İngilizler ve müttefikleri ittihatçı ve hele ermeni öldürüşçülüğü hesaplarını sormak yoluna gidince ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 255-257.

January 5, 2009

Fetavay-ı Şerife [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Nisan haftasında padişah yeniden Damat Ferid'i Hükümet başına geçirdi. 11 Nisan'da meşhur "Fetavay-ı Şerife" çıktı. Bu fetvalara göre Mustafa Kemal'in emri altında vuruşanlar ve ölenler şehit olmayacaklardı, Kuvay-ı Milliyeye karşı cihat ilan edilmekte idi.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 233.

December 7, 2008

Mustafa Kemal'in Sabrı [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Karar vermek zamanı gelinceye kadar büyük bir sabır gösterir. Yenilmeyecek şartları zorlamaz. İlk zamanları "Makam-ı mukaddes-i hilafeti düşman esaretinden" kurtarmak, vatanı ve milleti kurtarmak gibi, dilden düşürmediği sözler arasındadır.

... Basit çete reislerine, milli kuvvetlerin başında bulunanlara, rütbe ve şahsiyet farkına bakmaksızın, kahraman saygısı gösterir. Halka karşı apaçık zulümlerini bile durdurmak için boşuna gidecek müdahalelerde bulunmaz ve sergerdeleri huylandırmak istemez. Büyük kararlarda "geç kalmamak" kadar, erken davranmamak" da liderlik dehasının büyük bir vasfıdır.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 228.

December 6, 2008

1918 Yılında Anadolu [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Birinci Dünya Harbinden çıktığımız vakit, Anadolu dağları asker kaçakları ve haydut çeteleriyle doluydu. Mütareke ile beraber hele Karadeniz kıyılarında Hıristiyan çeteleri türediği için, bunlara karşı Müslüman halk silahlanarak hareket geçmişti. Yunanlıların İzmir'e çıkması üzerine yer yer milli kuvvetler de kurulunca, Anadolu'nun ne hale geldiği kolayca anlaşılabilir.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 227.

December 5, 2008

İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

16 Mart'tan sonra Ankara'ya gelmekten başka çare kalmadığını gören ve Saffet Arıkan'la arkadaşlarına katılarak Ankara'ya gelen İsmet Bey (İnönü), ... 19 Mayıs'tan önce yeni evlendiğini ileri sürerek, Anadolu'ya gelmek teklifini reddetmişti. 1920'de bir defa Ankara'ya gelmiş, fakat Ali Fuat Paşa (Cebesoy)'dan dinlediğime göre Mustafa Kemal kendisine soğuk davranmıştır.

Atatürk'ün kendisi ile birlikte yürüyemeyeceğini bildiği şöhretlere karşı yeni stratejilere ihtiyacı vardı. Fevzi Paşa ile İsmet Bey onun çok işine yaramışlardı. Bir ikinci adam olarak, çalışma ve kültür bakımından, en iyisi şüphesiz, İnönü idi ve Fevzi Paşa da o da tam hizmet tipi idiler.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 226-227.

December 4, 2008

Fevzi Çakmak [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Fevzi Çakmak vatanını seven ve onun uğruna her zaman ölecek bir Osmanlı askeri idi ...

...

Fakat Fevzi Çakmak kafa ve vicdan kuruluşu bakımından muhafazakârdır. Padişaha ve Halifeye bağlıdır. Mustafa Kemal'in Anadolu hizmetlerini de bu disiplin çerçevesi içinde görür. O gün, ki Mustafa Kemal askerlikten ayrılarak bir "ferd-i millet" olmuştur. Padişah ve Halifeye karşı isyan bayrağı açmıştır. Fevzi Çakmak hiç şüphesiz ikiden biri arasında onu seçmez.

...

Fevzi Çakmak bir aralık Padişahtan Heyet'i nasıha vazifesini, Anadolu'yu İstanbul'a itaat ettirmek ve Mustafa Kemal isyanından ayırmak için üstüne almıştır. Bunda yabancı devlet menfaatlerini düşündüğü pek uzaktan bile hatıra gelemez. Ona göre devlet ve vatan Padişah ve Halifesi ile bir bütündür. O bu bütünün parçalanmasında bir ölüm kaderi görür.

Şimdi rahmetli Kâzım Karabekir'in bir hâtırasını dinleyiniz; Kâzım Karabekir bu hâtırayı 1946'da İstanbul Milletvekili seçildiği zaman Vali Lütfi Kırdar ve yanındakilere anlatmıştır. Fevzi Paşa dindar tanınmış, iyi konuşur, halk için pek cazibeli bir şahsiyet idi. Sivas'a kadar bir hayli tesir yaparak gelmişti. O vakitler şahsî itibarindan başka hiçbir kuvveti olmayan Mustafa Kemal bu yolculuktan kuşkulandı. Fevzi Çakmak'ı daha fazla dolaştırmayarak İstanbul'a geri göndermesini Kâzım Karabekir Paşa'dan rica etti. Kâzım Karabekir Fevzi Çakmak'a yolculuğunun faydasızlığını söyleyerek birlikte doğuya doğru yola çıkmışlar. Yolda Fevzi Çakmak Karabekir'e:

— Sen vatansever bir askersin. Eğer Mustafa Kemal itaat etmezse onu Padişah ve Halifenin hükümetine teslim etmez misin, demiş.

Kâzım Karabekir, aynı olayı Ali Fuat Cebesoy'a şöyle anlatmıştır:

— Fevzi Paşa bana, Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşa'lar "muhteris" ve menfaat düşkünüdürler, dayandıkları sensin, şunu bil ki eğer Mustafa Kemal başa geçerse ilk işi seni ortadan kaldırmaktır, hattâ en güvendiğin İsmet Bey (İnönü) ve Samsunlu Şefik Bey de bu fikirdedirler, Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşaları yakalayıp İstanbul'a götüreceğim, sen mani olma! demişti.

Fevzi Çakmak işgal tarihine kadar İstanbul'da kaldı. İngilizler devlet merkezine de el koyarak, vatanseverler arasında kendisini de tutacaklarını öğrenince Anadolu'ya sığınmaktan başka çare görmedi. Gizlice başkentten kaçtı ve Geyve'de Ali Fuat Paşa, (Ali Fuat Cebesoy) karargâhına geldi. Hikâyenin bu kısmını da Ali Fuat Cebesoy'dan ben dinledim: Cebesoy hemen bir telgrafla bu sığınma haberini Mustafa Kemal'e verir. Fevzi Çakmak'ın, Kâzım Karabekir'e söylemiş olduğunu bilmemekle beraber Heyet-i Nasıha macerasını unutmayan Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak'ın geri çevrilmesini ister. Cebesoy, İstanbul hükümeti Harbiye Nazırının bu sığınması Anadolu'nun itibarını artıracağını yazarak ısrar eder. Nihayet güçlükle kabul ettirir.

Fevzi Çakmak Ankara'da, tıpkı Padişah ve Halifeye olduğu gibi, Mustafa Kemal'e bağlanmıştır. O bu defa da samimi idi ve şüphesiz düşündüğü tek şey, artık düşman boyunduruğu altına giren Padişah ve Halifeyi kurtarmaktı. İnsanlar üzerine hiç hayal yapmayan, realist ve işini bilir Mustafa Kemal kendisini hükümet reisliğine kadar çıkarmıştır. Sonra da ölünceye kadar Genelkurmay Başkanlığında tuttu.

Fevzi Çakmak devletin ve görevinin adamı idi. Muhafazakârdı: Devrimlerden hiç birinin taraflısı olmadığını bilirdik. Genelkurmay Başkanlığından ayrılıncaya kadar eski yazıyı kullanmıştır. Atatürk belli başlı devrim kararlarını verdikten sonra, bir defa pek sevdiği Diyanet İşleri Reisi Hoca Rıfat Efendi'yi çağırıp onu tatlı dille kandırır, sonra:

— Şimdi Mareşal'e gidelim, derdi.

Biri camilerin ve hocaların, biri ordunun başında idi.

...

[Fevzi Çakmak] Medenice manası ile yaşamaktan, imardan ve dünya zevklerinden bir şey anlamazdı. Bir lokma bir hırka ruhlu idi. Demir ve çelik endüstrisini Karabük'e sürdüren, zekası yontulmuş mühendis ve ihtisas adamlarının maddi manevi ihtiyaçları nasıl bir çevre arayacağını düşünmeden Kırıkkale'deki bozkır gurbetlerinde fabrikalar kurduran odur. Hatta İktisat Bakanlığı, Karabük'te fabrika kurmaktansa deir ve çelik endüstrisine başlamamak daha doğrudur, diye söylemesi üzerine Fevzi Paşa Atatürk'e:

— Demir ve çelik yapmak için benim çlümümü bekliyorlar, diye haber yollamıştı. Atatürk önce Bakan Celal Bayar'a:

— Rica ederim, telefona gidiniz ve kendisine demirve çelik endüstrisinin Karabük'te kurulacağını haber veriniz, demişti.

Ordu ile pek ilgilenen ve Terakkiperverler muhalefetinden önceki komutanlar vak'asından beri dikkat kesilen Atatiirk, harbde kendisi Başkomutan olacağını düşündüğüne göre, barışta askeri kuvvetlerin başında tamamiyle güvenilir bir şahsiyet bulundurmak istemişti. Zaafı bundandır.

Rejim Fevzi Çakmak'ı gerektiğinden çok fazla ordunun başında tuttu. Aydın general ve subaylar, eski anlayışlarla bağlılık yüzünden, ordunun pek geri kaldığından daima şikâyetçi idiler. İspanya iç savaşı sırasında kendisinin:

—- Harbde tankın ve uçağın büyük değeri olmadığı sabit olmuştur, dediğini yakınlarından duyarak içimiz yanıyordu:

—İnşallah Çakmak devrinde bir harbe tutuşmayız, diye dua ediyorduk.

Nihayet emekli yaşı geldi, çattı. Uzatma imkânları da tükenince İnönü kendisini emekliye ayırtmak zorunda kaldı. Fevzi Çakmak küstü. Ordu onun malı gibi bir şeydi sanki. Kolundan yakalanıp ana baba yuvasından atılmışa döndü. Kendisini ziyarete gelen Devlet Reisine gitmedi. İlk muhalefet hareketleri meydana gelince de, içinde bu kinle harekete geçti.

Ankara'dan İstanbul'a bir gelişinde Beykoz'a uğramıştı. Kahvede toplanan halka şöyle diyordu:

— İstanbul işgalinden sonra vatanı kurtarmak için Anadolu'ya buradan hareket ettiğim zaman...

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 222-226.

December 3, 2008

Paris'e Giden İstanbul Hükümeti Heyeti [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

İstanbul hükümeti Paris'e bir heyet göndermeye karar verir. ...

Paris'e gidenler İttihatçı ve Anadolu düşmanı olmalarına ve Ermeni öldürüşçülüğü suçu ile adam asmalarına güvenmektedirler. Clemenceau bir sözle onların bu türlü hayallerini altüst eder: "Her millet, kendi başındakilerin yaptıklarından sorumludur" der.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 220.

December 2, 2008

Manda Talepleri [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Vatansever ve milliyetçi takımının başlıca söz ve kalem sahiplerine göre eğer Türkiye topyekün Amerikan mandasına girecek olursa ileride yeniden kurtulmak imkânını bulabilirdi. Büyük tehlike, parçalanmakta, Anadolu ve Trakya'nın Fransız, İtalyan ve Yunan nüfuz bölgelerine ayrılmasındadır. Fakat iki büyük mesele var: Amerika'yı Türkiye mandasını kabul etmeye nasıl kandırabiliriz? Ermeni öldürüşçülüğü suçumuzu Amerikalılara nasıl affettirebiliriz?

Yahya Kemal'in:

— Ah bizi toptan yalnız biri alsa... diye kıvrandığı gözümün önüne gelir İster Amerika, ister İngiltere veya Fransa...

Bu sıralarda İstanbul'a uğrayan bir Amerikan âyanı manda meselesini Kongreye kabul ettirmenin hemen hemen imkânı olmadığını söylemiştir.

Bir de ingiltere mandacıları, daha doğrusu himayecileri vardı. Bunlar "İngiliz Muhibleri Cemiyeti"ni kurmuşlardır.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 219.

December 1, 2008

Sivas Kongresi [Atay]

Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Kongre üzerine en büyük baskı Amerikan mandacılarından geldi. İstanbul'da Ahmet Rıza Bey, Ahmet İzzet Paşa, Cevat Paşa, Çürüksulu Mahmut Paşa, Reşat Hikmet, Cami, Reşit Sadi Beyler, Esat Paşa, Kara Vasıf gibi başta gelen şahsiyetlerin hep manda taraflısı olduğuna dair şifreler yağdı. Bekir Sami ve Refet Beyler (Bele) kürsüde bu dâvanın sözcülüğünü yaptılar. Rauf Bey de nutkunu:

— Bu tehlikeler karşısında memleketimize karşı en bitaraf vaziyette bulunan Amerika'nın müzaheretini kabul etmeye mecburuz. Ben bu kanaattayım, diye bitirmiştir.

Manda üzerine geçen uzun tartışmalar, ki "Nutuk"ta bol yer verilmiştir, sonunda heyet istemek için Amerika'ya bir mektup yollamak gibi, ki gönderilmemiştir, sudan bir karara bağlanıp kalmıştır. Mustafa Kemal'in mandacılara karşı en kuvvetli silâhı Erzurum kongresinin "manda ve himaye kabul olunmaz" yolundaki kararı idi.

Kongre 11 Eylül 1919 da daha kalabalık bir Heyet-i temsiliyye seçerek sona ermiştir.

...

Sivas kongresi çoğu dürtüşle gelen 31 üye ile toplanmış, Heyet-i Temsiliyye sayısına 6 kişi eklenmişti. 18 gün sonra toplanan Balıkesir Kongresi hareket bütünlüğünün sağlanmadığını gösterir. Başta bulunanlar:

- Biz Yunanlılara karşı bir cephe kurduk. Sivas'takilere katılırsak politikaya karışmış oluruz, diyorlardı.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 212, 215.

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca