derinsular.com
Derin Sular: Kitap
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

Eğitim Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

June 12, 2008

1961 ve 1982 Anayasalarında Üniversiteler [Parla]

Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:

1961'e göre (Md. 120) üniversiteler bilimsel ve idari özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir. Kendileri tarafından seçilen yetkili öğretim üyelerinden kurulu organlar eliyle yönetilir ve denetlenirler. Organları ve üyeleri, üniversite dışındaki makamlarca, her ne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Üyeleri serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.

Bu açık ve uygar hükümler 1971'de değiştirilmiştir. Kendileri tarafından seçilen organları eliyle yönetilmelerine, "devletin gözetim ve denetimi altında" kaydı getirilmiştir. "Bilimsel ve idari özerklik" ibareleri çıkarılmış, çeşitli fıkralardaki hükümlerle kısıtlanan, içi boşaltılmış bir özerklik usulen yinelenmiştir. Organları ve üyelerinin görevlerinden üniversite dışındaki makamlarca uzaklaştırılmaları için yol açılmış; "öğrenim ve öğretim hürriyetlerinin tehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilememesi halinde" Bakanlar Kurulu'nun, üniversite yönetimine -askeri darbe terminolojisiyle- "el koyması" sağlanmıştır.

1982'de ise (Md. 130, 131, 132) üniversiteler tam anlamıyla Yürütme'ye bağlı devlet organları haline getirilmiştir. "Bilimsel özerklik" usulen söylenmiş, "idari özerklik"ten söz bile edilmemiştir. Üniversitelerin ve öğretim üyelerinin (sözde) serbest araştırma ve yayın yapma "yetki"si, "Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestligi vermez." Üniversitelerin güvenliği, gözetim ve denetimi altında bulunduğu devletçe sağlanır.

Rektörler Cumhurbaşkanı'nca, dekanlar Yüksek Öğretim Kurulu'nca seçildiği (atandığı) için, üniversiteler tam bir idari vesayet altına sokulmuşlardır; özerklikten sözetmeye olanak kalmamıştır. Bütün üniversitelerin "öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek... bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek" vb. için kurulan Yüksek Öğretim Kurulu dahi, üyeleri üniversitelerce seçilmiş bir ortak planlama ve koordinasyon kurulu değil, bir tür üniversiteler bakanlığıdır ve bileşimi itibarile büyük ölçüde üniversite-dışı, bürokratik, atanmış bir kuruldur. Üniversiteler, Bakanlar Kurulu, Genel Kurmay Başkanlığı tarafından gösterilen adaylar arasından Cumhurbaşkanı'nca seçilen (atanan) üyeler ile Cumhurbaşkanı'nca doğrudan seçilen üyelerden oluşur. Vurgulamak gerekir ki, yalnız devlet yapısını değil kamu yaşamını da militarize etmekte 1961 Anayasası'nı hayli geride birakan 1982 Anayasası, bu kurula bile askeri bürokrasiden temsilci (denetleyici) sokmaktadır.

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 101-102.

June 8, 2008

1982 Anayasası'nın Eğitim Anlayışı [Parla]

Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:

1961'in bilim özgürlüğüne ilişkin 21. maddesinde de ilgili hükümler vardır: "Eğitim ve öğretim, Devletin gözetimi ve denetimi altında serbesttir" (2. fıkra). "Çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz" (4. fıkra). 1961'in vicdan ve din özgürlüğüne ilişkin 19. maddesinde de şöyle denir: "Din eğitim ve öğretimi, ancak kişilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanuni temsilcilerinin isteğine bağlıdır" (4. fıkra).

1982 Anayasası'nın milli eğitim ve öğretim maddesi ise daha uzun ve emredicidir: 1- "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz" (3. fıkra). Başka bir deyişle Kemalizm devletin resmi milli eğitim ideolojisi ahaline getirilmiştir, ki 1961'de bu yoktur. 2- "Eğitim ve öğrenim hürriyeti, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz" (4. fıkra). Başka bir deyişle, milli eğitimin amacı, anayasayı eleştirmeyecek ve değiştirmek istemeyecek yurttaşlar yetiştirmektir. Son iki fıkrada da eğitim ve öğretim kurumlarında eğitim-dışı faaliyet ve Türkçe'den başka dili anadil olarak öğretme yasağı getirilir.

...

1961'de karşılığı olmayan, gençliğin korunması kenar başlıklı 58. maddesinde 1982 Anayasası devletin, "...gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirler" almasını öngörür. Başka bir deyişle, tek resmi ideolojiyle yetiştirilecek, türdeş bir gençlik hedefler. (Yüksek Öğretim Kanunu'na da çok benzer hükümler konmuştur.)

Yine 1961'de karşılığı bulunmayan, sporun geliştirilmesi kenar başlıklı 59. maddede 1982 Anayasası, devletin sporu kitlelere yaymasını öngörüyor. 1982, kitlelerin ideolojik manipülasyonunda sporun etkili bir araç olduğunun farkındadır.

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 56-57.

May 23, 2008

Okul, Disiplin ve İktidar [Bumin]

Batı'da Devlet ve Çocuk, Kürşat Bumin:

XVII. yüzyılda kurulan ve mülemmel bir kurumlaşma örneği veren Jean Baptiste de la Salle'in Frerler okulundan kalan bir yığın kural ve yöntem laik okullarda yaşamaya devam ediyordu: Sınıftaki kürsü, öğretmenin çocukları titreten o "etkili bakışı", o "mutlak sessizlik", teneffüs saatlerinin ayarlanması, cinsellik üzerine o ilahi yasaklar, o kalem tutuş ve sıraya oturuş biçimleri, o sıralar... Jansenistlerin Port Royal'daki okullarında bütün öğrenciler aynı biçimde giyiniyorlar, Jules Ferry'nin okullarında saçları dibinden traşlı çocuklar siyah önlük ve beyaz yaka taşıyorlardı. Bir yüzyıllık bir sıçramayla Türkiye'de de bu üniforma taşınıyor. Bu düzen, bu disiplin, bu hiyerarşi nereden geliyor? Tanrı karşısında olduğu gibi devlet karşısında da çocuğun bu haddini bilmesini dayatan bu anlayış nasıl bu kadar kalıcı olabiliyor? Bütün bu söylemde çocuğu eğitici fakat gerçekte çocuğu aşağılayıcı düzen, disiplin ve hiyerarşi arayışı, doğal olarak, yalnızca okulda doğmadı. Fakat bütünüyle başka yerlerde doğup okullara da taşınmadı. Bütün bu değerler sistemi ve uygulamalar özellikle merkezi devletin işe karışmasıyla toplumun bütün kurumlarında aynı zamanlarda yeşerdi. Ailede okula hazırlanan çocuğu, okul orduya ve fabrikaya hazırlıyor. Hepsinin işlerini aksatmadan yapmaları gerekir ki, belli bir iktidar biçiminin taşıyıcısı insanlar şekillenebilsinler. Bu kurumları bütünleştiren devletin ideolojisi çok önemli değil. Önemli olan, çocukların artık devletin çocukları olduğudur.

Bumin, Kürşat. [1983] 1998. Batı'da Devlet ve Çocuk. İstanbul: Patika. 11-12.

May 23, 2008

Tarih Bilmek [Bumin]

Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü, Kürşat Bumin:

Bireyler gibi toplumlar da tarihlerini bilmeden, ona kayıtsız kalarak talihlerini çizemezler. Hele olabildiğince mutlu olmsını diledikleri talihlerini hiç çizemezler. "Güzel şeyler zordur" diyordu Platon, nerede görülmüş "Ne mutlu Türküm" diyerek mutlu olunduğu.

Bumin, Kürşat. 1998. Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü. İstanbul: Patika. 161.

May 22, 2008

Bu Vatan Kimin? [Bumin]

Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü, Kürşat Bumin:

Dünyada cumhuriyet okulu diye bir okul tabii ki vardır, ancak yanlış anlaşılmasın bizimkiyle ilgisi yoktur. Bizim okulumuz yetmiş yıl sonra bile çocuklara şiirle de olsa "Bu vatan kimin?" diye sorabilen bir okuldur.

Bumin, Kürşat. 1998. Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü. İstanbul: Patika. 63.

May 22, 2008

Okulda Şiddet [Bumin]

Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü, Kürşat Bumin:

[Ç]ocukları laik ya da müslüman bütün hocaların şiddetinden korumak gerekir.

Bumin, Kürşat. 1998. Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü. İstanbul: Patika. 62.

May 22, 2008

Çocuklar ve Dünya Barışı [Bumin]

Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü, Kürşat Bumin:

Hiçbir çocuk kendi haline bırakılınca, Gorbaçov ya da Reagan'a mektup yazıp, dünya barışına katkıda bulunmayı düşünmez!

Bumin, Kürşat. 1998. Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü. İstanbul: Patika. 27.

May 22, 2008

Türkiye'de İlkokul [Bumin]

Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü, Kürşat Bumin:

Türkiye'de okul (diğerlerinin farklı sorunları da olduğundan yazıyı ilkokullarla sınırlıyorum) gerçekten çocukları "kahretmek" için çalışan (çalıştırılan) bir kurumdur. ... Çocukların altı ayda yeni bir dil öğrenebilecekleri, bir müzik aletini yeterli derecede çalabilecek bir duruma gelebilecekleri, renkleri, resmi, ya da dansla bedenlerini keşfedecekleri bir dönemlerinde, beş yıl süreyle bir sayıklamalar çarkı içinden geçiren bir "aptal makinesi"ne dönüşen bu kurumu ayakta tutan hangi amaç, hangi ideolojidir.

...

Bir sınıfa girip de 18 tane büyük Atatürk portresi (onlarca küçüğü ve maskları saymıyorum) saydığım zaman çocuklar adına dehşete düştüğümü itiraf etmeliyim. İlk sınıfların okuma kitabını açıp da her sayfada "Atatürk"ün resmini görüp, onun için yazılmış şiirleri okuyunca, bundan çocukların (ve demokrasinin) sağlığı açısından endişe duyduğumu söylemeliyim. ... İlkokul birinci sınıf programına İstiklal Marşı'nın on kıtasının, ikinci sınıfının programına Gençliğe Hitabe'nin tamamının ezberlenmesini koyan "terbiyeci" cinsiyse artık duvarın altında kalmıştır. (8 yaşındaki çocuk yırtınsanız da "genç" olamaz. "Fışkırır ruh-u mücerred gibi yerden na'şım" diyemez. Ben oğlumuzdan biliyorum, onun hayalgücüne ancak "tek kişi kalmış canavar" cevap veriyordu.) Bu kadar dozu çocuklar kaldıramaz. ... Şimdi okullara gidecekler, "and"larını içecekler (neden 7 yaşındaki çocuğun varlığı "armağan olsun"?), "Hazır ol!"u, öğrenecekler, sobanın karşısında kızaracaklar, yazacaklar, okuyacaklar, ağlayacaklar, eğlenecekler (!) (onun için bazı gazeteler "çocuklar okula nasıl alıştırılır?" diye reçeteler veriyorlar). Ben ana-babalara (velilere!) derim ki, çocuğunuza sahip çıkmazsanız yazık olur! Öyle bir "talim ve terbiye" ederler ki tanıyamazsınız.

Bumin, Kürşat. 1998. Okulumuz, Resmi İdeolojimiz ve Politikaya Övgü. İstanbul: Patika. 17-25.

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca