Demokratikleşme Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar
June 15, 2008
1961 Anayasası Gerçekten de İddia Edildiği Gibi Özgürlükçü Mü? [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961 Anayasası bazılarının iddia ettiği, bazılarının da sandığı gibi çok iyi bir anayasa değildir. Özgürlükleri kısıtlarken, yürütmeyi ve yönetimi başıboş bırakan, yani bir anayasanın görmesi gereken asıl işlevin tam tersini yüklenen, onun için de kötü bir anayasa olan 1982 Anayasası hak ettiği şekilde değerlendirildi. Hâlâ layıkıyla değerlendirilememiş olan 1961 Anayasası. Demokratik kamuoyu hâlâ "1982'ye karşı 1961" ortodoksluğuyla yanıltılmakta.1961 koruyucu ve geliştirici özgürlükler rejimiyle, sivil yargının bağımsızlığma ve yargısal denetime dayanan hukuk devleti anlayışıyla, kesinlikle 1982'den üstün bir anayasa. Ama kabul etmek gerekir ki, devlet yapısını militarize eden, askeri bürokrasiyi "yürütmenin içinde yürütme", askeri yargıyı "yargı içinde yargı" yapan yanlarıyla 1982'nin prototipini oluşturan da o. İki anayasanın özgürlükleri bölümündeki temel farklılığa karşılık, devlet yapısı bölümündeki başlıca farklılık 1982'nin olağanüstü yetkili bir cumhurbaşkanlığı yaratmasından ibaret. Yoksa, hem askeri bürokrasiye siyasal karar-alma mekanizmalarında demokratik norm-dışı bir konum vermesiyle, hem de askeri hukuku yer yer sivil hukukun önüne geçirmesiyle, Türkiye'nin neredeyse bir garnizon devleti olarak yönetilebilmesine olanak tanıyan 1982 Anayasası'nın beslendigi kaynak, 1921 ve 1924 Anayasaları değil, 1961 Anayasası'nın ta kendisidir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 142-143.
June 15, 2008
Anayasa Mahkemesi [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
Türk anayasa hukukuna 1961 Anayasası'yla giren Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin seçimine ilişkin 145. madde aynen şöyleydi:Anayasa Mahkemesi onbeş asıl ve beş yedek üyeden kuruludur. Asıl üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleriyle Başsavcı ve Başkanunsözcüsü arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Bir üye Sayıştay genel kurulunca kendi Başkan ve üyeleri arasından aynı usûlle seçilir. Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu iki üye seçer. Cumhurbaşkanınca da iki üye seçilir. Cumhurbaşkanı, bu üyelerden birini, Askerî Yargıtay genel kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğuyla ve gizli oyla göstereceği üç aday arasından seçer. Anayasa Mahkemesi, kendi üyeleri arasından, gizli oyla ve üçte iki çoğunlukla, dört yıl için, bir başkan ve bir Başkanvekili seçer; yeniden seçilmek caizdir.Yasama Meclisi, bu seçimleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından, üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla yaparlar. İlk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir.
Yasama Meclisince seçilecek üyelerden birer kişinin, Üniversitelerin hukuk, iktisat ve siyasal bilimler öğretim üyelerinin birlikte toplanarak; açık üyeliklerin üç katı tutarında ve gizli oyla gösterecekleri adaylar arasından olması gereklidir.
Anayasa Mahkemesine asıl veya yedek üye olabilmek için, kırk yaşını doldurmuş bulunmak ve Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay veya Sayıştay'da Başkanlık, Üyelik, Başsavcılık, Başkanunsözcülüğü veya üniversitelerde hukuk, iktisat ve siyasal bilimler alanlarında en az beş yıl öğretim üyeliği veya onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesine, Yargıtay iki, Danıştay ile Yasama Meclislerinin her biri birer yedek üye seçerler. Yedek üyelerin seçiminde de, asılların seçimindeki usul uygulanır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.
...
1982'de (Md. 146) tümü Cumhurbaşkanı'nca seçilen 11 üyeyi aday gösteren mercilerin dağılımına baktığımızda sivil yüksek yargının etkisinin azaldığını (5), askeri yüksek yargının ağırlığının arttığını (2), zaten geri kalan 4 üyeyi de doğrudan Cumhurbaşkanı'nın atadığını; böylece en üst yargı organının, atanma biçimi açısından da tümüyle Yürütme'nin kontrolüne girdigini görüyoruz:
Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur.Cumhurbaşkanı; iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asil ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesi, asil üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, asli görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.
Anayasa Mahkemesi üyeliğinin sona ermesi hükümleri 1961 ve 1982'de aynıdır (146-147).
1961'e göre, Anayasa Mahkemesi anayasa yargısını yerine getirirken kanunların (anayasa değişikligi dahil) anayasaya uygunlugunu denetliyordu. Madde şöyleydi (147):
Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin anayasaya uygunluğunu denetler.Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Yüksek Hâkimler Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Cumhuriyet Başsavcısını, Başkanunsözcüsünü, Askerî Yargıtay Başsavcısını ve kendi üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatiyle yargılar ve Anayasa ile verilen diğer görevleri yerine getirir.
Anayasa Mahkemesinin, Yüce Divan sıfatiyle yargılamasında savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı yapar.
1971 degişikliğiyle Anayasa Mahkemesi'nin anayasa yargısı yetkisi kısılmış, anayasa değişikliklerinin yalnızca anayasada gösterilen şekil şartlarına uygunlugunu denetleyebilmesi esası getirilmiştir:
Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.1982'de (Md. 148) "anayasayı katılaştırma" yaklaşımı sürdürülmüş, "sadece şekil bakımından" (abç) ibaresi güçlendirilmiştir. Bununla da kalınmayıp, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin de şekil ve esas bakımından Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde dava açılamaz denilerek, bunlar anayasa yargısı denetimi dışında bırakılmıştır:
Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece, şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından anayasa aykırıhğı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.Kanunların şekil bakımmdan denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz, def'i yoluyla da ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir. (abç)
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 121-125.
June 14, 2008
Danıştay [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961 Anayasası'nda Danıştay'ı düzenleyen madde (140) şöyleydi:Danıştay kanunların başka idarî yargı mercilerine bırakmadığı konularda ilk derece ve genel olarak üst derece idare mahkemesidir.Danıştay idari uyuşmazlıkları ve dâvaları görmek ve çözümlemek, Bakanlar Kurulu'nca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay Başkanı ve üyeleriyle Başkanunsözcüsü, kanunda gösterilen niteliklere sahip kimseler arasından, Anayasa Mahkemesi'nin asıl ve yedek üyelerinden meydana gelen kurulca gizli oyla ve üçte iki çoğunlukla seçilir: İlk iki oylamada çoğunluk sağlanamazsa salt çoğunlukla yetinilir.
Danıştay Başkanı ve üyeleriyle Başkanunsözcüsünün seçimlerinde Bakanlar Kurulu ile Danıştay genel kurulunca ayrı ayrı boş yer sayısı kadar aday gösterilir.
Danıştayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usûlleri, mensuplarının nitelikleriyle atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
1971'de ilk iki fıkra korunmuş; 3., 4., 5. fıkralar değiştirilmiş; 6. fıkra eklenmiştir: ...
Radikal yapısal değişiklik, 1982 Anayasası'yla gelmiştir:
Danıştay idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözümlemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay üyelerinin dörte üçü birinci sınıf idarî yargı hakim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasmdan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; dörtte biri niteliklerî kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. (abç)
Buradaki en önemli değişiklik, Danıştay üyelerinin 1/4'ünün Cumhurbaşkanı'nca, 3/4'ünün de zaten Cumhurbaşkanı'nca atanmış olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca seçilecek olmasıdır. İdari Yargı'nın üst organı, denetlemesi beklenen Yürütme'nin birinci başı olan olağanüstü yetkili Cumhurbaşkanı'na seçtirilmektedir (doğrudan ve dolaylı).
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 116-119.
June 14, 2008
Yargıtay [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961 Anayasası'nda Yargıtay'ı düzenleyen madde (139) şöyleydi:Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.Yargıtay üyeleri Yüksek Hâkimler Kurulunca, Yargıtay Birinci Başkanıyla İkinci Başkanları ve Cumhuriyet Başsavcısı Yargıtay büyük genel kurulunca, üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan ve üyelerinin ve diğer mensuplarının nitelikleri kanunla düzenlenir.
1971'de kimi değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, Yargıtay'la ilgili radikal bir yapısal değişiklik getirilmemiştir: ...
1982'de (Md. 154) ise radikal değişiklikler vardır:
Yargıtay adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire başkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. (abç)
Buradaki en önemli değişiklik, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekili'nin, adaylar arasından, Cumhurbaşkanı'nca seçileceğidir. Yargı, burada da Yürütme'nin etki alanına sokulmuştur.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 114-116.
June 13, 2008
Devlet Güvenlik Mahkemeleri [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961'de "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir" şeklinde olan 136. madde, 1973'te Devlet Güvenlik Mahkemeleri maddesine dönüştürülmüş; 1982'de ise neredeyse aynen korunacak aşağıdaki biçimi almıştır:Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devlet güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur. Ancak, sıkıyönetim ve savaş haline ilişkin hükümler saklıdır.Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir başkan, dört asıl ve iki yedek üye ile bir savcı ve yeteri kadar savcı yardımcısı bulunur. Başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile savcı, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından; iki asıl ve bir yedek üye birinci sınıf askerî hâkimler arasından; savcı yardımcıları ise Cumhuriyet savcıları ve askerî hâkimler arasından atanır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı, üyeliği, yedek üyeliği, savcılığı ve savcı yardımcılığı atamalarına Bakanlar Kurulu'nca her boş yer için bir misli aday gösterilir. Bu adaylar arasından Devlet Güvenlik Mahkemesi hâkimlerinin atanması Yüksek Hâkimler Kurulunca, savcı ve yardımcılarının atanmaları Yüksek Savcılar Kurulunca; askerî hâkimlerden üye, yedek üye ve savcı yardımcılarının atanmaları ise özel kanunlarda gösterilen usule göre yapılır.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri başkan, üye ve yedek üyeleri ile savcı ve savcı yardımcıları üç yıl için atanırlar, süresi bitenler yeniden atanabilirler.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri kararlarının temyiz mercii Yargıtay'da yalnız bu mahkemelerin kararlarını incelemek üzere kurulacak daire veya daireler; Genel Kurul ise, Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kuruludur.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluş ve işleyişi, görev ve yetkileri ve yargılama usulleri ile ilgili diğer hükümler kanunda gösterilir. (Md. 143)
1982'deki küçük değişiklikler şunlardır: "Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü", "...bölünmez bütünlüğü" olarak güçlendirilmiştir; "devlet güvenliği", "devletin iç ve dış güvenliği" şeklinde açılmıştır; sivil ve asker üyelerden oluşan mahkemenin üye sayısı azaltılmıştır; görev süresi üç yıldan dört yıla çıkarılmıştır; 1971'de sıkıyönetim ve savaş hali hükümleri saklıdır denmişken, 1982'de (Md. 143), son fıkrayla, bu konuya açıklık getirilmiştir:
Devlet Güvenlik Mahkemesinin yargı çevresine giren bölgelerde sıkıyönetim ilân edilmesi halinde, bu bölgelerle sınırlı olmak üzere kanunla belirlenen esaslara göre Devlet Güvenlik Mahkemesi, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine dönüştürülebilir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 111-113.
June 11, 2008
Milli Güvenlik Kurulu [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961'de sivil kanadında yalnızca kanunun gösterdiği bakanlar bulunan, Başbakan'ın ise ancak Cumhurbaşkanı bulunmadığı zaman başkanlık yapmasının öngörüldüğü Milli Güvenlik Kurulu görece sınırlı bir işlevle ve görünüşte istişari bir organ olarak anayasal kariyerine başlamıştır: Milli güvenlik ile ilgili kararların alınmasında ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcılık etmek üzere, gerekli temel görüşleri Bakanlar Kurulu'na bildirir. (abç)1971'de sürekli üyelere Başbakan da eklenir, Genel Kurmay Başkanı "anayasa maddesi protokolunda" bakanların önüne geçer, "kuvvet temsilcilerinin" yerini de "kuvvet komutanları" alır. Daha sıkı tanımlanmış bir kurul ortaya çıkar; sivil-asker kanatlar daha organik biçimde bir araya gelirler; kurulun karar-alıcı niteliği belirginleşir. 1961'deki "yardımcılık etmek üzere... bildirir" ifadesi düşer; yerine "tavsiye eder" ibaresi gelir.
1982 Anayasası'na bu kurulun işlevini daha da genişletmek ve kararlarını daha bağlayıcı hale getirmek kalmıştır:
Millî Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından kurulur.Gündemin özelliğine göre kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler çağrılıp görüşleri alınabilir.
Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili kararların alınması ve gerekli koodinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kurulu'na bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınması zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulu'nca öncelikle dikkate alınır.
Millî Güvenlik Kurulunun gündemi: Başbakan ve Genelkurmay Başkanınn önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir.
Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu Başbakanın başkanlığında toplanır.
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri kanunla düzenlenir (Md. 118).
Askeri kanadın (beş üye; Cumhurbaşkanı asker kökenli ise altı üye) sivil kanada (Başbakan dahil dört üye) ağır bastığı Milli Güvenlik Kurulu artık devletin belki de en önemli karar kurulu haline gelmiştir. Bakanlar Kurulu'na dikte edeceği görüş ve kararlar artık "milli güvenlik"le de sınırlı değildir; 3. fıkradaki çok geniş çerçeve içinde "alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulu'nca öncelikle dikkate alınır" (abç) ("öncelikle dikkate alınır" ifadesinin, tasarı metnindeki "uyulması mecburi tavsiye kararları" şeklindeki abes ifadenin düzeltilmiş biçimi olduğunu hatırlatalım).
Dikkat edilirse, MGK'nin gündemi hazırlanırken Başbakan'ın ve Genel Kurmay Başkanı'nın önerileri eşdüzeyde dikkate alınacaktır (4. fıkra). Tabii, gündemi hazırlayanın Cumhurbaşkanı olması da, onun yukarıda değindiğimiz çok geniş yetkilerinden yalnızca biridir. Bu yetkiyi, Cumhurbaşkanı'nın şimdi göreceğimiz bir başka yetkisiyle birlikte düşünürsek ve bu yetkilere MGK'nın demin değindiğimiz konumunu da eklersek, 1982 Anayasası'yla Türkiye'ye getirilen "Yürütmenin Üstünlüğü" sisteminin belki de Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinden sonra en çarpıcı yanlarından birine parmak basmış oluruz:
... Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu'nun da görüşünü de aldıktan sonra... olağanüstü hal ilan edebilir. (Md. 120/2)Ve:
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerektirdigi konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. (Md. 121/3)Karar mekanizması çok açıktır: Genel Kurmay Başkanı öneride bulunacak, ya da Cumhurbaşkanı onun önerisini isteyecek; Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemi böylece belirlenecek. MGK'nın kararı Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından öncelikle dikkate alınıp kanun hükmünde kararname çıkarılarak ülke yönetilecektir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 88-90.
June 11, 2008
1961 ve 1982 Anayasalarında Askeri Bürokrasi [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
Parlamenter demokrasilerde iki başlı olan Yürütme (Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı), 1961 ve 1982 Türkiye anayasalarında, deyim yerindeyse, üç başlıdır. Bu üçüncü baş, askeri bürokrasidir.Parlamenter demokrasilerde temel kural, yönetim organlarından biri olan silahlı kuvvetlerin sivil otoriteye, yani Yürütme'nin ikinci başı olan parti-hükümetine ya da Bakanlar Kurulu'na bağlı olmasıdır. Oysa 1961 ve 1982 Anayasalarında askeri bürokrasiye sivil otoriteye karşı belli bir özerklik verilmekle kalınmamış; bazı bakımlardan, temel siyasal kararlarda sivil otoriteye görüş dikte edebileceği bir konum sağlanmıştır.
1- Anayasaların sistematiğiyle başlayalım. 1961'de de, 1982'de de:
II. Yürütme
A. Cumhurbaşkanı
B. Bakanlar Kurulu
C. İdareolan şemada askeri bürokrasinin yeri, "C. İdare" altında bir alt-başlık olmak gerekirken, "II. Yürütme" altında ve Bakanlar Kurulu'yla eşdüzeyde bir alt-başlıktır.
2- Parlamenter demokrasilerde kural, Genel Kurmay Başkanı'nın seçimle gelen Milli Savunma Bakanı'na bağlı olması ve ona karşı sorumlu bulunmasına karşın, 1961 ve 1982 Anayasalarında Milli Savunma Bakanı'nın hükmü yoktur. Her iki anayasada da, aynı ifadeyle "Genel Kurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu'nun teklifi üzerine, Cumhurbaşkanı'nca atanır; ...görev ve yetkilerinden dolayı Başbakan'a karşı sorumludur (1961/110/4 ve 1982/117/ 4)." Adeta bir bakan gibi...
3- 1961 Anayasası Türkiye'nin devlet yapısına "Milli Güvenlik Kurulu"nu sokmuştur. Askeri bürokrasinin görev ve uzmanlık alanıyla ilgili görüşlerini Bakanlar Kurulu'na Milli Savunma Bakanı aracılığıyla iletmesi teamülü terkedilmiş; askeri bürokrasinin üst düzey komutanlarıyla, milletin oyuyla seçilmiş parti-hükümetinin bakanlarını bir araya getiren, yarı-sivil ya da yarı-militer bir yüksek devlet konseyi yaratılmıştır.
...
1982 Anayasası, askeri bürokrasiyi yanına alacak aktif bir Cumhurbaşkanı'nın ya da askeri bürokrasi tarafından yönlendirilecek uysal bir Cumhurbaşkanı'nın denetimsiz iktidarına olanak tanıyan bir belgedir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 86-88, 95-96.
June 10, 2008
Devlet Denetleme Kurulu [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1982 Anayasası'nda Cumhurbaşkanı'nın yetkileriyle birlikte ele alınması gereken bir başka kurum da Devlet Denetleme Kurulu'dur. Onun atadığı ve görev verdiği bu kurul yalnız kamu kuruluşlarını değil, meslek kuruluşlarını, sendikaları ve dernekleri de denetleyen, Devlet'in toplumu kontrol altına almasının sınırlarını zorlayan bir anayasal (!) mekanizmadır.İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeyde işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.Silahlı Kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı dışındadır.
Devlet Denetleme Kurulunun üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından, Cumhurbaşkanınca atanır.
Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işleri, kanunla düzenlenir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 82-83.
June 10, 2008
1982 Anayasası'nda Cumhurbaşkanı'nın Yetkileri [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1961/97 ve 1961/98'e göre:Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla, Türkiye Cumhuriyetini ve Milletin birliğini temsil eder.Cumhurbaşkanı, gerekli gördükçe, Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder; yabancı Devletlere Türk Devletinin temsilcilerini gönderir ve Türkiye'ye gönderilen yabancı Devlet temsilcilerini kabûl eder; milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayınlar; sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir.
...
Cumhurbaşkanı, görevleriyle ilgili işlemlerinden sorumlu değildir.Cumhurbaşkanının bütün kararları, Başbakan ve ilgili Bakanlarca imzalanır. Bu karardan Başbakan ile ilgili Bakan sorumludur.
Özetle, 1961'deki Cumhurbaşkanlığı, temsili ve sorumsuz bir makamdır; parlamenter sistemlerdeki cumhurbaşkanlığı makamıdır.
Buna karşılık, 1982'deki Cumhurbaşkanı olağanüstü görev ve yetkilerle donatılmıştır. Önemi nedeniyle, ilgili 104. maddeyi buraya aynen alıyoruz:
Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
a) Yasama ile ilgili olanlar:
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
Kanunları yayımlamak,
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak.
Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:
Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulu'nu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,
Genelkurmay Başkanını atamak,
Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkı-yönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
Kararnameleri imzalamak,
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak,
Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
Üniversite rektörlerini seçmek,
c) Yargı ile ilgili olanlar:Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekillerini, Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek,
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
1982 Anayasası'nın en uzun maddelerinden biri olan bu maddeyle, Türkiye'de Yasama-Yürütme-Yargı ilişkileri, bazı bakımlardan devletin yapısı kökünden değiştirilmiş olmaktadır. 1961'de zayıflatılmaya başlanan parlamenter meşruiyete (yasamanın üstünlüğüne) hiç değilse temsili ve sorumsuz bir Cumhurbaşkanı eşlik ediyordu. 1982'de ise, iyice zayıflatılmış olan Yasama'ya olağanüstü yetkili (ve yine "sorumsuz") bir Cumhurbaşkanlığı makamı eşlik etmektedir.
Yalnızca Yürütme'ye ilişkin seremonyal görevleri olan bir Cumhurbaşkanı değil; her üç erke ilişkin kapsamlı aktif görevler, rutin ve potansiyel yetkiler ve muazzam atama yetkileriyle donatılmış bir Cumhurbaşkanı, kişisel iktidara anayasal olarak yönelebilecek bir "şef' yaratılmıştır. ...
1982 Anayasası'ndaki Cumhurbaşkanlığı, bırakın "yarı-başkanlık" sistemlerini, bazı bakımlardan "başkanlık" sistemlerindeki devlet başkanlığından daha yüksek yetkilere ve yetki rezervlerine sahiptir. Ancak, seçimi halkoyuyla değildir.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 78-81.
June 9, 2008
Türk Siyasal Rejiminde Bürokrasi Karşısında Meclisi Zayıf Düşürme Geleneği [Parla]
Türkiye'de Anayasalar, Taha Parla:
1982'nin devlet yapısına getirdiği iki radikal değişiklik -yargı bağımsızlığının bozulması ve devlet başkanlığının güçlendirilmesi- sorunun bir yanıdır. Sorunun, yeterince üzerinde durulmamış olan, çok önemli bir yanı daha vardır: Parlamenter meşruiyetten (yasamanın üstünlüğünden) uzaklaşma, dolayısıyla meclis çoğunluğuna dayalı "parti-hükümeti"ni de özellikle askeri bürokrasi karşısında zayıf düşürme, askeri bürokrasiye parlamenter demokratik rejimlerde yeri olmayan üstün bir anayasal konum verme ve ... anayasayı anti-demokratik yöntemlerle yapma - bütün bunların emsalleri, başlangıçları, hatta kurumsal yapıları Türk anayasa hukukuna 1961 Anayasası ile girmiştir. Bu bakımlardan, 1982 Anayasası "ilk günah" değildir.1961 Anayasası'na göre (Md. 63) Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu'ndan kuruludur. Millet Meclisi'nde 450 milletvekili vardır (Md. 67). 1982 Anayasası Cumhuriyet Senatosu'nu kaldırmış ve milletvekili sayısını 400'e indirmiştir (1987'de 450'ye çıkarılmıştır).
Kaldırılan Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen 150 üye ve Cumhurbaşkanı'nca seçilen 15 üye ile tabii üye sayılan eski cumhurbaşkanları ve 1960 darbesini yapan Milli Birlik Komitesi Başkan ve üyelerinden oluşuyordu. Genel oyla ve Cumhurbaşkanı'nca seçilen üyelerin üyelik süresi altı yıl olup, bunların üçte birinin seçimi her iki yılda bir yenileniyordu. Tabii üyelerin üyeliği ise bu hükümlere bağlı değildi; darbeci subaylara kaydı hayatla senatörlük sağlanıyordu (70. ve 73. maddeler).
Millet Meclisi'nin 4 yıl olan süresine karşılık, görev süresi 6 yıl olan Senato, yukarıdaki bileşimiyle de, meclisteki çoğunluk partisini denetleyecek, Millet Meclisi'ni frenleyecek bir üst kamara olarak tasarlanmıştı.
...
1961 sistemindeki Cumhuriyet Senatosu'nda seçimle gelmemiş üyelerin (darbeci subaylar ve kontenjan senatörleri) bulunması, T.C. hükümetinin başbakanlığına milletin seçmiş olmadığı kimselerin gelebilmesi demekti. Nitekim 12 Mart yarı-darbesinden sonraki başbakanlar, önce kontenjan adayı, sonra da başbakan yapılmış kişilerdi.
Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye'de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 67-69, 84.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
