August 10, 2008
Kürtlerin Yaşadığı Bölgelerin Dışlanması ve Fiziki Eliminasyon [Yıldız]
"Ne Mutlu Türküm Diyebilene", Ahmet Yıldız:
Şark Islahat Planı bütünüyle asimilasyona dayalı bir etnik yönetim stratejisi belirlemiş olmakla birlikte, Kemalist asimilasyon politikaları direnişle karşılaştığında zorlayıcı ve dışlayıcı bir mahiyete (etnisizm) bürünmüştür. Bu bakımdan, dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'ın temsil ettiği askeri çizgi en uç ve en etkili pozisyonu oluşturmuştur. Bu pozisyon, etnik Kürtlerin çoğunluk oluşturduğu vilayetlerin ekonomik, kültürel, eğitimsel ve sosyopolitik açıdan çevrelenmesini öngörmektedir. Doğu bölgesine ekonomik yatırım yapılması Mareşal tarafından önlenmiştir. Onun "olur"u alınmadan hiçbir fabrika ve yol yapılmamış; hiçbir durumda bu izin de verilmemiştir.88 Bu güvenlik "paranoyası", Mareşali, Şark bölgesine eğitim imkanlarının götürülmesini, Kürt ayrılıkçılığını besleyecek bir ulusçu-aydın kesimin doğmasına yol açacağı gerekçesiyle engellemeye sevk etmiştir. Nitekim, Kemalist ulusçuluğun ana asimilasyon araçlarından olan ve temdin misyonuna paralel düşen eğitim reformu üzerindeki yoğun vurgusuna rağmen, Doğu'daki okul sayısı, imparatorluk dönemindeki sayının gerisine düşmüştür.89... Görünürdeki tüm "irrasyonelliğine" rağmen, eğitimin Kürt ulusçu bilincini uyararak Kürt ayrılıkçılığını besleme ihtimalinin verdiği ürküntü, Kürtçe konuşanların çoğunlukta olduğu bölgelerde okullaşma hızını yavaşlatmıştır. Bu bağlamda, Arnavutluk'un Osmanlı Devletinden kopması, Kemalist siyasi seçkinlerin unutamadığı bir örnek olmuştur.
Dışlayıcı yaklaşımın ilginç bir numunesi, Milli Mücadele esnasında Kazım Karabekir Paşanın, Kürtlere daha iyi eğitim ve malzeme sağlayarak Kürt tehdidini artıracağı gerekçesiyle Kürtlerin zorunlu askerliğine karşı çıkmasıdır. Şark Islahat Planında da, askere alınacak Kürtlerin muharip olmayan sınıflarda istihdamı öngörülmüştür. Kürtlerin yaşadığı bölgelerin Türk nüfus hatlarıyla çevrelenmesi, Karabekir'in yine "gerilik ve güvenlik" meselesi olarak algıladığı "Doğu meselesi"nin çözümü için yaptığı önerilerden biridir. Bu öneriler makes bulmuş ve Kemalist dönemde Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesinden askere alınanlara silah verilmemiş ve yol inşaatlarında çalıştırılmışlardır. Kürtlere Türk oldukları bilincinin aşılanması, İskan Kanunu ve Umumi Müfettişlik gibi uygulamaların tümü, Karabekir'in teklifleri arasında yer almıştır.
Yol ve arazi vergileri gibi ağır vergiler, hükümet yatırımlarının bölgeler arasındaki orantısızlığı ile temel tüketim ve yatırım malları kalıpları Kemalist dönemdeki etnik dışlayıcılığın dışa vuran diğer yüzleriydi. Bu dışlayıcılığın en ucunda ise sistemli olmayan fiziki elimimasyon bulunmaktaydı. Mesela, Ağrı isyanından sonra, Kemalist basın bölgede yaşayan halkın topluca ortadan kaldırılmasını isteyen haber ve makalelerle doluydu. Yarı-resmi Cumhuriyet gazetesi bunu şöyle dile getirmekteydi: "Ağrı eteklerinde isyancılara katılan dört köy yok edildi."98 İsyanı bastırmakla görevli kuvvetlerin komutanı Salih (Omurtak) Paşa tarafından yayımlanan emirler "gerici isyancıların bütünüyle ortadan kaldırılması ve evlerinin yerle bir edilmesi, isyancıların hiçbiri sağ kalmayacak şekilde yok edilmesi, vb." ifadeler içermekteydi.99
1950-60 dönemi Demokrat Parti milletvekillerinden, Kürt ulusçusu Mustafa Remzi Bucak, Kemalist yönetimin Kürtleri açıktan yok etmeye cesaret edemediği için, isyanları bu amacı gerçekleştirmeden bir fırsat olarak kullandığını ileri sürmektedir.
88 Cemal Madanoğlu, Anılar, c. 1 (İstanbul: Çağdaş Yayınları, 1982), s. 135. Türkiye'deki hemen tüm bölgelerde Mareşal tarafından tayin edilen askeri "yasak bölgeler" oluşturulmuştur. Denizle ilişkisi olmayan bir kasaba olan Karabük'e demir-çelik fabrikası yapılması, Mareşal'in "evham" boyutlarındaki güvenlik "endişesi"nden kaynaklanmıştır. Bkz. Atay, Çankaya, ss. 209-210.
89 ... 1950-60 döneminde Demokrat Parti milletvekilliği yapmış bir Kürt ulusçu politikacısı, Kemalist eğitim seferberliğinin rağmına, imparatorluk döneminden devralınan tüm okulların 1926'da kapatıldığını belirtir. Bu politika, dönemin Maarif Vekili Mustafa Necati'nin Mardin mebusu Necip Bey'e söylediği şu sözlerde açıklık kazanmaktadır: "Bugünkü eli silahlı Kürdü, yarının eli kalemli münevveri olarak evlatlarımızın karşısına mı dikeceğiz?" [Mustafa Remzi] Bucak, Bir Kürt Aydınından İsmet İnönü'ye Mektup, s. 66.
98 Cumhuriyet, 15 Temmuz 1930.
99 Cumhuriyet, 15 Eylül 1930. Askeri operasyon bölgesini ziyaretinde, Mareşal Çakmak, Komutan Abdullah Paşa'ya, "Savaştığınız bu zavallı insanlar mıydı?" diyerek, yerde yatan kadın, çocuk ve yaşlıların cesetlerini göstermiştir. Bucak, a.g.e., s. 76.
Yıldız, Ahmet. [2001] 2007. "Ne Mutlu Türküm Diyebilene": Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938). İstanbul: İletişim Yayınları. 259-263.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
