derinsular.com
Derin Sular: Kitap
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

September 7, 2008

İnkılap Derslerinin Amacı [Peker]

Recep Peker'in İnkılab Dersleri Notları, Recep Peker:

Kapak: Bu dersler, 1934-1935 okutma yılında Ankara ve İstanbul Üniversitelerinde verilmiştir. Talebenin tuttuğu bu notlar gözden geçirilmiştir.

...

Arkadaşlar, yeryüzünün arılık ve baylık bakımından üstün bir ulusu olan türkleri yüksek bir hızla yokluktan varlığa, düşkünlükten onura ve üstünlüğe götüren büyük evrensel hadiseyi, türk inkılabını, birlikte gözden geçireceğiz. Bu derslerde benim payıma düşen, iç idare bakımından türk inkılabının gözden geçirilmesidir ; bu, oldukça derin bir ehemmiyet arzeder. İç idare derken, inkılabın iç politika bakımından, askerlik bakımından görüşünü, inkılabın getirdiği yeni siyasal mefhumları, kendi görüşümüzle gözden geçirmekle beraber, bu mefhumların başka ülkelerde tatbik edilen siyasal şekillerle karşılıklı olarak mukayesesini aynı zamanda göz önünde bulunduracağız. Bu arada varlığımıza temel olan istiklal mefhumunu ve istiklal kavgalarımızı da görüp görüşeceğiz. Bu derslerin amacı inkılab devrini yaşamış, o devri hazırlamış insanların ruhunda en kuvvetli ileri hareket unsuru olan sıcaklığı ve heyecanı, ulusal çalışma hayatına çıkacak olan genç türk nesillerine, yeni unsura aşılamaktır ve onları yaşadığımız inkılab prensiplerile yetiştirip vazifeye hazırlamaktır. Onun için vakaları birbiri ardına sıralayıp onları br tarih dersi gibi mutalaa etmiyerek, bizi söylediğim amaca ulaştıracak bir metodla vazifemizi yapacağız.

Peker, Recep. 1936. Recep Peker'in İnkılab Dersleri Notları. Ankara: Ulus Basımevi. 1.

September 7, 2008

"Türkten başkasına inanmayacağız" [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Devlet işlerinin başına devletin kurucusu olan kavimden başkaları geçince o devlet inkiraz bulur. Yani millet, istiklalini kaybeder.

Örnek mi istersiniz?

İşte Abbasiler, işte Endülüs ve işte Osmanlılar! Yeni Türk Cumhuriyetinin devlet işleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır. Türkten başkasına inanmayacağız.

Atatürk ihtilalinin belirli yönü Türk milliyetçiliğidir, Türk olmaktır. Geçmişi bu prensip temizledi. Yeniliği bu prensip getirdi. Bütün Türk ihtilali bütün eserleriyle bu prensibe dayanıyor. Bundan en küçük bir yan çizme geriliğe dönüştür. Ve ölümdür.

İşte bütün bunlardan dolayı Bizanslaşan saltanatın, Türk olmayan Osmanlı saltanat ve hilafet idaresinin asırlar içinde kısaca anlamı şudur:

Türkten başka unsurların kuvvetlenmesine yarayan, bunlarla beraber ve yaşatmak, yaşamak için Türkü sömüren bir varlık.

İşte bütün bunlardan dolayıdır ki, Atatürk ihtilali, Bizanslaşan saltanatı, vatansız ve milletsiz hilafeti kaldırdı.

Ve bütün bunlardan dolayıdır ki, milliyetçiyiz. Cumhuriyetçiyiz. Laikiz.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 267-268.

September 6, 2008

Hilafetin Türklüğe Zararları [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Hilafet laiklikle uzlaşamazdı. Yeni Turk Cumhuriyetini laik kilmak birkaç bakımdan zorunlu idi.

l) Dinle devleti birbirinden ayırarak modern bir cumhuriyet kurmak için.

2) Dini Türk'ün ilerleme adimlarının önünde engel olmaktan çıkarmak için.

3) Ve nihayet modası ve manası yok olmuş, bütün bir tarih içinde Türk'e, yalnız ve sadece zararı dokunmuş böyle bir kurumu yok etmek için.

4) Ulusal duyguyu uyuşukluktan koramak, ona hızmı vermek için.

Laiklik, bazılarının anladığı veya anlatmak istedikleri gibi dinsizlik değildir. Devletin dinle ayrılığıdır.

Esasen devlete din izafe etmek kadar yanlış bir şey düşünülemez.

Biliriz ki, dinler o dine girenlere bazı ödevler yükler.

Örneğin:

İslam dininin şartı beştir. 1) Kelime-i şehadet getirmek, 2) Namaz kılmak, 3) Hacca gitmek, 4) Oruç tutmak, 5) Zekât vermek.

Devlet ise tüzel kişiliktir (hükmi bir şahsiyet). Bu ödevleri yerine getiremez.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 257.

September 6, 2008

Tanrı Türk'ü Neden Asker Olarak Yarattı? [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Tarih bizleri, askerlik sanatının icatçısı olarak tanımaktadır.

Kaşgarlı Mahmud'un dediği gibi, "Tanrı Türk'ü, insanlığı, şerirlerin şerrinden esirgesin diye, kendine has asker olarak yarattı."

Bundan benim anladığım şudur:

Türk=Tanrının has askeri!

Gerektiğinde Türk'ün en küçük şerefi, namusu, Türk ilinin bir çakıl taşı için milyonla Türk feda olalım.

Fakat Yemen çölleri için, amansız idealist hilafet kurumu için değil, bütün bir dünya için dahi tek bir Türk gencinin burnunun kanamasına milli rıza yoktur. Ve olmayacaktır.

Bütün bir dünya tek bir Türk delikanlısının burnunun kanamasına değmez.

Bütün bir insanlıktan bir şey duymuyor musun? İnsanlığı sevmiyor musun?

Çok ve pek çok şeyler duyuyorum ve seviyorum.

Fakat ıssız dağlar başında koyunlarını güden yarım çarıklı Türk çobanı, bana daha çok şeyler duyuruyor, daha çok sevgiler sindiriyor!

O kadar ki, insanlık eski Mısırlarıyla, Yunanistanlarıyla, Romalarıyla ve bunlar bütün estetik eserleriyle ayağa kalksalar ve yanı başlarında bugünün kendi verimleri olan bütün medeniyeti, musikisiyle, şiirleriyle, sanatlarıyla ve bütün eserleriyle gözümün önüne dikseler, dikilseler, benim gözüm, benim duygum, benim sevgim, yine ıssız dağlar başında yanık kavalını üfleyen, yarım çarıklı Türk çobanındadır.

O, bunların hepsinin üstündedir.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 254.

September 5, 2008

Osmanlı'da Milliyetçiliğin ve Türk Ocaklarının Doğuşu [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Zaman oldu ki, Rumu, Ermenisi, hatta Yahudisi bile Osmanlılığı benimsedi. Ne oldukları sorulduğu zaman, Rum'um, Ermeni'yim, Yahudi'yim, hatta Çingene'yim! demekten çekinmediler.

Fakat Türk, milletlerin en arı soylusu olan bu varlık, "Türküm!" diyemiyor. O sadece;

"Osmanlıyım! Elhamdüllillah Müslümanım!" diyebiliyordu.

Türk'ün dindaşları olan; Arnavut'a, Arap'a, Çerkes'e gelince bunlar da Müslümanlığı benimsemiyorlardı, bunlar da kendilerine ne oldukları sorulunca:

"Arnavudum, Arabım, Çerkesim!" diye göğüslerini gererek cevap veriyorlardı.

Hiç unutmam, meşrutiyette sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, henüz Türk süngüsüyle bastırılan Arnavut isyanından Osmanlı meclisinde söz ederken şöyle demişti:

"Arnavutlar, Osmanlı İmparatorluğu tacının en kıymetli bir pırlantasıdır!"

Acaba Türkler bu tacın nesi idi?

Onu düşünen, akla getiren bile yoktu.

Araplar ise Kavmi necip Arap unvanını taşıyorlardı.

Meşrutiyet ilan olunur olunmaz, İstanbul'un Divanyolunda bir alay kulüpler belirmişti;

Kürt Yardımlaşma Cemiyeti, Çerkes Yardımlaşma Cemiyeti, Arnavut Başkım Kulübü, Arap Birliği... vb.

Beyoğlu'nda; Etinikieterya, Adelfiya Taşnaksutyon kulüpleri Rum ve Ermenileri temsil ediyorlardı. Yahudilerin bile Alyaus İzraelitleri vardı.

Türk kulübü, Türk Birliği diye bir şeye tesadüf olunmuyordu. Sadece İttihad ve Terakki Cemiyeti vardı. Fakat ne ittihadı, ne terakkisi bunu bilen bile yoktu! Mevhum Osmanlılığın İttihadı ve Terakkisi!

Ancak Balkan savaşından sonra Hamdullah Suphi Tanrıöver gayretiyledir ki, Türk Ocakları açılmaya başladı.

Ve hemen, Türk olmayan unsurların müthiş itirazlarıyla karşılandı!

İşin asıl acı tarafı, bü itirazlara bazı öz Türk seslerinin karışmasıdır.

Yara, yar elinden olunca acısı fazla olur.

Bununla beraber, Türk Ocakları memleketin dört bir ucunu kaplamakta gecikmedi.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 250-251.

September 5, 2008

"Kaba Türk, Geri Türk" [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Hiç unutmam... İstanbul Hukuk Fakültesinde talebe bulunduğum zamanlarda bir kış sabahı fakülteye giderken, Şehzadebaşında, çarşaflı bir anne, on yaşlarında oğlunun kolundan tutmuş onu sürükleyerek zorla okula götürüyordu. Topaç gibi yavrucak tepiniyor, çantasını yerlere atıyor... ağlıyor, gitmek istemiyordu.

Çocuğuna kızan anne, onu;

"Kaba Türk, geri Türk" diye azarlıyordu.

Düşününüz ve düşünelim bir kere...

Bir anne ve çocuk Türk idiler, çocuk ise Türk diye tahrik ediliyordu.

Ve bu hadise meşrutiyetin ikinci yılında cereyan ediyordu!

Ulusal duygunun düşüş derecesine bakınız!

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 250.

September 4, 2008

Hilafetin Kaldırılmasının Nedenleri [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

1) Hilafet İslamlar arasında ortak bir kurumdur. Milletçilik duygularını uyuşturuyordu.

2) Osmanlı saray politikası bu ortak kurumu güçlendiriyordu.

3) İslam tebaası olan Hıristiyan devletler ise bütün bir Hıristiyan dünyasını bize düşman kılıyordu.

4) Laik devlet sistemine aykırı idi.

5) Hilafet gerilik kaynağı idi.

Hilafet islamlar arasında ortak kuruluştu. Böylelikle milliyetçilik duygularını uyuşturuyordu. Halbuki Türk ihtilali milliyetçilik prensibini kabul etmişti. İkisinin bir arada birleşmesine imkan yoktu.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 248.

September 4, 2008

Türkiye'ye En Çok Uyan Sistem [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Bize her yönden uyan ekonomik politika: Devletçilik, devlet sosyalistliği idi.

Bu kabul edildi.

Artık iktisadi teşebbüsü devlet ele alacak ve sermayeyi o bulacaktı. İsmet İnönü, 1930 yılında, Millet Meclisinde Fethi Okyar'a verdiği bir cevapta;

"Biz mutedil devletçiyiz" diyordu.

Bu prensip nihayet partinin esaslarından biri olarak kabul edildi.

Ve en nihayet Anayasa'nın (Teşkilatı Esasiye) ikinci maddesinde yer aldı. Ve baştan aşağı Türk milletince benimsendi.

...

Devletin ekonomik hareketlerle şiddetli kontrol salahiyeti sömürmeyi tepeleyen en keskin bir silahtır.

İşte biz tarihimizin, mukadderatımızın en usal (Rationel) bir verisi olan devletçiliği bu suretle benimsedik.

Bu politika bize, hem dışa karşı himayeyi yapacak, hem parayı bulacak, hem bilgiyi getirecek, hem de muhtaç olduğumuz işleri başartacaktı.

Başarttı, başartıyor ve başartacaktır.

Pek yakında hasıl olacak durum şudur:

Türkiye bütün komşu milletleri giydirecek, kuşatacak, bütün ihtiyaçlarını temin edecek bir kudrette bulunacaktır.

Bence en büyük eksiğimiz henüz motörü yapmak kudretini kazanamamış olmamızdır.

20. asır motordur.

Motor medeniyeti çağındayız.

Medeni millet, motoru yapabilen millettir.

Devletçilik bize, bunu da verecektir.

Ve çok yakında.

20. asırda medeni olmanın ilk şartlarından birisi de bütün modern araçları ve donatımıyla bir orduya vücut verebilmektir.

Bu varlığı başaran bir milletin, medeni olduğunda şüphe yoktur.

Modern ordu, modern medeniyetin bir hasılasıdır, örneğidir.

Küçük bir düşünce bu hakikati ortaya koymaya yeter ve artar.

Modern bir orduyu, modern donanmasıyla, modern hava kuvvetleriyle, yaratabilmek için nelere ihtiyaç vardır?

Bunları düşününce davamızın isabeti kolayca kabul edilir.

Japonlar, motoru yaptıktan sonra modern orduyu kurup 1904-1905 savaşını Ruslara karşı kazandıktan sonradır ki, medeniyet dünyasına, medeni millet sıfatıyla üye olabildiler!

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 241-243.

September 3, 2008

Devlet Sosyalizmi Pratiktir [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

[K]omünist sistem ne olursa olsun uygulanma yeteneği gösteremedi, gösteremiyor ve gösteremeyecektir.

Halbuki devlet sosyalistliği pratiktir. Uygulama kabiliyetine sahiptir.

Karşımızdaki Almanya bunun en büyük bir örneğidir. İç ve dış bakımdan ekonomik ve sosyal kalkınmasını eski sosyal demokrasisine, şimdiki devlet sosyalistliğine borçludur.

Bugünkü Türkiyemiz, bunun en yakın ve en güzel bir örneğidir. Türkiyemiz bugünkü ekonomik ve sosyal kalkınmasını devletçiliğe borçludur.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 240.

September 3, 2008

Komünizm, Egoizm ve Eğitim [Bozkurt]

Atatürk İhtilali, Mahmut Esat Bozkurt:

Komünistler diyorlar ki:

"İnsanlığın üeri sürdüğünüz egoizması, kendisine verilen eğitim yüzündendir. Biz bu bencil eğitimi bırakarak ona altrüiste-özgecil bir eğitim vereceğiz. Ve maksadımıza ulaşacağız."

Acaba?

Acaba komünistler bunu yapabilecekler mi?

Bize bu hususta en doğru karşılığı tarih ve komünizmin bugünkü uygulanması verecektir.

Tarih diyor ki:

İnsanoğlunun büyük ceddi maymundur. Maymun, torunu insana nispetle daha az egoist idi.

Örneğin: O, ormanda, bir elma yerken, bunu elinden diğer bir maymun kapınca, nihayet bağırır, ağlar. Biraz da saldırganın arkasından koşar. Yetişebilirse ona bir tokat atar.

Ve mesele bu kadarla kapanır, biterdi.

İnsan, insan olalı, maymun halinden çıkalı yüz binlerce sene oldu. Egoizması azaldı mı? Arttı mı?

Şüphe yok ki, arttı ve artacaktır.

Budizmin, Hıristiyanlığın, İslamlığın binlerce ve binlerce yıllık, pagotlarıyla, kiliseleriyle, camileriyle özgecil öğütlerine ragmen, insanlığın egoist hasletinde bir duraklama şöyle dursun, durmadan ilerleme göze çarpıyor.

Bozkurt, Mahmut Esat. [1940] 1995. Atatürk İhtilali. İstanbul: Kaynak Yayınları. 235-236.

Önceki Yazılar »

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca