derinsular.com
Derin Sular: Subjektif Ansiklopedi
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
memorandum
medya defteri
alt beyin
deep waters

November 22, 2006

Samuel Huntington (5): Kemalizm ve Başörtüsü

Samuel Huntington'ın tasvir ettiği şekliyle Kemalizm, bir tür 'toplumsal dönüşüm projesi' olarak karşımıza çıkıyor. Bu da, Kemalizmin 'bir ideoloji' olduğunu duymaya alışmış olan Türkiye'deki kitleler için pek alışıldık olmayan bir yaklaşım.

Kemalizm ve Başörtüsü

Zaten kendisini Kemalist hisseden Türkler istisna edilecek olursa, dünyada Kemalizmi 'kendine özgü' yeni bir felsefeye sahip olan ideoloji olarak gören hiç kimse yok denilebilir. Kemalizm dendiğinde, 'Batılı olmayan' bir toplumun, son derece dar bir elit çevre tarafından, 'herşeyiyle Batılı' bir topluma dönüştürülmeye çalışılması süreci akla geliyor.

Batılıların, zamanında memnuniyetle karşıladıkları Kemalist devrimleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi söz konusu olduğunda 'demokratik olmaması' nedeniyle eleştirmeleri de buradan ileri geliyor. Çünkü Kemalist uygulamalar Batıda, Türk toplumunu demokrasiye yaklaştırdığı için değil, Batı için tehlikeli bulunan bir anlayış ortadan kaldırıldığı için sempati topluyor. Ancak, Kemalist uygulamalar çerçevesinde Türkiye'de yaşananların demokratik bir düşünce geleneği dahilinde izahı mümkün olmadığı ve Türkiye bu antidemokratik yapı ile Avrupa'ya entegre olamayacağı için, Türkiye'nin Avrupa'ya dahil olması ihtimali söz konusu olduğunda, aynı Kemalizm, 'terk edilmesi gereken yapısal bir sorun' haline geliyor. Türkiye'nin herşeyi milli duygularıyla yorumlamaya alışmış olan ve Kemalizmi 'Batı yanlısı bir felsefe' zanneden belli bir kesimi, ülkedeki uygulamaların aslında Tunus'takilere benzer bir nitelik arz ettiğini algılayamadığından ötürü, Batının Türkiye'ye çifte standart uyguladığını söylemeye başlıyor.

Kemalizmin gerçekte ne olduğu konusu adamakıllı netleştirilmediği müddetçe, Türkiye'de (bu konuda da) aynı tartışmalar hiçbir sonuca ulaşılamadan devam edecek. Bu konularda, Huntington gibi, konuya 'dışarıdan' ve 'tarafsız' bakan insanların yaklaşımlarını da dikkate almak, işte bu nedenden ötürü önemli ölçüde yol gösterici olabilir.

Huntington, kitabının farklı bölümlerinde Türkiye'ye ayırdığı sayfalarda, Kemalizmi, 1920 ve 30'larda, 'Batı medeniyetiyle uyumsuz olduğu' varsamıyla Anadolu halkının kültürünü yok etmeye odaklanan ve ithal edilen bir kültürü tüm halka dayatmayı esas alan bir anlayış olarak açıklıyor. Zaten kitabında Kemalizmden bahsetmesinin tek nedeni de bu! Huntington'ın Kemalizme değinmekteki amacı, Batı medeniyetinin bir topluma yerleşmesinin reformla değil, ancak ve ancak 'yerli' kültürün(ün) tamamen imhasıyla mümkün olabileceği yönündeki bir görüşün de var olduğunu okurlarına iletmek. Huntington'ın Kemalizm söz konusu olduğunda çok doğru bir seçim yaparak 'fes' örneğini vermiş olması da bu nedenle çok önemli. Zira Huntington, Kemalizmin gelenek ve dini ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirterek, fesin yerine şapkanın kabul edilmesini (elbette) bir ideoloji değil, kültür transferi olarak değerlendiriyor.

Türkiye'de ise Kemalizm, gerek lehinde, gerekse aleyhinde olan çoğu insan tarafından 'belirleyici nitelikleri' ile değil, tekil vurgularıyla tartışılıyor ve bu nedenle de Kemalizm eksenli bütün yapısal sorunlar çözümsüz kalıyor. Bir başka deyişle, Türkiye Kemalizme bütünsel ve akademik bir gözle bakmayı başardığı an, ülkenin sosyal ve politik sorunları arasındaki ara-ilgileri de kurabilecek ve bu da, çözüm adına çok büyük kolaylıklar sunacak.

Kemalizmin bütünsel olarak kavranamıyor olmasının doğurduğu algı sorununa en iyi örnek, insanların fes yasağı ile başörtüsü yasağı arasındaki ara-ilginin çoğu zaman farkında olmamaları olabilir. Zira Batı medeniyetine ait olmayan fes adlı serpuşu takmak nasıl Kemalizme tamamen karşıt bir tutumsa, başörtüsü de (tıpkı kendini 'çağdaş' ilan eden bir kısım dernek mensuplarının haklı olarak iddia ettiği gibi) Kemalist mantığa sonuna kadar terstir. Çünkü Kemalizm, genel niteliği itibariyle, Türkiye'de hakim olan 'kültürü' ortadan kaldırarak, insanların Batılılar gibi giyinmesini, Batılılar gibi yemesini, Batılılar gibi içmesini ve genel anlamda hayata Batılılar gibi bakmasını amaçlayan bir sürecin ifadesidir.

İşte bu nedenlerden ötürü, Kemalizm bir ideoloji değil, bir toplumsal dönüşüm projesidir. Ve yine bu nedenlerden ötürü ilkokuldaki çocuklara uzun yıllardır Kemalist devrimler konusunda 'hoşa gitmeyen' düşüncelerin özgürlüğü değil, şapkanın fese, pantolonun şalvara, gramın okkaya ve metrenin arşına üstünlüğü anlatılır. Ve yine bu nedenlerden ötürü, ilkokul çocukları uzun yıllardan beri resim derslerinde önce beyaz sayfanın ortasından dikey bir çizgi çizerek sayfayı ikiye ayırır, sonra da sayfanın bir yarısına eski kültürlerine ait kötü şeyleri, diğer yarısına da yeni kültürlerine ait iyi şeyleri çizerler.


Kemalizm Neden Tanımlanmak İstenmiyor?

Kemalizmin tanımlanmaması, bugün itibariyle bu anlayışı tekelinde tutan çevrelerin Kemalizm adına farklı zamanlarda farklı politikaları uygulamalarına olanak tanıyorsa da, bu anlayışın içyüzünün Türk halkından gizlenmesinin asıl nedeni bu değil. Zira Kemalizm gibi 'insanları değiştirmeye odaklanan' bir anlayışın, yapısı gereği kendisini açıktan tanımlaması mümkün değildir. Çünkü insanlar, değişim 'olabileceğin en iyisine doğru' dahi olsa, bir başkası tarafından, bir başkasının tasarrufu dahilinde değiştirilme düşüncesine hemen her zaman direnirler. Bu nedenle de, Kemalizmin temel niteliği ve amaçları sürekli muğlak bırakılmak zorunda olan bir anlayış durumunda. Türkiye'de halkın çok önemli bir kesiminin bireysel haklar ya da toplum-devlet ilişkileri gibi konulara yabancı olmasından ötürü, Kemalizmi ölesiye savunanların dahi (tıpkı Kemalizme karşı çıkanlar gibi) bu anlayışı bütünsel bir şekilde idrak edebilmeleri mümkün olmuyor.


Sonuç

Hemen her toplumda olduğu gibi Türkiye'de de, halkın çoğunluğu zihnindeki iyi-kötüleri 'kendisine belletildiği şekilde' oluşturuyor ve bu iyi-kötülere küçük yaşlardan itibaren duygusal bir bağlılık-düşmanlık içerisine giriyor. Farkında dahi olmadan savundukları düşüncelerin hangi önkabuller üzerine bina edildiğini de merak dahi etmiyorlar. Bu nedenle de, fes ile başörtüsü arasındaki ilgiyi kuramıyor, (sözgelimi) ilgili kanun hala yürürlükte olmasına rağmen şapka takmayanlara neden artık yasak getirilmediğini anlayamıyorlar. Çünkü toplumsal dönüşüm projesi, slogan bazında düşünen ve bir tür hayal dünyasında yaşayan insanlar üretiyor.

Bu insanlar, hayallerindeki kurgu olaylar ya da kurgu kişilerin daha gerçekçi zeminlerde incelendiğine şahit oldukları durumlarda ise, hayatlarına anlam kazandırdığını zannettikleri ve vazgeçilmez buldukları bu hayalin ellerinden bir anda uçup gitmesi tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarından, böylesi durumlarda, elinden oyuncağı alınmak istenen çocuklar misali rahatsızlık sergilemeye ve (daha da kötüsü) hırçınlaşmaya başlıyorlar. Argümanlarıyla rüyalarını tehdit eden kişi, konusunun uzmanı bir profesör dahi olsa, ilkokulda öğrendikleri masalları akademik çalışmalardan daha muteber buluyorlar. Bütün bunlar, toplumsal dönüşüm projesinin, slogan bazında düşünen, farklı fikirlere tahammülü olmayan ve her seferinde ezberlerini koruma adına yeni yollar arayan insanlar üretmiş olmasından ileri geliyor.



SAMUEL HUNTINGTON

Samuel Huntington (1): Medeniyetler Çatışması?
Samuel Huntington (2): Medeniyetler Bazında Ülkeler
Samuel Huntington (3): Kararsız Ülkeler
Samuel Huntington (4): Kemalizm ve Batılılaşma
Samuel Huntington (5): Kemalizm ve Başörtüsü
Samuel Huntington (6): Kemalist Devrimler
Samuel Huntington (7): İslami Diriliş
Samuel Huntington (8): Merkezsiz İslam Medeniyeti
Samuel Huntington (9): Diğer Konular
Samuel Huntington (10): Sonuç

| Yorumlar (7)

Okuyucu Yorumları (7)

Maalesef bu yazi, Ataturk karsitlarinin tipik ve tekrarlanmasi artik bir rutin haline gelmis siradan argumanlarini iceriyor. Buna ilaveten, bu turden yazilarin olmazsa olmaz bir niteligi olarak, Ataturk ile Ataturkcu oldugunu soyleyenlerin yaptiklari birbirine karistirilmis. Kemalizm karsiti dusuncelerin mesrulastirilmasi icin de Huntington'in dusuncelerinden faydalanilmis.

Geri kalmis bir toplumun dar bir elit cevre tarafindan donusturulmeye calisilmasi seklindeki ifade dogru olsa bile, bu eylemin elestirilmesinin, o donemin kosullari goz onune alindiginda, herhangi bir dayanagi ya da mesru bir nedeni kalmiyor. Savastan yeni cikmis, fakir, cahil, bezgin ve sadece %12'si okuma-yazma bilen bir halka, demokrasinin bir geregi olarak, yapilacak devrimleri isteyip istemedikleri sorulabilir miydi? Osmanli doneminde veya savastan yeni cikmis ve cumhuriyeti ilan etmemis bir Turkiye'de demokrasi var miydi? Referanduma gidilip halka "Ey ahali! Biz halifeligi ve hilafeti kaldirip Cumhuriyet denilen bir sisteme gecmeyi dusunuyoruz. Siz ne dersiniz?" mi denilecekti? Ya da Ataturk kendisini padisah ya da halife ilan etse, halk ayaklanip darbe mi yapacakti? Eger hal boyle ise, Ataturk'un savas oncesinde israrla meclisi toplamaya calismanin ve savas sonrasinda meclisi dagitmamasinin nedeni nedir?

Maalesef, o donemdeki inkilaplari demokrasi dahilinde degerlendirmek gibi vahim bir hata yapilmis. Halk, demokrasi denilen sistemi anlayacak ve uygulayacak bir seviyede degil iken ve hatta demokrasinin ne oldugunu bilmez iken, yapilanlarin demokratik olmadigini soylemek ne bir anlam ifade ediyor ne de bir elestiri niteligi tasiyor. Donemin kosullarinda hangi secenekler mevcuttu da, buradan hareketle bir elestiri yoneltilmeye calisilmis?

Kemalizm ile ilgili butunsel ve tekil ayrimi muglak kalmis. Kemalizmin akademik acidan bakildiginda belirleyici olan nitelikleri nedir? Yoksa akademik derken Huntington'in vasat tanimini mi kabul edecegiz? Kendisi Kemalizmin gelenek ve dini "ortadan kaldirmayi" amacladigi seklindeki zorlama otesi bir iddiada bulumus. Nitekim su cumle de ayni fikirden hareketle yazilmis: "Kemalizm, genel niteligi itibariyle, Türkiye'de hakim olan 'kültürü' ortadan kaldirarak, insanlarin Batililar gibi giyinmesini, Batililar gibi yemesini, Batililar gibi içmesini ve genel anlamda hayata Batililar gibi bakmasini amaçlayan bir sürecin ifadesidir." Bu acidan cumle, Kemalizm karsitlarinin herhangi bir idrak yetenegi gostermeden tekrar edegeldikleri basit fikirlerin bir ornegi olmasinin yaninda, elestiri adina kayda deger bir yenilik ya da farklilik icermiyor.

Diger yandan, okullarda Kemalizm adina anlatilanlarin ne kadar sacma oldugu bir gercek. Hele ordunun Ataturkculuk olarak yaptigi ve anlattigi seyler daha buyuk bir sacmalik. Ama bunlar Ataturk'un fikirlerinin ve yaptiklarinin elestirilmesi icin ne kadar mesruluk sagliyor? Bunlari yapanlarin hepsi Ataturkcu oldugunu soyleyenler. Kaldi ki, bunlarin onemli bir bolumunun Ataturkculugu sadece kendilerine avanta saglamak icin kullandiklari da ayri bir gercek.

Huntington'in konuya tarafsiz baktigini soylemek ve onun fikirlerini Kemalizm karsitligi icin referans olarak almak ise bir diger vahim hata olmus. Huntington, Amerikan hukumetinin siyasi eylemlerini mesrulastirmak amaciyla kullandigi bir aractan baska bir sey degil.

Varsayalım her şey hatalı.. Kemalistlerin 'hırçınlığı' konusu kesinlikle tutmuş bence. =)

Bence yazıda değinilen çoğu nokta gayet isabetli. Sembolik ve yüzeysel batılılışma fikrine kaymış o kadar çok yönü var ki Kemalizm'in, görmemek için tam da bahsedilen eğitim formasyonunu sonuna kadar özümsemiş olmak gerekiyor.

Paylaşım için teşekkür ederim.

Doğrusunu söylemek gerekirse konu başörtüsü olduğunda tüm söylemler, yazılanlar, çizilenler anlamını yitiriyor bende. Kimin ne dediği, dedikleri ile bu işi çözme sevdaları, işi daha yokuşa sürme çabaları v.s. herşey. Bu konuda karar alanlar, uygulayanlar, savunanlar hepsi ama hepsi ya erkek, yahut başörtülü olmayanlar. Benim (benden kastım tüm başörtülü arkadaşlarım) problemim ama benim dışımda herkesin üzerinde uğraştığı ve uğraşı ile canımı biraz daha acıttığı bir konu.

Arzu Hanım,

Başörtülü insanların eğitim haklarının elinden alınıyor olması ya da memur bile yapılmamaları da zaten onları toplumsal ve siyasal karar alma mekanizmalarının tamamen dışına itme amacı taşımıyor mu sizce? Demek istediğim, başörtüsü problemini savunanların artık erkekler ve başörtülü olmayan kadınlarla sınırlı kalması şaşırtıcı değil. Bu uygulanan yasağın doğal bir sonucu.

bliyaal:

"Diger yandan, okullarda Kemalizm adina anlatilanlarin ne kadar sacma oldugu bir gercek. Hele ordunun Ataturkculuk olarak yaptigi ve anlattigi seyler daha buyuk bir sacmalik. Ama bunlar Ataturk'un fikirlerinin ve yaptiklarinin elestirilmesi icin ne kadar mesruluk sagliyor?"

Acaba derinsular.com'da okuduklarımız "Atatürk'ün fikirlerinin ve yaptıklarının 'meşru olmayan eleştirileri' mi??

Basortulu arkadaslarin kamusal alandan dislandiklari bu ortamda; yapacaklari en guzel sey, ozel sektorde kilit noktalarda kariyer sahibi olmaya calismalari olmalidir.

Bu konuda pes etmemeliler,ornegin,Avusturya Vien universitesine giden cok sayidaki basortulu doktor, avukat, siyaset bilimci, iletisimci adaylarinin, donduklerinde evlenip coluk cocuga karismayi tercih etmeleri, onca mucadele ve emegin bosa gitmesi anlamina gelecektir;

Tabii basortusu ozgurlugu edebiyati yapan, liberal muhafazakar patronlarimiz da samimiyetlerini lafla degil, bu arkadaslarimiza kariyer sansi vererek gostermelidirler.
Medeniyetler catismasi konusunda ise basortusunu bir dogu medeniyeti sembolu olarak ele alirsak "kemalizm hangi medeniyeti temsilen bu sembolle topyekun savasmaktadır?" sorusu akla geliyor.
Bati medeniyeti desek, degil, cunku Kemalizmin
bati demokrasisiyle bagdasan ve elle tutulur bir sevimliligi yok, tam aksine demokrasinin cok cok uzaginda bir despotizm olarak ve bati medeniyetinin degil, demirperde medeniyeti(!)nin temsilcisi olan, tipik bir IZM kabusu haline gelmis durumda..

Son gunlerde ilahiyat fakultelerinde peruk takmanin dahi yasaklayan, bu baskici ve fisleyici sistem; tam anlamiyla, demirperde IZMleri gibi tavır sergilemekteyken, en baba kemalist kurumumuz, (TSK dan sonraki ikinci gozbebegimiz(!) YOK) hangi medeniyetle ve kimi temsilen, kime karsi savastigini biliyor mu acaba!

Irtica dedikleri dusman, tam olarak nedir tanimlayabildiler mi? Tabii ki, HAYIR!

Uzun lafin kisasi, bizim ulkemizde Huntington tezinden daha farkli tezler donuyor ve biraz dusununce adini koymak cok da zor degil.

Ben Huntington'in bircok gorusune katiliyorum, ozellikle de medeniyetler catismasina. kitabi okudum ve begendim fakat Bliyaal'in dikkat cektigi analiz sapmalari da kesinlikle dogru. Huntington iyi bir teorisyen ama Turk 'kulturunden' bahsederken tamamen kendi kafasinda kurdugu fantazilere dayaniyor. Dibe batmis (batmadigini iddia edemezsiniz) bir toplumun kalkindirilmasi 'kulturun yok edilmesi'yle es degildir.

Evet ortada olmus olan kultur Kemalizm sayesinde erimistir fakat bu bir bakima kalkinma icin gereken devrimlerin yan etkileridir. Bunu gormek icin Kemalizmden nasibini almamis koylerdeki kulture, kalkinmisliga bakabiliriz, eger sehir diyorsaniz zaten Turklerin 'sehirli' bir millet olmadiklarini bilmeliyiz. Bakiniz Osmanli'da coken o toplumun 'kulturu yok edilmeyen', Batililasma dayatilmayan topluluklari ulkemizin sinirlarinin guney ve guneydogusunda yasamlarini surdurmektedirler. Bu yasamlar Turkiye'dekinden iyimidir? Kendi kimlikleri konusunda kesin kararlilar midir? Kisacasi teori guzel ama fazla fantazi yapmaya gerek yok, eger Turk devrimi bu milleti buyuk bir transformasyondan gecirmese su an Irak'tan hic bir farkimiz olmayabilirdi. Turk devrimi 80 yilda kendi kulturunu insa etmistir, simdi yapilmasi gereken ve bana gore zaten baslamis olan surec bu devrimin yan etkilerini aza indirip bastirdigi konulara aciklik kazandirilarak su anki kulturumuzun iyice genislemesidir. Boylece hem cumhuriyeti hemde osmanli gecmisini hazmetmis bir toplum olabilir ve refah seviyemizi yukari tasiriz. Cemal Sureya'lar, Orhan Veli'ler, Daglarca'lar, Pamuklar, Yasar Kemal'ler bu 80 yillik devrim kulturunun oyle yada boyle cok olumlu sonuclari da oldugunun en buyuk kanitidir, elestiri ugruna bu seferde bunlari gormezden gelmemeliyiz.

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca