derinsular.com
Derin Sular: Subjektif Ansiklopedi
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

November 21, 2006

Samuel Huntington (4): Kemalizm ve Batılılaşma

Huntington, Batılı olmayan toplumların 'modernleşme' ve 'Batılılaşma' kavramlarına üç farklı tepki verdiklerini söylüyor:

1- Hem modernleşmeyi, hem de Batılılaşmayı reddetmek,

2- Her ikisini de benimsemek,

3- Modernleşmeyi benimseyip, Batılılaşmayı reddetmek.

Kemalizm ve Batılılaşma

Hem modernleşmeyi hem de Batılılaşmayı benimseyen ikinci tip tepkinin Kemalizme karşılık geldiğini söyleyen Huntington, Türkiye'de Mustafa Kemal tarafından hayata geçirilen bu modelin yapısını (Türk kültür mirasının özelliklerini de dikkate alarak) inceliyor.

Kitabında Türkiye’ye sıklıkla değinen Huntington, Kemalizm'in üç varsayıma sahip olduğunu belirtiyor:

  • Modernleşme arzulanır ve gereklidir.


  • Yerli kültür modernizasyonla uyumlu değildir ve bu nedenle terk edilmeli ya da ortadan kaldırılmalıdır.


  • Bir toplumun başarılı bir şekilde modernize edilebilmesi için, tamamen Batılılaşması gerekir.

Modernizasyon kavramını daha çok endüstriyelleşme çerçevesinde ele alan Huntington, Kemalizmin bu yaklaşımının, 'Başarılı olmak için bizim gibi olmalısınız, çünkü bunun tek yolu bizim yolumuzdur' anlayışında olan kimi Batılılar arasında popüler olmasının sürpriz olmadığını belirtiyor. Batılı olmayan toplumların dini değerlerinin, ahlaki varsayımlarının ve sosyal yapılarının, endüstriyelleşmenin gereklerine en iyi ihtimalle yabancı, zaman zaman da düşman olduğunu öngören bu anlayışa göre, ekonomik anlamda kalkınabilmek için, günlük hayatın ve toplumun radikal ve yıkıcı bir şekilde yeniden yapılandırılması, ve hatta bu toplumlarda yaşayan insanların varlığı anlamlandırılma şekillerinin dahi değiştirilmesi gerekiyor.

Huntington, bu noktada, medeniyetler çatışması ve Orta Doğu politikaları gibi konularla ilgili olanların yakından tanıdığı bir isim olan Daniel Pipes'ın 'In the Path of God' adlı kitabından bir alıntı yapıyor. Bu kitabında İslamın modernleşme adına herhangi bir alternatif sunmadığını belirten Pipes, laikliğin, Avrupa dillerinin ve Batı eğitim kurumlarının kaçınılmaz olduğunu, müslümanların ancak Batı modelini açıkça kabul etmeleri durumunda kalkınabileceklerini, ancak Batı kültüründen bir şeyler öğrenebilmek için, öncelikle onun üstünlüğünü kabul etmiş olmak gerektiğini söylüyor.1

Bu noktada sözü Mustafa Kemal Atatürk'e getiren Huntington, Atatürk'ün bu sonuçlara Pipes'tan 60 yıl önce vardığını ve bu nedenle de Türkiye'yi Batılılaştırma ve modernleştirme adına büyük bir hamle başlattığını belirtiyor.

Huntington, Atatürk'ün ülkenin İslami geçmişini reddettiğini ve diniyle, mirasıyla, kültürüyle ve kurumlarıyla Müslüman olan bir toplumu modern ve Batılı kılmaya kararlı olan yönetici elit sınıf ile birlikte hareket ederek, Türkiye'yi 'kararsız ülke' (torn country) haline getirdiğini ifade ediyor. Bu noktada da, Kemalizmin yüzyıllardır var olan bir kültürü yok etmek ve yerine başka bir medeniyetten ithal edilmiş olan tamamen yeni bir kültür koymak gibi zor ve travmatik bir göreve sahip olduğu sonucuna varıyor.

Huntington, kitabının bir başka bölümünde, Türkiye'de 1920'li ve 30'lu yıllarda gerçekleşen devrimleri de yine bu çerçevede açıklıyor. Bu noktada, halkı Osmanlı ve müslüman geçmişinden uzaklaştırma girişiminde bulunan Atatürk'ün, dini gelenekçiliğin bir sembolü olan fesi yasaklamasına ve insanları şapka giymeye teşvik etmesine değiniliyor.

Bu amaç doğrultusunda yapılan onca değişikliği tek tek sayan Huntington, bütün bunlar arasında harf inkılabının çok daha hayati bir önem arz ettiğini belirterek, daha önce yazdığı 'Değişmekte Olan Toplumlarda Politik Düzen'2 adlı kitapta yer alan konu ile ilgili bir kısmı alıntılıyor ve kendilerine Roma alfabesi öğretilen yeni nesillerin devasa boyuttaki geleneksel yazına erişimlerinin imkansızlaşacağı konusunu vurguluyor. Roma harfleriyle eğitimin Avrupa dillerini öğrenmeyi teşvik edecek olması da Huntington'ın önemli bulduğu bir diğer nokta. Türkiye'de Fransızca bilenlerin Fransızlar, İngilizce bilenlerin ise Anglosaksonlar gibi düşündüğü hatırlanacak olursa, Huntington'ın bu vurgusunun, (yukarıda da belirtildiği gibi) eşyaya bakışı ve varlığı algılayışı dedelerinden çok farklı olan yeni bir neslin 'üretilecek' olması konusuyla bire bir irtibatlı olduğu söylenebilir.

Huntington'ın kitabında, Atatürk'ün, çokmilletli bir imparatorluk fikrine karşı olması nedeniyle, homojen bir ulus devlet oluşturmaya niyetlenmesi ve bu süreç dahilinde Ermeni ve Rumları öldürmesi gibi konulara da değinilse de, asıl odak noktası, Batılılaştırılması hedeflenen bir toplumun geçmişine ve değerlerine yabancılaştırılarak Batılı kılınmaya çalışılmasında. Böyle bir şey dünyada Mustafa Kemal'den önce tecrübe edilmediği için de, konu medeniyetlerin çatışması olduğunda, Türkiye önemli bir 'çalışma konusu' haline geliyor. Kemalizm'in (Huntington'ın ifadesiyle) nihayetinde başarısızlığa uğramış olduğu gerçeği de, Türkiye'nin incelemelere konu olma özelliğinin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.



1 Pipes, Daniel. ‘In the Path of God: Islam and Political Power ’ Transaction Publishers.

2 Huntington, Samuel P. 1968. 'Political Order in Changing Societies' New Haven: Yale University Press.



SAMUEL HUNTINGTON

Samuel Huntington (1): Medeniyetler Çatışması?
Samuel Huntington (2): Medeniyetler Bazında Ülkeler
Samuel Huntington (3): Kararsız Ülkeler
Samuel Huntington (4): Kemalizm ve Batılılaşma
Samuel Huntington (5): Kemalizm ve Başörtüsü
Samuel Huntington (6): Kemalist Devrimler
Samuel Huntington (7): İslami Diriliş
Samuel Huntington (8): Merkezsiz İslam Medeniyeti
Samuel Huntington (9): Diğer Konular
Samuel Huntington (10): Sonuç

| Yorumlar (3)

Okuyucu Yorumları (3)

Neden her olayın veya her kişisel seçimin ardında bir Atatürkçü düşünce şartı aranıyor? Her ülkenin kendi mozaiği olumuştur ve Türkiye, tarihinde kültürel farklılıklari çok iyi barındırabilmiş bir ülke...

Demokrasi, laiklik ve bunun gibi anlamı tam olarak kavranamamış ideolojik kalıpların arkasına sığınarak kişisel özgürlüklere indirilen darbelere bi anlam veremiyorum.

Allah'ın (cc) katında din İslamdır ve Hz. Muhammed (s.a.v.) de Allah'ın rasulüdür.

Ben müslüman bir insansam eğer, bu gerçeğe inanmam ve itaat etmem gerekir.

Sizce, Atatürkçü düşünceler ve Fransız düzeni olan laiklik mi, yoksa, Allah (cc) katında hak olan İslam mı?

"Huntington, Batılı olmayan toplumların 'modernleşme' ve 'Batılılaşma' kavramlarına üç farklı tepki verdiklerini söylüyor:

1- Hem modernleşmeyi, hem de Batılılaşmayı reddetmek,
2- Her ikisini de benimsemek,
3- Modernleşmeyi benimseyip, Batılılaşmayı reddetmek."

Bence Türkiye'nin tepkisi bunlardan farklı oldu:
4- Batılılaşmaya benimseyip, modernleşmeyi reddetmek! :)

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca