derinsular.com
Derin Sular: Subjektif Ansiklopedi
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

June 14, 2006

Laiklik (5): Sonuç

Fransız düşünce geleneği, laikliği eşitlik ve özgürlük ilkelerinden hareketle tanımlıyor. Ancak aynı düşünce geleneği doğrultusunda, dinin söz konusu eşitlik ve özgürlüğü tehdit ettiği de varsayıldığından, eşitlik ve özgürlüğün, ancak herkesin nötralize edilmesiyle gerçekleşebileceği noktasına varılıyor. ABD'de ise, bireysel haklardan söz edebilmek için düşüncelerin olduğu gibi inançların da 'ifade özgürlüğü' kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi hakim. Türkiye’de bireysel haklar konusundaki duyarlılıkların artıyor olduğu ve bunun sonucunda laiklik kavramının giderek daha çok özgürlükler ekseninde gündeme gelmeye başladığı düşünülecek olursa, Türkiye'deki laiklik arzının Fransız anlayışıyla örtüşmesine karşın, artmakta olan bireysel haklar talebinin ABD zihniyetine karşılık geldiği söylenebilir.

Laiklik

Söz konusu arz ve talep arasındaki uyuşmazlığın nedeni, bir kültür devrimiyle yukarıdan-aşağıya gerçekleştirilen medeniyet ithali.

Şöyle ki, herhangi bir askeri teknolojiyi ithal etmek isteyen bir komutanın, işe know-how satın alma emri vererek başlaması, ardından da, bu teknolojiyi kullanabilecek alt yapıyı oluşturma adına beşeri sermaye yatırımına gitmesi, imkanlar ölçüsünde, o alanda belli bir açılımı yakalamayı mümkün kılabilir. Ancak zihniyet kavramının işin içine girdiği medeniyetler konusunu (kağıt üzerinde dahi) bu kadar basite indirgeyebilmek maalesef mümkün değil. Dahası, toplumun kendi dinamikleriyle değişmesine ve gelişmesine izin vermeyi reddetmek ve hakim olan medeniyetin kültürel bir devrimle ortadan kaldırılması yoluna gitmek, (uyum göstermeyen insanları zorla değiştirmeyi ya da ortadan kaldırmayı beraberinde getireceğinden ötürü) otoriteryen bir yapıyı zorunlu kılıyor.

Türkiye'de Fransız tarzı bir laiklikten yana tavır koyanların, insanları zorla değiştirmeyi meşru addetmeleri, kendi doğrularını tartışılmaz görmelerinin olduğu kadar, bu doğruları (zorla da olsa) başkalarına da empoze etmeye hakları olduğuna inanmalarının da bir sonucu. 'Türkiye'nin imajı adına herkesi değiştirmek' olarak özetlenebilecek olan bu toplum mühendisliği projesi, laikliği, medeniyet ithaliyle yaşanacak olan bir kültürel dönüşüm sürecinde insanları değiştirme adına vazgeçilmez bir silah telakki ediyor. Bu durum da, üzüm yemekten ziyade bağcı dövmeye odaklanmış bir laiklik anlayışı çıkarıyor karşımıza.

Laiklik, siyasal bilimler nokta-yı nazarından değerlendirildiğinde de tuhaf durumlar göze batmıyor değil. Laiklik, herşeyden önce, politik bir sistem ya da rejim değil, farklı rejimlerde farklı şekillerde hayata geçirilmesi mümkün olan bir uygulama. Cumhuriyet ise, tanımı gereği, 'insanlara ait olan' bir rejimin ifadesi. Cumhuriyet gibi, özünde özgürlük yatan bir rejimi, zorba bir laiklik anlayışıyla cem edip adına 'laik Cumhuriyet' demek, ardından da, baskıcı bir laiklik anlayışını kullanarak cumhuriyetin özgürlükçü yönünü bastırmaya kalkmak, halkın devlet eliyle adam edilmesine yönelik politikalar eleştiriye maruz kaldığında da, 'Rejim elden gidiyor' nidalarıyla (resmin tamamını görmesini yıllardır engelledikleri) halka kin ve nefret aşılayarak olan biteni karambole getirmeye çalışmak, içimizdeki Fransızların alışmak zorunda kaldığımız tavırları arasında.

Bütün bunlardan hareketle, Türkiye'nin laikleştiği ölçüde cumhuriyet olma özelliğini kaybettiği rahatlıkla söylenebilir.



LAİKLİK YAZI DİZİSİ

Laiklik (1): Laiklik Nedir?
Laiklik (2): Dünyada Farklı Laiklik Uygulamaları: Fransa
Laiklik (3): Dünyada Farklı Laiklik Uygulamaları: A.B.D.
Laiklik (4): Türkiye’de Laiklik
Laiklik (5): Sonuç

| Yorumlar (5)

Okuyucu Yorumları (5)

Bir yandan her bireyin inancını özgürce yaşaması gerektiği konusunda ABD tarzı bir laikliğin doğru sistem olabileceğini düşünüyorum, diğer yandan ise evimde huzur içinde oturuyorken yanımdaki camiden bar bar bağıran ezan sesinden son derece rahatsız oluyorum.

Halka "Dininizi özgürce yaşayın hiç kimse size müdahale etmeyecektir" dendiğinde güya şu anda devlet denetimi altında olduğu iddia edilen imam-müezzin-cami tarzı yapılanmanın kuran kurslarının sık sık patlama yaptığı memleketimizde ne sonuçlar vereceğini kestiremiyorum.
Ha bu arada kimliğimdeki din kısmının İslam olması gerektiği bana soruldu mu? Ben diğer dinleri inceledim mi? Ateist olduğumu söylediğimde çevremdeki insanlar bunu kaldırabilecek olgunlukta olacak mı?

Bu konuları kişisel özgürlükler bağlamında yorumlayabilir misiniz?

Bir yandan her bireyin inancını özgürce yaşaması gerektiği konusunda ABD tarzı bir laikliğin doğru sistem olabileceğini düşünüyorum, diğer yandan ise evimde huzur içinde oturuyorken yanımdaki camiden bar bar bağıran ezan sesinden son derece rahatsız oluyorum.

Halka "Dininizi özgürce yaşayın hiç kimse size müdahale etmeyecektir" dendiğinde güya şu anda devlet denetimi altında olduğu iddia edilen imam-müezzin-cami tarzı yapılanmanın kuran kurslarının sık sık patlama yaptığı memleketimizde ne sonuçlar vereceğini kestiremiyorum.

Ha bu arada kimliğimdeki din kısmının İslam olması gerektiği bana soruldu mu? Ben diğer dinleri inceledim mi? Ateist olduğumu söylediğimde çevremdeki insanlar bunu kaldırabilecek olgunlukta olacak mı?

Bu konuları kişisel özgürlükler bağlamında yorumlayabilir misiniz?

"Halka "Dininizi özgürce yaşayın hiç kimse size müdahale etmeyecektir" dendiğinde güya şu anda devlet denetimi altında olduğu iddia edilen imam-müezzin-cami tarzı yapılanmanın kuran kurslarının sık sık patlama yaptığı memleketimizde ne sonuçlar vereceğini kestiremiyorum."

İnsanların kutsal kitaplarını okumayı öğrenmek ya da çocuklarına öğretmek istemeleri ile 'devletin' yönetim biçimi arasında bir ilişki göremiyorum. Ancak bu isteklerinin sınırlandırılıyor olması, 'milletin' yönetim biçimi hakkında bir fikir verebilir. Bu tabii işin bir yanı. Zira diğer yandan, bu tür kurslarda din eğitimi değil, siyasal İslam öğretildiği de sıklıkla iddia ediliyor. Ancak, ben bu tür uygulamaların olabileceğini kabul etsem de, sayılarının son derece az olduğunu tahmin ediyorum.

Kuran kurslarının devlet denetiminde olan vakıflarca yürütülüyor olmasının söz konusu olmadığını da belirtmek isterim. Zira 28 Şubat sürecinde Diyanet İşleri dışındaki kurumların Kuran kursu açması yasaklandı. Yani devletin başkalarını denetlemesi söz konusu değil artık.

Diyanet kurslarına da 14 yaşından küçüklerin kabul edilmediği hatırlanacak olursa bu yasakların ardındaki asıl niyet daha iyi anlaşılabilir.


"Ha bu arada kimliğimdeki din kısmının İslam olması gerektiği bana soruldu mu? Ben diğer dinleri inceledim mi?"

Nasıl bir kültürün içinde dünyaya geldiğimizi hiçbirimiz seçmiyoruz, haklısınız. Ancak başka bir kültürün içinde dünyaya gelmeniz durumunda da 'Dinimin ... olması bana soruldu mu?' ya da 'İnançsız olmam bana soruldu mu?' gibi sorular sorulabilirdi aynı şekilde. Bu da bizi aslında bir sonraki cümlenize getiriyor: 'Ben diğer dinleri inceledim mi?' Demek ki kişinin içinde doğduğu kültürü veri kabul etmeyerek bilgiye ulaşma gayreti içerisinde olması gerekiyor. Ancak insanlar ne yazık ki değil başka inançları, kendi inançlarını dahi incelemiyorlar.


"Ateist olduğumu söylediğimde çevremdeki insanlar bunu kaldırabilecek olgunlukta olacak mı?"

Çevrenizde kimler olduğuna bağlı.

"Türkiye'de hakim kılınan laiklik anlayışının 'sivil alanda yaşanılan gelişmeler' ve edinilen 'tecrübeler' ekseninde oluşan bir 'düşünce geleneği' ile değil, yukarıdan aşağıya, otoriteryen düzenleme ve yasaklar sonucunda şekilleniyor olması, laiklik uygulamaları ile düşünce geleneği arasındaki bağı dışarıda aramamızı gerektiriyor." demişsiniz.

Yaşadığı çağın 200 yıl gerisinde kalmış bir ülkede hala toplumun kendi kendine gelişmesini bekleyemezsininz. Bu noktada aradaki farkı kapatmak için bir sıçramaya yani devrime ihtiyacınız var. İnsanların kafasındaki koyu dini taassubu da yıkmanız, özgür düşünce ortamını oluşturmak için gereklidir. Bunun için oturup toplumun evrimle gelişmesini mi bekleyeceksiniz? Bir yüzyıl daha!

Ayrıca konuyu hep tek taraflı yürütmüşsünüz. Bu ülkede "Demokrasi bizim için bir trendir; istediğimiz durakta ineriz" diyen zihniyetlerin varlığını hiç hesaba katmamışsınız. Dini inançları, başta türbanı siyasi ve ekonomomik çıkarları için kullanan kesimlerden bahsetmemişsiniz. Etkiye karşı tepki vardır. Emperyalizmin Türkiye'ye karşı maşalığını yapan bu zihniyetlerin cumhuriyeti zarar vermek için gösterdikleri faaliyetlere karşı devlet tepki göstermiştir. Türbanlı yurttaşların kamusal alana girmelerinin yasaklanması bunun bir sonucudur. Ne yazık ki kurunun yanında yaş da yanmıştır.

Diyeceğim o ki, empati kurmadan tek taraflı bir yazı yazmışsınız.

Oktay Bey,

Cumhuriyet öncesi Türk toplumunun durumu ile ilgili söyledikleriniz gerçeği yansıtmıyor.

Bu konuda aşağıdaki yazı dizisine bakabilirsiniz:
http://www.derinsular.com/arsiv/2007/01/lale_devrinden_gunumuze_bireysel_haklar_1.php

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca