<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0">
    <channel>
        <title>Alt Beyin</title>
        <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/</link>
        <description>Impressions from Mr. Sular and his miserable life</description>
        <language>en</language>
        <copyright>Copyright 2008</copyright>
        <lastBuildDate>Mon, 10 Mar 2008 19:17:05 +0200</lastBuildDate>
        <generator>http://www.sixapart.com/movabletype/</generator>
        <docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs>
        
        <item>
            <title>Bay Spiro&apos;dan Haşin İstatistik Dersleri</title>
            <description><![CDATA[<p><br />
<h3 class="date-header">Giriş</h3></p>

<p><a target="_blank" href="http://www.philosophyprofessor.com/philosophers/immanuel-kant.php">Kant</a>, 1795 yılında yazdığı <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Perpetual_peace">Perpetual Peace</a> adlı eserinde, barışın kalıcı olabilmesi için anayasal cumhuriyet rejiminin bir öngereklilik olduğunu öne sürdü. Zira Kant'a göre, tanımı gereği 'insanlara ait' olan cumhuriyet rejiminde savaş ve barış ile ilgili kararlar da yine insanlar tarafından alınacağından, halkın savaş çıkarmak gibi kendi canını, malını ve sevdiklerini tehlikeye atacak olan bir karar üzerinde ittifak etmesi mümkün olmazdı. Öyleyse kalıcı bir barış, ancak cumhuriyetlerin egemen olduğu bir dünyada mümkün olabilirdi.</p>

<p>Kant'ın bu yaklaşımı, aradan 200 yıla yakın bir süre geçtikten sonra uluslararası ilişkilerde savaş ve barış konularında araştırma yapanların giderek daha çok ilgisini çekmeye başladı ve 1970'lerden itibaren pek çok siyaset bilimci demokrasi ile barış arasındaki ilişki üzerine odaklanma ihtiyacı hissetti. Çünkü Kant haklı çıkmış, (kelimenin bugünkü anlamıyla) demokratik bir yönetime sahip olan iki ülkenin birbiriyle savaştığı bugüne kadar hiç görülmemişti. Bu durum, demokratik ülkelerin sayısının artmasının kalıcı barışın çözümü olduğu anlamına geliyordu!</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2008/03/bay-spirodan-hasin-istatistik-dersleri.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2008/03/bay-spirodan-hasin-istatistik-dersleri.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 19:17:05 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>İki Mehmet (2): İkinci Mehmet</title>
            <description><![CDATA[<p>İkinci bir Mehmet'i, aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra, askerliğimin ilk kısmını yaptığım bir doğu ilinde tanıdım. Bu Mehmet de pek çok yönü itibariyle Birinci Mehmet'e benziyordu. Ancak aralarında kimi önemli ve önemsiz farklılıklar da yok değildi. Örneğin, bu Mehmet Diyarbakırlı değil, Urfalıydı. Pek mutlu da sayılmazdı. Dahası, etrafında olup bitenlere fazlasıyla tepkiliydi. Aslına bakılırsa tuhaf bir tecrit hayatı içerisinde bütün gün aptalca şeyler yaptığımız için tepki göstermekte haksız da sayılmazdı, ama onun tepkisi 57 kişilik grubumuz içerisindeki diğerlerininkinden çok daha farklı nedenlere dayanıyor gibiydi. Zira Mehmet tekil bazda her gün katlanmak zorunda olduğumuz anlamsızlıklardan ziyade, etrafımızda olup biten herşeye genel bir öfke duyuyor, içinde sürekli canlı olan bu öfkeyi dışavurmak için de adeta sebep arıyordu.</p>

<p><img src="http://www.derinsular.com/im/2007/1128-ikinci-mehmet.jpg" alt="İkinci Mehmet" title="İkinci Mehmet" /></p>

<p>Mehmet'in bu durumunu sanırım ilk kez yürüyüş eğitiminde fark etmiştim. Bize eğitim veren çavuş uygun adım yürüyüş şekillerini gösterirken Mehmet durduk yerde itiraz etmiş ve kendisine özgü aksanıyla bu hareketleri yapamadığını söylemeye başlamıştı. Halbuki çavuşun gösterdiği hareketler, beden eğitimi derslerinde gösterilen türden son derece basit figürlerdi. Yani sorun Mehmet'in yapamaması değildi; sadece bu şekilde içinde kalan bir şeylerin tepkisini gösteriyordu.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/11/iki-mehmet-2-ikinci-mehmet.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/11/iki-mehmet-2-ikinci-mehmet.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Cemaziyül Evvel</category>
            
            
            <pubDate>Wed, 28 Nov 2007 22:36:39 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>İki Mehmet (1): Birinci Mehmet</title>
            <description><![CDATA[<p>[Tanımış olmaktan mutluluk duyduğum iki Kürt hakkındaki hatıralarım.]</p>

<p>Birinci Mehmet'i üniversitedeki birinci yılımda tanıdım. Diyarbakırlıydı. Orada doğmuş ve büyümüş, üniversiteyi kazanınca da İstanbul'a gelmişti. Güleryüzlülüğü, cana yakınlığı ve görünüşü de dahil olmak üzere hemen her haliyle tipik bir Kürttü. Türkiye'nin şartları nedeniyle de, Doğu'dan Batı'ya gelmiş olması onun için sadece coğrafi bir değişiklik anlamı taşımıyordu. Okulun ilk günlerinde, yeni bir şehir ve yeni bir ortamda yeni bir hayata başlamış olmanın heyecanını Mehmet'in davranışlarında okumak mümkündü. Mehmet hakkında hatırladıklarım arasında zihnimde en çok yer edeni de, o günlerden birinde yaşandı.</p>

<p><img src="http://www.derinsular.com/im/2007/1123-birinci-mehmet.jpg" alt="Birinci Mehmet" title="Birinci Mehmet" /></p>

<p>Aslında bütün olay, bir ders çıkışında 5-6 kişilik bir arkadaş grubuyla fakültenin önündeki sokakta yürümekteyken Mehmet’le aramızda geçen 10-15 dakikalık bir diyalogdan ibaret. Ama bu kısa diyalog, takip eden yıllarda Mehmet'in içerisinden çıkıp geldiği topluluğun yaşadığı tecrübelere olan ilgimin artmasıyla birlikte bana daha çok şey ifade etmeye başlayacaktı. Tabii o gün itibariyle bunun böyle olacağının farkında değildim. Ancak belli özellikleri itibariyle toplumun geri kalanından farklı olan insanlara yönelik merakım küçüklüğümden beri hep güçlü olduğundan, o ders çıkışında Mehmet benim gözümde otomatikman bir ilgi odağı haline geliyordu. Hepsi aşağı yukarı aynı özelliklere sahip olan sınıftaki diğer öğrencilerden daha farklı görünen, Türkçe'yi farklı bir aksanla konuşan, daha farklı bir samimiyet anlayışı çerçevesinde şakalar yapan ve genel anlamda, haliyle vaktiyle bulunduğu grubun içinde göze batan bu kişi, bir bakıma, bana çözülmesi gereken bir bilmece gibi geliyordu. Bu nedenle de ona sürekli kendi kültürüyle ilgili sorular yöneltme ihtiyacı hissediyordum.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/11/iki-mehmet-1-birinci-mehmet.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/11/iki-mehmet-1-birinci-mehmet.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Cemaziyül Evvel</category>
            
            
            <pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:48:06 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Pai Mei İyi Adamdı</title>
            <description><![CDATA[<p><em>Yakında</em>.</p>

<p><img src="http://www.derinsular.com/im/2007/1101-ruh-ikizi.jpg" alt="Ruh İkizi" title="Ruh İkizi" /></p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/10/pai-mei-iyi-adamdi.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/10/pai-mei-iyi-adamdi.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Tue, 02 Oct 2007 06:15:31 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (10): Yüzleşme</title>
            <description><![CDATA[<p>Turco aniden uyandı. Görünüşe bakılırsa kafede oturduğu yerde uyuyakalmıştı. Gözlerini açtığında ilk olarak avucunun içindeki kahve bardağını gördü ve gayri ihtiyari bir dürtüyle küçük bir yudum aldı. Hala ılık olan sert kahve midesine doğru süzülürken, masasının üzerine Ernest Hemingway’in 'The Sun Also Rises' adlı kitabının epey eski bir baskının bırakılmış olduğunu gördü. Kitabı eline alarak sayfalarını karıştırdı. Her sayfası hala yerinde olsa da, kitap epey el değiştirmişe benziyordu.</p>

<p><img alt="Yüzleşme" title="Yüzleşme" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0827-yuzlesme.jpg" /></p>

<p>Turco kahvesinin geri kalanını bir dikişte bitirdikten sonra kitabı eline alarak masadan kalktı ve Montoya Oteli'ne doğru yürümeye başladı. Artık bu şehirde çok fazla işi kalmadığını anlamıştı.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-10-yuzlesme.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-10-yuzlesme.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Mon, 27 Aug 2007 06:29:58 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (9): Gerçek</title>
            <description><![CDATA[<p>"Bugüne dek tesiri altında olduğun düşünce sistemi, <em>varlık</em> denen şeyi değerlendirme adına doğru yaklaşımlarda bulunmana engel oldu Turco. Almış olduğun kültür, aklını ve muhakeme yeteneğini köreltti. Ama nedenini bilmesen de, sana çeşitli ipuçları vereceğim. Bu ipuçları zihnindeki soruları yanıtlayamayacak. Ama sana çeşitli çıkış noktaları sunacak. Ancak unutma ki bunlar asıl duyman gereken şeyler olmaktan biraz uzak. Çünkü sana sadece hal-i hazırda bir mana ifade edebilecek şeyler söyleyeceğim. Zaten böyle yapmayıp doğrudan konunun özüne girseydim, bu sefer hiçbir şey anlayamayacaktın. Şimdi en azından verimli bir başlangıç rampasına sahip olacaksın. O nedenle iyi dinle. İşte birinci ipucun:</p>

<p><img alt="Gerçek" title="Gerçek" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0826-gercek.jpg" /></p>

<p>"İsa'dan takriben 300 yıl kadar önce Uzak Asya'da <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Zhuangzi">Zhuangzi</a> adlı bir bilge yaşardı Turco. <em>Bura</em>nın ne olduğunu ve kendisinin <em>bura</em>da ne aradığını merak eder dururdu. Bu yolda da senden çok daha fazla mesafe kat etmişti. Zhuangzi yıllar boyu <em>bura</em>da olup bitenleri gözlemledi. Varlığın her bir parçasından bir ders çıkarmaya çalıştı. Ancak hepsinden önemlisi, bu işi kendi konum ve rasyonalitesiyle sınırlamadı. Mesela bir kelebeği izlerken 'Zhuangzi kelebekten ne öğrenebilir?' diye düşünmedi. Zhuangzi'yi unuttu. Doğrudan kelebek oldu. Gün geldi kelebekle öylesine hemdem oldu ki, o noktadan sonra bazı şeylere farklı bir gözle bakabilmeyi başardı.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-9-gercek.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-9-gercek.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Sun, 26 Aug 2007 23:55:52 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (8): Bunalım</title>
            <description><![CDATA[<p>İnsana huzur ve mutluluk veren yörelerin <em>dünya cenneti</em> olarak nitelendirildiği bu hayatta, Pamplona muhakkak <em>dünya cehennemi</em>ne karşılık geliyor olmalıydı. İnsan ruhuyla beslenen ve açlığını tatmin edip semirdiği ölçüde cazibesine kapılanları ruhsuzlaştıran bir dünya cehennemi.</p>

<p><img alt="Sükun" title="Sükun" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0812-sukun.jpg" /></p>

<p>Pamplona, şehrin sınırları içerisine girdiği andan itibaren onu çepeçevre kuşatmaya başlamış ve ona her seferinde daha da korkunçlaşan sahneler göstermişti. Önce kaçınılmaz sonlarına doğru onursuzca koşmaya itilen boğalar, ardından da kaç zamandır gününü de gecesini de zehir eden akıl almaz vahşet görüntüleri.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-8-bunalim.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-8-bunalim.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Sun, 12 Aug 2007 22:42:30 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (7): Gösteri</title>
            <description><![CDATA[<p>Her işin olduğu gibi arenada boğa katletmenin de bir adabı, gelenekselleşmiş bir usülü vardır. Ancak yine belirtmek gerekir ki, her işin olduğu gibi, arenada boğa katletmenin usülleri de yöreden yöreye farklılık gösterir.</p>

<p><img alt="Kan Kokusu" title="Kan Kokusu" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0809-kan-kokusu.jpg" /></p>

<p>Bütün bu farklı usüllerin içerisinde en köklü ve yerleşik olanı elbette ki İspanyol tarzıdır. İspanyol tarzı katl, üç aşamada gerçekleşir:</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-7-gosteri.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-7-gosteri.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Thu, 09 Aug 2007 00:01:00 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (6): Montoya Oteli</title>
            <description><![CDATA[<p>Büyük gün geldi ve boğalar koştular. Yaşamak zorunda bırakıldıkları karşısında yüz ifadelerine kimi zaman şaşkınlık hakim oldu, kimi zaman öfke, kimi zaman da korku... Onca bağırış çağırış arasında neye uğradıklarını bile anlayamadan bir daha dönmemek üzere akıp gittiler Pamplona sokaklarından.</p>

<p><img alt="Eziyet" title="Eziyet" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0808-eziyet.jpg" /></p>

<p>"¡Ahí va! ¡Ahí va!" Bütün bunları eğlenceli bulanların hayattan anladıkları bu olsa gerekti… Hepsi hayatlarının en mutlu gününü yaşıyor gibiydiler.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-6-montoya-oteli.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-6-montoya-oteli.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Wed, 08 Aug 2007 19:02:25 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (5): Pamplona</title>
            <description><![CDATA[<p>Pamplona sokakları gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyordu. Ancak herkes Temmuz ayının yaklaşmasını ve festivalle birlikte doruğa ulaşacak olan insan selinin şehri bir an evvel mahşer yerine döndürmesini bekliyordu.</p>

<p><img alt="Ruhsuz Şehir" title="Ruhsuz Şehir" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0806-ruhsuz-sehir.jpg" /></p>

<p>İlk kez geliyor olmasına rağmen o da hissediyordu olacakları. Haftalardır karış karış yürüdüğü bu sokaklara kısa bir süre sonra adım atmak bile mümkün olmayacaktı. Yaz aylarında kimi karınca yuvalarının etrafı nasıl kıvıl kıvıl oluyorsa, Pamplona da işte öyle olacaktı! Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler şehre sığmayacak, bir yolunu bulup şehre girebilenler de, her metrekaresinde en az 6 kişinin bulunduğu sokaklarda yürümek için yer bulamayacaklardı.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-5-pamplona.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/08/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-5-pamplona.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Mon, 06 Aug 2007 04:56:37 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (4): Iberia</title>
            <description><![CDATA[<p>Iberia adlı demirden bir kuş, Atina adlı şehirden havalanarak Madrid adlı şehre doğru yol almaya başladı. Güneş adlı sıcak küreden yayılan ışınlar, an(!) itibariyle dünya adlı gezegenin Avrupa adlı kıtasına dike yakın bir açıyla düşmekteydi. Demir kuş rotasındaki irtifaya yükseldikten sonra, Maria / Iberia adlı etten kemikten bir kabin görevlisi, servis arabasındaki değişik adlardaki içeceklerin servisine başladı. Adlarını bilmediği her yolcuya tek tek birşey içmek isteyip istemediklerini sorarak arka sıralara kadar ilerledi. Sabahın erken saatlerinde Madrid adlı şehirden Atina adlı şehre gelirken de aynı şeyi yapmıştı.</p>

<p><img alt="İberya" title="İberya" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0630-iberya.jpg" /></p>

<p>Maria / Iberia sondan üçüncü sıraya geldiğinde yüksek volümlü müzik eşliğinde yüzünde garip bir ifadeyle uyuyan yolcuyu farkeder farketmez alışkın olduğu hızlı değerlendirmelerinden birini yaptı ve yolcunun uykusunun yeterince derin olduğu düşüncesiyle kendisini uyandırmamanın daha doğru olacağına karar verdi. Ardından da derhal güleryüzünü tekrar takınarak sondan ikinci sıraya doğru ilerledi.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-4-iberia.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-4-iberia.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Sat, 30 Jun 2007 13:04:28 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (3): Düzenleyiciler</title>
            <description><![CDATA[<p>"Ne yapıyor şu anda?"</p>

<p>"Az önce restorana girmişti, efendim. Şimdi yemeğini yiyor. Bir yandan da ne yapacağını düşünüyor."</p>

<p>"Güzel. Bulmacanın ne kadarını çözebildi?"</p>

<p><img alt="Düzenleyiciler" title="Düzenleyiciler" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0627-duzenleyiciler.jpg" /></p>

<p>"Çok küçük bir kısmını, efendim. Gerek boğaların varlığı, gerekse sokağın ve insanların görünüşlerinden hareketle beyninin ona 'İspanya'da geçen' bir oyun oynadığını düşünerek kendisinden beklenen bir sonuca varmıştı biliyorsunuz ikinci günün sonunda. Ardından da, internet üzerinde biraz araştırma yaptı. Salıverilen boğaların koşusunun İspanya'da her yıl düzenlenen festivallerde önemli bir yer tuttuğunu öğrendi. Önceki yıllarda televizyon haberlerinde İspanya'da sokaklarda koşan boğaları ve onlardan kaçışan insanları izlemiş olduğunu dikkate almıştık baştan zaten."</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-3-duzenleyiciler.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-3-duzenleyiciler.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Wed, 27 Jun 2007 11:52:13 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (2): Kabus</title>
            <description><![CDATA[<p>Korkuyla uyanmasının üzerinden birkaç dakika geçmiş olmalıydı. Ama yattığı yerde kafasının içinde yankılanan sesler, takriben 5 metre önünden geçen tramvayın sesini hala perdeleyebiliyordu. Tamamen kapalı beyaz jaluzilerin üzerindeki yansımadan anlaşılabildiği kadarıyla güneş yeni batmış gibiydi. Göz ucuyla duvardaki saate baktı. Çalar saatinin çalmasına daha 50 dakika vardı. Ancak daha fazla uyuyamayacağını biliyordu. Bu nedenle korkudan kaskatı kesilmiş vücudunu hareket etmeye zorladı. Birşeyler yemeli, ardından da her zamanki rutinine başlamalıydı.</p>

<p><img alt="Kabus" title="Kabus" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0625-kabus.jpg" /></p>

<p>Ağır hareketlerle doğruldu. Ancak kendisinde hissettiği farklılık nedeniyle bugünün diğerine nazaran pek de rutin geçmeyeceğini şimdiden anlamıştı. Zaten ilk dakikadan itibaren tamamen rutin dışı gerçekleşti herşey. Duş alıp yemek sipariş etmek yerine, aceleyle yüzünü yıkayıp dışarı çıktı hemen. Kapıyı açar açmaz yüzüne çarpan sıcak hava, göbeğinde yaşamasına rağmen çok sınırlı temasta bulunduğu koca şehirle tekrar yüz yüze gelmesini sağladı. Hızlı adımlarla her zaman yemek ısmarladığı Sirkeci İstasyon Arkası'ndaki esnaf restoranına doğru ilerlemeye başladı.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-2-kabus.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-2-kabus.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Mon, 25 Jun 2007 23:59:02 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (1): Sıcak Şehir</title>
            <description><![CDATA[<p><em>İstanbul</em>, tarihinin en bunaltıcı yaz günlerinden birini yaşıyordu. Kızgın güneşin altında kavrulan asfaltlardan saydam dumanlar yükseliyor, klimalardan serpilen su damlacıkları zeminle temas eder etmez buharlaşıyordu. Beyaz şemsiyelerini güneşe siper ede ede şehrin sokaklarında koşuşturan onca insan, cehennemi sıcaklara inat dünyayla boğuşmaya devam ediyor ve böylelikle farkında olmadan tabiatının gereğini yerine getiriyordu.</p>

<p><img alt="Sıcak Şehir" title="Sıcak Şehir" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0623-sicak-sehir.jpg" /></p>

<p>Ne de olsa herşey, hayat denilen mücadeleye bir yerlerden tutunmak istemeleriyle ilgiliydi eninde sonunda. Üzerinde yaşadıkları ve nereye doğru yol aldığını bilmedikleri bu küre şeklindeki cisim, öyle ya da böyle insanoğlunun yegane oyun sahasıydı. Bu sahada cereyan eden küçük ve (nisbeten) büyük oyunlarda, belli noktalara odaklanmak, insan tabiatı gereği diğer başka noktaların öncelik sırasını etkiliyordu. İşte bu nedenle, kendilerine 'iş' belledikleri şeyleri yapmak üzere beyaz şemsiyelerinin altında hedeflerine doğru ilerleyen insanlar, havaların ısınmasıyla eskisinden de güzel bir sergi alanına dönmüş olan şehr-i İstanbul'un gizemlerine kayıtsız kalıyorlardı.</p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-1-sicak-sehir.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/bogalar-lady-ashley-ve-gercek-1-sicak-sehir.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Büyüklere Masallar</category>
            
            
            <pubDate>Sat, 23 Jun 2007 07:45:06 +0200</pubDate>
        </item>
        
        <item>
            <title>Jack Bauer&apos;ın Cismaniyetinden İstimdat</title>
            <description><![CDATA[<div style="width:504px;text-align:right">(5. Sezonun Anısına)</div>

<p>Sarıdır saçları, beyazdır derisi,<br />
Kırk yılda bir gelir onun gibisi,<br />
Alem-i cihanda benzeri yoktur,<br />
Tarifsizdir Jack'in vatan sevgisi.</p>

<p>He wants answers, and he wants them now,<br />
Extracts confessions, and he knows just how...<br />
A <em>jack</em>-of-all-trades, besides, a master of each,<br />
When he is in the field, he's above the law.</p>

<p>Ey Jack Bauer, aslında sen de içimizden birisin,<br />
Vatan için ölür, ve hatta, gerekirse dirilirsin.*<br />
Ne olur kimsenin gözünün yaşına bakma,<br />
Yirmi dört saat sürmez, hepsini bitirirsin.</p>

<p>Türkiye de seninle gurur duyuyor ey Vatan Kurtaran Jack!<br />
Ama Orta Doğuluyuz diye sakın hor görme bizi<br />
Zaten burası İran değil, Atatürk Türkiyesi!<br />
Olmadı bir gün geçerken İstanbul'a da uğra,<br />
Vur, kır, parçala... Adam et hepimizi...</p>

<p><br />
<font size="-2">(*): Bkz. Sezon 4.</font></p>

<p><img alt="Yirmi Dört" src="http://www.derinsular.com/im/2007/0605-24.jpg" /></p>]]></description>
            <link>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/jack-bauerin-cismaniyetinden-istimdat.php</link>
            <guid>http://www.derinsular.com/altbeyin/2007/06/jack-bauerin-cismaniyetinden-istimdat.php</guid>
            
                <category domain="http://www.sixapart.com/ns/types#category">Serbest Yazılar</category>
            
            
            <pubDate>Tue, 05 Jun 2007 23:25:46 +0200</pubDate>
        </item>
        
    </channel>
</rss>
