derinsular.com
Derin Sular: Alt Beyin
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
memorandum
medya defteri
alt beyin
deep waters

August 12, 2007

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (8): Bunalım

İnsana huzur ve mutluluk veren yörelerin dünya cenneti olarak nitelendirildiği bu hayatta, Pamplona muhakkak dünya cehennemine karşılık geliyor olmalıydı. İnsan ruhuyla beslenen ve açlığını tatmin edip semirdiği ölçüde cazibesine kapılanları ruhsuzlaştıran bir dünya cehennemi.

Sükun

Pamplona, şehrin sınırları içerisine girdiği andan itibaren onu çepeçevre kuşatmaya başlamış ve ona her seferinde daha da korkunçlaşan sahneler göstermişti. Önce kaçınılmaz sonlarına doğru onursuzca koşmaya itilen boğalar, ardından da kaç zamandır gününü de gecesini de zehir eden akıl almaz vahşet görüntüleri.

Kan koklamıştı günlerce. Gözü önünde boğaların yüreklerine saplanan kılıçların acısını kendi içinde de hisseder gibi olmuştu; ve her birinin hayatı sırtından, göğsünden, ağzından ve burnundan damla damla akıp giderken hiçbir şey yapamamış olmaktan ötürü kahrolmuş, bütün bunları engelleyebilecek çapta bir güce sahip olabilmeyi dilemişti.

Onca kan kaybettikten sonra ayakta duracak takati kalmayıp sendelemeye başlayan ve sonunda yere yığılan boğaları görüyordu günlerdir rüyalarında. Ayakları üzerine çökerek oturuyor ve hayatlarının son anlarını ne anlama geldiğini bile bilemedikleri bu sahneye bitkince bakarak geçiriyorlardı. Yüzlerinden çaresizlik ve hayak kırıklığı okunuyordu. İçini parçalayan bu manzaranın ardından, kırmızı pelerinli, soytarı kılıklı katiller, ellerindeki hançerleri yerde yarı baygın durumda oturan boğaların enselerine saplıyor, bu şokun etkisiyle son bir kez acıyla sıçrayan boğalar, o güne dek azami özenle yetiştirildikleri bu dünyada dünden bugüne neyin değiştiğini anlayamadan şaşkınlık içinde aramızdan ayrılıyorlardı.

Can yakarak ve can alarak eğlenen insanları misafir eden Pamplona, zihnine sürekli acı anılar depoladığı için sadece gündüzleri değil, geceleri de onu tüketiyor, kendine has yöntemleriyle bütün enerjisini emiyordu. Herhalde daha bu cehenneme girdiği ilk gün ona esir düşmüş ve yavaş yavaş daha da aşağılara sarkıtılıyormuşcasına çektiği acı giderek artmıştı. Olmaz olası festivalin bitmesi ve Pamplona sokaklarının tekrar sakinleşmeye başlaması da bu acıyı azaltmamıştı. Çünkü insanım diye ortalıkta gezen bu canavar ruhlu kadın ve erkekler başka cehennemlere çekip gitmiş olsalar da, günlerdir kan içe içe demini alan şehrin habis ruhu hala buradaydı. Ayaklarının altındaki kirli toprağa hakim olan bu kötü ruhu hissediyor, kızgın güneşin altında yerden ince ince yükselen kandan buharları teneffüs ettikçe midesi bulanıyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Gün itibariyle Pamplonalıydı ve çilesini doldurana dek de öyle kalacak, Montoya Oteli'ndeki zorunlu ikametine devam edecekti. Eskisinden farklı olarak sokakları arşınlamıyordu gerçi. Ama hemen her gün sabah erkenden dışarı çıkıp, gün boyu şehrin sakin bir köşesinde oturup kendisiyle baş başa kalmak istiyordu.

Otelden uzaklaşmak istemesinin kendisine itiraf etmekten kaçındığı bir nedeni de yok değildi. Montoya ona Brett'i hatırlatıyordu. Kendisine has ses tonuyla Montoya'nın lokantasında yükses sesle arkadaşlarıyla konuşan, ilgi uyandırıcı tavırlarıyla etrafındakileri ister istemez çekim alanına alan Brett, onu gören her erkek gibi Turco'yu da etkilemişti. Montoya'da oturdukça gerek Brett'i, gerekse onun yörüngesine kapılan erkekleri hatırlıyor, şimdi nerede ne yapmakta olduğunu bilemediği bu kadını düşünmek ona kıskançlıkla karışık bir acı veriyordu. Brett hakkında adından başka neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Ama arkadaşlarından birinin diğerine, 'O senden çok daha iyi olan onca kişiyle yattı' demiş olduğunu hatırlamak içini acıtıyordu. Brett'in neden olduğu bu acı Pamplona'nın verdiği acıdan daha farklı olsa da, içinde bulunduğu bunalımı körükleme adına her ikisi de birbirine yakın tesirde bulunuyordu.

Şehre teslim-i silah etmiş olan Turco'nun bu hali, bir süre daha devam etti. Derken günlerden bir gün, bir Pamplona kafesinde etrafında olup bitenlere neredeyse tamamen kayıtsız bir şekilde otururken, hayat hikayesi yeni bir açılım kazandı. Epey sert bir Arap kahvesi eşliğinde çıktığı zihinsel yolculuktan kafeye geri dönerken, hemen yanındaki masada oturan değişik bir adamın gülerek kendisine bakmakta olduğunu fark ederek irkildi. Adamın ne zaman oraya oturduğunu ve ne kadardır kendisini bu şekilde izlemekte olduğunu bilmediğinden içine derin bir tedirginlik hissi yayıldı. Gözlerinin içi bile gülen bu adam, sadece siyah ve beyaz giysiler içerisindeydi ve sanki bir süredir Turco'nun uyumadan gördüğü rüyadan uyanmasını ve kendisini fark etmesini bekliyormuş gibiydi. Sonunda beklediği anın geldiğini gören adamın gülümsemesi yüzüne daha da yayıldı ve kahkahalarla gülmemek için kendisini zor tutuyor olduğunu gizlemeye gerek görmeden hafifçe öne doğru eğilerek, 'Merhaba Turco' dedi.



Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (01): Sıcak Şehir
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (02): Kabus
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (03): Düzenleyiciler
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (04): Iberia
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (05): Pamplona
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (06): Montoya Oteli
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (07): Gösteri
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (08): Bunalım
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (09): Gerçek
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (10): Yüzleşme

| Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca