derinsular.com
Derin Sular: Alt Beyin
Fotoğraf Detayları
site hakkında  |  site felsefesi  |  arşiv  |  .pdf  |  rss  |  indeks  |  bibliyografi  |  linkler  |  iletişim
ana sayfa
ansiklopedi
makaleler
memorandum
alt beyin
deep waters
Takip
Takip: Medya
 |
Takip: Kitap

June 23, 2007

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (1): Sıcak Şehir

İstanbul, tarihinin en bunaltıcı yaz günlerinden birini yaşıyordu. Kızgın güneşin altında kavrulan asfaltlardan saydam dumanlar yükseliyor, klimalardan serpilen su damlacıkları zeminle temas eder etmez buharlaşıyordu. Beyaz şemsiyelerini güneşe siper ede ede şehrin sokaklarında koşuşturan onca insan, cehennemi sıcaklara inat dünyayla boğuşmaya devam ediyor ve böylelikle farkında olmadan tabiatının gereğini yerine getiriyordu.

Sıcak Şehir

Ne de olsa herşey, hayat denilen mücadeleye bir yerlerden tutunmak istemeleriyle ilgiliydi eninde sonunda. Üzerinde yaşadıkları ve nereye doğru yol aldığını bilmedikleri bu küre şeklindeki cisim, öyle ya da böyle insanoğlunun yegane oyun sahasıydı. Bu sahada cereyan eden küçük ve (nisbeten) büyük oyunlarda, belli noktalara odaklanmak, insan tabiatı gereği diğer başka noktaların öncelik sırasını etkiliyordu. İşte bu nedenle, kendilerine 'iş' belledikleri şeyleri yapmak üzere beyaz şemsiyelerinin altında hedeflerine doğru ilerleyen insanlar, havaların ısınmasıyla eskisinden de güzel bir sergi alanına dönmüş olan şehr-i İstanbul'un gizemlerine kayıtsız kalıyorlardı.

Örneğin, Galata Köprüsü üzerinden koşar adım Karaköy'e yürüyenler, tepedeki güneşin artık yavaş yavaş kaynatmaya başladığı Haliç'ten yükselen seslere aldırış etmiyorlardı. Oysa Haliç, ayaklarının sadece birkaç metre altında boğazın son canlılarını su yüzeyine kusa kusa fokurduyor, ortaya çıkardığı bu sonsuz güzellikteki manzarayla adeta dile gelerek şehir ahalisine sırlı bir mesaj iletmeye çalışıyordu. Ancak Haliç'in anlatmak istedikleriyle değil, üzerlerine yapışmaya başlayan boğucu derecede nemli havayla ilgilenen insanlar, sadece ve sadece yolları üzerindeki ilk klimalı ortama varmanın derdindeydiler. Yine de, İstanbul (ve hususi olarak Haliç), yıllardır hayat üflemeye çalıştığı bu insanlardan belli ki hala ümidini kesmemişti. Ama herhalde bazı şeyler için bugün de çok erken olmalıydı... Zira aradan saatler geçip de güneş nihayet ufka yaklaştığında insanların sinirleri bir parça olsun yumuşuyordu yumuşamasına, ama gelecek için ümitli olma adına neredeyse hiç kimse küçük bir bahane dahi sunmuyordu bu güzel şehre.

İşin doğrusu, İstanbul anlamını zaten baştan yitirmişti. İstanbul dendiğinde ahalinin aklına artık aynı yerler bile gelmiyordu. Zira İstanbul surların dışına taşmış, Sarayburnu ile Bayezid Camii arasında atan kalbinin sesi artık pek duyulmaz olmuştu. Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Sultanahmet ve Ayasofya, 'etkinlik olsun' niyetiyle okul gezilerinde öğrencilere gösterilen yapılardı artık sadece. Yaz mevsimi gelip de okullar kapandığında ise daha çok turistler gezerdi bu mekanları. Zaten bugün de öyle olmuştu. Sabah erkenden başlayan ziyaretler, mevsim nedeniyle nisbeten daha geç saatlere dek sürmüş, gün boyu sıcaklar nedeniyle litrelerce su tüketen insanlar, akşama doğru büyük bir yıpranmışlık hissiyle dolmaya başlamışlardı.

Güneş batmadan az önce tarihi mekanları terk etmeye başlayan son ziyaretçiler, böyle bir bezmişlik ve tükenmişlikle At Meydanı civarına park edilmiş otobüslerine doğru yürüyorlardı. Meydana çıkan sokakların asfalt zemini, ziyaretçilerin plastik türevi ayakkabı tabanı malzemelerinin gün boyu sıcaktan eriyerek bıraktığı lekelerle doluydu. Belediye işçileri, neredeyse 300 yıl önce köpeklere yem olan Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın cesedinin sürüklendiği bu sokakları birkaç saat sonra özel solüsyonlu bir sıvıyla yıkayacak, eski İstanbul'u bir sonraki güne hazırlayacaklardı. Çünkü hayat illa ki devam etmeli, hiçbir şey oyunun kuralınca oynanmasının önüne geçmemeliydi.

Ancak herkes farkında olmasa da, istisnaların da bu oyunda yeri yok değildi. Dahası, geçmişi çok yoğun gelişmelerle dolu olan bu bir parça ayrıcalıklı yerde yeni bir istisna daha yaşanmak üzereydi. Birkaç dakika sonra güneş tamamiyle gözden kaybolup, birbirine karışan akşam ezanlarının sesleri At Meydanı'nı doldurmaya başladığında, Gülhane Parkı'na çok yakın bir yerden sessiz bir çığlık yükselecekti.



Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (01): Sıcak Şehir
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (02): Kabus
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (03): Düzenleyiciler
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (04): Iberia
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (05): Pamplona
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (06): Montoya Oteli
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (07): Gösteri
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (08): Bunalım
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (09): Gerçek
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (10): Yüzleşme

| Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını dikkate alınız.

 

HAMMADDE DESTEĞİ

Serdar Kaya's Amazon.com Wish List

REKLAMLAR




Soner Hoca