October 18, 2006
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (7): Ölümcül İğne
ABD'de bugün itibariyle 50 eyaletin 38'inde idam cezası uygulanıyor. Bu eyaletlerin 37'si iğne ile infazı benimsedi. (Sadece Nebraska'da halen elektrikli sandalye kullanılıyor.) Teknik adı 'ölümcül enjeksiyon' olan bu yeni yöntem, günümüz itibariyle infaz teknolojisinin son noktası olarak değerlendirilebilir. Ancak iğne ile infaz edilenlerin acısız bir uykuya dalabildiklerini söyleyebilmek için henüz çok erken, zira bu konudaki ihtilaflar henüz sona ermiş değil.

İğne konusundaki ihtilaf, infazlarda kullanmakta olan üç aşamalı enjeksiyondan kaynaklanıyor. Bu aşamalardan ilkinde, bayıltma amacıyla idam mahkumuna sodyum tiopental enjekte ediliyor. İkinci aşamada, panküronyum bromid ya da tübokürarin klorid ile mahkumum kalbi dışındaki tüm kaslarının felç olması sağlanıyor. Son aşamada ise, potasyum klorid ile kalbin durması sağlanıyor ve mahkum ölüyor.
Bu noktada yaşanan ihtilafın temeli, ilk aşamada kullanılan sodyum tiopentalin kısa bir süre sonra etkisinin kaybettiğinin öne sürülmesi – ki bu durum, idam mahkumunun sonraki aşamaları tamamen hissedeceği, ancak kasları felç edildiği için tepki veremeyeceği ve acı çekerek öleceği anlamına geliyor.
2005 yılında Miami Universitesi'nde yapılan bir araştırmada, bu görüşü doğrulayan sonuçlar elde edildi. Araştırmacılar, izledikleri 49 idamın 43'ünde, tiopental seviyesinin ameliyatlarda kullanılandan daha az olduğunu tespit ettiler ve bu nedenle de mahkumların kendilerine yapılanların tamamen bilincinde oldukları sonucuna vardılar. Bu gelişme, idamın gerçekte değil, sadece görünüş itibariyle acısız olduğu şeklindeki görüşü güçlendirdi.
Bu durum karşısında, elektrikli sandalyeden gaz odasına geçmeyi savunanların argümanlarını hatırlamamak elde değil. Zira gaz yöntemini savunanlar, sürekli yanık kokusunun ortadan kalkacağından, mahkumların vücutlarının deforme olmayacağından ve hiçbir fiziksel şiddet görüntüsüne rastlanmayacağından söz ediyorlardı. Halbuki bütün bu 'kozmetik' nedenler, 'mahkumlardan' ziyade, 'tanıkları' ilgilendiriyordu!
Bu gibi ayrıntıları incelerken farklı insan tipleri karşımıza çıkıyor.
Bir grup insan, infaz yönteminin 'teknoloji kullanıldığı ölçüde' insani ve medenileşeceği konusunda ısrarlı davranıyor. Teknolojiye bakışı epey çarpık olan bu grup, geliştirilen her yeni teknolojiyi 'insanlığın yeni bir zaferi' olarak gördüğünden, her yeni ölüm makinesinin bir öncekine oranla daha medeni ve insani olacağını düşünme eğiliminde oluyor.
Bir diğer grup ise, statükoya sadık kalmayı tercih ediyor. Bu grup, yeni olan herşeye şüphe ile yaklaştığından, mevcut infaz yöntemi her ne ise, o yöntemden yana tavır alma eğiliminde oluyor. Bu nedenle de, iple asma yönteminin elektrikli sandalyeye göre çok daha iyi bir yöntem olduğunu düşünen zihniyet, elektrikli sandalye ile idamın olağan algılandığı bir başka döneme gelindiğinde, gaz odasına karşı sandalyeyi savunabiliyor. İple asma artık gündemden kalkmış olduğu için de, gaz odasına alternatif olarak sunulmasına pek rastlanmıyor.
Bu iki gruptan bağımsız olarak, argümanlarını 'mahkuma' değil, 'mahkumu izleyenlere' odaklayanlar ise, ayrıca ele alınması gereken psikolojik vakalar. Ancak geçmişte kimi eyaletlerde infaz gösterileri için bilet satışı da yapıldığından konunun ekonomik bir yönü de yok değil.
Pulitzer ödüllü oyun yazarı Paul Green, 1939 yılında eyalet meclisine yaptığı açıklamada bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getirdi:
Bir gün elektrikli sandalye ve gaz odası, bir korku ve umursamazlık çağının sembolleri olarak Eyalet Müzesinde sergilenecek. Okul çocukları onlara bakacak, ve bu umursamazlık çağına bakmaktayken kendilerini bizden üstün hissedecekler.1
North Carolina eyaletinin merkez hapishanesi personeli, 2 Ağustos 2000 tarihinde gaz odasında kullanılan sandalyeyi tahtadan geniş bir sandığa koyarak bir kamyona yükledi.2 Ertesi gün, News and Observer gazetesi bu gelişmeyi şu başlıkla duyurdu: 'Ölüm Sandalyesi Şimdi Müzede'3
1 News and Observer gazetesi. 11 Şubat 1939.
2 Trina N. Seitz. 2004. "The Killing Chair and the Execution of Allen Foster" The North Carolina Historical Review 81(1): 72.
3 News and Observer gazetesi. 11 Şubat 1939.
Teknolojik İnfaz Yöntemleri
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (1): Elektrikli Sandalye
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (2): William Kemmler'in İnfazı
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (3): Edwin Davis'in Başarıları
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (4): Gaz Odasına Geçiş
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (5): İnfazda Ayrımcılık
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (6): Allen Foster'ın İnfazı
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (7): Ölümcül İğne
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (8): Sonsöz
Okuyucu Yorumları (1)
Yorum Gönder
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Olumcul Enjeksiyon'da da kullanilan potasyum tuzuna (KCl) potasyum klorur diyorlar kimya literaturunde. Cunku endustrilesme 19ncu yuzyil sonlari ve 20nci yuzyilin baslarinda Fransa ile iliskilerimiz sonucu baslamis. Bu yuzden endustride kullanilan cogu yabanci terim halen Fransizca kokenlidir. Potasyum klorid diye bir bilesik isimlendirmesi yok simdilik. Ancak bu hata universitelerdeki tezlerde dahi yapilmakta.
KCl enjeksiyonu sadece idamlarda degil, bugun otenazi uygulamalarinda da yerini aliyor. Otenazi cok kontraversiyel bir konu; dinler tamamen reddetme egiliminde, insan haklari aktivistleri de yaninda gibi gorunuyor simdilik. Ilginc olan nokta, bir insanin baska insan tarafindan oldurulmesini onaylayabilen zihniyetin, ayni zamanda insanin kendi hayatinin tasarrufunda olabilmesini de tamamiyle reddetme egiliminde olmasi.
Otenazi destekcisi bir Alman grubu otenaziyi kolaylastiracak bir de cihaz gelistirmis.
http://www.taraf.com.tr/haberv.asp?HaberNo=3940
Insan haklarini daha cok alt duzeyde tartisabildigimiz Turkiye icin oldukca zor bir konu diye dusunuyorum. (Daha ust duzeyde tartisanlar icin bile oldukca zor herhalde).