October 16, 2006
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (4): Gaz Odasına Geçiş
Elektrikli sandalyenin bugün itibariyle eski ihtişamını yitirmiş olduğu söylenebilir. Ancak bu denşetengiz ölüm makinesinin işinin tamamen bittiğini söylemek için henüz çok erken. Zira artık daha nadiren kullanıyor olsa da, sandalyeler hala can almaya devam ediyor.

Örneğin, Brandon Hedrick, 2006 (iki bin altı) yılının Temmuz ayında ABD'nin Virginia eyaletinde elektrikli sandalyede can verdi. Bu noktada küçük bir bilgilendirme yapmakta yarar var. Şöyle ki, Virginia eyaleti idam konusunda fazlasıyla 'tüketici odaklı' bir tutum sergiliyor ve idam mahkumlarına, 'iğne' ve 'sandalye' arasında bir seçim yapma hakkı tanıyor.
Ancak Brandon Hedrick için sandalye bir tür zorunluluk olmuştu denilebilir. Çünkü, IQ'su 76 olan Brandon, katil ve tecavüzcü olduğu kadar, uyuşturucu müptelasıydı da... Bu nedenle de, avukatlarının 'ölümcül iğnenin, bünyesinde komplikasyonlar oluşturabileceği' yönündeki uyarılarını da dikkate alarak 'Aklın yolu birdir' dedi ve sağlığından yana karar alarak sandalyeyi seçti.
Brandon, yaptığı seçim gereği, infaz günü 1800 voltluk elektrik akımına maruz bırakıldı. İnfaz başladıktan 10 dakika sonra da, ölmüş olduğu bilgisi kayıtlara geçti.
İnsanların yüksek voltajda elektrik verilerek infaz edilmelerine itiraz edenlerin bugün bile var olduğu bir gerçek. Ancak elektrikli sandalyeye getirilen itirazlar, 2006 yılından çok önce, 1930'larda başladı. Gerçi elektrikli sandalye karşıtlığının başlangıcını cihazın yeni yeni kullanılmaya başlandığı yıllara dek götürmek mümkün olsa da, bu yaklaşımın teknik açıdan fevkalade yanlış olacağı açıktır. Zira, o zamanlarda yapılan itirazları, 'yeni olan herşeye karşı çıkan nankör bir kesimin çokbilmişliği' şeklinde yorumlamak fazlasıyla mümkündür. Zaten 1910'lu ve 1920'li yılların 'Elektrikli Sandalyenin Altın Çağı' olarak tarihe geçmiş olması, halkın söz konusu kesiminin bir süre sonra bu teknolojik buluşa karşı içinin ısınmaya başlamış olduğunun son derece net bir göstergesidir.
1930'lu yıllarda elektrikli sandalyenin tahtının sallanmaya başlamış olması, önceki yıllardaki gibi yenilik karşıtlığından ötürü değil, daha insanice adam öldürdüğü öne sürülen yeni bir teknolojik buluşun gündeme gelmiş olması nedeniyledir. Bu yeni buluş, haddini bilmeyip pis işlere bulaşan insanları gaz odasına tıkmayı öngörüyordu.
Bu yeni sistemin çalışma prensibi de son derece basitti. Gaz odasına atılan kişinin ardından kapı kapatılacak, hemen sonra da, odaya dönemin gazetelerinde 'bilinen en ölümcül gaz' olarak nitelendirilen siyanür aktarılacaktı. Memleketi başıboş zannedip suç işlemeye kalkan kişi de, odanın camının ardından manzarayı izleyenlerin gözleri önünde içeriye dolmaya başlayan ölümcül gazı teneffüs etmesiyle birlikte dünyanın kaç bucak olduğunu görecekti!
Bu dahice buluş kapsamında, gaz odalarında infaz edilen mahkumların elektrikli sandalyeye epey benzer bir sandalyeye sıkıca bağlanmalarına da karar verilmişti. Ancak bu sandalye, kesinlikle ve kesinlikle, tamamen elektriksiz olacaktı. Çünkü burada amaç elektrik vermek değil, infaz edilecek olan kişinin gazı akciğerine çekmesiyle birlikte giderayak sağa sola saldırarak seyirciler için hiç de hoş olmayacak görüntüler vermesinin önüne geçmekti. Zaten gaz odasının insani olmasının en büyük sebeplerinden biri de, yanık kokularının ve vücutta oluşan deformasyonların önüne geçilmesiydi. Estetik kaygılar bu denli ön planda iken, odanın içinde başıboş bırakılan pis herifin kendi canının derdine düşüp odanın içinde sağa sola saldırarak herşeyi berbat etmesi elbette kabul edilebilir bir şey değildi.
Diğer yandan, can çekişen bir insanın, sandalyeye bağlı olmasının, acıyla mücadele adına kendisine sunacağı büyük avantajları da unutmamak gerekir. Zira infaz edilen kişinin, sandalyeye bağlı bulunduğu kemerlere var gücüyle asılarak haykırmak suretiyle, gazın neden olduğu acıyla baş edebilmesinin bir parça olsun kolaylaşacağı açıktır. Can havliyle kafasını gözünü duvarlara vurmasının ve ortalığı kan revanla pisletmesinin ise, ne kendisine, ne de seyircilere bir faydası olmayacaktır.
İlgili kaynaklara baktığımızda, gaz odası yöntemine geçen yetkililerin, odadaki sandalyenin elektrikli bırakılması konusunda herhangi bir ısrarda bulunduklarına rastlamıyoruz. Bu durumu yeni geliştirilen gaz yöntemine olan güvenleri nedeniyle gazın tek başına yeterli olacağını düşünmelerine bağlamak mümkün. Ama yeni bir teknoloji geliştirildiğinde bu elbette elimizdeki diğer teknolojilerin çöpe atılmasını gerektirmez. Bir başka deyişle, iki teknolojiyi bir arada ahenk içerisinde kullanmak da pekala mümkün olabilir. Bu nedenle gaz odası sistemine geçen yetkililer pekala bir yandan sandalyeden elektrik vermeyi de düşünebilir, iki teknolojiyi bir arada kullanabilirlerdi. Ama bu konuda söz konusu kişilerin üzerlerine gitmek de pek anlamlı değil. Çünkü o yıllarda iş başında olan kanun yapıcılar elektrikli sandalye karşıtlarının yoğun karşı propagandası altında görev yapıyorlardı. Bu nedenle gaz odası yöntemi elektriksiz uygulandı. Ama elektriksiz olması da, bu sistemi,bütün üstünlüklerine rağmen, elektrikli sandalyenin uğradığı haksızlıklardan kendini kurtaramadı. Bunun nedeni, William Kemmler'in 1890 yılında elektrikli sandalye üzerinde yaşadıklarının bir benzerini 1935 yılında gaz odasında tecrübe eden Allen Foster'ın, teknoloji düşmanlarının ellerine yeni kozlar geçmesine neden olmuş olmasıydı.
Herkesi aynı anda memnun etmenin mümkün olmadığı malum olsa da, Allen Foster örneği, bazı insanlara hiçbir şekilde yaranılamayacağı konusuna son derece net bir örnektir.
Teknolojik İnfaz Yöntemleri
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (1): Elektrikli Sandalye
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (2): William Kemmler'in İnfazı
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (3): Edwin Davis'in Başarıları
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (4): Gaz Odasına Geçiş
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (5): İnfazda Ayrımcılık
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (6): Allen Foster'ın İnfazı
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (7): Ölümcül İğne
Teknolojik İnfaz Yöntemleri (8): Sonsöz
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters

Yorum Gönder